COP27Editörün Seçtikleriİklim KriziManşetVideo

[COP27] Levent Kurnaz: Metin toplantıyı yansıtıyor; herkes bu COP’a ‘topu taca atma’ niyetiyle gelmişti

0

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi‘nden Prof. Dr. Levent Kurnaz, COP27‘nin son gününde, zirvenin çıktılarına dair beklentileri değerlendirdi.

Dün COP27 Başkanlığı, sonuç metninin bir taslağını yayımlamış, metinde zirvenin en önemli konuları olan kayıp ve hasar finansmanı ve tüm fosil yakıtların kullanımının bırakılması gibi önemli noktalara değinilmemişti.

20 sayfalık bu metnin altı sayfaya indirileceğine dikkat çeken Kurnaz, “Bu da ülkeler arasında korkunç müzakerelerin başlaması ve sonuçlanması anlamına geliyor ve bu bir günde yapılabilecek gibi görünmüyor. Süreç pazartesiye kadar sürebilir” dedi.

COP27’nin çıktılarına dair karamsar bir tablo çizen Kurnaz, gelişmiş ülkelerin tarihsel emisyonlarının sorumluluğunu üstlenip hukuki sorumluluk altına girmelerini beklemediğini söyledi:

AB, Çin ve ABD gibi ülkeler, harekete geçmezliklerine bir sebep uydurma peşindeydi. Şu anda dünyada da bu sebeplerden bolca olduğu için hiç kimse böyle sıcak konulara dokunmak istemiyor.”

Kayıp ve zarar konusunda ülkelerin üstünde anlaşabilecekleri tek şeyin, bazı  kayıpların, yine karşılayan ülkenin kontrol ettiği spesifik ödemelerle telafi edilebileceğini söyleyen Kurnaz, ülkelerin bu finansmanları yalnızca belirli projelere sağlamayı kabul edeceğini, ‘ortaya bir para koyalım ve ihtiyacı olan alsın’ sisteminin çalışmayacağını belirtti:

“Kayıp ve zarar konusunda ‘ideal’ çözüm ancak “bunların sorumluluğu gelişmiş ülkelerdedir ve onların ödemesi gerekir” şeklinde bir ifadeyle olur, ancak bu biçimde bir ifade asla yer almayacak; çünkü hiçbir zaman gelişmiş ülkeler bunu kabul etmeyecek.

ABD iklim elçisi John Kerry haftanın başında, ‘Bu meblağları karşılayacak bir devlet yok’ demişti. Örneğin ABD şu an, hiçbir kararını Tuvalu‘yu düşünerek almıyor. Siz ise ABD’den, dünyanın en büyük fosil yakıt üreticisinden hem bu üretimini tamamen sonlandırmasını hem de Tuvalu’nun kendini korumaya alabilmesi için para vermesini istiyorsunuz. Maalesef gerçekler bu dili konuşmuyor.”

20 sayfada fosil yakıt kelimesi bir defa geçiyor

Taslak metinde fosil yakıt kelimesinin yalnızca bir kez geçtiğini söyleyen Kurnaz, fosil yakıt lobicilerinin COP27’ye rekor katılımına da dikkat çekerek şöyle diyor:

“Taslakta, fosil yakıtlardan çıkışı veya azaltım hedefini de geçin; Afrika’da yeni gaz projelerine destek olmak gibi ifadeler yer alıyor ve bu da sürdürülebilir kalkınma hedeflerine dayandırılıyor. Bu biraz tüyler ürpertici, o yüzden ben tüm fosil yakıtlardan çıkış kararı verilmesi konusunda hiç umut sahibi değilim.”

Şirketlerin karbon yakalama teknolojilerini savunmasının nedeni, karbonun daha fazla petrol çıkarmak için bir malzeme olması

Bu sene COP’ta fosil yakıt lobicilerinin, hemen her zaman olduğu gibi, en çok sundukları çözüm, karbon yakalama ve tutma teknolojileri oldu.

Kurnaz bu teknolojileri şöyle açıklıyor:

“Karbon yutma teknolojilerini ancak şöyle bir bağlamda tartışabiliriz: Diyelim ki 2070′ gelmişiz, fosil yakıtları bırakmışız ve öyle bir enerji sistemi kurmuşuz ki elimizde güneş ve rüzgar enerjisi fazlası var. Bu fazla enerjiyle de atmosferdeki karbon fazlasını emip güvenle saklamak istiyoruz. O zaman bunun yöntemlerini araştırabiliriz.”

Ama şu anda yapılan şey, namussuzluktur. Çünkü yaptıkları şu: Havadan veya örneğin bir termik santralden karbondioksiti yakalıyorlar, onu da getirip bir petrol kuyusuna basıyorlar ki petrol dışarı çıkabilsin. Yani o kuyuyu kapatıp, karbonu başka bir yerde saklama diye bir dertleri yok.

O karbondioksit daha fazla petrol üretmek için kullanılıyor. Yani petrol şirketlerinin bu konuya ciddi yöneliyor olmasının sebebi karbondioksitin onlar için bir malzeme olması, hem de ucuz bir malzeme.

“Ayrıca, karbondioksiti dünyada saklama diye bir şeyin imkanı yok, hele ki dünyanın ihtiyacı olduğu kadar karbonu yutup saklamanın. Şu anda dünya 50-60 milyar ton karbon tutuyor, eğer siz bunun 10 milyarını saklayabiliyor olursanız masada konuşalım. Oysa oranlar bunun on binde biri.”

Kendimizi korumaya yatırım yapmalıyız: Canı cehenneme durumu var

Mevcut taahhütlerle 2030’a kadar sera gazı emisyonlarında en fazla yüzde 3 azaltım görüleceğini ancak bu oranın yüzde 45 olması gerektiğini hatırlatan Kurnaz, “Çözümün yakınında bile değiliz” diyor:

“Bu yüzden gelişmekte olan ülkeler şu an azaltımdan çok uyum finansmanına yöneldi, o parayı uyum sağlamaya kullanmak istiyorlar. Biz de iklim krizinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olarak uyuma yatırım yapmalıyız. Kuraklıklar, seller, giderek artacak. Böyle giderse, uyum sağlayamayan ülkeler yok olacak. Ülkelere ‘canın cehenneme’ deniyor.”

COP27’yi bir ‘ara COP‘, yani beklentilerin yüksek olmadığı bir COP olarak niteleyen Kurnaz, gelecek sene Dubai’de yapılacak COP28’in bir ‘şenlik’ olacağını söylüyor:

“Ulusal Katkı Beyanları konusunda hesap verme zamanı COP28. Ülkelerin taahhütlerinde nasıl ilerleme kaydetmedikleri ortaya çıkacak. Ülkelerin şu an emisyon azaltımı ve karbon yutakları konusunda beyanları çoğunlukla gerçeği yansıtmıyor. Eğer bu hafta Al Gore‘un önerdiği gibi uzaydan uydu sistemiyle karbon salımlarını izleme mekanizması önerisi bu sene içinde pişer ve uygulanabilirse, asıl COP28 bir ‘şenlik’ olacak.”

Kategori: COP27

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.