Yeşeriyorum

Mor Gabriel Davası ve Referandum Süreci / Zeynep Tozduman

0

Önümüzde bir referandum süreci var. Sistem bizi Evet veya Hayır arasında tercih yapmaya zorluyor durmaksızın. Demokratik ve hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülkede üçüncü cepheyi ya yok sayıyorlar ya da görmemezlikden geliyorlar.

Boykot’cuların kullandığı  her oy ya Evet’e yarayacak AKP kazanacak ya da Hayır’a yarayacak militarizme yarayacak şeklinde düşünceler ile boykot’un etkisiz kuvvet olduğunu anlatan söylemleri anlamak ise mümkün değildir.

Bu ülkede yeniden yazılan anayasa; demokratik, eşitlikçi, emekçileri, azınlıkları bu ülkenin asli unsuru olan Kürtleri, Kadınları, Anadilde eğitim hakkı gibi en temel insan hakkını, Cezaevinde yatan siyasi tutsakları ve cezaevi sorunlarını, faili meçhulleri, yargısız infazları, Politik ve etnik kimliğinden ötürü vatandaşlıkdan çıkarılanların tekrar iadeyi itibarları geri verilecek, TMK mağduru çocukları koruyacak, çocuk yaşda ölümleri önleyecek bir düzenleme var da boykotçuların mı? Haberi yok.

Cumhuriyetin kurulduğundan 20 Ocak 1921 teşkilatı esasiyeden bu yana bütün anayasalar antidemokratik ve tek tipçiydi. Tek bayrak, tek millet, tek din anlayışıyla beslenen anayasalar dönem, dönem darbe anayasası ile daha militarist daha İslamcı hale getirilmiştir bu ülkede. 1960–1971–1980 darbeleri ve 28 Şubat 1997 postmodern askeri muhturalarıyla zaten demokratik olmayan anayasa daha faşizan hala getirilmiştir. Her darbe bu ülkeyi ekonomik ve siyasal alanda en az yirmi yıl geriye götürmüştür. Ve yine her darbede en çok bedel ödeyenler devrimciler, azınlıklar, Aleviler, emekçiler, kadınlar ve Kürtler olmuştur. Bu Türkiye’nin değişmez kaderidir. Her darbe girişiminden sonra zaten yok edilmiş azınlıkların nüfusu biraz daha azalmıştır.

Azınlıkların hakları olan vakıflar, vakıf arazileri ve kiliseleri, tarihi eserleri ise yıllardır antidemokratik bir şekilde kamulaştırıp referanduma çeyrek kala kilise açılışları ile ötekinin gözünü boyayarak mı? Sistem demokrat olacak. Bu referandum bir aldatmacadır. Azınlıkları, Alevileri, Kürtleri, Emekçileri, kadınları kapsamayan ve en geniş halk kitlelerinin müdahil edilmediği bir anayasa, antidemokratik bir anayasa olacağından referanduma boykot diyorum. Bu ülke anayasası ne zaman ki Ötekileri ve asli unsurları İnsan merkezinin ortasına alırsa, aldığı kadar, kendi insanlığına bir adım atmış olacak ki ancak o zaman bir anlam kazanacak.

Azınlıklarla ilgili en güzel örnek daha dün 13 Ağustos 2010 da Mardin-Midyad’da Mor Gabriel (1600 yıllık Süryani halkına ait olan manastır) davasını Yargıtay bozarak, sınır tespit davasını Süryani halkına kaybettiren anlayışlar hep o bildik Kemalist, İslamcı ve milliyetçi zihniyetin bu ülkede ne kadar egemen olduğunu bize bir kez daha göstermiştir. Mardin-midyat’da Süryaniler lehine kazanılan davayı, temyize giden davacı AKP’li Süleyman Çelebi’nin aşiretine kazandıran Yargıtay’ın bu kararı siyasi bir karardır. Mor Gabriel’e davayı kaybettiren anlayışlar; bir yandan da Türkiye’de ve bölgede Süryani cemaatlerinden Evet oyu almak için Tv. ve medyalara çıkıp Ötekilerden ne kadar destek aldıklarını beyan ededursunlar, yaptıklarının çifte standart olduğunu kundakdaki bebek bile anlamıştır. Bir yandan Midyad-Enhil (Yemişli) de iki kilise ve Süryanilerin dönüşünü simgeleyen şato açılışına devlet erkanı olarak katılacaksın, diğer yandan da Mor Gabriel sınır tespit davasını kaybettireceksin. Takiyeciliğin bu kadarına da pes doğrusu. Geçtiğimiz günlerde ise Trabzon’da Sümela manastırının 88 yıl sonra ilk kez devlet töreniyle ayine açılması hep aynı siyasi manevra olduğunu düşündürüyor bizlere.1979’dan bu yana 77 Süryani’nin faili meçhul cinayetleri, Rahip Santoro cinayeti, Malatya’daki misyoner cinayetleri, Hrant Dink davası, aydınlanmadan, geçmişimizle yüzleşmeden her gün bir kilise, manastır açsanız neye yarar. Bu gün devlet töreniyle açarsınız, yarın bir genelge ile açılan kilise ve manastırları camiye veya herhangi bir şeye çevirirsiniz nasılsa. Onca acılar, onca kayıplar, onca sürgünler yaşayan, yaralarından keder damıtan Ötekilerin, gözyaşlarını bir manastır açarak mı? Silecek sistem. Salt bu yüzden bu güne kadar ki mevcut anayasalara ve yamalı bohçaya benzeyen yeni anayasaya boykot diyorum.

2003 yılında değişen imar yasası AB’ye uyum gereği cami ibaresi yerine ibadethane olarak değiştirilerek, kilise ve manastır restorasyonları ve yapımı önündeki engeller kalktı mı? AKP hükümeti hemen ek bir genelge yayınlayıp kilise restorasyonları ve yapımı ile ilgili kararı valiliğin iznine tabii tutmadı mı? Midyad’daki ve Sümela’daki kilise ve manastırların açılması Elbette 88 yıllık bir özlemin giderilmesi açısından güzel bir şey. Ama farklı inançlardan, referandum veya seçim adına umutları çalmadan geçici bir bahar olmamak kaydıyla yasal düzenlemeler yapılırsa o zaman hep birlikte alkışlarız. Bu yüzden diyorum ki, Ötekini içermeyen, insanı merkez almayan bir anayasadan bana ne? Bundandır ki, Senaryosunu bizim yazmadığımız bir anayasanın aktörü de olmayacağım.

Bu ülkede yaşayanların, evrensel hak ve özgürlüklere sahip, ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken ve benzeri hiçbir ayrım yapılmaksızın herkesin eşit olduğunu kabul eden, tarihsel ve kültürel mirasa sahip çıkarak farklılıkları güzelleştiren bir anayasa yazılana dek benim bireysel tercihim Boykot diyorum ve herkesi boykota davet ediyorum.

Kategori: Yeşeriyorum

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.