Doğa MücadelesiManşetTarım-Gıda

Çay üreticileri eylemde: Çay yasası geri çekilsin

0

AKP’nin TBMM’ye sunduğu Çay Kanunu Teklifi Rize’ye bağlı Pazar ilçesinde çay üreticileri tarafından protesto edildi. Çay üreticileri adına basın açıklamasını okuyan Halil Üst, teklifin yaş çay üreticisi için idam fermanı olduğunu vurguladı.

Üst, AKP ve tek adam iktidarının her zaman olduğu gibi halkın talep ve ihtiyaçları doğrultusunda karar almadığını belirterek “Sermaye ve bir avuç yandaşın taleplerini, onların mutluluğunu tahsis ediyor. Hazırladıkları Çay Kanunu da aynen böyle olmuştur” şeklinde konuştu. 

Çiftçi-SEN: Çay üretmini şirketlerin kontrolüne veren yasa geri çekilsin

Çiftçiler Sendikası Yürütme Kurulu tarafından konuya ilişkin bir açıklama yapılarak “Çay üretimini şirketlerin kontrolüne veren çay yasası geri çekilsin” denildi. 

İktidarın tarımla ilgili her kararının çiftçileri üretemez duruma düşürürken şirketlerin önünü açtığının belirtildiği açıklamada Ocak 2018’de Cargill’in hazırladığı raporla AKP iktidarı şeker fabrikalarını yok pahasına özelleştirdi. Çiftçiler şeker pancarı üretiminden giderek vazgeçmeye başladı veya sözleşmelerle şirketlere bağlandı. Şeker fiyatları yükselirken şirketlerin kârları arttı, marketlerde şeker kuyrukları oluştu, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 400 bin ton şekerin gümrüksüz ithalatı için düğmeye basıldı. Çiftçiler ve tüketiciler kaybederken kazanan şirketler oldu” ifadeleri kullanıldı. 

Çay üreticileri protesto etti

ANKA Haber Ajansı’ndan Uğur İstanbullu’nun aktardığına göre; AKP’nin 2008’de hazırladığı Çay Kanunu Taslağı’nın çay üreticilerinin tepkisi üzerine geri çekmek zorunda kaldığını hatırlatan Halil Üst, “Ulusal Çay Konseyi, tam da bu tarihte oluşturulmuştur. O yasada açıkça, kuru çayın dünya borsasında oluşacak fiyat üzerinden yaş çaya da fiyat verileceği belirtilmiştir. Bugün bu yasanın satır aralarında açıkça söylenmekte olan, bunun yine böyle olacağının işaretlerini görmekteyiz. Bugün önümüze Çay Kanunu diye getirilen metin, AKP’nin kendi karanlık dehlizlerinde gizlice hazırlanmış, pişirilmiş, kamuoyu ile paylaşılmamış, Meclis’e indirilene kadar kendileri dışında başka kimsenin haberi olmamıştır” dedi. 

‘Sözleşmeli tarım demek, bugün sahip olduğumuz topraklarda yarın kiracı, işçi ve gündelikçi olarak çalışacağız demek’

“Kamuoyu öğrenmesin diye özel bir çaba sarf ettiklerini biliyoruz” diyen Halil Üst, kanunda geçen “bitki kalitesini artırmak için yaş çay işleyen fabrikaların sözleşmeli tarım ile üretim sürecine dahil olmasına ihtiyaç duyulmaktadır” cümlesine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Biz, sözleşmeli tarımın ne olduğunu ve neler getirdiğini şeker pancarından, buğdaydan, hayvancılıktan ve diğer tarım ürünlerinden çok iyi biliyoruz. Tarım ürünlerinin alıcısı olan devlet bu alandan elini çektiğinde ve özelleştirildiğinde, bugün tarım ürünlerinde yaşadığımız darboğazı ve dışarıya bağımlılığı yaşayacağız. Bu yasa, bölgemizde yapılan çay tarımını özel şirketlere teslim etmektedir. Sözleşmeli tarım demek, bugün sahip olduğumuz topraklarda yarın kiracı, işçi ve gündelikçi olarak çalışacağız demektir. Yarın biz farkında olmadan şirketler topraklarımıza el koyacak, bunun örneklerini dünyada gördük ve ülkemizde de ne yazık ki yaşayacağız.”

