DünyaManşet

Michigan Su Savaşları: Flint şehri sakinleri zehirli su için para öderken Nestlé milyonlarca galon suyu bedava alıyor.

While Flint drinks poisoned water, Nestle pumps 400 gallons of water per minute from aquifers that feed Lake Michigan.

Flint, Amerika Birleşik Devletleri’nin Michigan eyaletinde, Genesee ilçesinde yer alan bir şehir. Şehir, Flint Nehri üzerinde bulunuyor. Huron Nehri’nden su ihtiyaçları karşılanan Flintlilerin su kaynağı Nisan 2014’de değiştirildi. Şebekeye kurşun kirliliği bulunan ve kamu sağlığı tehlikeye atan zehirli Flint Nehri suyu bağlandı. Su değişiminin 10 kişinin ölümüne sebep olan ve 77 kişiyi etkileyen lejyoner hastalığı salgınının nedeni olabileceği düşünülüyor. Flint şehrinde yaşayanlar bir yandan şişelenmiş su içmeye, bu suyla yemeklerini pişirmeye hatta banyo yapmaya zorlanırken, diğer yandan hala ülkedeki en yüksek su faturalarını ödüyor. Democracy Now‘un Michigan’daki şişelenmiş su sektörünün az bilinen hikayesini konu eden videosunun deşifresini Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Eray Uygur bizler için Türkçeye çevirdi.

***

Democracy Now (Şimdi Demokrasi)’nin özel bölümü ‘Demokrasi’ye Susamak: Bir Amerikan Şehrinin Zehirlenişi’ ile karşınızdayız. Flint şehri sakinleri içmek, yemek pişirmek ve hatta banyo yapmak için bile şişe suları kullanır, üstüne üstlük zehirli suları için ülkedeki en yüksek su faturalarını öderlerken, biz de kameralarımızı Michigan’daki az bilinen şişelenmiş su sektörüne çevirdik.

2001 ve 2002’de Michigan Çevre Kalitesi Departmanı, şimdi dünyanın en büyük şişelenmiş su şirketi olan Nestlé’ye, Michigan Gölü’nü besleyen kaynaklardan dakikada 400 galon su pompalama izni verdi. Böylece Nestlé ve kuyularının bulunduğu Mecosta kasabası sakinleri arasındaki 10 yıl süren yasal anlaşmazlık başlamış oldu. Mecosta kasabasında gerçekleşen bu hikâyenin en ilgi çeken noktalarından biri ise Nestlé’nin devlete ödediği küçük bir izin ücreti ve arazi sahibine ödediği kira bedeli haricinde su çıkarmak için hiçbir harcama yapmıyor oluşu. Aslına bakarsanız şirket şişelenmiş su tesisini buraya yapması karşılığında Michigan eyaletinden 13 milyon dolar vergi indirimi almış.

While Flint drinks poisoned water, Nestle pumps 400 gallons of water per minute from aquifers that feed Lake Michigan.

While Flint drinks poisoned water, Nestle pumps 400 gallons of water per minute from aquifers that feed Lake Michigan.

Nestlé’nin Michigan’daki sözcüsü Deborah Muchmore. Kendisi yakın zamanda emekli olup lobicilik yapmaya başlayan, Michigan valisi Rick Snyder’ın eski ekip şefi Dennis Muchmore’un eşi. Nestlé ile görüşerek bu hikâye hakkında bir yorum almak istedik. Deborah Muchmore ile görüşemedik ama Nestlé Suları’ndan ulaşabildiğimiz Jane Lazgin ‘’Muskegon Nehri havzası ve onun sürdürülebilirliği konusunda kararlıyız. Su kullanımımız her zaman izinlidir ve izin verici otoritelere uyumludur.’’ dedi.

Ancak Mecosta Kasabası sakinleri bu konuda farklı görüşler bildiriyorlar. Nestlé ve dünyanın içilebilir su kaynaklarının %20’sini oluşturan Büyük Göller havzası için yapılan bu mücadeleye yakından bakalım.

Amy Goodman: Şimdi Demokrasi’yi izliyorsunuz. Ben Amy Goodman. Michigan Eyaleti’nin Flint şehrindeyiz. Dünü, cumartesi gününü, komşularını ‘Suları var mı?’, ‘Filtreleri çalışıyor mu?’, ‘Evde çocukları var mı?’, ‘Çocuklar sudaki kurşun için test edildiler mi?’ diye kontrol eden, onlara iyi komşuluk örneği gösteren ve şişelenmiş su temin eden vatandaşları takip ederek geçirdik. Öğrendiğimiz en dikkat çekici noktalardan birisi vatandaşların kurşunla zehirlenmiş suları için hala su faturası ödüyor olduklarıydı.

