ManşetEkolojiİklim KriziTarım-Gıda

COP15: Ormansızlaşma ve çölleşmeye karşı; ‘Kara. Hayat. Miras: Kıtlıktan refaha’

0

Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin (UNCCD) Taraflar Konferansı’nın (COP15) on beşinci oturumu 9 ve 20 Mayıs tarih aralığında Fildişi Sahili, Abidjan’da gerçekleşti.

17 Haziran 1994 yılında Paris’te kabul edilen UNCCD, 115 ülkenin imzalamasıyla 26 Aralık 1996’da yürürlüğe girdi. Bugüne kadar 195 ülke ve Avrupa Birliği sözleşmeye taraf oldu.

‘Kara. Hayat. Miras: Kıtlıktan refaha’

UNCCD’nin iki yılda bir toplanan konferanslarından sonuncusu olan COP15’in teması, ‘Kara. Hayat. Miras: Kıtlıktan refaha’, bu gezegendeki yaşam çizgisi olan toprağın şimdiki ve gelecek nesillere fayda sağlamaya devam etmesini sağlamak için bir eylem çağrısı niteliğinde.

COP15’te dünyadaki hükümetlerden, özel sektörden, sivil toplumdan ve diğer kilit paydaşlardan liderleri bir araya getirerek en değerli varlıklardan biri olan toprağın gelecekteki sürdürülebilir yönetiminde ilerleme sağlaması amaçlandı.

Toplantılarda çok sayıda lider, arazi tahribatının nasıl sınırlandırılacağı, sürdürülebilir arazi yönetimi için fonların nasıl artırılacağı ve marjinal grupların, kadınların ve gençlerin arazi haklarının nasıl daha iyi bir noktaya getirileceği konusunda stratejiler oluşturmak üzere bir araya geldi.

Abidjan girişimi: Kuraklıkla mücadele çabasını artırma sözü

Ev sahibi ülke yeni bir restorasyon stratejisi başlattı, delegeler toplu olarak kuraklıkla mücadele çabalarını artırma sözü verdi.

Euronews’in aktardığına göre; Birleşmiş Milletler’in düzenlediği ormansızlaşma ve çölleşme sorunlarına odaklanılan konferansın organizatörü Abou Bamba, ‘İnsanların temel ihtiyacı öncelikle gıdaya erişimdir” dedi.

Arazi tahribatıyla birlikte gıda üretimi azalıyor. Bamba “Somali gibi ülkelerde eskiden çiftçi veya balıkçı olan gençlerin şimdi umutsuzlukları var, yapacak bir şeyleri yok ve Akdeniz’i geçmek istiyorlar” şeklinde sorunun boyutuna dikkat çekti.

COP15’in düzenlendiği Fildişi Sahili’nde 1960’ta bağımsızlığın kazanılmasından bu yana, doğal olarak gelişmiş orman türü olan birincil ormanların yüzde 92’si kaybedildi. Mahsul yetiştirmek için kullanılan arazinin yaklaşık yüzde 60’ı toprak bozunumundan etkileniyor.

Toprak bozunumu ve iklim değişikliği

Araştırmacılar iklim değişikliğinin küresel ve Avrupa topraklarındaki etkilerinin görülebildiğini belirtiyor. Örneğin, Avrupa Çevre Ajansı’nın (AÇA) Avrupa’da iklim değişikliği, etkileri ve hassasiyet[ii] hakkındaki 2019’da yayımlanan raporuna göre, toprak nemi 1950’li yıllardan beri Akdeniz bölgesinde önemli ölçüde azaldı ve Kuzey Avrupa’nın bazı kısımlarında da arttı. Ortalama sıcaklıklarda artış devam ettiğinden ve yağış modeli değiştiğinden raporda gelecek yıllar için de benzer etkilerin meydana geleceği tahmininde bulunulmuştu.

Buna göre; toprak nemindeki devam eden düşüş, gıda üretimi üzerindeki potansiyel dramatik etkilerle birlikte tarımdaki sulama ihtiyacını arttırabilir ve daha az verime hatta çölleşmeye bile yol açabilir.

Afrika ve gıda ithalatı

Afrika’daki birçok ülke buğday ve bitkisel yağ gibi mahsullerin ithalatı için Rusya ve Ukrayna’ya güveniyordu fakat arz kesintiye uğrayıp fiyatlar yükselince gıda güvenliği krizi daha da kötü bir noktaya geldi.

Ukrayna’daki savaşın yol açtığı gıda güvensizliği ile birleşen iklim değişikliği sonuçlarının etkisi, Afrika ülkelerinde barışı ve demokrasiyi tehdit ediyor.

196 ülke ve beş binden fazla delegenin COP15’in Abidjan’da bir araya gelmesinin nedeni olarak da bu sorunlar gösteriliyor.

Afrika’daki iklim göçü

Durumu düzeltmek ve çok sayıda insanın ülkelerinden ayrılmak zorunda kalmasını önlemek için ise hala umut var. BM konferansının organizatörleri ve katılımcıları Afrika’nın toprağının restore edilmesi için yatırım yapılması durumunda Avrupa’ya gideceği düşünülen milyonlarca Afrikalının yerinden edilmeyeceğine inanıyor.

Fildişi Sahili Devlet Başkanı Alassane Ouattara, “Dünyadaki arazi tahribatı, çölleşme ve ormansızlaşma geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşıyor, ancak şimdi harekete geçersek bunu tersine çevirebiliriz” dedi.

Ouattara, Fildişi Sahili’nin COP15 kararları için ulusal düzeyde uygulama planı olan “Abidjan Miras Programı”nı (Abidjan Girişimi) başlattı.

