Hafta SonuManşet

[Hermit] Halktan biri ‘Travis Pine’ – Ayşegül Sağlam

0

18 Nisan Çarşamba akşamı ‘Baba Sahne’deki ilk oyunumu izledim. Ne yazık ki ‘Baba Sahne’ye daha önce gitme şansım olmamıştı. Kadıköy’deki bu sahnede 80 küsur yıl öncesinin esintilerini hissetmek mümkün. Aslına uygun olarak tasarlanan sahnenin locaları, balkonu, perdeleri hatta sahnenin kenar süsleri; sahnenin yapım aşamasında, ne kadar büyük bir emek harcandığının bir göstergesi. Ayrıca sadece görsel değil teknik anlamda da oldukça donanımlı bir sahne olmuş. Böyle sahnelerin devlet eliyle çoğaltılması gerekir ancak bu sahnede böyle bir katkının olduğunu söyleyemeyiz. Sahnenin girişindeki Baba Sahne, hiçbir kurum ve kuruluştan yardım almadan; eş dost, hısım akraba ve bazı meslektaşların desteğiyle yapılmıştır. ibaresi de bunun bir göstergesi. İsminin neden ‘Baba’ olduğunu ise Şevket Çoruh; ‘Kendimizi yetim hissetmemek için…’ diye açıklamış.

Baba Sahne; kendi bünyesindeki, ‘Aşk Ölsün’, ‘Bir Baba Hamlet’ ve ‘Kanlı Komedya’ oyunlarının yanı sıra konuk tiyatrolara da ev sahipliği yapıyor. Benim izlediğim oyun da böyle bir oyundu. Travis Pine… Prömiyerini Baba Sahne’de yapan oyunun yapımcılığını Komedia Türk İstanbul üstenmiş.

‘Komedia Türk’ Almanya’da kurulan ve Avrupa’nın önde gelen tiyatrolarından biri olmasının yanı sıra aynı zamanda bir tiyatro- sinema oyunculuk okulu. Bu kurumun Türkiye ayağı olan ‘Komedia Türk İstanbul’ un sanat yönetmeni; Halk Tiyatrosu’ndan da tanıdığımız Bahtiyar Engin. Engin, kurumun Türkiye’deki ilk oyunu olan Travis Pine’ın yönetmenliğini de üstlenmiş. Levent Ülgen ve Galip Erdal gibi iki muhteşem oyuncuyla çalışması muhtemelen Bahtiyar Engin’in işini de kolaylaştırmış. Zaten oyunun sonundaki mütevazı konuşmasında, kendisi de bunu dile getirdi. ‘Biz oyuncular; büyük ustalara, rejisörlere duyduğumuz saygının yanı sıra bazen de onlara özenir, oyunlar yönetiriz. Bunu hem kendimizi mutlu etmek için hem de böyle iyi oyuncuları kötü yönetmenlerden korumak için yaparız.’ diyerek, oyununu ne kadar iyi isimlere emanet ettiğini de dile getirmiş oldu.

Vatanperver bir yurttaşın bir ajanla ne işi olur? Amerikan başkanına mektup yazmayı seven huysuz bir ihtiyarın mektupları, nelere sebep olabilir? İşte nelere sebep olabileceğinin 90 dakikalık öyküsü sunuyor bize ‘Travis Pine’. Ekin Tunçay Turan’ın dilimize çevirdiği oyunun yazarı Bobrıck; anlatmak istediklerini o kadar yalın bir dille anlatmış ki izleyicinin bir an bile oyundan kopmasına izin vermiyor. Buna abartıdan uzak, samimi oyunculuklar da eklenince zamanın nasıl geçtiğini anlamadan tamamlıyorsunuz oyunu. Sam Bobrıck; oyunu George W. Bush döneminde yazmış ancak Donald Trump döneminde güncelleyerek oyunun başına şu notu eklemiş. “Bu oyunu George W. Bush / Dick Cheney’nin yönetimde olduğu, ülkenin gidişatından pek memnun olmadığım dönemde yazdım. Oyunu güncelledim. Ne yazık ki tarih kendini tekrar ediyor gibi görünüyor, sadece daha kötü…” Yer yer ülkemize ait nüveleri de rahatlıkla bulabileceğimiz küçük esprilerle süslü oyunun dekorunu, Barış Dinçel tasarlamış. Salona girer girmez her ayrıntısıyla sizi içine alan dekor, oyun için harcanan emeğin tüyolarını daha oyun başlamadan veriyor adeta. Müzikler de dönemi ve kültürü sarıp sarmalayan türden. Ozan Erdoğan’ın da eline sağlık.

Anlaşılan Komedia Türk İstanbul, sağlam bir ekiple ve sağlam bir oyunla güzel bir başlangıç yapmış. Alkışları bol olsun…

http://www.komediaturk.com/istanbul/

 

Ayşegül Sağlam

 

More in Hafta Sonu

You may also like

Comments

Comments are closed.