Geçen gece Michigan, Flint’e ilk vardığımızda tam buraya, Flint Belediye binasının arkasına geldik. Burada Ulusal Muhafızlar su dağıtıyordu. Bugün ise bir tabela var: Flint Su Dağıtım Merkezi. Bize bir kasa Ice Mountain (Buz Dağ) %100 Doğal Kaynak Suyu verdiler. Bir Nestlé ürünü.

Buradaki insanların konuştuğu konulardan biri de buranın iki saat kuzeyinde bir şişeleme fabrikası olan Nestlé’nin Michigan Gölü’nden ücretsiz olarak su aldığı. Bugün o bölgede yaşayan ve yıllardır Nestlé’ye karşı yasal mücadelelerini sürdüren bir grup kadınla görüşmek üzere, Nestlé’nin şişeleme fabrikasının bulunduğu kuzeydeki Mecosta kasabasına gidiyoruz. Haydi gidelim!

Ben Amy Goodman. Şimdi Demokrasi’yi izliyorsunuz. Stanwood, Michigan’dayız. Detroit’in üç saat kadar kuzeyindeyiz. Nestlé’nin Ice Mountain şişelenmiş su tesisi burada. Yanımızda Peggy Case var. Kendisi Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’nin şu anki başkanı. Bize bu santralden bahseder misin Peggy?

Peggy Case: Nestlé’nin şişelenmiş suları buradan kamyonlarla dağıtılıyor. Suları bizim kaynaklarımızdan alıyor ve dünyanın dört bir yanına gönderiyorlar.

Amy Goodman: Michigan Gölü’nü besleyen kaynaklardan dakikada 200 galon su çekildiği doğru mu?

Peggy Case: Evet. Bu tesise birçok kaynaktan su çekiliyor. Biri Mecosta’da ikisi ise Everett’te. Bunlardan şu anda dakikada 218 galon su çekiyorlar ve bu rakamı 400’e çıkarmak istiyorlar.

Amy Goodman: Ama siz onları durdunuz, 10 yıl süren bir dava ile.

Peggy Case: Doğru.

Amy Goodman: Michigan Gölü’nü besleyen kaynaklardan çektikleri dakikada 200 galon su için ne kadar para ödüyorlar?

Peggy Case: Bildiğim kadarıyla hiçbir şey ödemiyorlar.

Amy Goodman: Gidip Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği ile konuşalım.

Amy Goodman: Merhaba.

Peggy Case: Merhaba, içeri gelin.

Amy Goodman: Nasılsınız?

Peggy Case: İyiyim. Ben Peggy Case.

Amy Goodman: Peggy, merhaba. Tanıştığımıza çok sevindim.

Terry Swier: Merhaba, ben Terry Swier.

Amy Goodman: Merhaba Terry.

Terry Swier: Tanıştığımıza memnun oldum.

Glenna Maneke: Merhaba, ben Glenna.

Amy Goodman: Merhaba, Glenna, nasılsın?

Terry Swier: Benim adım Terry Swier. Flint, Michigan’dan 2,5-3 saat uzaklıktaki Mecosta kasabasında yaşıyorum. Nestlé’ye ilk davayı açtığımızda Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’nin başkanı bendim.

Peggy Case: Ben Peggy Case. Michigan eyaletinin Traverse şehrinde yaşıyorum. Mecosta’nın iki saat kadar kuzeyindenim. Terry ayrıldığından bu yana Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’nin başkanlığını yapıyorum.

Glenna Maneke: Merhaba, ben Glenna Maneke. Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’nin yönetim kurulundayım ve şu an mali işler sorumlusuyum.

Amy Goodman: 2000 yılında Nestlé ilk kez Mecosta’ya geldiğinde ne yapmak için geldiklerini açıklar mısınız?

Terry Swier: 2000 yılında Nestlé’nin Mecosta’ya geldiğini ve seçilmiş yetkililerle toplantılar yaptığını öğrendik. Suyu alıp, şişeleyip, satabilecekleri bir santral için yer arıyorlardı. Nestlé’nin temelde yaptığı şey, bizim olan suyu alıp yine bize satmak.

Amy Goodman: Peggy Case, bize aldıkları suyun nereden geldiğini, kaynağını açıklayabilir misin?

Peggy Case: Nestlé’nin burada ve eyaletimizin başka yerlerinde şişelediği sular Büyük Göller havzasından geliyor. Buradan geçen Ölü ve Soğuk çayları Küçük Muskegon Nehri’nde birleşiyor ve son olarak Michigan Gölü’ne boşalıyor. Yani Büyük Göller havzası. Bu sular hepimize ait. Mecosta’lıları en çok sinirlendiren sebeplerden biri de bu suların bizim çevremizdeki sulardan alınmış olması. Ölü Çayı bir seferinde neredeyse bir bataklık haline gelene kadar suları çekildi ve bu sular şişelenip dünyanın her tarafına gönderildi.

