Koronavirüs SalgınıManşet

Koronavirüsle iki yıl: ‘Pandeminin ağır sonuçlarının sorumlusunu biliyoruz’

Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının açıklandığı 11 Mart 2020’nin ikinci yıldönümünde Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı önünde “Pandeminin ağır sonuçlarını ve sorumlularını biliyoruz” şiarıyla basın açıklaması düzenledi.

TTB, Türk Dişhekimleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası ,Türk Hemşireler Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği ve Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği ‘nin ortaklığıyla düzenlenen açıklamada, hekimler ellerinde kırmızı karanfiller taşıdı.

Açıklama öncesinde COVID-19 salgınında yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

Buradaydık, buradayız, kalacağız

TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı,  Pandeminin ağır sonuçlarının sorumlusunun iktidar olduğunu ve hesap vermesi gerektiğini söyleyerek, 290 bin ölümün önlenebileceğini söyledi.

Bu süreçte emekleri değersizleştirilen sağlık çalışanlarının son olarak “Giderlerse gitsinler” sözleriyle karşı karşıya kaldığını söyleyen Fincancı’nın “Gencecik meslektaşlarımız, bu ülkenin parlak beyinleri gitmesin, bu topraklarda kalsın, bizimle olsunlar diye mücadele ediyoruz” sözleri üzerine kalabalık “Buradaydık, buradayız, kalacağız” sloganı attı.

‘Giderlerse gitsinler’ demek, hastalara da ‘Ölürlerse ölsünler’ demektir

Ankara Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özsoy tarafından okunan ortak açıklamada şunlar yer aldı:

“On dört buçuk milyon vakayla dünyada dokuzuncu sırada yer alan Türkiye, salgını en ağır yaşayan ülkelerden. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi rakamlara göre bile vefat sayısı 95 bin, gerçek rakamlar ise 250 binin üzerinde. Bu dönemde izin yapmadan, angarya koşullarında, yeterli ve uygun olmayan koruyucu ekipmanlarla çalışmak zorunda kalan yüz binlerce sağlık emekçisi enfekte oldu. 504’ü aktif çalışan olmak üzere 553 sağlık emekçisi meslektaşımız hayatını kaybetti. Her birinin acısını yüreğimizde taşıyoruz.

Alınmayan önlemler, uygulanmayan tedbirler ve bilim insanlarının, meslek örgütlerinin, uzmanlık derneklerinin uyarılarına kulak tıkandı. Sorumluları biliyoruz. Biliyoruz ve unutmuyoruz. Unutmuyoruz ve affetmiyoruz.”

Açıklama sonrası söz alan CHP milletvekili Dr. Murat Emir, gitmesi gerekenlerin hekimler değil, onların sorunlarını çözme iradesinden yoksun iktidar olduğunu söylerken; HDP milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu da “Hekimlere ‘Giderlerse gitsinler’ demek, hastalara da ‘Ölürlerse ölsünler’ demektir” dedi.

Basın açıklamasının ardından 14-15 Mart’ta yapılacak Büyük G(ö)REV’e katılım çağrısı yapıldı.

COVID-19’la iki yıl

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tam iki yıl önce 11 Mart 2020 tarihinde koronavirüs salgınını “pandemi” olarak sınıflandırmış, aynı gün Türkiye’deki ilk pandemi vakası açıklanmıştı.

Devletlerin resmi kayıtlarına göre iki yılda dünya çapında 452 milyondan fazla kişi COVID-19’a yakalandı, toplam 5 milyon 940 bin kişi COVID-19 ve bağlantılı nedenlerle yaşamını yitirdi, ancak DSÖ gerçek rakamın eksik teşhisler ve sağlığa erişimin zorlaşması nedeniyle iki veya üç katı olabileceğini belirtiyor.

Türkiye’de resmi rakamlara göre iki yılda hastalığa 15 milyona yakın insan yakalandı, 96 bin kişi de yaşamını yitirdi.  21 Mart 2020’de sokağa çıkma kısıtlamaları, 17 Haziran 2020’de maske zorunluluğu başladı.

Dünya çapında 3 buçuk milyardan fazla insana yaklaşık 11 milyar doz aşı yapıldığı tahmin edilirken, Türkiye’de 58 milyona yakın kişiye, 146 milyon doz aşı yapıldı. 

Dün değerlendirmelerde bulunan Şebnem Korur Fincancı, “Türkiye’de tam aşılı oranları yüzde 35’i geçmiyor, yani toplumsal bağışıklığı sağlayabilecek oranın neredeyse üçte biri ancak tam aşılıdır” açıklaması yapmıştı.

Resmi rakamlara göre 95 bin insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Fincancı, “Polikliniklerin COVID-19 hastalarına ayrılması sonucu ertelenmiş sağlık hizmetlerinden yitirdiğimiz insanları da kattığımızda 269 bin insan kaybımız var. Bunların tamamı önlenebilir ölümlerdi” demişti.