EnerjiManşet

The Guardian yazarından yerinde soru: Türkiye’deki kömür atağını durdurmak için artık çok mu geç?

Zonguldak yakınlarındaki termik santral. Fotoğraf: Sean Smith, The Guardian için

6 Ağustos’da The Guardian’da Damian Carrington imzası ile yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete’den Ayşe Zeynep Pamuk‘un çevirisi ile paylaşıyoruz

* * *

Türkiye, çok yakında dünyanın en büyük Kömürlü Termik Santraline sahip olacak. Bu yapılması planlanan 80 yeni santralden sadece biri. Kömür piyasasındaki bu patlamaya karşılık büyüyen direnişte ise çözüm olarak göz ardı edilen büyük güneş enerjisi potansiyeline dikkat çekiliyor.

Afşin-Elbistan’daki uçsuz bucaksız açık kömür ocakları ve dünyanın en büyük kömürle işleyen santraline dönüştürülmesi planlanan devlete ait termik santraller. Fotoğraf: Sean Smith, The Guardian için

Afşin-Elbistan’daki uçsuz bucaksız açık kömür ocakları ve dünyanın en büyük kömürle işleyen santraline dönüştürülmesi planlanan devlete ait termik santraller. Fotoğraf: Sean Smith, The Guardian için

İngiliz The Guardian gazetesi 6 Ağustos tarihinde Damian Carrington imzasıyla Türkiye’deki Kömür Santralleri üzerine geniş bir dosyaya yer verdi. Dosyaya Türkiye’de kömür endüstrisi başlıklı bir foto galerisi de eşlik ediyor.

Fotoğraf Galerisinin Ayşe Zeynep Pamuk tarafından Türkçe’ye çevrilmiş versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz

Türkiye, tamamı Büyük Britanya’daki toplam enerji sektörünün kapasitesine eşdeğer 80 yeni termik santral yapımını planlıyor. Afşin-Elbistan’da planlanan santral ise dünyanın en büyük kömürlü termik santrali olmaya aday. Kömür alanındaki bu büyük atağın ölçeği Çin ya da Hindistan gibi büyük ülkelerdekinden, hatta dünyadaki herhangi bir ülkedekinden çok daha büyük. Dünya milletlerinin iklim değişikliğine karşı önlemler almak üzere aralık ayında Paris’te gerçekleşecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi‘nde bir araya gelmeleri öncesinde, bilim insanları tarafından %80’nin yeraltında bırakılması gerektiği belirtilen kömür rezervlerine dair Türkiye’nin bu hücumu ise oldukça düşündürücü.

Türkiye, hızlı büyüyen ekonomisini sıcak tutmak ve Rusya’dan gelen doğalgaza olan bağımlılığından kurtulmak konusunda çaresiz görünüyor. Bu konuda kömür çare olabilir mi sorusuna karşılık ise muhalifler, kömürün Türkiye’de insan sağlığı üzerindeki şimdiden yıllık milyarlarca liraya mal olan ağır bedeline dikkat çekiyor. Kömürlü termik santrallerle oluşan hava kirliliği çevre halkının sağlığını çok ciddi şekilde tehdit ederken, artan solunum yolu hastalıkları ve kanser vakaları yüksek bütçelerde tıbbi tedaviye neden oluyor.

Kömür santrallerine karşın önerilen çözüm ise güneşli bir ülke olan Türkiye’nin büyük güneş ve rüzgar enerjisi potansiyeli. Elbistan yakınlarındaki bir devlet hastanesinin yöneticisi olan Hüseyin Alp Aslan, kömürün yarattığı sağlık tehlikesine karşılık rüzgar enerjisinin yerleşimden uzak alanlarda kurulan rüzgar türbinleriyle sağlanabileceğinin altını çiziyor.

Zonguldak yakınlarındaki termik santral. Fotoğraf: Sean Smith, The Guardian için

Zonguldak yakınlarındaki termik santral. Fotoğraf: Sean Smith, The Guardian için

Hükümet, kömür santralleri atağını yerli kaynakların kullanılmasıyla açıklarken, son 5 yılda santrallerin yapımında kullanılan yakıtların %95’i yurtdışından ithal edildi. Kömür ithaline hem maden işçileri hem de Zonguldak’ta yeni santral yapımını protesto eden yerli gruplar karşı çıkıyor.

Türkiye’nin 2023 için güneşten üretilecek elektrik hedefi sadece 5%

18

Türkiye’deki yeni kömürlü termik santraller
(grafik  – 250MW ve üstü enerji üreten santraller
turuncu: aktif mavi: yapım aşamasında beyaz: planlanan)

Yüksek potansiyeline rağmen güneş enerjisi Türkiye’de halen çok tercih edilmiyor. Neredeyse her çatıya konan güneş enerjili su ısıtma sistemlerine karşın elektrik üreten fotovoltaik paneller çok seyrek. Devlet güneş panellerine kısıtlı bir ölçekte izin veriyor. 10 katı fazla arza karşın Türkiye, 2023 için güneşten üreteceği elektrik hedefini %5 olarak belirlemiş durumda.