Amy Goodman: Nasıl oluyor da bu sulardan inanılmaz derecede kâr eden Nestlé derelerden aldığı bu sular için hiç para ödemiyor?

Peggy Case: İlk olarak suları özel bir arazideki kuyudan çekiyorlar. Benim evime gelip bahçemdeki kuyudan su çekip tankere doldurmak isteselerdi de bir farkı olmazdı. Ve ben izin verseydim, bunu yapmaya hakları olurdu.

Amy Goodman: Ama çok büyük miktardaki bir kamu kaynağından bahsediyoruz. 4-5 kişilik bir ailenin ihtiyacından bahsetmiyoruz. Yılın her ayı, her günü dakikada çekilen 400 galon sudan bahsediyoruz.

Peggy Case: Evet. Bu bir suç.

Amy Goodman: Neden bu kamu kaynağını kullananın para ödemesini gerektiren bir kanun yok? Sonuçta siz, örneğin bir Ice Mountain şişe suyu almak isteseniz, para ödüyorsunuz?

Peggy Case: Bunun neden yasal olduğunu bilmiyorum. Devletten bunu yapmalarına müsaade eden bir izin almışlar. Ben şahsen suyumuza bunu yapmamamız gerektiğine inanıyorum. Suyu özelleştirmemeliyiz.

Amy Goodman: Terry, bize bu 10 yıl süren dava sürecini anlatır mısın?

Terry Swier: Bir gezici mahkeme ile başladık. Nestlé’nin önerisini dinledik ve onlara dava açmamız gerektiğine karar verdik. Bu Nestlé’nin, suyumuzu istediğimizi, suyumuzu koruyacağımızı ve bu suyun onların değil bizim olduğunu fark etmesini sağlamanın tek yoluydu. Bu süreç daha önce de söylediğim gibi sekiz yıl kadar sürdü. Bu süre zarfında avukat ve diğer mahkeme masraflarıyla beraber bir milyon dolardan fazla para harcadık.

Amy Goodman: Glenna Maneke, sen Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’nin mali işlerine bakıyorsun. Nestlé ile mücadele için gereken bu kadar parayı nasıl topladınız?

Glenna Maneke: Her kuruş için mücadele ettik. Kendi aramızda ve ulaşabildiğimiz herkesle %50-50 eşya piyangoları düzenledik. Evlerin bahçelerinde satışlar yaptık, hibelere başvurduk, pasta börek sattık. Börekler de bu satışların bir parçasıydı.

Amy Goodman: Ne böreği?

Glenna Maneke: Bu börek Michigan’a özgü, etli ve sebzeli bir börek.

Amy Goodman: Bunlarla ne kadar para toplayabildiniz?

Glenna Maneke: Şu an hiç borcumuz yok.

Peggy Case: Hiçbir şirketten ya da hükümetten destek almadan bir milyon dolar topladık. Hatta bir noktada Nestlé bize para önerdi ama Terry ‘Dalga mı geçiyorsunuz? Hayatta olmaz.’ diyerek teklifi geri çevirdi.

Amy Goodman: Terry Swier, Nestlé’nin kişisel olarak senin üzerine gelişini anlatır mısın?

Terry Swier: Oğlum ve ben bazı sıkıntılar yaşadık. Oğlum hakkında bir kamu davası açıldı.

Amy Goodman: Bir kamu davası mı? Sosyal katılıma karşı açılan stratejik bir dava mı oluyor bu kamu davası?

Terry Swier: Basitçe anlatmak gerekirse, Nestlé Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’nin avukatına, oğlum Chris’in Nestlé hakkında hoş olmayan bir şekilde konuştuğunu, ne kadar şaşırtıcı, ve bir kamu davası açacaklarını yazmışlar.

Amy Goodman: Evinize özel dedektifler mi gönderdiler?

Terry Swier: Evimize özel dedektifler geldi. Daha sonra FBI da evlerimize kadar geldi.

Amy Goodman: Glenna Maneke, sen ya da herhangi bir akraban FBI tarafından ziyaret edildi mi?

Glenna Maneke: Bu, akrabalarımdan duyduğum bir şey ama bahçedeki kuyumuzun yanında bir patlama oldu ve bunu yapanın amcam olduğuna karar verdiler. Bu yüzden FBI amcamı tutuklamak üzere evine gitmiş ama onu tekerlekli sandalyesinde, protezleri üzerinde olmaksızın bulmuşlar. Amcamın hayatının anısı oldu bu olay.

