EnerjiManşet

Küller ve Kökler (3) – Köydü, çöl oldu

26 Kasım 2014’de Açık Radyo‘ya konuk olan Gözde Kazaz; Ümit Şahin ve Ömer Madra’nın hazırlayıp sunduğu, Açık Yeşil programında “Küller ve Kökler” yazı dizisini anlattı. Program kaydını buradan dinleyebilirsiniz 

* * *

Afşin-Elbistan B Termik Santrali için kömür üretimi yapılan Çöllolar Açık Kömür Üretim Sahası’nda 10 Şubat 2011’de bir göçük meydana geldi. 10 kişinin kaldığı göçükten sadece bir işçinin cenazesi çıkarıldı; 9 işçinin cenazesi ise halen yerin altında. Bu göçükten tam 4 gün önce ise madende bir göçük daha meydana gelmiş, 1 işçi yaşamını yitirmişti. Bu iş cinayetleriyle ilgili açılan davadan halen sonuç alınamadı. ‘Bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek’ suçlamasıyla 23 kişiye açılan kamu davasının 17 Ekim 2014’te görülen son duruşması da avukatların eksik evrakları giderme talebi üzerine ertelendi. Bu ‘kazada’, Ermenek madenindeki ölümlere neden olan ihmallerin benzerlerinin izini sürmek mümkün. Maden işçileri anlattı.

_MG_1466

Çoğulhan kasabasında hem sokaklar hem de binaların çoğu boş. Dükkanlar yıllar önce kapanmış, gidenlerin evleri çürümeye yüz tutmuş, belediye binalarının önünde inekler otluyor. Dışarıdan gelen biri için kasaba distopik bir film atmosferini andırıyor. Sanki nükleer bir felaket sonrası terk edilmiş gibi duran Çoğulhan’ın başına gelense 30 yıl önce topraklarına kurulmuş olan termik santral.

Baba toprağı

50 yıl önce çeltik ekecek kadar sulu arazilere sahip olan Çoğulhan toprağının bir kısmı, 1973’te başlayan istimlaklarla önce santrale sonra da Ciner grubunun işlettiği Çöllolar açık maden havzasına verildi. Yusuf Korkmaz da tarlasını verenlerden; “Geçen sene babadan kalan 57 dönüm araziyi 9 bin 300 liraya sattım. Akrabalarımla beraber bin üç yüz dönüm toprağımız gitti. Çiftçiydim, tarlam gitti. Tarlanın parası bitene kadar yiyeceğim. Sonrası için Allah büyük.”

Yusuf Korkmaz.

Yusuf Korkmaz.

Kasabanın kahvesinde bizi maden işçileri bekliyor. Çöllolar madeni kapatıldıktan sonra A santralinin kömür ihtiyacını karşılayan Kışlaköy madenine giren bir işçi konuşmaya başlıyor ama ismimi vermemekte ısrarlı: “bu kazadan sonra Enerji Bakan Taner Yıldız, kazayı depremin tetiklediğini söylemişti. Bakan bunu söyledikten sonra ben ne söyleyebilirim ki, işimden olurum..” 2011’deki kazanın ardından kapatılan madende çalışan işçiler, tazminatları verilerek işten çıkarılmış, ‘maden açıldığında gelin çalışın’ diye ağızlara da bir parmak bal çalınmış elbette. Şimdi işçilerin bazıları Ciner grubunun Konya ve Silopi’de bulunan diğer madenlerinde çalışmak için göç etmiş durumda, bazıları da Kışlaköy’e girdi. Madencilerin aktardığı kadarıyla, tehlike çanları 2010 yılından itibaren çalmaya başlamış; “ 2010 Şubat ayına, batıdan kuzeydoğu yönüne doğru çapraz bir çatlak oluştu. O çatlak ilerlemeye başlayınca doğu kısmına destek olarak iç döküm yaptılar.”

“Madeni susuzlaştırmadan açtılar”

Çoğulhan kasabasına yakın olan Karahöyük köyünde konuştuğumuz iki madenci de, söz konusu kazadan sonra Afşin Elbistan Linyitleri’nin (AEL) işlettiği madende çalışmaya başlamıştı. Bir tanesi özel maden ve devlet madeni arasındaki farkı şöyle anlatıyor: “Devlet kömüre ulaşmak için yılda yaklaşık 30 kuyu vuruyor. Biz özel madende ayda 20 kuyu vuruyorduk. AEL’de dört metrede bir alttaki su alınır. Burada bir an önce kömüre inelim diye suyu tam temizlemeden kuyu açıp durdular. 12 saat çalışıyorduk. Susuzlaştırmadan giriştiler. Sonra da kaza oldu zaten. “

_MG_1299

Makina mühendisi ve enerji analisti Haluk Direskeneli, Çöllolar madenindeki kazanın öngörülebileceğini belirtiyor; “Hurman Çayı dogal yataginda kömür madeninin ortasından geçiyor, bu durum da kömürün ıslanmasına sebep oluyor. Çayın, kömür madeninin ortasından geçmesi engellenmeli, madende susuzlaştırma yapılmalı. Ermenek’te de aynı durum vardı; madene suyun girmesi onceden önlenmeliydi.”

