İfade ÖzgürlüğüManşetMedya-İnternetTürkiye

Müyesser Yıldız ve Aziz Oruç’a tahliye

Odatv Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ve TELE1 Ankara Temsilcisi İsmail Zeki Dükel ile onlara bilgi sağladığı iddia edilen astsubay Erdal Baran hakkında açılan davanın ilk duruşması, Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. 155 günlük tutukluluğunun ardından ilk kez duruşmaya çıkan Yıldız, tahliye edildi. Mahkeme heyeti,  yazılan müzekkerelerin cevaplarının beklenmesine ve Erdal Baran’ın tutukluluğuna devam kararı aldı. İsmail Dükel’in ise imza şartı kaldırıldı ancak yurt dışına çıkış yasağı devam ediyor. Dava 6 Ocak 2021 saat 09:30’a ertelendi.

Müyesser Yıldız, 11 Haziran’da sevk edildiği sulh ceza hakimliği tarafından “siyasal ve askeri casusluk” suçlaması nedeniyle tutuklanmıştı. Yıldız’a isnat edilen suçlamayla ilgili olarak da “Kim bu Hafter’le görüşen Türk komutanlar” ve “Libya’ya hangi komutan gitti… Yerine kim geldi” başlıklı haberleri delil olarak gösterilmişti.  

“Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama” suçunu zincirleme işledikleri gerekçesiyle her üç sanık hakkında da 6 yıl 3’er aydan 17 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyordu. 

Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi, CHP milletvekilleri, KUMPASDER üyeleri, Türkiye Gazeteciler Sendikası temsilcileri ve okurları adliye önüne gelerek, Müyesser Yıldız’a desteklerini bildirdi. 

Astsubay Baran: İstihbarat raporu yok, kafadan attım

Duruşmada astsubay Erdal Baran, dava dosyasına giren tapelerde istihbarat raporu diye bahsettiği bilgilerin istihbarat raporu olmadığını, kendisini önemli göstermek için öyle dediğini, söylediği pek çok şeyin “kafadan atma” olduğunu ve kendisine herhangi bir istihbarat raporu gelmediğini ifade etti.

Baran’ın mahkemedeki ifadesi şöyle:

“Türk askerinin Libya’ya gitmesi olayı Aralık 2019’dan itibaren tartışılmaya başlamıştı. 7 Ocak’ta TBMM‘de tezkere çıktı. Bununla birlikte tüm Türk medyası ve uluslararası medya konuyla ilgili haber yaptı. Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel ile tanışıklığımız var. Gerek sosyal medyada gerek ulusal ve uluslararası basında gündeme gelen konularla ilgili ben onları ararım, onlar da beni arar. İddianamede yer alan tapelerdeki konular açık kaynaklardaki konulardır.

Libya’da, Suriye’de neler oluyor diye sorardı Müyesser Yıldız. Ben de basından okuduğumun üstüne katarak anlatırdım. Bir olay olduktan sonra İsmail Dükel’i arardım, haberi olmazdı bazen.”

Yıldız: Savunma yapmayacağım, hukukunuzu tanımıyorum

Savunması sorulan Müyesser Yıldız, mahkeme başkanına hitaben, “Sorularınızla öyle bir hava çizdiniz ki gazeteci sanki öcü, sanki hiçbir dostu olamazmış gibi. E.B. ile sohbetimizin buralara gelmiş olması üzücü” dedi. “Huzurunuza gelmeme sebep olan, bir iddianame değil, bir intikamnamedir. O yüzden sözlerimin başında bu intikamnameye karşı herhangi bir savunma yapmayacağımı belirtmek istiyorum” diyen Müyesser Yıldız, şunları kaydetti:

“Ancak öncelikle benimle birlikte bedel ödettirilen, ailem başta olmak üzere ilk günden itibaren kurulan bu tezgâha inanmayıp, bana sahip çıkan insanlar için ve elbette tarihe not düşme adına söyleyeceklerim var.

Dokuz yıl önce Oda TV kumpasında topluca tutuklandık ve yine bu ayda hâkim huzuruna çıktık. Orada ne söyledim? Sayın Erdoğan 10 ay hapis cezasına çarptırıldığında, ‘Bu karar kanuni olabilir, ama hukuki değil. Hukukunuzu tanımıyorum’ demişti. İşte bu sözleri hatırlatıp, ‘Bize yapılanlar kanuni bile değil. Ben de hukukunuzu tanımıyorum. O yüzden savunma yapmayacağım’ dedim.

Ne yazık ki, bugün de aynı sözü tekrarlamak durumundayım. Baştan itibaren kanun, hukuk ve ahlâk tanımadan oynanan bu kirli oyunu, şimdi sizlerin huzurunda savunma yaparak, sanki hukuk varmış, adalet tecelli edecekmiş gibi sürdürmek ve legalleştirmek istemiyorum.

Bu intikamname önünüze geldiğinde lâyık olduğu yere, tarihin çöplüğüne göndermenizi dilerdim, ama yapmadınız. Oysa bunu kabul ettiğiniz gün, tensipte aldığınız kararlarla, o kağıt yığınının ne kadar pervasızca derlendiğini tespit edip ortaya koyan sizlerdiniz. Ancak hâlâ bir fırsat var. Bizi yargılamakla zaman geçirmek yerine, ‘Seni hiçbir delil, belge olmadan, hukuku ayaklar altına alarak hapse attık. Sebebi de bazı büyüklerimizi rahatsız etmen’ mesajının verildiği bu intikamnameyi hazırlatanların peşine düşülmesi.

Burada ne var? Hedef belli: ben… İyi de yıllardır görmediğim değerli gazeteci İsmail Dükel’den, hastalığı olan gariban bir astsubaydan ne istersiniz? Doğrudan, ‘Seni alıp içeri atıyoruz’ dense daha insani ve mertçe olur, hukuk da böyle iğfal edilmezdi.”

Gazeteci İsmail Zeki Dükel de savunmasında, “Bir ülke gazetecisi kadar özgürdür. Dün akşam bir bakan istifa etti. Söyleyemeyen, yazamayan medya ortada. Bir gazetecinin neden yargılandığına buradan başlamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

Aziz Oruç’a da tahliye

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde 11 Aralık’ta gözaltına alınan gazeteci Aziz Oruç, çıkarıldığı mahkemede ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklanmıştı. Gazeteci Aziz Oruç, bugün Ağrı’da tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşmasında adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Duruşma 16 Nisan 2020 tarihine ertelendi. 

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri gazeteci Aziz Oruç hakkında açılan davalar nedeniyle üç yıl Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde yaşamıştı. Avrupa’ya gitmek için İran üzerinden geçtiği Ermenistan sınır kapısında gözaltına alınan Oruç, Ermenistan polisinin şiddetine maruz kalmış; sonrasında İran askerlerine teslim edilmişti. Oruç, 11 Aralık 2019’da İran’dan Türkiye tarafına çıplak halde mayınlı bölgeye atıldı. 

Oruç, iddianamesi hazırlandığında 174 gündür tutukluydu. ‘Zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek başka bir davadan yargılanan Oruç, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 2 Mart’ta 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.