Doğa MücadelesiEkolojiManşet

İkizköylüler alarma geçti: Akbelen nöbetine devam, Avrupa Konseyi’ne başvuru

0

MUĞLA- İkizköy‘de 500 günü aşkın bir süredir devam eden nöbet, kanun teklifinin kabul edilmemesi için düşülen Ankara yolları, TBMM koridorlarında alkışlanan iptal kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne taşınan Akbelen ormanı, ağaçlara kenetlenen kadınlar ve daha fazlası… Her sevincin arkasından İkizköylüler için bir hayal kırıklığı yaşanıyor. Ankara’da alkışlarla kutladıkları tekliften çıkarılan maddeden günler sonra İkizköy’ün kadınları yeniden teyakkuza geçti. İkizköylülerin rüyalarına giren ağaç kesimlerine ilişkin yeni duyumlar alan kadınlar ağaçların yanına koştu ve dillerinden şu cümleler döküldü:

“Çocuklarımız için, çamlarımız için direniyoruz. Ben aç da kaldım burada, susuz da kaldım. Annem hasta yatıyor evde. Çam kesiliyormuş dediler, koştum da geldim. Yazıklar olsun size, insan değil misiniz? Bir kaşık yağ, yüz TL olmuş. Yazıklar olsun size. Rüyamda görüyorum bunu hala. Bir kömür laneti yüzünden cehenneme döndü yerlerimiz.

Boşuna değil manda yoğurdu yemek, boşuna değil köşkte oturmak. Gelsin buraya bizim halimizi görsün bir kere. Görsün bir kere ortalığın ne olduğunu.”

İkizköylüler bir yandan yıllardır uygulanmayan AİHM kararı için Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanlar Komitesi’ne başvururken bir yandan da alanda ağaçlarına sahip çıkıyorlar.

CHP’li Ali Öztunç ise İkizköylüler söz konusu duyumlarla teyakkuza geçerken geçen hafta gündeme oturan torba yasa teklifindeki zeytin maddesine işaret ederek “Kömür hevesleri, kör bir hırsa döndü” diyerek iktidara yüklendi.

AİHM kararının uygulanması için yeni başvuru

Ayrıca İkizköylüler hukuki mücadelelerine de devam ediyor. İkizköylüler bu kez de Muğla’daki Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan termik santrallerinin kapatılmasını gerektiren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının uygulanması için Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanlar Komitesi’ne başvurdu.

Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan santrallerinin çevreye verdikleri zararlar nedeniyle kapatılması gerektiğini belirten 1996’da verilmiş Aydın İdare Mahkemesi kararlarının üzerinden 26 yıl geçti.

2005’ye AİHM, Türkiye davasında santrallerin kapatılması yönündeki idare mahkemesi kararlarının uygulanmaması nedeniyle Türkiye’nin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermişti.

AİHM kararlarının devletler tarafından uygulanmasını izlemekle görevli merci olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin, Muğla santralleriyle ilgili 2005 tarihli Okyay ve Diğerleri kararını gerektiği gibi uygulamadığını tespit etti. Dava o günden beri AİHM kararlarının izlenmesinden sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündeminde. İkizköylüler tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Avrupa Konseyi üyesi ve AİHM’e taraf olan Türkiye, AİHM kararına uymayarak uluslararası hukuku çiğniyor.”

Bakanlar Komitesi’ne yapılan başvuruda, Türkiye Cumhuriyeti’nin Okyay ve Diğerleri davasında AİHM tarafından verilen Muğla’daki üç termik santralin kapatılması kararını ‘iyi niyetle ve zamanında’ uygulamadığı ifade edildi.

Ayrıca bu santrallerin çevre mevzuatına uyumu konusunda da gerekli yaptırımın uygulanmadığı, santrallerin onlarca yıl gerekli çevre yatırımları; mevzuata uygun baca gazı arıtma tesisleri, düzenli kül depolama alanları ve atıksu arıtma tesisleri olmaksızın çalıştırıldığı için insan sağlığına ve doğaya ölümcül ve geri dönüşsüz etkileri olduğu, iklim krizini tetiklediği, bilimsel kanıtlar sunan belgeler ile Komite’ye aktarıldı.

