İfade ÖzgürlüğüManşet

Kavala’dan Henri Barkey açıklaması: Savcılık yemek yediği kişinin ben olmadığımı başından beri biliyordu

0

Gezi Davası‘nda hakkında müebbet hapis cezası verilen ve dört buçuk yıldan bu yana tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, birkaç gün önce yeniden gündeme gelen ‘Henri Barkey‘le yemek yediği iddialarına’ karşı bir açıklama yayımladı.

Kavala’nın 18 Temmuz 2016’da Eski CIA Danışmanı Henri Barkey ile Karaköy‘de yemek yediği iddiası, kendisi hakkında düzenlenen iddianamede de kullanılmış ve Kavala’ya yöneltilen ‘casusluk’ suçlamalarına da dayanak olarak gösterilmişti.

Barkey iki gün önce konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak o gece yemek yediği kişinin Kavala değil, gazeteci Aslı Aydıntaşbaş olduğunu açıklamış ve şunları söylemişti:

“2018 itibariyle AKP medyası, Osman Kavala ile yaşadığım tesadüf karşılaşmayı büyük bir komploya çevirdi. Ekim 2020’de ise savcılık absürt ve uydurma bir iddianame ile Sayın Kavala ve beni darbe planlamak ile suçladı. O tarih itibarıyla Sayın Kavala halihazırda hapisteydi ve bu yeni iddianame tutukluluk halinin devam etmesi için kullanılan bir hileydi.”

Kavala da Barkey’in bu açıklaması üzerine tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden yaptığı açıklamada, “Barkey geçen gün, kendisi ile yemek yiyen kişinin ben olmadığımı açıkladı. Savcılık bu gerçeği baştan beri gayet iyi biliyordu” dedi:

“Emniyet görevlileri lokantada yaptıkları araştırmada, o akşam kimlerin hangi masalarda oturduğu bilgisine ulaşmıştı. Emniyet’te yapılan sorgumda da bu durum teyit edilmişti.

Gezi davasının beraatle sonuçlanmasından sonra hazırlanan ve kendisinin ‘Barkey ile 15 Temmuz darbe girişimini organize ettiğini ve casusluk faaliyetlerinde bulunduğunu’ söyleyen ikinci iddianamede bu olay planlı bir buluşma ve bir görüşme olarak değiştirildiğini hatırlatan Kavala, şunları söyledi:

“İkinci iddianamede yapılan tek manipülasyon bu değildi. Birbirine yakın baz istasyonlarından verilen sinyaller Barkey ile sık sık buluştuğumun delili olarak gösterildi. Oysa çakışmanın neden kaynaklandığı, HTS kayıtlarından açıkça görülüyordu: Çakışma, benim telefonumun Elmadağ’daki çalışma ofisimin bitişiğindeki baz istasyonundan, Barkey’in telefonunun da kendisi Taksim’e gittiğinde civardaki baz istasyonlarından sinyal vermesinden kaynaklanıyordu.

Daha vahimi, iddianamede, böylesi sözde deliller göstermeye dahi ihtiyaç duyulmadan, benim darbe hazırlığı amacıyla FETÖ/PDY’nin sorumlularıyla irtibata geçtiğimin, birlikte faaliyetlerde bulunduğumun yazılmış olmasıydı.”

Çizim: Murat Başol

‘Delilleri nesnel olarak değerlendirme yükümlülüğü ülkemizde fiilen ortadan kalkmıştır’

Gezi Davası’nda beraat kararları bozulduktan ve iktidarın istediği türden cezalar verildikten sonra ‘ne pahasına olursa olsun tutukluluğu devam ettirmek için hazırlanmış olan bu düzmece casusluk suçlamasına gerek kalmadığını’ belirten Kavala, şöyle devam etti:

İddia makamının olayları ve olguları tarafsız bir gözle inceleyerek lehte ve aleyhte delilleri nesnel olarak değerlendirmesi ve mahkemeyi dürüstçe bilgilendirmesine ilişkin yükümlülüğü, yasalarımız ve AİHM normları tarafından belirlenmiştir.

“Bugün ülkemizde bu yükümlülük fiilen ortadan kalkmıştır.

Hukuksuz yargılamalar, siyasi etki altında olan savcıların olguları saklama, tahrif etme, komplo teorilerine göre anlamlandırma yöntemleriyle hazırladıkları iddianameler üzerinden yürütülmektedir. Karaköy lokantasında Henri Barkey ile yemek yediğim iddiası bu davranışın küçük ama oldukça aydınlatıcı bir örneğidir.”

 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.