Yerel

Dilovası’nda durum gayet ‘normal’

Dilovası’nda fotoğraf çektiğim evin 2 çocuğu da astım. Kahvehanede herkesin bir yakını kanserden ölmüş. Yanda taziyeler kabul ediliyor.

Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, 8 Ocak’ta Kocaeli’nin sanayi beldesi Dilovası’yla ilgili tüyler ürperten bir rapor açıkladı. Devam etmekte olan araştırmadaki ilk bulgulara göre Dilovası beldesinde anne sütünde ve yenidoğan bebeklerin dışkısında normalden yüksek oranda ağır metallere rastlandı.

Hemen ardından, sırasıyla AKP Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar, Kocaeli Valisi Ercan Topaca ve diğer yetkililer Prof. Hamzaoğlu’nu yalanlayarak “Dilovası’nda anormal bir durumun olmadığını” söyledi. Ama Dilovası sokaklarında küçük bir tur bile burada ‘anormal bir durum’ olduğunu görmeye yetiyor.

Kahvehaneden kanser manzaraları
Dilovası Organize Sanayi Bölgelerinin hemen yanındaki Dil İskelesi Mahallesi’nde geziyorum. Fotoğraf çekmek için çatısına çıktığım evdeki bir kadın 2 çocuğunun da bronşit, astım olduğunu söylüyor. Mahalle kahvehanesinde oturan Ağrılı Şerif Bozkurt’un ağabeyi Sürmeli Bozkurt akciğer kanserinden 6 yıl önce ölmüş. Bozkurt, “Kanser karaciğere, midesine, her yerine sıçradı. Yıllardır buradaki kirliliği soluyoruz” diyor.

Rahmi Dursun da 2 ay önce kuzenini akciğer kanserinden kaybettiğini anlatıyor: “Geceleri burada kokudan durulmuyor, göz gözü görmüyor. Özellikle sabaha karşı fabrikaların bacalarından yoğun bir duman çıkıyor. Burada herkesin bir yakını ya kanserden ölmüş ya da kansere yakalanmış durumda.”
Kahvehanedekiler Dilovası’ndaki sağlık sorunlarına dikkat çekmek için hemen yanlarından geçen Anadolu Otobanı’nı trafiğe kapatarak eylem yapmayı planlıyor. Kahvehanenin yakınlarındaki bir evde ise taziyeler kabul ediliyor.

Yakup Tekeş, ölen Kemal Tekeş’in oğlu ve Dilovası’yla ilgili şüpheleri var: “Babam siroz hastasıydı. Ben de merak ettim. Doktorlara ‘Dilovası’nda yaşadığımız için mi babam hasta oldu?’ diye sordum. Babam içki kullanmazdı. Doktorlar tüm ciğerlerinin kum dolu olduğunu söyledi. İçi dolmuş, tedavi oldu ancak kurtulamadı. Benim oğlum da astım hastası.”

‘Dilovası kanserovası demek halka zarar veriyor’
Dilovası’nda durum bu. Yine de bölgede anne sütünün bile zehirli olduğu yönündeki araştırmaya, bürokratların yanı sıra sivil toplum kuruluşundan da tepki var! Dilovası Ekoloji Sağlık Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Teker, “Dilovası’nda sağlık sorunu var, inkâr etmemiz mümkün değil. Ancak sürekli sorunları değil, çözümlerini tartışalım. Sadece sorunları konuşmak, Dilovası’na ‘kanserovası’ demek bölge halkına da zarar veriyor. Hali vakti yerinde olanlar burayı terk ediyor. Böylece Dilovası gittikçe küçülüyor. Bu da Dilovası’nı tamamen sanayiye çevirmek isteyenlerin işine geliyor” diyor.


Peki ne yapılmalı? “Bizim taleplerimiz net” diyen Teker şöyle sıralıyor: Artık bölgede yeni sanayi kuruluşları kurulmasın. Halen kapasite arttırımı oluyor. Mevcut sanayi kuruluşları, uluslararası standartlar neyi gerektiriyorsa yerine getirsin. Denetimler sıklaştırılsın, cezalar caydırıcı olsun. Çarpık kentleşmeye karşı toplu konut projeleri yapılsın.

2004’ten beri ‘Kanserovası’nda ne yapıldı?
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Bölümü, 1995-2004 arasında, Sağlık Bakanlığı verileri ve ölüm kayıtlarını taradı. Dilovası’nda her 3 ölümden 1’inin kanserden olduğu tespit edildi. Yüzde 33’lük oran, bir rekordu. 2006’da TBMM araştırma komisyonu kurdu. Komisyon tavsiyeleri doğrultusunda bölgede hava kalitesi izlemeye alındı. Kocaeli’nde kanser erken tedavi merkezi kuruldu. Ancak deniz, kara ve demiryollarının düğüm noktasındaki bölgede sanayi kapasitesi -komisyonun tavsiyesinin aksine- giderek arttı.

Her şey 1960’larda başladı
Dilovası’nda sanayileşme 1960’larda başladı. Şimdi 5 organize sanayi bölgesi, 1 sanayi sitesi, 193 sanayi kuruluşu ve 20 binden fazla çalışan var. E-5 ve TEM Otoyolu’nun geçtiği Dilovası’nın nüfusu yaklaşık 45 bin.


