Editörün SeçtikleriEkolojiManşetUncategorized

Gaz gaz, nereye kadar? Cennet Filyos’ta sona doğru…

0

Video Haber: Gürcan ÖZTÜRK

Kurgu: Yuva Uğur CUVA

*

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat sahip çıktığı; 2. Abdülhamit’in rüyası olarak lanse ettiği proje kapsamında, Karadeniz’den çıkarılması umulan gazın, 170 km’lik bir boru hattının sonunda karaya varış noktasındayız.

Memleketin cennet bir köşesi cehenneme çevrilirken, Filyos Çayı’nın, Karadeniz’e döküldüğü noktayı bir tepeden izliyoruz.

TPAO’nun doğalgaz işletme tesisi ve liman inşaatı çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Ağaçlar kesilmiş, Filyos’u besleyen sular betona hapsedilmiş, köyler, köylüler gürültü ve tozla kuşatılmış…  Vinçler, kamyonlar, işçiler koşar adım vadiyi yok ediyor! Endemik, bitkileri, hayvanları, suyu, toprağı…

Ahmet Öztürk‘ün cümleleri aklımızdan çıkmıyor: “Filyos vadisi tarım için doğal üretim yapan bir fabrika…Suyuyla, bereketli toprağıyla, iklimiyle… Bu vadiye kirli teknolojilerin kullanılacağı gübre, demir çelik  fabrikaları yapmak akıldışı”…

 

25 milyon ton/yıl kapasiteye sahip olacak şekilde altyapı inşaatı sürdürülen ve Türkiye’nin üç büyük limanından biri olması beklenen Filyos Limanı’nın da dahil olduğu Filyos Vadisi Projesi’nin çoğu büyük proje gibi 2023’te tamamlanması bekleniyor.

‘Korumak için çok geç kaldık, çok üzgünüm’

“Sazköy’de liman projesi için kamulaştırma yapıldığında insanların bir çoğu arazisini istemese de sattı. Köyde yaşayanlar şehirlere göç etti, ama orada paraları bitip tutunamayınca tekrar köylerine dönmek zorunda kaldılar. Ancak artık arazileri de geçim kaynakları da yoktu” diyor SazköySaniye Cicibaşoğlu.

Sazköylülerin liman yapımı için kazıkların çakılması yüzünden yıllarca rahatsız olduğunu anlatan Cicibaşoğlu, yaşadıklarını şöyle ifade ediyor: “Sonra limanı yapabilmek için, dağı indirdiler. O dağdan çıkan taşı limanda kullandılar. Sürekli patlatma yaptılar, köylünün evi çatladı, patladı. Taşların çıkardığı tozdan bahçelerinde ürün alamaz oldular.  Şu an köylü de mağduriyetinin farkında ama artık buradan geri dönüş de yok. Artık sadece liman çevresindeki köylerin korunmasını ve projede temiz teknolojilerin kullanılmasını istiyorum. Ve çok üzgünüm.”

‘Gelişmeye karşı değiliz, ama burada fabrika  olmaz’

İş insanı/çiftçi Sezgin Çalışkan, Çaycuma ilçesinde yaklaşık 700 dekarlık bir arazide tarım yapıyor. “Filyos Çayı’nın dibinde, alüvyon topraklarda üretim yapıyoruz. Başlıca çilek, mısır, pancar üretiyoruz. Bu topraklardan çıkardığımız her ürünü işliyor ve katma değer yaratıyoruz” diye anlatıyor yaptıkları üretimi. “Gelişmeye karşı değiliz, fabrikalar olsun, ama burada olmaz diyor” ardından: “Burası toprak ve su bakımından tarıma çok elverişli ve bereketli. İzmir Ödemiş’te yerin 700 metre altından sondajla su çıkarılıyor. Bizim dibimizden ırmak geçiyor, buraların tarım için kullanılması gerekiyor. İklimi de ılıman ve çilek için çok uygun.”

‘Filyos, toprak üreten bir fabrika, doğal fabrikanın üzerine başka bir fabrika inşa etmek akıl dışı’

Filyos Vadisi projesinin, Zonguldak’ta yaşanan en büyük ekolojik problemlerin başında geldiğini söyleyen Zonguldak Çevre Koruma Derneği Başkanı Ahmet Öztürk, bunun nedenini şöyle anlatıyor:

Zonguldak tüm Karadeniz gibi engebeli ve dağlık bir arazi yapısına sahip, bu nedenle de tarımsal alanlar kısıtlı. Karadeniz çok yağış alsa da Zonguldak su fakiri bir şehir. Filyos, Zonguldak şehrinin en önemli akarsuyu. İstanbul, Kocaeli ve Sakarya şehirlerindeki sanayileşmede kritik eşik aşıldığı için yeni alan arayışına girildi. Bunun sonucunda da bu bölgelere en yakın yer olarak Filyos Vadisi’nde endüstriyel bir planlama yapıldı. Devletin bütün kaynaklarında, Filyos’un Sakarya ırmağından Kızılırmak Deltası’na kadar olan bölümde en değerli ekosisteme sahip olduğu belirtiliyor. Ve ekolojik bir koridor olarak mutlaka korunması gerektiği vurgulanıyor. “Endemik bitki ve hayvan çeşitleri, açsından son derece zengin, biyoçeşitliliği son derece yüksek. Etrafındaki orman örtüsü ve yaban hayatı çok zengin olan bir bölge.”

