ManşetTarım-Gıda

Halkları tarım ile bir araya getirmek?

Geçen hafta Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı’nın, BM Gıda ve Tarım Örgütü ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği işbirliği ile Türkiye’deki Suriyelilere ve Türkiyelilere yönelik 1,7 milyon dolarlık bir tarım projesini yürüteceği açıklandı. İsmi “Tarımsal Mesleki Eğitim Projesi”.

Beş ilde yürütülecek proje ile 900 kişinin istihdam edilebilmesi için güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje beni hem ümitlendirdi hem meraklandırdı. Suriyeliler ile bölge halkını tarımda birleştirmek şahane fikir ama bölgedeki halkların arasında uyum yaratmak için de adımlar atılacak mı, istihdam kapasitesi bu insanlar için ne kadar yeterli olacak, rekabet mi artacak, eğitim alacak kişiler istihdam edildiğinde iş güvenliği, sosyal ve ekonomik hakları ne derece korunacak gibi sorular kafamı kurcalıyor.

Projenin gerçekleştirileceği iller Adana, Mersin, Şanlıurfa, Gaziantep ve Isparta’da hali hazırda Türkiyeli tarım işçilerinin, özellikle mevsimlik yani göçebe işçilerin, işçilerin sosyal ve ekonomik haklarının yeteri kadar gözetilmediğini, iş güvencesi sorunları yaşadığını biliyoruz. Bölgeyi iyi bilen kişilerden ilerlemeleri takip etmek lazım.

Bu haberi duymamın hemen ardından ABD’deki göçmen işçilerin hikâyelerini kendi dillerinden anlatan (benim çevirim ile) Hasatı Kovalamak: Kaliforniya’daki Göçmen Tarım İşçileri* adlı kitabın yazarı gazeteci Gabriel Thompson ile yapılmış bir röportaja rastladım.

Thompson, kitabında 17 göçmen tarım işçisinin, kendi ifadeleriyle, “doğumdan bugüne” neler yaşadıklarını, ABD’ye nasıl geldiklerini ve hayatlarının nasıl değiştiğini onların anlatımıyla, yani bir çeşit “sözlü tarih” formunda paylaşıyor. Kaliforniya’da yaşayan tahminen (tahminen, çünkü birçoğu kayıt dışı) 800 bin tarım işçisi, ABD’nin tüm tarım iş gücünün üçte birini oluşturuyor.

Röportajı yapan Liesl Schwabe’nin kitap hakkındaki yorumu şöyle: “Her hikâye samimi bir portre çizerken, hikâyelerin tümü ele alındığında arazilerdeki günlük sıkıntılarının ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor. Tarım işçilerinin güvensiz ve adaletsiz çalışma şartlarından bahsederken ne kadar az korunma altında olduklarını göz önüne alırsak bu, özellikle isabetli.”

Fotoğraf: Joseph Philipson, CSU Long Beach’s Beach Magazine için çekilmiş

Röportajı aktarmaya ikinci sorudan başlıyorum:

“Mülakatlar sırasında seni en çok şaşırtan şey neydi?”

Thompson: “Beni en çok şaşırtan şey insanların bu kadar çabuk açılmalarıydı. Genellikle bir saat gibi bir sürede hayatlarıyla ilgili oldukça özel ve samimi bilgiler vermeye başlıyorlardı. Uzun süren bu konuşmalarımızın birçoğunun sonunda, bana anlattıklarını daha önce bu kadar çok konuşmadıklarını söylediler.

Tarım işleri açısından beni şaşırtan şey ise kuraklığın birçok insanın aklında olmamasıydı. Özellikle Kaliforniya, kuraklık ve kuraklık yüzünden kaybedilen işlerin hikâyeleriyle doludur. Anlaşılan o ki, hasat edilen ürün çeşitlerinde bazı değişiklikler olduğu halde, kuraklık gerçekten fazla gündeme gelmemiş.

Bunun dışında tarım işçilerine baskı yapan birçok meselenin (Sürekli göç ediyorlar, fakirler, sıklıkla kayıt dışılar) yanında onları destekleyen insan ve topluluk ekosistemi var. Kitap için bir ilkokul öğretmeni ile mülakat yaptım. Kendisi de tarım arazilerinde büyümüş bu öğretmen, göçmen çocuklara eğitim veriyordu. Ayrıca göçmenler için bir Head Start** programı yürüten biriyle de mülakat yaptım. Ve bu destek ağının tarım işçileri için ne kadar hayati öneme sahip olduğunu anladım. Bu destek ekosistemi olmasa zaten zor olan hayatları daha da zor olacaktı.”

