EnerjiManşet

Fukuşima’nın birinci yılında insan zinciri: Hükümetin nükleer balonunu patlattılar

0

Fukuşima nükleer felaketinin birinci yılında Küresel Eylem Grubu’nun çağrısıyla İstanbul’da toplanan nükleer karşıtları Taksim’den Galatasaray’a insan zinciri oluşturdu.  Eylemde AKP hükümetinin Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santralden vazgeçmesi istendi.

KEG’in eylemini Antikapitalist Öğrenciler, Barışa Pedal, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu, Doğa Derneği, Greenpeace, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi, DÖH, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, TEMA Vakfı ve Yeşiller Partisi destekledi. Ellerinde gülen güneş bayrakları, siyah balonlar ve Akkuyu Fukuşima Olması pankartlarıyla Taksim Meydanı’nda toplanarak nükleer santrallere karşı insan zinciri oluşturan yüzlerce protestocu Galatasaray Lisesi önünde bir basın açıklaması yaptı.

Küresel Eylem Grubu adına Yeşiller Partisi eşsözcüsü Ümit Şahi tarafından okunan basın açıklamasının sonunda katılımcılar “hükümetin nükleer balonunu patlatalım” çağrısıyla sembolik olarak ellerindeki radyasyon işaretli balonları patlattılar. Aşağıda videosunu bulabileceğiniz basın açıklamasının tam metni şöyle:

Japonya’da yaşanan Fukuşima nükleer kazasının üzerinden tam bir yıl geçti.

Bu felaket nükleer enerjinin en tehlikeli, en kirli ve en kabul edilemez enerji üretim biçimi olduğunu bir kez daha gösterdi.

Bu felaket hâlâ nükleer enerjiyi savunmaya devam eden çevrelerin söylediği yalanları ve çarpıtmaları bir kez daha ortaya koydu.

Bu felaket bize nükleer enerjinin demokrasiyle ne kadar çeliştiğini, nükleercilerin nasıl kazaları ve kazaların ölümcül sonuçlarını halktan gizleyerek varlıklarını sürdürmeye çalıştıklarını bir kez daha kanıtladı.

Fukuşima’nın birinci yılında Japon hükümetinin ve santralı işleten Tepco şirketinin kazayı örtbas etme çabalarıyla ilgili yeni kanıtlar ortaya çıkmaya devam ediyor:

–          Son haberlere göre Japon hükümeti kazanın Fukuşima santralındaki üç reaktörde birden çekirdek erimesine yol açacağını birkaç saat içinde anlamışlar, ancak bunu aylarca kamuoyundan gizlemişlerdi.

–          Japonya’nın Nükleer Güvenlik kuruluşunun sözcüsü kazanın ertesi günü ciddi bir çekirdek erimesi ihtimalini dile getirdiği için görevden alınmış, zamanın hükümet sözcüsü, diğer bakanları bu konuda hiçbir şey söylememeleri konusunda uyarmış, Atom Enerjisi Komisyonu’nun 36 milyon nüfuslu başkent Tokyo’nun boşaltılması konusunda hazırlık yapılması uyarısı hasır altı edilmişti.

–          Daha sonra ülkenin her yerinde yetişen ürünlerin, hatta sütün ve içme suyunun bile radyasyonla kirlendiğini ortaya kondu. Bugün Fukuşima’da tehlikenin hâlâ sürdüğüne dair yeni haberler gelmeye devam ediyor.

Fukuşima felaketinin bilançosu ağır oldu:

–          Santralin çevresindeki 20 km’lik alan girilemez durumda.

–          150 bine yakın insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.

–          Çernobil felaketinde yayılan radyasyonun 6,5 katı atmosfere, tarım ve yerleşim alanlarına, denize yayıldı.

–          Japon ekonomisi kaza nedeniyle yaklaşık 250 milyar dolar zarar etti. Ülke 1980’den beri ilk kez cari açık verdi.

–          Felaketi temizleme işlemlerinin maliyetini kimse hesaplayamıyor ama yalıtım çalışmalarının en az 50 yıl süreceği söyleniyor.

Felaketin yaşandığı dönemde Japonya Başbakanı olan ve bütün bu acıları Japon halkına yaşattığı için görevinden istifa eden Naoto Kan, “Ben dünyaya nükleer enerji olmadan işleyebilen bir toplumun gerekliliğini anlatmak istiyorum” diyerek nükleer karşıtı hareketin bir aktivisti haline geldi.