Konferansta tüm ülkeler, ormanları ve arazileri eski haline getirmek, gıda üretimini artırmak, gençler için istihdam yaratmak ve kırsal kesimdeki kadınları yoksulluktan kurtarmak üzere yeni bir küresel işbirliği çerçevesi başlatılacağını belirtti.  Ayrıca ülkeler söz konusu çalışmayı finanse etmek üzere Paris İklim Anlaşması’nda verilen taahhütleri yerine getirmeye çağırıldı.

Ağaç dikme dronları, sürdürülebilir tarım ve toplumsal cinsiyet eşitliği

Fildişi Sahili, gelecek beş yıl içinde 1,4 milyar Euro’luk devasa bir arazi restorasyon projesi başlatıyor. Proje, sürdürülebilir tarıma yatırım ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için sosyal projeler ve ağaç dikme dronları gibi ileri teknoloji çözümleri kapsıyor.

Avrupa’da pek çok kişi göç konusunun bilincinde olsa da, Bamba çok az kişinin sorunun köküne inmek için gereken ortak çabanın farkında olduğuna inandığını belirtti ve ekledi:

“İklim veya çölleşme ile bağlantılı göç, hem çıkış ülkelerini hem de varış ülkelerini etkileyen bir konudur. Bu, yalnızca Afrika’nın çözemeyeceği küresel bir sorun.”

Afrika: Nüfus artışı, kıtlık ve yetersiz beslenme

Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahamat, nüfusun her geçen gün arttığını ve doğanın dengesinin bozulduğunu bunun da kıtlığa sebebiyet verdiğini söyleyerek Abidjan’da başlatılan girişimin bu soruna çözüm olabileceğini aktardı.

Nijer Cumhurbaşkanı Muhammed Bazoum da ekosistemdeki bozulmanın kıtlık, yetersiz beslenme, nüfusun yer değiştirmesi ve toplumsal gerginliğe neden olduğunu ifade etti.

Bazoum, Nijer nüfusunun yüzde 80’inin tarımla geçindiğini anımsatarak ekosistemdeki bozulma yüzünden rekoltenin her geçen yıl azaldığını söyledi.

‘İki yıl içinde vaatlerin uygulanıp uygulanmadığını göreceğiz’

Konferansta uzmanlar ve aktivistler ise COP15’in gerekli cesur adımlara yol açmayacağına dair endişelerini dile getirdi.

DW’nin haberine göre; Çad çevreci ve yerli hakları savunucusu Hindou Oumarou İbrahim, uygulanan tüm projelere yerel toplulukları dahil etme vaadinde ilerleme gördüğünü söyleyerek “Bu olumlu bir yön” dedi ve ekledi:

“İki yıl içinde, bir sonraki COP’tan önce ne olacağını ve vaatlerin somut bir şekilde uygulanıp uygulanmayacağını göreceğiz.”

Çadlı çevreci İbrahim, “Daha da pahalıya mal olabilecek eylemsizliğin etkilerinden kaçınmak istiyorsak BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi‘nin hedeflerine ulaşmak için 30 milyar dolardan fazla gerekir” dedi.

UNCCD’nin ortaklıklardan sorumlu koordinatörü Camilla Nordheim-Larsen ise 30 milyar dolarlık (28,8 milyar Euro) yatırımın 400 milyon yeni iş yaratabileceğini kaydetti.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan bir rapora göre Afrika, arazi tahribatına karşı özellikle savunmasız bir bölge. Afrika topraklarının yaklaşık yüzde 45’ine yayılan çölleşmeyle dünya çapında en ciddi şekilde etkilenen kıta. Kıtadaki diğer ülkeler de iklim değişikliğinin sonuçlarını uzun süredir hissediyorlar.

COP15: Türkiye’de arazi yönetimi

Son oturuma katılan ülkelerden biri de UNCCD’nin taraflarından olan Türkiye. Türkiye 11 Şubat 1998’de UNCCD’ye taraf oldu. Sözleşme;  40 maddeden oluşuyor, özelikle Afrika ülkelerindeki çölleşme sorunundan hareketle küresel düzeyde bu sorunun tespiti ve çözüm yollarının bulunması için ortak hareketi öngörüyor ve ülkeleri beş ayrı şekilde sınıflandırıyor. Türkiye, Kuzey Akdeniz Ülkeleri içerisinde yer alıyor.

Konferansta, Kuzey Akdeniz ülkeleri adına açılış konuşmasını yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Nurettin Taş, “Ulusal ölçekte arazi ve tabii kaynakların sürdürülebilir kullanılmasının sağlanması, hassas alanların belirlenmesi, beşeri ve finansal kaynakların etkin şekilde kullanılması amacıyla; Erozyon İzleme Sistemi, Ulusal Arazi Örtüsü Sınıflandırma ve İzleme Sistemi, Çölleşme Hassasiyet Modeli, Arazi Tahribatının Dengelenmesi Karar Destek Sistemi ve Toprak Organik Karbonu İzleme Sistemi kurulmuştur” diye konuştu.

“Türkiye’nin arazi bozulumuyla mücadele konusunda edindiği derslerin ölçeğini genişletmek: Avrupa ve Orta Asya‘da (ECA) arazi tahribatının dengelenmesine (LDN) genel bir bakış” başlıklı etkinliğin açış konuşmasını da yapan Taş, çölleşme, arazi tahribatı ve erozyonla mücadele konularında Türkiye’nin iş birliklerine hazır olduğunu bildirdi.

İkili görüşmeler de yapan Taş, BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (BMBÇS) Temsilcisi Jamal Annagylyjova‘yla bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye’nin UNCCD’nin COP ve Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nin Uygulanmasının Gözden Geçirilmesi Komitesi (CRIC) tecrübelerinin UNCCD çalışmalarına nasıl aktarılabileceği değerlendirildi.

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.