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi’nden (EDAM) ekonomist Pelin Yenigün Dilek, bu hedefin çok düşük olduğunu belirtiyor. “Hükümet kısa vadede ekonomiyi kömürle hızlı büyüteceğini düşünüyor. Fakat kısa vadeli bu refah çok hızlı tükenecek ve düşük bir yaşam standardına yol açacak. Güneş enerjisiyle yüksek değerli iş ve üretim olanakları yaratabilirken, neden kömüre ihtiyaç duymalıyız?” diye ekliyor.

Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ‘nın yetkilendirmesiyle hazırlanan ve kısa süre önce yayınlanan Bloomberg yeni enerji finans raporuna göre rüzgar, güneş ve hidroelektrik Türkiye’nin enerji ihtiyacını kömür girişimleriyle aynı maliyetle karşılayabilirken, karbon emisyonu oranını da düşük tutabilir.

Eğer Türkiye’nin kömür atağı devam ederse yeni santraller Amasra gibi, 3000 yıllık tarihe sahip tarihi ve turistik yerleşim alanlarını tehdit edecek. Burada planlanan ve bölgede ilk olacak dört büyük santralin yapımına maden işçileri de dahil halktan büyük bir direniş söz konusu. Karadeniz’in en eski dağlarının ve 2400 senelik antik Tios şehrinin yakınlarındaki bu alanda halk, 7 km’lik bir zincir oluşturarak ve bölge nüfusunun 4’te birine denk gelen 42000 imzalık bir protesto mektubuyla santral projelerini protesto ediyor.

Yerel direnişin önde gelen isimlerinden biri olan Bartın Üniversitesi Orman Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış, aralık ayında bölge ormanlarında 36 km’lik bir şerit halinde gerçekleştirilen ağaç kesimini işaret ederek, Amasra’da kömürlü termik santral yapımı için emrivaki yapılmaya çalışıldığını öne sürüyor.

Bu bölgede, 2012 yılındaki mahkeme kararıyla santral yapımı engellenmişti. Fakat dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın gerektiği gibi yasal kararı onaylamaması sonucunda santral tehdidi halen devam etmekte ve yerli halk olası hava kirliliğinin etkilerinden endişe etmekte.

Türkiye’nin farklı yerlerinde birçok başka santral projesi ise ilerlemeye devam ediyor. The Guardian dosyasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ilgili bir çok kuruluşla görüşme taleplerinin reddedildiğini belirtiyor.

Kömür santrali girişimleri zengin devlet yardımları alırken özel sektördeki yeni projeler finansmana ihtiyaç duyuyor. Garanti Bankası, Türkiye’deki yeni kömürlü termik santralleri projelerinin en büyük destekçilerinden. Garanti Bankası Proje Finansmanı Genel Müdür Yardımdıcı Ebru Dildar Edin, bu tip projelere düşük kömür maliyetlerinden dolayı cazip krediler sunulduğunu belirtirken, kömürün getirdiği kirlilik ve iklim değişikliği endişelerini de kabul ediyor. Kredi başvurularına daha sıkı çevresel ve sosyal koşullar uyguladıklarını belirten Edin, bu koşulları kabul etmeyen kurumların kredi taleplerini geri çevirdiklerini söylüyor. Bu durum ne yazık ki, geri çevrilen projelerin başka bankalar tarafından finanse edilmesini engelleyemiyor. Edin ayrıca, verdikleri enerji kredilerinin yarısının rüzgar ve hidroelektrik projelerinin finansmanına gittiğinin altını çiziyor. Türkiye 3.5GW rüzgar enerjisi üretiyor, bu rakam Büyük Britanya’nın 13GW’lık üretiminin neredeyse sadece dörtte biri.

Uluslararası kamuoyunun ilgisi Kasım ayında, Paris İklim Zirvesi’nden sadece birkaç hafta önce gerçekleşecek olan G20 zirvesi ile Türkiye’ye çevrilecek. Ele alınacak önemli maddelerden biri, Edin’in yabancı finansmana ihtiyacı olduklarının altını çizdiği ithal yakıta bağımlı büyük kömür projeleri olabilir. Edin, bu projelere, Türk bankalarının büyük ilgi göstereceğini düşünmüyor. Bu durum, Afşin-Elbistan kompleksi için verilen 12 milyar dolarlık tekliflere ise bir engel teşkil etmiyor.

 

Yazının İngilizce Orijinali

Yazar: Damian Carrington

Yeşil Gazete için çeviren: Ayşe Zeynep Pamuk

(Yeşil Gazete, The Guardian)

Kategori: Enerji