Amy Goodman: Birkaç gece önce Flint’e geldiğimizde Ulusal Muhafızlar belediye binasının arkasında oraya gelen insanlara su dağıtıyorlardı ve bize de bir kasa Ice Mountain verdiler sağ olsunlar. Ice Mountain suları burada Mecosta’daki Nestlé fabrikasında şişeleniyor. Flint sakinlerinin şu anki durumu bu: Su kaynakları zehirlenmiş durumda ve şimdi suyu ya bağış olarak ya da parayla şişe suyu olarak satın almak zorundalar. Bunun büyük bir kısmı Nestlé suları ve Nestlé bir şirket sonuç olarak. 2014 yılında 14 milyar dolar kar açıkladılar. Bu durumdan bahsedebilir misiniz?

Peggy Case: FEMA (Federal Acil Durum Yönetim Kurumu)’nun neden gelip Nestlé’nin aldığı yer altı sularını tankerlerine doldurarak insanlara daha büyük kaplarda sunmadığını öğrenmek istiyorum. Eminim tankerleri vardır.

Amy Goodman: Çok ilginç çünkü su dolu büyük FEMA paletleri de gördük.

Peggy Case: Ulusal Muhafızlar sadece küçük şişe suları dağıtıyorlar. Nestlé’nin bedavaya su çektiği sınırsız kaynaklardan su alabilecek tankerler bulabilecek yeterlilikte oldukları kesin. Flint sakinleri de suya Nestlé gibi bedavaya ulaşabilmeli.

Amy Goodman: İnanılmaz. Flint’te insanlar zehirli suları için para ödemek zorundalar.

Peggy Case: Ayda 140 dolar, yaklaşık.

Amy Goodman: Michigan eyaletindeki en yüksek rakamlardan biri. Ve ülkedeki.

Peggy Case: Evet.

Amy Goodman: Büyük baskı altında olan eyalet yönetimi su kesintisi yapmayacaklarını söylüyorlar ama Detroit’te temiz suya ulaşabilen insanların suları kesilirken, Flint’te yaşayanlar zehirli su kullanmaya devam edecekler.

Peggy Case: Evet, bence bu bir suç. Ben ayrıca bunu çevresel ırkçılık olarak adlandırıyorum.

Amy Goodman: ‘Çevresel ırkçılık’ derken neyi kastediyorsunuz?

Peggy Case: Bu şehirler çoğunlukla Afrika kökenli Amerikalıların yaşadıkları şehirler. Bu şehirler acil durum yönetimleri tarafından idare edilen şehirler.

Amy Goodman: Hem Detroit’te hem de zehirli sularla mücadele eden Flint’teki organizasyonlara kadınların önderlik ettiğini fark etmemek imkansız. Sizin olayınız nedir hanımlar?

Peggy Case: Benim iki oğlum ve iki torunum var. Ben onlar için mücadele ediyorum. Gerçekten, ben çocuklarım ve torunlarım için çalışıyorum. Aynı zamanda iklim değişikliğinden de etkileniyoruz ve çocuklarımıza nasıl bir gezegen bırakacağımızdan endişe duyuyoruz. Sanırım kadınlar bu tip bir duyguya ya da tutkuya daha yatkın olabiliyorlar. Benim için bu ahlaki bir zorunluluk. Bir şeyi ya da yeri bulduğumdan daha iyi bir durumda bırakmalıyım ve bence insan türü olarak bugünlerde bunu yapmakta çok zorlanıyoruz. Neredeyse hayatım boyunca bir aktivist olarak yaşadım.

Amy Goodman: Terry, Peggy hayatı boyunca bir aktivist olduğunu söylerken sen başını sallıyordun. Sen değil miydin?

Terry Swier: Hayatım boyunca burada şu an yaptığımız gibi bir şeyin içinde bulunmamıştım ve asla yapabileceğimi ya da yapmak zorunda kalacağımı düşünmemiştim. Ama Peggy’ye katılıyorum. Kıyısında yaşadığım gölü görebiliyorsunuz. Bir gün orada durdum ve baktım. Benim beş torunum, iki oğlum ve iki gelinim var. ‘Bunların yaşanmasına izin veremem.’ dedim. Ben burada yaşayan üçüncü nesilim. Bunun benim için anlamı çok büyük ve bunu bir kenara bırakamam.

Amy Goodman: Michigan Vatandaşları Su Koruma Derneği’den Terry Swier, Peggy Case ve Glenna Maneke ile Terry’Nin Mecosta, Michgan’daki evinde görüştük. Özel bölümümüz ‘Demokrasi’ye Susamak: Bir Amerikan Şehrinin Zehirlenişi’ bu kadardı.

Yazının İngilizce Orijinali

Yeşil Gazete için Çeviri: Eray Uygur

Çeviri Editörü: Ayşe Ceren Sarı

(Yeşil Gazete, Democracy Now)

Kategori: Dünya