İlgili haber: ‘Zonguldak Filyos Vadisi, Filyos Vadisi Projesi’nin tehdidi altında’

Filyos Vadisi’ne yapılacak endüstriyel yatırımların, bölgenin suyu ve tarım arazileri üzerinde son derece olumsuz etkileri olacağını kaydeden Öztürk, “Çayın denize döküldüğü yere Türkiye’nin üçüncü büyük limanı yapılıyor. Fizibilite çalışmalarında abartılı rakamlar ve olmayan şeyler ortaya konularak bu büyüklükteki bir limanın yapılması sağlandı. Limanın arkasındaki 600 hektarlık bir alan endüstri bölgesi olarak ilan edildi. Hemen arkasında da 1200 hektarlık bir alana serbest bölge girişim alanı planlandı.

Zonguldak gibi toprak fakiri bir şehirde, tarım alanlarında böyle bir proje akıl dışı. Filyos ırmağı, yukarıdan taşıdığı alüvyonlu toprağı, Çaycuma düzlüğünde tarımsal toprak haline dönüşüyor. Irmak çizdiği mendereslerle, toprak üreten bir fabrika. Doğal bir fabrikanın üzerine başka bir fabrika inşa etmek kadar akıldışılık olamaz” diyor.

Vadide ayrıca termik santral, petrokimya ve kömür depolama tesislerinin de planlandığı biliniyor. Dünya Bankası’na sunulan raporda yer alan bu tesislerin yapılıp yapılmayacağı henüz bilinmiyor.

İlgili haber: Cennet Filyos’a termik santral, petrokimya ve kömür depolama tesisleri yapılacak

Entegre gübre tesisleri için halkın katılımı toplantısına gerek görülmedi

Filyos’da sadece liman yapılmayacak, ilan edilen Filyos Endüstri bölgesi sınırları içinde bir de entegre gübre fabrikası planlanıyor. Tosyalı Gübre Sanayii A.Ş’nin ihalesini aldığı projenin 835 sayfalık ÇED nihai raporunda 1.5 milyon tonluk kapasiteye sahip fabrikada;

  • 724.500 ton amonyak,
  • 448.000 ton nitrik asit,
  • 693.000 ton sülfürik asit,
  • 156.000 ton fosforik asit,
  • 581.000 ton üre kalsiyum, 660.000 ton amonyum nitrat,
  • 330.000 ton DAP veya 495.000 ton/yıl NPK üretecek DAP/NPK kompoze gübre,
  • 224.000 bin ton amonyum sülfat gibi tehlikeli kimyasallar üretecek tesisler bulunduğu belirtiliyor.

Raporda, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği‘nin 24’ncü maddesindeki yetkisini kullanarak, normalde zorunlu olan halkın katılımı toplantısının yapılmamasına karar verdiği belirtiliyor.

Yine rapora göre, 1 milyar 750 milyon doları bulacak olan kurulum finansmanının %70’i gibi büyük bir oranı, Birleşik Krallık ya da Körfez ülkelerinden kredi olarak temin edilecek. Bunun da altında büyük ihtimalle fabrika prosesinin ağır çevresel etkileri nedeniyle “Yeşil Mutabakat’ı hayata geçirme aşamasında olan ve kirli teknoloji kullanan sektörleri desteklemeyen Avrupa Birliği’nden kredi bulma zorluğu yatıyor.

Bu tesislerde ana hammadde olarak kullanılacak maddelerden biri de kükürt. Kükürtten sülfirik asit, ondan da fosfatlı gübrelerde en çok kullanılan fosforik asit elde edilecek. Ülke içinde Tüpraş başta olmak üzere bazı rafinerilerde kükürt açığa çıkmasına rağmen, kapasitesi hali hazırdaki gübre fabrikalarının birinin bile ihtiyacını karşılamadığı için kükürdün ithal edilmesi planlanıyor.

Rapora göre, tesiste hammadde olarak kullanılacak yıllık;

  • 235.620 ton kükürt,
  • 507.000 ton fosfat,
  • 990 ton antikek ve
  • 45.600 ton potasyum klorür yurtdışından getirilecek, yurtiçinden yalnızca 158.400 ton kireç temin edilecek.

İlgili bakanlıklar ve Zonguldak Valiliği‘nin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Strateji ve Bütçe Başkanlığının imzası bulunan “filyosvadisi.com” adlı sitede ise burada hangi yatırımların yapılacağı NACE kodlarına varıncaya değin açıklanmış durumda.

“Türkiye’nin ilk mega endüstri bölgesi” olarak lanse edilen vadide, kuru yük sahası, konteyner sahası, çok amaçlı depolama sahası, binalar ve park alanları, dökme yük sahası, yol, demiryolu ve diğer yardımcı inşaatlar da  yapılacak.

