İfade ÖzgürlüğüManşetTürkiye

Gezi Davası: Osman Kavala’nın tutukluluğu devam edecek

Birleştirilen Gezi Parkı ile Çarşı Grubu davasının duruşması bugün Çağlayan‘daki İstanbul Adliyesi‘nde görüldü.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın hedef gösterdiği ve dört yılı aşkın süredir tutuklu bulunan insan hakları savunucusu Osman Kavala duruşmaya katılmadı.

Osman Kavala ve çArşı davası sanıkları dahil 52 kişinin yargılandığı davada mahkeme heyeti savcının tutuklama talebini onaylayarak Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı verdi. Bir sonraki duruşma 17 Ocak 2022’de görülecek.

İki dava birlikte

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin yedi sanıklı Gezi Davası‘nda verilen beraat kararının bozulmasının  ardından Yargıtay, “Gezi Parkı ile Çarşı davalarının arasında hukuki bağlantı olduğu” gerekçesiyle davaların birleştirilmesi gerektiğini söylemişti.

30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, 13’ünü Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı göndererek, davaların birleşmesine onay verdiğini belirtmişti. Davalar, 30 Temmuz 2021 tarihinde 13’üncü  Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirilmişti.

AİHM’den derhal serbest bırakın kararı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 10 Aralık 2019 tarihinde Kavala’nın tutukluluğun hak ihlali olduğuna hükmetmiş, ‘derhal serbest bırakılması’nı istemişti.

AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kavala’nın 30 Kasım’a kadar serbest bırakılması için süre vermişti. Aksi halde Avrupa Konseyi üyesi Türkiye hakkında taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) uymadığı gerekçesiyle ihlal prosedürü başlatacağına dikkat çekilmişti.

Artı Gerçek’in aktardığına göre duruşma daha geniş salonu olan 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yoklamayla başladı. Kavala’nın SEGBİS ile duruşmaya katılmadığı görüldü.

‘Delil varsa tartışalım’

Çarşı grubu avukatlarından Ömer Kavili bu davanın siyasi bir dava olduğunu dile getirerek, “Hakim sizsiniz. Hakimler problem çözer, problem üretmez. Birleştirme kararına karşı direnme kararı vermenizi talep ediyorum” dedi. Ardından söz alan Çarşı grubu avukatlarından Ersan Şen konuşurken sesini yükselttiği için mahkeme başkanı tarafından uyarıldı. Şen, “Müvekkilim Cem Yakışkan hükümete karşı suç işlememiştir. Savcının elinde iddianamede yazan deliller zerre varsa tartışalım. Burası er meydanı, hodri meydan. Bizler birer figüran değiliz. Temsil ettiğimiz insanların doğru dürüst yargılanmasını sağlamalıyız” dedi.

Avukat Yıldız İmrek ise, “Bu davada karar verilmesinin engellenmesi için ve aşırı şekilde uzatılarak siyasi iradenin çıkarları doğrultusunda birleştirildi. Bu şekilde müvekkillerin aklanma hakkı ihlal ediliyor. Ayrıca meslektaşımın ifadelerine katılsam da, Ersan Şen’in burayı ‘er meydanı’ diye tanımlamasına bir kadın olarak itiraz ediyorum” ifadelerini kullandı. Avukat Devrim Alpaslan, “Somut delil sunun tartışalım” dedi.

‘Müvekkillime emniyet plaket verdi’

Gezi sanığı avukat Can Atalay, “Tutuklu bir sanığı var bu dosyanın. Biz uzun uzun size Gezi’yi anlatmak, Gezi’yi savunmak istiyoruz ben, Tayfun ve Mücella abla olarak. Kabul ederseniz biz savunmamızı bir sonraki duruşmada sunmak isteriz” dedi.

Çarşı sanığı Ayhan Güner, “Etiler Emniyet Müdürü beni aradı. ‘Bize yardımcı olun’ dedi. Polisin belirlediği güzergahta taraftarı olaysız bir şekilde yürüttük. Emniyetle beraber yolları açtık polislerle insanları karşı karşıya getirmedik. Boynumuza sarılıp teşekkür ettiler” dedi.

Güner’in avukatı ise , “Müvekkilime yaptığı katkılardan dolayı emniyet plaket verdi. O zaman onlarda burda olmalı” dedi. Çarşı sanığı Halil İbrahim, “Osman Kavala ile bizim ne işimiz var onu da bilmiyorum” diye konuştu.

‘AİHM kararı yokmuş gibi davranılıyor’

Kavala’nın avukatı Tolga Aytöre, “Kavala hakkında AİHM Aralık 2019’da bir hak ihlali kararı verdi. Şubat 2020’de de beraat kararı çıktı. Bu karar verilince apar topar bir suç uyduruldu. Savcı bunu bilir, çünkü bizim dava hangi davayla birleştiyse o da bizimle gezdi…MASAK raporu Gezi davasına yönelik hazırlanmış bir rapor. Bu raporda casusluk suçlamasıyla ilgili bir tespit mi var bizim göremediğimiz? Bu rapora dayanarak tutuklama kararı verilmesini anlamıyoruz. İddianame yalan söylüyor Henri Barkey ile Kavala arasında yoğun iletişim kaydı olduğunu iddia ederek. Böyle bir şey olmadığına ilişkin rapor var” dedi.

Avukat Köksal Bayraktar ise, “İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi, istinaf mahkemesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemeniz sanki AİHM kararı yokmuş gibi kendi kanunlarımız arasında dönüp duruyoruz. Böyle Türkiye’yi giderek uçurumun kenarına getiriyoruz.

Savcıdan tutukluluğa devam talebi

Avukat Bayraktar’ın ardından Mahkeme Başkanı savcıya mütalaasını sordu. Savcı “Çarşı grubunun birleştirme kararının gözden geçirilmesi talebinin reddini, vareste tutulma isteğinin kabulünü, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına” talep etti.

Avukat Bayraktar mütalaaya karşı söz alarak “Avrupa Konseyi şartı, AİHS’in 3. ve 46. maddeleriyle iddia makamının mütalaası taban tabana zıttır. Anayasaya aykırı düşünce ile karşı karşıyayız” dedi.

Mahkeme heyeti ise Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam kararı verdi.

Konsey, ihlal prosedürü uygulayacak

2019 yılından bu yana AİHM, 2020’den bu yana da Avrupa Konseyi kararlarını görmezden gelen Türkiye için çanlar çalmaya başladı. 30 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında beraat kararı verilmezse Konsey tarafından ihlal prosedürünün uygulanmasına maruz kalacak.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi tarafından oy ve veto hakkının elinden alınması, demokrasi ve insan hakları konusunda öncü olması amacıyla İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulmuş Konsey’de, Türkiye’nin de kurucu üye olarak yer aldığı noktadan oldukça geriye gittiğinin göstergesi olacak.

Bunun yanı sıra Türkiye’nin gittikçe kötüleşen dış ilişkileri ve uluslararası topluluklardan gittikçe uzaklaşması da diplomaside izolasyon ve yalnız bırakılma ihtimalini kuvvetlendiriyor.