EkolojiManşetYerel

Karadeniz’de 500 metrekarelik alandan tıbbi atıklar dahil 2 bin 500 atık çıktı

Karadeniz‘deki deniz çöpleri ve mikroplastik kirliliğine karşı Türkiye, Gürcistan, Romanya ve Bulgaristan ortak mücadele başlattı.

Yürütülen proje kapsamında pilot bölge seçilen Trabzon’un Sürmene ve Of ilçelerinde, deniz kıyısında 500 metrekarelik alandaki kirlilik araştırmasında maske, yüz perdesi gibi tıbbi atıklar dahil 2 bin 500 atık tespit edildi.

Model çalışması yapıldı

DHA‘da yer alan habere göre, yapılan çalışmada denizdeki atıkların yüzde 80’lik kısmının plastik olduğu belirlendi ve çöplerin dereler yoluyla taşınıp, kıyılara ulaşması üzerine model çalışması yapıldı.

Yaylaya atılan ve dereye ulaştıktan sonra akıntılarla taşınıp, Karadeniz’e ulaşan atıkların kilometrelerce süren yolculuğunun kayıt altına alındığı görüntülerde, yaylaya atılan pet şişenin rüzgarla dereye savrulmasının ardından akıntıyla sürüklenmesi ve derede diğer çöplerle birleşerek denize sürüklenmesi gözlendi.

‘Atıkların yüzde 80’i plastik’

Karadeniz Ekosistemini Korumak İçin Toplumsal Farkındalığı Artırarak Deniz Çöplerini Azaltma LitOUTer” adı verilen projeyle Karadeniz’i tehdit eden deniz çöplerinin tespit edilerek, azaltılması ve farkındalık oluşturulması hedefleniyor.

Projeye dahil olan Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi‘nden proje koordinatörü öğretim üyesi Doç. Dr. Coşkun Erüz, yaptıkları çalışmayı şöyle anlattı:

Atıkların akıntıyla birlikte taşınıp birikmesi konusunda ayrıca bir de modelleme çalışması yürütüyoruz. ‘LitOuter’ projesi kapsamında, çalışma alanımız olan Trabzon’da Sürmene ve Of deresi ile kıyılarını, sahil ve plajlarını pilot alan olarak seçtik ve dere kenarları ile deniz kıyılarındaki katı atık yükünün ne olduğunu tespit etmeye çalıştık. Hem dere kenarları ve deniz kıyılarında 500’er metrekarelik alanlarda yaptığımız çalışmalarda 2 bin 500 civarında ve yüzde 80’i plastik olmak üzere katı atık kirliliğinin olduğunu gördük.”

‘Yaklaşık 500 metrekarede 125 tane maske gördük’

Doç. Dr. Erüz, katı atıkların düzenli toplanıp, bertaraf edilmesine rağmen son çalışmalarda ciddi miktarda atık yükü görüldüğünden de şöyle bahsetti:

Bu bize şunu gösterdi; aslında kurulmuş, geri dönüşüm sistemi var ama insan olarak demek ki biz bu atıkların geri dönüştürülmesi, ortadan kaldırılması noktasında biraz duyarsızız, bilinç eksikliğimiz var. Halk bunu doğaya ve ormandan, yayladan, meradan, yol kenarından bir şekilde bu atık köyden dereye iniyor; dereden taşınarak Karadeniz’e geliyor ve kıyılara, plajlara vuruyor. Covid-19’a karşı medikal amaçlı kullanmış olduğumuz maske ve kolonya, dezenfektan, yüz perdesi gibi hijyen malzemelerinin doğada ciddi şekilde görülmeye başladığını ve doğaya karıştığını görüyoruz. Tıbbi ve diğer atıklar aslında en tehlikeli atıklar. Hastalık edebilen atıklar olduğu için bunların bertaraf edilmesi gerekirken doğada bizim katı atıkların yüzde 5’ini oluşturmaya başladığını, yaklaşık 500 metrekarede 125 tane maskenin varlığını gördük. Bu da çok büyük bir rakam.”

‘Çok ciddi önlem almamız gerekiyor’

Doğaya atılan atıklar konusunda çok ciddi önlemlerin alınması gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Erüz, atıkların hayvanlara da ciddi zararlar verdiğini anlattı:

Dünyada şu an 1,6 milyar civarında maskenin denizlerde serbestçe yüzdüğünü, bunun da 4 ile 6 bin ton civarında bir rakam olduğunu, plastik türevli maskelerin de yok olma sürecinin 450 yıl olduğunu biliyoruz. Yapacağımız her atık, bir önceki yılın üzerine birikecek. Bunlar bakteri ve mantar taşıdıkları için birinci derecede tehlikeli bir kirletici. Doğaya karıştıktan sonra kendi üzerinde biriken organizmalarla birlikte deniz canlıları ve karasal canlılar bunu besin zannediyor. Kaplumbağa bunları denizanası gibi algılayıp yiyor. Bu kez de fiziksel kirletici olmasının dışında kendisi kimyasal kirletici olarak canlının bünyesine geçiyor. Karadeniz’in tamamında bu kirlilik söz konusu. Her kişi 1 tane maske kullansa Türkiye’deki 83 milyon insan için 32 milyar maske üretiliyor. Bunun yüzde 5’i bile doğaya karışsa milyonlarca atık demektir; korkunç bir seviye. Kesinlikle çok ciddi önlem almamız gerekiyor.”

Kategori: Ekoloji