Bütün bu yaşananlar sadece ileri teknoloji ülkesi olarak bilinen Japonya’nın bile bir nükleer kazaya karşı nasıl çaresiz kaldığını göstermekle kalmıyor, nükleer enerjiye sahip bütün ülkelerde hükümetlerin nasıl şeffaflıktan uzak olduklarını ve nükleerci şirketlerin çıkarları için gerçekleri gizleyerek halk sağlığını hiçe saydıklarını kanıtlıyor. Kazanın sonuçlarını gizleyen Japon yetkililer Türkiye’de Çernobil kazasından sonra radyasyonlu çayları halka içirmekte bir sakınca görmeyen hükümet yetkililerinden farklı değillerdi.

Fukushima felaketi pek çok ülkenin nükleerden uzaklaşma kararı vermelerine neden oldu:

–          Bugün kaza öncesi 56 nükleer reaktörü olan Japonya’da sadece 2 nükleer reaktör çalışır durumda. Diğerleri kapatıldı ve ne zaman tekrar açılacakları bilinmiyor.

–          Almanya’da 17 reaktörden 8’i kapatıldı, kalanların da 2022’ye kadar kapatılmasına karar verildi.

–          İtalya’nın hükümetin yeni nükleer santral kurma kararı için yapılan referandumda halkın %95’i nükleere hayır dedi, plamnlar iptal edildi.

–          Polonya’da nükleer santral yapılmak istenen yerde yapılan yerel referandumda %94 hayır çıktı.

–          İsviçre’de 3 yeni nükleer reaktör planı iptal edildi ülkenin beş nükleer santralinin kademeli olarak kadar kapatılmasına karar verildi.

–          Çin’de yeni projeler askıya alındı.

Bütün bunlara rağmen AKP hükümeti anlaşılmaz bir biçimde Akkuyu’ya nükleer santral kurma kararında ısrar ediyor. Türkiye halkının büyük çoğunluğu nükleer santral istemiyor. Kimse Akkuyu’nun yeni bir Çernobil, yeni bir Fukuşima olmasını istemiyor. Ancak hükümet Rusya ile yaptığı kabul edilemez anlaşmayı sürdürmek uğruna halkın sesine kulaklarını tıkıyor. Üstelik Akkuyu’ya nükleer santral kurması için anlaşma yaptıkları Rus devlet şirketi Rosatom’un skandalları bitmek bilmiyor. Son olarak Rosatom’un alt şirketlerinden Zio-Podolsk’un nükleer reaktörler için düşük kalitede ve riskli malzemeler ürettiği ortaya çıktı ve şirketin satın alma müdürü tutuklandı. Bütün bu gerçeklere rağmen hükümet Rosatom’un Akkuyu’yu bir nükleer çöplüğe çevirmesine izin veriyor.

Biz ise nükleer santralların radyasyon, kanser ve ölüm anlamına geldiğini biliyoruz.

Bütün bu yaşananlar nükleer santral inadının sadece bilime ve gerçeklere değil, aynı zamanda demokrasiye de aykırı olduğunu ortaya koyuyor.

Hükümete sesleniyoruz: Halkın sesine, bilime ve demokrasiye birazcık saygınız varsa, Akkuyu nükleer santral kararını derhal iptal etmelisiniz.

Akkuyu’da, Sinop’ta, İğneada’da, Türkiye’nin, ya da dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral istemiyoruz. Hükümetin nükleer balonunu hep birlikte patlatıyoruz.

Akkuyu, Sinop, Fukuşima olmasın. Nükleersiz Türkiye, nükleersiz kalsın.

Doğa, insanlar ve gezegen için felaket anlamına gelen enerji üretim biçimleri kabul edilemez.

Ne kömür, ne petrol, ne de nükleer! Güneş, rüzgar bize yeter!

KÜRESEL EYLEM GRUBU

DESTEKLEYENLER

Antikapitalist Öğrenciler, Barışa Pedal, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu, Doğa Derneği, Greenpeace, DSİP, DÖH, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, TEMA Vakfı, Yeşiller

Kategori: Enerji

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.