Thompson’a diğer bir ilgi çekici soru tarım işçilerinin çocuklarının eğitimi hakkında geliyor:

“Tarım işçilerinin çocuklarının eğitimlerinin gittikçe artan bir ihtiyaç haline geldiğini yazmışsın. Daha fazla bahsedebilir misin bu konudan?”

Thompson, “Konuştuğum tek bir aile bile çocuklarının eğitimine odaklanmamış değildi. Bu sadece tarım işçilerine özel değil ve daha derine, ABD’ye gelme sebeplerine bizi götürüyor. Kitaptaki ailelerin hepsi çocuklarının yüksek eğitim almalarını ne kadar istiyorlarsa çocuklarının bir tarım işçisi olmanın ne kadar önemli olduğu anlamalarını da o kadar istiyorlar. Kitaba ortak bir sözlü tarih ile katılan bir ailenin kızı üniversiteyi bitirmek üzere idi, babası ise okuma yazma bilmiyordu. Gualdelupe, genç kız, üzüm bağlarında çalıştığı zamanların ne kadar inanılmaz bir deneyim olduğu hakkında konuştu. (…)” diyor.

Thompson’ın mülakatları 2016’da, Trump’ın başkanlık için yarıştığı zamanlarda yapmasından hareketle Schwabe soruyor:

“Yeni hükümetin gelmesiyle tarım işçileri için değişen şeyler gözlemledin mi?”

“İnanılmaz ölçüde korku var. Örneğin, göçmenler için Coachella Vadi’sinde Head Start programını yürüten kişiyi ilk ziyaret ettiğim zaman programın bekleme listesinde 200 aile vardı. Çocuk bakımı her zaman tarım işçileri için önemli bir konudur ve bu program oldukça talep görüyordu. Seçimlerden sonra onu ziyaret ettiğimde ise aynı programda bir derslik kapatılmıştı, çünkü katılan çocuk sayısı azalmıştı. Ve çocukları programa getirmekle görevli kişi kapı kapı dolaşıp daha fazla katılımcı bulmaya çalışıyordu. Neredeyse yüzde 99’u Latin kökenlilerden oluşan Coachella Vadisi’nde insanlar eskisi kadar kiliseye ya da başka bir yere gitmiyorlar. Bu açıkça korkuya dayanıyor.

Kitaptaki birçok kişi kayıt dışı yaşıyordu. Onlarla ilk mülakat yaptığımda rumuz kullanmak isteyip istemediklerini sordum, ‘Hayır, önemli değil. Gerçek adımı kullanmak istiyorum.’ dediler. Kasım sonlarına doğru, tam da kitap basılmadan hemen önce, onlarla tekrar konuştuğumda hepsi rumuz kullanmak istediler. Güvensizlik her zaman vardı ama şimdi insanlar daha büyük bir şeylerin olabileceğini düşünüyorlar ve destek ağlarından uzaklaşıyorlar.” diye cevaplıyor Thompson.

Gazeteci yazar Gabriel Thompson. Fotoğraf: Pandora Young

Ve röportajın son sorusu:

“Bu projeyi bitirdin, ne için ümitli hissediyorsun?”

Ve son cevabı: “Birçok tarım işçisinin yaptığı işten memnun, bunu belirtmek önemli. Her iş gibi bu işinde olmasını tercih etmeyecekleri yanları var, ama her zaman öyle acınası durumda değiller. Ve insanlar bunu fark etmezlerse, hikâyenin büyük bölümünü ıskalamış olurlar. Kolayca sömürülmeye, bazı açılarda, müsait olmalarının yanında birbirlerinin yanında da duruyorlar. İşverenlerinin suistimaliyle karşı kaşıya gelmek her gün karşılaşılan görece ufak bir şey olabilir ama arazideki işçiler arasında gerçek bir dayanışma var. (…)”

 

*Kitabın orijinal ismi  Chasing the Harvest: Migrant Workers in California Agriculture

**Head Start’ın Vikipedi çevirisi: ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı’nın düşük gelirli çocuklar ve aileleri için yürüttüğü eğitim, sağlık, beslenme ve ebeveynlerin dahil edilmesi alanlarında kapsamlı hizmetlerin verildiği program türünün adı.

 

Haber: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete)

Kategori: Manşet