Doğa MücadelesiManşetYerel

Maden atık havuzu taştı, ağır metaller baraja karıştı: Meydana gelenler felaketten de öte

Balıkesir‘in Karaayıt Köyü‘ndeki Bilfer Madencilik‘e ait demir madeni atık havuzu ve pasaları hafta sonu meydana gelen yağışlarla taştı. Pasalarla atıkların içindeki ağır metaller ve kirlilikler madenin yakınındaki dereye aktı. Bu dere de Ayvalık İlçesi‘ne ve çevresine su kaynağı olan Madra Barajı‘na karıştı.

Bilfer Madencilik, 2008’den beri Karaayıt Köyü’nün meraları üzerinde faaliyet yürütüyor.

Önlem alınmadı

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, yaşanan bu olayda maden şirketinin çok büyük bir ihmalinin söz konusu olduğunu belirterek şunları söyledi:

Burada maden ocağı şirketinin çok büyük bir ihmali söz konusu. Toplama havuzlarının bu şekilde düzenlenmesi de çok yanlış ve akıl dışı. Bu işletmelerde ağır metaller kullanılmakta. Bu metaller elbette suya da karışacaktır. Baraja, havaya, toprağa, oradaki hayvanlara da etkisi olacaktır. Besin zincirinin her halkasına etki edecektir. O yüzden çok tehlikeli diyoruz.

Nasıl temizlenecek?

Dr. Kesici, zehirli atıkların mutlaka barajlara gideceğini, bunların da temizlenmesinin çok mümkün olmadığını belirtip şunları kaydetti:

Zehirli atıklar mutlak süratle barajlara gidecektir. Bergama’ya kadar gidecektir. Havza bazında temizliğin ele alınması gerekir. Havza bazında ne gibi tahribatların yapıldığı tespit edilmelidir. Ona göre önlemler alınmalıdır. Havza, Ayvalık’tan Bergama’ya kadar geniş bir yeri içermekte. Tarıma, yer altı sularına da etki edecektir. Biz bunu nasıl temizleyebiliriz? Bugünkü teknolojiyle bunun nasıl temizleneceğine benim aklım ermiyor.

Toprağı kazıyamayız. Toprağı kazısak bir santim toprak bin yılda bir oluşuyor. Toprağı nereye koyacağız? Ne yapacağız? Bu felaket falan değil, bu tedbirsizlik sonucu insanların doğaya vermiş olduğu çok büyük bir zarar. Bu olay bu kadar hafife alınmamalıydı.”

‘Yapılan şey insan felaketi’

Yaşanan bu olayın hemen her şeye etkisinin olacağını kaydeden Dr. Erol Kesici, kimyasal atıkların suya, toprağa karışmasının felaket olduğunu vurguladı:

Her şeyi etkileyecek, çevreyi etkileyecek, suyumuzu etkileyecek, doğamızı etkileyecek, oradaki hayvanları etkileyecek, bizi etkileyecek. Ben bilemem ki bir ürünün nereden geldiğini? Yaptıkları iş basit ama sonuçları dehşet verici. Her tarafa yayılabilecek bir sistem. Sadece orada yaşayan insanlara etki etmeyecek. Oradan dağıtım yapılan bütün ürünlere de etki edecek. Bunun önlemini nasıl almazsınız? Yere döktüğünüz bir tane cam kırığı değil ki toplayasınız.

Kimyasal atıkların suyumuza, toprağımıza, havamıza karışması felakettir. Dünyanın derdi artık petrol falan değil temiz gıda ve temiz suya ulaşım. Yapılan şey bir insan felaketi.”

‘Bilimin sesine kulak verilmeli’

Söz konusu havuzların sağlam ve kapalı bir şekilde yapılması gerektiğine vurgu yapan TTKD bilim danışmanı Dr. Erol Kesici, bu tür çalışmalarda bilime kulak verilmesi gerektiğinin altını çizdi:

ÇED raporları, buna benzer raporlarda dürüst insanların seslerine kulak verelim. Bilimin sesine kulak verelim. Bunları biz söylüyorsak bizler vatan haini değiliz. Biz maden çıkarılmasına da karşı değiliz ama hep şunu söylüyoruz. Bilimin ışığında, neyin, niçin, nereye yapılacağına karar vermemiz gerekiyor. Nolursunuz çok iyi düşünelim. Bin defa ölçelim, tartalım. Bir defa biçelim. Siz kırıp atmışsınız. Ondan sonra ölçtük diyorsunuz. Hayır, böyle olmuyor. Doğa bu kadar hassas, yaşam bu kadar hassas. Sadece insanları düşünmeyeceğiz. Oradaki kara veya su canlılarının rahatsızlanması bize de etki edecektir.