Kemoterapi sohbeti
12 yıl boyunca Dilovası’nda bir deterjan fabrikasında çalışan 63 yaşındaki Sami Dinçer, şimdi Kocaeli Üniversitesi Onkoloji Bölümü’nde kemoterapi görüyor. Sami Dinçer’e, 7 ay önce kolon kanseri teşhisi konulmuş. Yıllarca Dilovası’nda yaşayan Dinçer, emekli olduktan sonra Gebze’ye taşınmış. Dinçer, bir yandan kemoterapi tedavisi devam ederken diğer yandan anlatıyor: “Deterjanlar ambalaj olduktan sonra temizlik yapıyorduk. Maske takıyorduk ancak faydası olmuyordu. Çok yoğun deterjan tozu vardı. İç organlarım durma noktasına gelmişti. İlk önce ‘bağırsak tembelliği’ gibi şeyler söylendi. Doktor, ‘Neler yapıyordun?’ diye sordu. Çalıştığım yeri anlattım. ‘Deterjanlardan olmuştur, bir anda olmaz, uzun bir süre sonunda oluşur’ dedi. Eylülde ilk ameliyatımı oldum. 4 aydır da kemoterapi görüyorum.”

‘Dilovası’ndan hastamız çok’
Sami Dinçer’i ameliyat eden Kocaeli Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Alponat, “Dilovası’ndan hastamız çok” diyor.

“O bölgede o kadar çok kanserojen var ki… Hangisi kanseri tetikliyor, bunu tespit etmek o kadar kolay değil. Dilovası Sağlık Bakanlığı tarafından da kontrol ediliyor. Kimyasallara uzun süre maruz kalmak, sadece kolon değil, akciğer gibi birçok kanserin tetiğini çeken faktör. Bu fabrikalardan çıkan kimyasallar bulutlara takılıp üzerinize yağabiliyor. Solunuyor. Tüm bunlar kanseri tetikliyor. Sadece deterjan demek doğru olmaz ancak kimyasal ve o bölgedeki havayı solumak kanseri tetikliyor. Kalınbağırsak ve sindirim sistemine ait tümörlerin dışında vücudun diğer organlarındaki tümörlerde de bölge (Dilovası) ön plana çıktı. Bu, Türkiye’nin gerçeği. O bölgede insanlar camlarını açamıyor. Dilovası’ndan hastamız çok.”

‘Nasıl bilecektik?’
Sami Dinçer, kemoterapi sırasında anlatmaya devam ediyor: “Benim zamanımda çalışan 8-10 arkadaşım kanserden öldü. Bir arkadaşım da akciğer kanserinden Göztepe’de tedavi oluyormuş. Bir arkadaşım, kendine çok güvenir, hiç maske kullanmazdı. Bir gün hastalandı, kansermiş. 3 ay içinde öldü.”
Sami Amca’ya çalıştığı yere kızgın olup olmadığını soruyorum. Cevabı ilginç: “Sonuçta çok iyi para veriyordu. Herkes oraya girmek istiyordu. Kızgın değilim. Böyle olacağını nasıl bilecektik?”

BOŞ ARAZİYE 1000 TON ARITMA ÇAMURU BOŞALTILMIŞ
Sanayi kuruluşları ile konut alanlarının içiçe girmesi nedeniyle, kanser vakalarının dünya ortalamalarının 30 kat üzerinde olduğu belirlenen, kirlilik konusunda bilimadamları ile siyasiler arasında tartışmalar yaşanan Dilovası’nda yeni bir çevre skandalı ortaya çıktı. Dilovası Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol ekiplerinin yaptığı denetimlerde, bölgeye yaklaşık 1000 ton endüstriyel nitelikli ve zehirli olabilecek arıtma çamuru döküldüğü belirlendi.

Dilovası Belediyesi Çevre Denetim ekibinin yaptığı kontrollerde, Tavşancıl- Çerkeşli köyleri arasındaki araziye dökülen, içinde çeşitli kimyasalın da bulunduğu atık çamurunun yaklaşık bin ton olduğu belirtildi. Atık çamuru arasında kozmetik tüpleri, firmalara ait birçok etiket, kantar ve sipariş fişlerinin olduğu da tespit edildi.

Belediye ekipleri bu etiketlerden yola çıkarak şu ana kadar üç ayrı firmaya ulaştı. Bu firmaların yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, atıklarını İzmit’te faaliyet gösteren bir arıtma çamuru bertaraf tesisine teslim ettiklerini belirttikleri öğrenildi.

YERALTI SULARINA SIZMA TEHLİKESİ
Adapazarı, İzmit ve Gebze’de faaliyet gösteren üç ayrı firmanın endüstriyel nitelikli arıtma çamurunda zehirli bileşenlerin bulanabileceği, bu zehirlerin de yağmur suyu ile beraber toprağa veya suya karışabileceği kaydedildi. Bu durum, Dilovası’nda yeni bir çevre felaketinin habercisi olarak nitelendiriliyor.

Dilovası Belediyesi’nden yapılan açıklamada, yaklaşık 80 kamyon endüstriyel nitelikli arıtma çamurunun vahşice doğaya atıldığı belirtilerek şöyle denildi:

“Kocaeli Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ve ilgili firma yetkilileri ile beraber atıkların atıldığı bölgede ikinci bir kez inceleme yapıldı. Kocaeli İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ekipleri de atık numunesi aldı. Bunları buraya boşaltanlar hakkında en ağır ceza müeyyideleri uygulanacak.” (Serkan Ocak=

Kategori: Yerel