Yeşeriyorum

Ne Kürt Ölsün Artık Ne De Türk!

Roda Uyanık

‘O zaten büyüdüğünde terörist olacaktı, iyi ki öldü…’

Bu ve buna benzer insanlık dışı yorumlara birçok haber sitesinde rastladığım için bu cümle etrafında çevireyim istedim esas can yakan meseleyi. Geçen gün Şırnak’ın Cizre ilçesinde 18 aylık bir bebek annesinin kucağında başına isabet eden gaz bombası ile ağır şekilde yaralandı, hâlâ yoğun bakımda. Valilik yaptığı açıklamada, bebeğin başına isabet edenin bomba değil taş olduğunu söyledi (!) . Diyarbakır’ın Lice ilçesinde de karnından vurulan Ceylan Önkol’un raporu tamamlanıp açıklandı. Meğer o güzel gözlü Ceylan’ın canı sıkılmış da elindeki tahta parçasıyla cinsi tespit edilemeyen bir bomba atarla oynamış. O kadar çok kurcalamış ki bomba patlayıvermiş ve Ceylan’ın eli değil karnı parçalanmış. Ne ilginç değil mi? Eli sağlam ama karnı parça parça… Yani Ceylan kendinin katili(!) açıklanan rapora göre.  Oysa Ceylan’ın ağabeyi diyor ki; ‘her taraf karakol, kardeşimin elindeki tahta parçasını silah sanmışlar, onu terörist sanmışlar’

Bunun üzerine hiçbir şey söylemeyeceğim…

Benim içimin kandan şelalesi akmaya devam ederken, Ceylan’ın annesi Kürtçe yaktığı ağıtın arasına öyle bir aman katıyor ki…

‘ Kızım savcı olmak istiyordu. Savcılardan, yetkililerden rica ediyorum (hâlâ rica ediyor), bu olayı çözsünler. Benim Ceylanımın bağırsakları dışarı çıkmıştı. Doğruyu söylesinler. Yeter artık! Benim kızım öldü başkaları ölmesin. Bu savaşı bitirin! Ne Kürt ölsün artık ne de Türk! Biz kardeşçe yaşayalım! Benim ciğerim yandı, başka kimsenin yanmasın, bu son olsun!’

Bu ağıt ve barış isteği ne kadar etkiledi okuyanları? Ya savaşta ısrar edenleri? Ya bu Kürt çocuklarının ölümüne sevinen faşistleri?

Hangi anne çocuğunun ölü parçalarını toplayıp gömdükten sonra Barış gelsin artık kimse ölmesin diyebilir? Biz bu anneyi dinlerken bile isyan ederken, yüreğimiz katran yeri kabullenemezken…

O zaten büyüdüğün de terörist olacaktı, iyi ki öldü’ sevincine karşılık bir annenin ağıt yakarken barış istemesi ne dayanılmaz bir acı!

Bu vahşete seyirci kalan utanmazlar, bu vahşete sevinen her yerde cirit atan insan kılığında ki şeytanlar!

Sizin varlığınız Saliha Önkol’un zerre kadar umurunda değil. O, başındaki ak tülbendin üzerinde alnını bağladığı siyah yazma içinde tutuyor yasını. O, yüreğinin nefessiz, Ceylansız bırakılmış odalarında yaşamaya çalışırken barış gelsin artık, yeter! Diyebiliyor. Ve ondaki bu yürekliliğin milyon da birine bile sahip değilsiniz siz.

Ve gelinen son nokta: Bu acı Barış çığlığına rağmen it ürür kervan yürür hâlâ…

Kategori: Yeşeriyorum