Konya’da obruk sayısı 600’e ulaştı

Yer altı sularının çekilip, toprağın çökmesiyle meydana gelen obrukların sayısı her geçen gün artıyor. 

Konya‘nın Karapınar ilçesinde yer altı sularının çekilip, toprağın çökmesiyle meydana gelen ve daha önce 350 olarak bilinen obruk sayısının 600’e ulaştığı öğrenildi.

AFAD ve Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmada bölgedeki risk haritası üzerinde çalışılıyor.

Obruk risk haritası hazırlanıyor

Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, DHA’ya yaptığı açıklamada ”Merkezimiz bünyesinden araştırmacıların içerisinde bulundukları yer hareketleri ve jeoloji çalışma grubu, şu an pilot olarak belirlediğimiz Karapınar ilçesi çevresinde obruklarla ilgili geniş çaplı bir araştırmayı tamamlamış bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.

Proje sonuç raporunu oluşturmaya çalıştıklarını belirten Arık, “Havzadaki obrukların nerelerde bulunduğu, boyutları, derinlikleri, içerisinde su bulunup bulunmadığı gibi çalışmalar yaptık ve saha çalışmalarını tamamladık. Havzada obruk oluşabilecek yerler, obruk riski taşıyan, taşımayan ya da olabilecek olan yerler şu anda deprem bölgesi haritası gibi, obruk risk haritası veya tehlike haritası ortaya konulacak. Daha sonra da vatandaşımıza bunlar sunulacak” dedi.

‘Hayatı tehdit ediyor’

Bölgede 2020 başlarına kadar, obruk sayısını 350-360 civarında belirlediklerini belirten Arık, “Bölgesel bir çalışma yaptıktan sonra ortaya çıkan durum şu; yer hareketleri çalışma grubumuzun çalışmaya koyduğu rakam 505 ve sayı bilinenden çok daha fazla. Diğer gruplar ve daha sonra meydana gelen obruklarla bu sayının 600’ler seviyesinde hatta çok daha fazlası olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla havzanın önemli bir bölümü obruk riski taşıyor” dedi.

‘İklim krizi ve fazla tarım’

En sevindirici olayın insan hayatına mal olacak bir kazanın meydana gelmemesi olduğunu belirten Arık konuşmasına şöyle devam etti:
Hem iklim değişikliği var. Değişen ilkim koşullarının vatandaşımızın uyum sağlaması için birtakım çalışmalar yürütülmesi gerekiyor. 50-60 yıl önce nasıl tarımsal faaliyet yürütülüyorsa oraya doğru geri dönüş yapmamız lazım. O zamanlar yeraltı suyu fazla tüketilmiyordu. Sadece daha az su tüketen bitkiler yetiştiriliyordu. Şu an birçok mera tarımsal alana dönüşmüş durumda. Bunların tamamıyla alakalı sadece jeoloji mühendislerinin ortaya koyacağı bir çözüm değil. Tarımla uğraşan kesim ziraat odalar, ziraat mühendisleri gibi herkesin içerisinde olacak bir çözüm bulunmalıdır’.”

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İklim örgütlerinden Türkiye’nin 2024 karnesi: Yetersiz ve çelişkilerle dolu

Sivil toplum örgütlerinin hazırladığı raporda, Türkiye’nin yenilenebilir enerji enerjisi kapasitesini artırma hedefi olumlu bulunurken, nükleer bağımlılığı ve kömürden çıkış projeksiyonu olmaması eleştiriliyor.

Kanal İstanbul için rezerv alan ve imar planlarına yargı engeli

İstanbul 5. İdare Mahkemesi, Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin alınan rezerv alan ilanı ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği kararlarını hukuka aykırı bularak iptal etti.

Ağva plajına mahmuz darbesi

Devlet Su İşleri’nin Ağva Plajı’na yapmayı planladığı mahmuz projesi...

Pirosmani: Bir sanatçı ardında ne bırakır?

Gürcü tiyatro topluluğu The Wandering Moon Theatre’ın ikinci yapımı...

Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu kuruldu

Mavera Maden şirketi tarafından Devrek, Akçakoca, Alaplı’nın Fındıklı, Belen,...

EN ÇOK OKUNANLAR