Başvuruda, “Santrallerin işletilmesine koşut olarak hiçbir çevresel etki değerlendirmesine tabi tutulmadan genişletilen madenler de yıkımın başka bir vahim boyutunu oluşturuyor” dendi. Madencilik faaliyetlerinin bölgedeki ekosistemleri nasıl tahrip ettiği, su varlıklarını, toprağı, ormanları ve tarım alanlarını ortadan kaldırdığı vurgulandı.

İkizköy’ün doğa koruma derneği KARDOK adına yapılan resmi başvuruda AİHM kararlarının uygulanmasını izlemek ve hükümetlerin sorumluluklarını alması için yaptırım uygulamakla yetkili Bakanlar Komitesi’ne iletilen talepler şöyle:

  • Kömür işletmelerinin, çevre, iklim, insan sağlığı ve insan hakları üzerinde yıllar boyunca oluşmuş kümülatif (toplam) etkilerinin bütünüyle ortaya çıkaracak çalışmaların yapılması ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması;
  • Termik santraller, onlara ek çevresel tesisler ve kömür madenleri hakkında çevresel bilginin kamuoyuna açıklanması;
  • Çevresel standartlarla uyumlu olmayan santrallerin işletilmesine izin verilmemesi;
  • Onlarca yıldır çevresel mevzuata aykırı biçimde işletilen santrallerin yol açtığı tüm çevresel ve sağlık etkilerinin onarılması için santrallerin kapatılması da dahil olmak üzere somut adım atılması;
  • Santrallerin kapatılmasını ayrıca, bu santrallerin ve santrallerin işletilmesi için gerekli kömür madenciliğinin, 2063 yılına kadar yıkıcı iklim değişikliğine yapacakları hesaplanan katkılar da göz önünde bulundurularak tekrar gözden geçirilmesi;
  • Madencilik izni prosedürlerinin çevre kanunu, korunan alanlar mevzuatı ve insan hakları ile uyumlu hale getirilmesi.

‘Kömür hevesleri, kör bir hırsa döndü’

Geçtiğimiz hafta kanun teklifi olarak getirilen ancak toplumsal muhalefet sonrası 10. kez geri çekilen zeytinlik alanlarda madenciliğin önünü açan yasayla ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç ise “Kömür hevesleri, kör bir hırsa döndü. Bu nasıl bir ısrardır ki, İkizköy’de kömür çıkaracağız diye, Bodrum‘u susuz bırakacak, ülkemizi yıllık 5 milyar dolarlık turizm gelirinden mahrum bırakacaklar” dedi.

Zeytinlik sahada kömür çıkarılmasına izin veren kanun teklifinin, şirketin lobicilik faaliyetlerinin sonucu olduğunu aktaran Öztunç, “Mart ayında yönetmelikle geldi, tüm yurttaşlarımızı karşılarına aldılar, Danıştay yürütmesini durdurdu. Hiçbir şey olmamış gibi, meclise kanunla getirdiler ancak yurttaş tepkisi karşısında geri çektiler. Peki neden. Beşli çetenin ısrarları yüzünden. Gün aşırı arayarak meclise, milletvekillerini bunaltmış haldeler. Tüm meclis yaka silkiyor. Tekrar uyarıyoruz. Dönüp vatandaşa izah edemeyeceğiniz tekliflerle TBMM’yi de, bu halkın gündemini de meşgul etmeyin” açıklamasında bulundu.

Öztunç: “’Kömürü çıkaracağım’ diye Akbelen ormanını yok edecek firmanın yıllık kazancı 200 milyon lira iken, halka ve devlete yıllık sağlık maliyeti 20 milyar lira. Onların ticari kazancının 100 katını devletimize yükleyecekler. Onların kazancının 10 katı devletimizin kasasından sağlık faturalarına gidecek. Kamu yararı da yok. Kör hırs iyi bir şey değildir. Gözünüz kendinizden başka hiç bir şey görmüyor. Bodrum’un yıllık turizm gelir beş milyar dolar. Devletimizin kasasını boşaltacak, bütçemizi zarara uğratacak bu tarz rant projelerine izin vermeyeceğiz. Zeytin yasasını ısıtıp, ısıtıp önümüze geri getirmesinler. Bu işin peşini bırakmayız” dedi.

You may also like

Comments

Comments are closed.