“Büyüklerimizin anıları gitti”

Çoğulhan kasabasının bir önceki muhtarı Güngör Şahin, kasabanın üçte ikisinin gittiğinden bahsediyor. Çoğulhan’ın kaldırılması için imza kampanyası başlatmışlar, 912 imza toplanmış; “Milletvekillerine, Kaymakama, siyasi partilerin ilçe başkanlarına teslim ettik. Verdiğimiz imzalarla ilgili yazı bile yazmadılar bize.” Fakat herkes aynnı görüşte değil. İsmini vermek istemeyen bir başka madenci, yaşamının geçtiği toprakları geri istediğini anlatıyor: “Burada büyüklerimizin anılarının geçtiği yerlerin hepsi gitti. B santralinin yapıldığı yerde bir sürü insanın geçmişi var. Burada yaşadım diyeceğim bir ev, bir toprak kalmayacak burada. Ben istimlak olmasını, buradan gitmeyi istemiyorum.”

Tedirgin bekleyiş

Fakat istimlak bitecek gibi görünmüyor. Sinekliköy gibi bazı köyler tamamen alınmış, Karahöyük köyü gibi bazı köylerin ise bir kısmıgitmiş, tedirginlikle yeni gelecek istimlak furyası bekleniyor; “Çöllolar maden işletmesi köyün bir kısmını aldı, bir kısmını almadı” diye anlatıyor bir köylü; “Hep bir bekleyiş içindeyiz. Kimse çivi çakamıyor. Bu köy ekonomik olarak Afşin’in en birinci köyüydü. Şimdi çöl oldu. 135 haneydik, 70-80 haneye düştük. 2-3 yıl sonra daha da azalır.”

_MG_1207a

‘Kirletme’ izni

Afşin-Elbistan bölgesindeki A ve B termik santralleri, çevreye verdiği zarar dolayısıyla defalarca Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından idari para cezasına çarptırıldı. Geçtiğimiz 10 yılda çevreye 38,7 milyon ton kül, 117,4 milyon ton karbondioksit, 5,8 milyon ton kükürt gazı, 0,28 milyon ton azot gazı yaydı. 23 milyon ton toryum ve 56,7 ton uranyum bırakan A Termik Santrali’ne Ocak 2013 tarihinde kesilen son cezanın miktarı ise 160 bin TL.
Santraller 2013 Mart ayında yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde, çevre kirliliği dolayısıyla ceza kesilebilecek kurumlar listesinden çıkarımış, her iki santrale de çevreyle ilgili mevzuatlara uygunluğu sağlanması için 2018 yılına kadar süre tanınmıştı. Ancak bu değişiklik Anayasa Mahkemesi’nce Mayıs ayında iptal edildi. Santrallerin bu durumda ne yapacağı ise halen belirsiz.

Bürokratik engeller

Öte yandan, Afşin Elbistan B Santrali’nin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu, Afşin A Termik Santrali’ne baca gazı desülfürizasyon yapılması şartı ile alınmıştı. Bu süre 2012 yılında bitti ve baca gazı uzatması olmadığı için 2017′ye uzatılması yapıldı. Afşin A Termik Santrali için şart olan rehabilitasyon ihalesi ise uzun zamandır sonuçlandırılamadı. Dünya Bankası, ihaleyle ilgili sorunlar nedeniyle verdiği 280 milyon Euro’luk krediyi iptal etti. Velhasıl, baca gazı sistemi olmayan, rehabilitasyonu yapılamayan A santrali ve teknik olarak sorunlu B santralinin alması gereken önlemler konuşulurken belli ki süreç yeni kararnamelere, kanunlara takılıyor.

_MG_2547

Afşin-Elbistan’ın altı da üstü de bereketli olan toprakları, o topraklarda yaşayan insanların laneti olmuş gibi görünüyor. Üzüm bağlarıyla ünlü havzanın artık çoraklığında, kuraklığında termik santralin izi var. Santralse bütüncül planlanmayan enerji ve çevre politikalarının abidesi gibi dikiliyor. 30 senenin ardından neredeyse hurdaya dönen olan bir santralin kurulduğu bu topraklar yüzyıllarca çiftçilik yapan insanları yaşatmıştı. Şimdiyse insanların köklerinin üzerine ancal kül ve duman savruluyor.

-Bitti-

1. bölümü okumak için tıklayınız.

2. bölümü okumak için tıklayınız. 

26 Kasım 2014’de Açık Radyo‘ya konuk olan Gözde Kazaz; Ümit Şahin ve Ömer Madra’nın hazırlayıp sunduğu, Açık Yeşil programında “Küller ve Kökler” yazı dizisini anlattı. Program kaydını buradan dinleyebilirsiniz 

Haber: Gözde Kazaz
Fotoğraf: Gençer Yurttaş

(Yeşil Gazete)

Kategori: Enerji