İfade ÖzgürlüğüManşetTürkiye

Marmara Üniversitesi akademisyenleri: Kolluk güçlerinin kampüslerdeki varlığı sonlansın

Marmara Üniversitesi Akademik ve İdari Çalışanları, Boğaziçi Üniversitesi‘ne Cumhurbaşkanı tarafından rektör olarak atanan Melih Bulu‘ya yönelik başlayan protestoları desteklediklerini, üniversitenin akademisyenleri ve öğrencilerinin yanında olduklarını belirten bir metin kaleme aldı.

‘Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerinin yanındayız’

Yapılan açıklamada, Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasının meşru olmadığı belirtilerek, üniversitelerde yöneticilerin atama usulü ile değil, demokratik seçimlerle göreve gelmesi gerektiğinin altı çizildi:

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin, öğretim elemanlarının ve çalışanlarının yanındayız!
Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör olarak atanması sadece Boğaziçi’ndeki değil, Türkiye’nin bütün üniversitelerindeki baskıcı ve anti-demokratik işleyişi bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Bu atama meşru değildir. Çünkü üniversiteler toplumsal ihtiyaçlara dönük, bilimsel bilginin üretildiği kamu kurumlarıdır.

Bu nedenle üniversitelerde yöneticiler atama usulü ile değil, demokratik seçimlerle göreve gelmeli, üniversitelerle ilgili kararlar asli bileşenleri olan öğretim elemanları, idari personel, öğrenciler ve tüm üniversite çalışanları tarafından alınmalıdır.
Bu haksız dayatma karşısında hem Boğaziçili öğrenciler, öğretim elemanları ve çalışanlar hem de konuya duyarlı diğer toplumsal kesimler tepkilerini çeşitli protesto ve etkinliklerle dile getirmektedir.

Fotoğraf: Erdem Şahin / EPA

‘Kolluk güçlerinin kampüsteki varlığı sonlanmalı’

Açıklamada, kolluk kuvvetlerinin üniversitenin bir bileşeni olmadığı hatırlatılarak, kampüslerdeki varlıklarının son bulması gerektiği vurgulandı:

İfade özgürlüğü anayasal ve evrensel bir haktır ve yapılan tüm bu barışçıl protestolar meşrudur. Bizler de Boğaziçi Üniversitesi’nde başlayan ve ülke çapında destek gören bu itirazları haklı buluyoruz ve destekliyoruz.
Siyasal iktidarın bu haklı talepler karşısındaki tepkisi şiddet, baskı ve tutuklamalarla anti-demokratik uygulamaları devam ettirmeye çalışmak yönünde olmuştur.

Bu süreçte öğrenciler ve özellikle LGBTİ+lar, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devletin çeşitli kademelerindeki yöneticilerden gelen nefret söylemine maruz kalarak hedef gösterilmiştir.

Hükümet bir an evvel tüm bu baskılara son vermeli, anayasal haklarını kullanarak tepki gösteren başta öğrenciler olmak üzere, gözaltına alınan, ev hapsinde tutulan ve tutuklanan herkes bir an önce serbest bırakılmalı, bu konuda açılan davalar düşürülmelidir.

Üniversitenin bir bileşeni olmayan ve üniversitelerin sağlıklı işleyişlerinin önünde engel teşkil eden kolluk güçlerinin kampüslerdeki varlığı sonlandırılmalıdır.

Bizler, Marmara Üniversitesi’nden demokratik bir üniversite ve demokratik bir toplum hayaline sahip öğretim elemanları, üniversite çalışanları ve üniversiteden ihraç edilmiş barış akademisyenleri olarak Boğaziçi Üniversitesi’ndeki meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin haklı taleplerini en içten dayanışma duygularımızla destekliyoruz.”