ManşetSivil Toplum

EGECEP de çevre ve doğanın hakkı için Adalet Yürüyüşü’ndeydi!

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Haziran’da Ankara GüvenPark’tan başladığı Adalet Yürüyüşü toplumun her kesiminden hak, hukuk, adalet arayışı içinde olan insanların katılımıyla genişlemeye devam ediyor.9Temmuz Pazar günü  İstanbul Maltepe’de tamamlanacağı açıklanan 420 kilometrelik Adalet yürüyüşü 280 kilometreyi geride bırakmış olarak bugün 17.gününde Akyazı Ormanköy mevkiinden 8 kilometre mesafedeki Sakarya şehir merkezine doğru devam ediyor. 1100 metre uzunluğunda bayrak açarak ilerliyen korteje her gün arttığı gözlemleniyor.

Nihayet bugün de 17 baroya üye 300 avukatın, Antikapitalist Müslümanlar’ın destek verdiği  20 bin kişi arasında İzmir’den düngece yola çıkarak sabah saatlerinde Akyazı’ya ulaşan  Ege çevre ve Kültür Platformu(EGEÇEP) de yer aldı.

EGECEP kurucu üyelerinden Av.Arif A. Cangı çevre hakkını, doğa hakkını da savunmak gerektiği için yürüyüşe katıldıklarını, her alanda adaletsizliğin olduğunu, kendilerinin çevre hakkının  kullanılması yönündeki ciddi adaletsizliklere dikkat çekmek istediklerini aktardı.

 

Türkiye genelinde Doğal ve kültürel varlıkların, çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması konusunda çalışmalar yapan özellikle son on yıldır  yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin şirketlerce talan edilmesine karşı verdiği mücadeleyle adını sıklıkla duyduğumuz EGEÇEP’in üyeleri  “nükleersiz gelecek için adalet; Çevre hakkı için adalet; Doğanın hakları için adalet ; Temiz hava için adalet; İzmirin su havzasını kirleten Efemçukuru’na adalet” gibi pankartlar taşıdı.

EGEÇEP üyeleri 17.gününde Adalet Yürüyüşünde, Sakarya

Yürüyüşte Kılıçdaroğlu’yla da görüştüklerini belirten Av. Cangı, Aliağa’daki  sanayi  tesislerinin  bölgede yaşayanlar için sağlık riski teşkil ettiğine,  gerek Kozak Altın Madeni gerekse Bergama Ovacık Altın Madeni için ÇED olumlu belgelerinin mahkemece iptal edilmiş olmasına rağmen  yargı kararlarının  uygulamaya konmadığına,  Efemçukuru Altın Madeni’nin İzmir’in su havzalarını kirlettiğine, İzmir Körfez Geçiş Projesi için ÇED onayının verilmesiyle İzmir Kuş Cenneti için korumanın kaldırıldığına vurgu yaparak  sağlıklı yaşam hakkı için çevre ve doğa için adaletin uygulanmasını istediklerine  dikkat çekti.

Dönem Sözcüsü  Prof.Dr.Ali Osman Karababa olan EGEÇEP yürüyüşe katılma gerekçesini  hazırladıkları basın metniyle şöyle duyurdu:

“Çevre Hakkı ve Doğanın Hakları İçin Adalet

Son anayasa değişikliği ile Hakimler Savacılar Kurulu üyelerinin seçimi doğrudan ya da dolaylı olarak Cumhurbaşkanına bırakıldı, bugün artık Yargı bağımsız değil, yargının bağımsız olmadığı yerde adaletin sağlanması mümkün değildir. Yargının bağımsız olmaması ve sürekli hale gelen OHAL  rejimi ile her  alanda olduğu gibi çevre hakkı ve doğanın hakları  konularında da adaletsizliğin çok arttığı günler yaşıyoruz.

  • Bergama Ovacık Altın Madeni işletmesi ile Kozak Yaylası’ndaki Gelintepe Altın Madeni için verilen ÇED olumlu belgesi geçtiğimiz günlerde bir kez daha yargı tarafından iptal edildi. Mahkemenin iptal kararının tebliği üzerinden bir hafta geçmeden TMSF’nin kayyımlığındaki Koza firması  mahkeme kararının etkisiz hale getirmek için, 2009/7 sayılı genelgeye dayanılarak yeni bir ÇED süreci başlattı,  3 Temmuz’da  İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı yapılacağı duyuruldu.
  • Önce İzmir Körfez Geçiş Projesi için ÇED onayı verildi, hemen ardından İzmir Kuş Cenneti’ni Koruma ve Geliştirme Birliği (İZKUŞ) protokolü Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından feshedildi. Şimdi İzmir Körfezi ve Kuş Cenneti tehlike altında.
  • Aliağa’da kurulu bulunan küçüklü büyüklü çok sayıda sanayi tesisi yüzünden bölgenin çevre sağlığı çok ciddi tehlike altında. Yılardır süren çabalar sonunda geçtiğimiz ay 3 yıldır hukuksuz çalışan termik santrale verilen ÇED olumlu belgesini iptal ettirdik. Mahkeme iptal kararı verdi ancak kararın uygulanması gereken 30 günlük süre içinde yeni bir ÇED olumlu belgesi verilerek ve termik santralın çalışmaya devam etmesi sağlandı.
  • İzmir’in su havzalarından birisinde yer alan Efemçukuru Altın Madeni’nin ağır metal kirliliğine yol açtığı mahkemece alınan bilirkişi raporu ile kanıtlandı ancak orada da 2009/7 Sayılı genelgeyle yeniden izin verilerek, madenin çalışmasını sürdürmesi sağlandı.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz; ülkenin her yerinde doğal varlıklar sömürülüyor, yaşam alanları kirletiliyor. Madenler, HES’ler, termik santraller ve  nükleer santral projeleri ile geleceğimiz tehlikeye atılıyor. Bunlara karşı yaşam savunucularının elde ettiği  kazanımlar hukuka aykırı biçimde yok sayılıyor ve kentler, köyler yaşanmaz hale geliyor, hava kirleniyor, toprak kirleniyor, sularımız aşırı tüketiliyor ve aynı zamanda kirletiliyor. Uygulanan fosil yakıt  yanlısı politikalar sonucu oluşan iklim değişikliği ile bütün dünyada ekolojik alanda kriz  yaşanıyor, canlı yaşamının sürdürülebilirliği ciddi anlamda tehlikede.

Ekolojik krizin aşılabilmesi için, çevre hakkı ve doğanın hakları için de adalet  gerek. Bu yüzden herkes için, her alanda adalet talebine EGEÇEP olarak biz de katılıyoruz. 

ÇEVRE HAKKI ve DOĞANIN HAKLARI İÇİN ADALET talebini   dile getirmek üzere buradayız. Sağlıklı çevrede yaşama hakkının sağlanması için çaba harcayan tüm yaşam savunucularını adalet talebini yükseltmeye çağırıyoruz.”

 

Haber: Pınar Demircan 

Kategori: Manşet