İlgili haber: Filyos Limanı için açılan ikinci ihale ‘pazarlık usulü’ Kolin’e…

Tüm yetkililerin Filyos’ta bacalı sanayi olmayacağı yönündeki pek çok açıklamasına rağmen, raporda  amonyak, nitrik asit,  sülfürik asit, fosforik asit,  üre, kalsiyum amonyum nitrat, DAP/NPK ve granül AS olmak üzere 8 proses; potasyum nitrat, yardımcı işletmeler, amonyak yakma (Flare) ve DAP/NPK olmak üzere dört, toplamda 12  yakma bacası bulunuyor.

Nihai olarak kabul edilip yayımlanan ÇED Raporu’nda, ayrıca 1020 çalışanın yılda bin tona yakın su kullanacağı, işletme aşamasında, 29.210,01 m3 /gün (9.639.600 m3 /yıl) soğutma suyu ve 28.418,18 m3 /gün (9.378.000 m3 /yıl) proses suyu kullanılacağı yazıyor. Rapora göre bu su, Filyos Nehri’nde açılacak keson kuyulardan temin edilecek. Denize çok yakın bir noktadan bu kadar yüksek miktarlarda suyun sondajlarla çekilmesi, deniz suyunun akifer yapıdan içeriye doğru ilerleyerek içme sularını tuzlandırması gibi bir tehlikeyi de barındırıyor; çıkacak endüstriyel nitelikli atık suyun ise ne yapılacağı belirsiz.

Kurulacak tesis, ayrıca Türkiye’nin Ramsar Sözleşmesi olarak bilinen “Özellikli Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme” ile Bükreş Sözleşmesi olarak bilinen “Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi”ne de aykırı. Filyos Vadisi Projesi hakkında Bakanlar Kurulu’nun aldığı acil kamulaştırma kararının iptali için açılan davaların birinde, Danıştay, bu sözleşmede, Zonguldak ve çevresinin taşıdığı kirlilik yükü nedeniyle sıcak bölge olarak tanımlandığını, yeni kirlilik kaynağı yaratacak tesisler kurulmasının uluslararası hukuka da aykırı olduğuna hükmederek kararı iptal etmişti Mahkeme kararını aşabilmek için yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınmış, o kararın da iptali üzerine bir başka Bakanlar Kurulu kararı alınarak sorun aşılmıştı.

İlgili haber: ‘Mega Endüstri Bölgeleri, ekonomik faydadan ziyade ekolojik yıkım getirecek’

Ahmet Öztürk, “Bizim mücadelemiz ve TEMA’nın açtığı davalar sonucunda, Filyos Vadisi projesinde ne gibi sektörlerin yer alacağı, devletin bütün kaynaklarında NACE kodlarında açıklanmışken, devletin tüm yetkilileri bu kod dışında hiç bir yatırıma izin vermeyeceklerine ilişkin sözler vermişken, şimdi sanki bunlar hiç söylenmemiş gibi, NACE kodlarındaki sektörlerle hiçi ilgisi olmayan sektörlerde yatırımlar ilan edildi, ÇED süreçleri başlatıldı” diyor. … Gübre tesisinin yanı sıra vadide hurda demir eriterek çelik üretilecek 1 milyon ton kapasiteli bir de demir çelik fabrikası planlanıyor. Öztürk bu fabrika için de ÇED sürecinin başlatıldığını belirtiyor:

“Filyos Vadisi’nde, bölgenin ender tarım arazisi üzerinde bir ‘kirli yatırım’ silsilesi gerçekleştirilecek. Yaklaşık 350 hektar üzerine yapılacak lojistik merkez adı duyanlara janjanlı geliyor ama sonuçta tır parkı oluşturulacak. Bütün dünya küresel bir gıda krizi yaşarken, bizzat yetkililer ‘ne ekersiniz ekin, yeter ki ekin” derken, biz Zonguldak’ta 2 bin hektarlık alanda tarımsal toprağı ortadan kaldırıyor, Batı Karadeniz ormanlarını tahrip ediyoruz. İnanılır gibi değil.”

Avlanma yasağı getirildi, biz nerede balık tutacağız?

Filyos limanının yapıldığı bölgede 3 km, doğudan ve 3 km batıdan balıkçılar için avlanma yasağı getirildi. Balıkçı Zeki Çakar “Bu bölge lüfer, palamut ve barbun merasıdır. Biz nerede balık tutacağız?” diye soruyor.

Filyos’da 230 teknede balıkçılık yapan 600 kişi ve bunların aileleri yaşıyor. Çakar ”Balıkçıların ve ailelerinin durumları kötü, çok mağdur. Avlanmak yasak diyorlar… Ne yapacak bu kadar balıkçı? Hırsızlık mı yapsın? Aç mı kalsın balıkçı? Diyor.

Boru hattı döşenince balıkların yumurta bırakıp bırakmayacağının belirsiz olduğunu, balık avının borular yüzünden tamamen yasaklanıp yasaklanmayacağını bilmediklerini anlatan Zeki Çakar, “Devletin Filyos balıkçısına destek olması gerekiyor” diyor.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.