İklim Krizi

Küresel iklim değişikliğinin Filipinler’deki faturası: Bopha Tayfunu – Büşra Deler

Filipinler’in güneyinde Mindanao adasını etkisi altına alan tayfun, ülkenin iç kesimlerinden geçerek, Vietnam ve Güney Çin Denizi’nde hissedildi. Bopha’nın ağır bilançosu ise şu şekilde; 800’den fazla ölü, çoğu balıkçı yüzlerce haber alınamayan insan, 400 bine yakın evsiz ve ülke ekonomisi için 300 milyon dolarlık bir maddi kayıp.

Tayfunun, bir kez daha Filipinleri etkisi altına alma ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirten meteoroloji bürosu yetkilileri, ülkenin ana adası Luzon’un kuzeyinin bazı kesimleri için fırtına alarmı seviyesini yükseltti.

Önümüzdeki günlerde, Bopha tayfununun, bir kavis çizerek Güney Çin Denizi’nde kalma ihtimalinin de bulunduğunu kaydeden yetkililer, her iki durumda da sahile yakın geçecek tayfunun, ülkenin dağlık kesiminde şiddetli yağış, rüzgar ve toprak kaymalarına neden olacağı uyarısında bulundu.

Filipinler‘de, 2011 yılında da, tayfun, sel, toprak kayması ve aşırı sağanak yağış 1,659 can almıştı. Bu durum,  Almanya merkezli bir sivil toplum örgütü olan Germanwatch’ın hazırladığı, Küresel İklim Riski Cetveli (Global Climate Risk Index) araştırmasında Filipinler’i 2011 yılında hava olayları ve afetlere en çok kurban veren ülkeler sıralamasında en tepeye çıkarttı.

Bunun yanında Germanwatch cetvelinde Küresel İklim Riski sıralamasında ilk 5’e yerleşen ülkeler Tayland, Kamboçya, Pakistan ve El Salvador şeklinde sıralanıyor. 2011 yılında meydana gelen Washi tropik fırtınası 1600’ü bulan can kaybı sebebiyle Filipinlerin de büyük risk taşıyan ülkeler listesinde yer almasına neden oldu.

Bir sonraki yılda da Bopha tayfunu gibi büyük bir afetin aynı bölgede gerçekleşmesi, herkesin aklına aynı şeyi getiriyor: “Küresel iklim değişikliği telafi edilemeyecek boyutlara ulaştı ve artık geri dönülmez bir yoldayız.” Uzmanların verdiği istatistikler de bu görüşü destekler nitelikte.

Germanwatch’ da Uluslararası İklim Politikası takım lideri olan Sven Harmeling, bu konuya yaklaşımda, “Birkaç yıl öncesine kadar, uzmanlar doğal afetlerin ve uç olayların çok az bir kısmını iklim değişikliğine bağlarken, uç olaylarla iklim değişikliği arasındaki bağlantı hala araştırılmaktaydı.” diyor. Ancak bilimcilerin her geçen gün bu uç olayların iklim değişikliği nedeniyle oluştuğunu göstermeleri bize iklim değişikliği olgusunun geri dönülmez yollarda olduğunu gösterir.

İklim Değişikliği yıllardır var olan bir olgudur. Büyüklerimizin de her zaman belirttiği gibi geçmişte de bazı dönemlerde büyük seller olmuş, şiddetli bir fırtına köyü vurmuş, ve benzer doğal afetler mutlaka olmuştur. Fakat, özellikle geçen yüzyılın ikinci yarısından itibaren dünyanın ortalama sıcaklığının atmosferdeki sera gazlarının artışına paralel olarak arttığını kolaylıkla görebiliyoruz. Doğa bu hızlı artışı kabul edememekte ve felaketlerle bize alarm vermektedir.  Özellikle  2009’ dan sonra dönülmez bir yola girilmiş, bu şiddetli doğa olayları hiç olmadığı kadar artmıştır. Sven Harmeling, 2011 raporunda “bu felaketlerden gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerden çok daha fazla hasar görecek derken” Sandy kasırgasının New York gibi büyük bir kenti vuracağı aklından geçmemiştir büyük ihtimalle.

Kendi ellerimizle yarattığımız insan kaynaklı iklim değişikliği’’ konusunda bazıları hala pişkince  “İnsanoğlu dünyada var olmasaydı da iklim değişikliği, karbon salımı gibi olaylar olacaktı” demeye devam ediyorlar  Fakat bilimsel veriler bize bunun hiç de böyle olmadığını, insanlığın bizzat kendi eliyle doğanın dengesini mahvettiğini, bu nedenle  gezegenin bir gün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelebileceğini gözler önüne seriyor. Önce Sandy sonra Bopha ve daha kim bilir hangi fırtına bu inkarcıları ikna edemediğine göre insanlık olarak işimiz zor görünüyor.

 

 

Büşra Deler

Boğaziçi Üniversitesi
İklim Değişikliği Çalışma Grubu

Kategori: İklim Krizi