‘Yaş çay üreticisi için tuzaklarla dolu’

Çaydaki sözleşmeli üreticiliğin yaş çay üreticisi olarak özel şirket ya da ÇAYKUR’a her yıl çayın tümünün verileceğinin, hatta ne kadar çay verileceğini taahhüt edilmesi anlamına geldiğini belirten Üst, “Sözleşme dışında çayınızı başkasına satamazsınız” dedi ve ekledi:

“Üretici satarsa cezai karşılığı vardır. Taahhüt ettiğiniz kadar çay satmazsanız da kanun üreticiye ceza vermekle yükümlüdür. Kanun, toplam 15 maddeden oluşmaktadır. Ve tek bir maddesi üreticiyi korumamaktadır. ‘Çayı ıslah etme, kaliteyi artırma ve geliştirme’ adı altında üçüncü maddede, yaş çay üreticisi için tuzaklarla dolu bir metin vardır. Böylesine engebeli, zor ve dik bir coğrafyada toprağın kazılması, çayın tekrar sökümünün ve dikiminin yapılması herhangi bir şeye bağlanmamıştır. Dördüncü madde, yaş çay işleyen, paketleyen ve pazarlayan şirketleri A, B, C şeklinde bölümlere ayırmıştır. Ülkemizde üretilen çayın yüzde 10’u kadar ithalat serbest hale getirilmiş. Bu maddede, ithal edilecek çayın ileride artırılmasına engel bir durum yoktur.

ÇAYKUR, çay işletmesi yapan sıradan şirketler statüsünde, A kategorisinde değerlendirilmiş. yani ÇAYKUR’un bugüne kadar bölgemizdeki çay tarımına ait sorumlulukları ve belirleyiciliği elinden alınmaktadır. ÇAYKUR’un çay piyasasındaki düzenleyici ve denetleyici yapısı ortadan kaldırılmıştır. Beşinci madde ise kanun içerisindeki en çok tartışmaya açık olan maddedir. Kanunda, ‘Yaş çay alım fiyatı, arz ve talep durumuyla üretim maliyetleri dikkate alınarak her yıl hasat dönemi başlamadan önce belirlenir’ denmektedir. Arz ve talep durumuna göre yaş çayın fiyatının belirlenmesi çok sakıncalı bir maddedir. Kanunun devamında, ‘Yaş çay bedelini, 2008 yılında kurulan Ulusal Çay Konseyi belirler’ diyor. AKP’lilerin sadece bu maddeye muhalefet ettiklerini biliyoruz. Ama bu yeterli değil. Kanun tümüyle sakıncalı ve yaş çay üreticisinin aleyhinedir. ‘Çay fiyatının belirlenememesi durumunda da Vergi Usul Kanunu’nun 298. maddesi hükümleri uygulanır’ diyor. Maddenin bu bendi çok sakıncalı, tartışılır ve ucu açık bir maddedir. Çayın fiyatının belirlenememesi ne demektir? Bir bölgenin geçim kaynağı olan ürüne değer biçilememesi olamaz.”

Çiftçi-SEN: Yasalaşırsa şekerde yaşananların daha ağırı çayda yaşanacak

Teklifin yasalaşması durumunda şekerde yaşananların daha ağırının bu kez çay üretimi ve tüketiminde yaşanacağının belirtildiği Çiftçi-SEN açıklamasında şunlara yer verildi:

“Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ana geçim kaynağı olan çay tarımı 201 bin üretici tarafından yapılmaktadır, ÇAYKUR ve özel çay fabrikalarında çalışan işçilerle bu sayı daha da artmaktadır. Çay; üretimi ve tüketimi açısından Anadolu halkının vazgeçilmezidir. Yasa Tasarısı’nda ‘çay tarımının küçük aile tarımı olduğu, üreticilerin yüzde 80’inin sahip olduğu çay bahçesinin arazi büyüklüğünün 5 dekar ve altında olduğu, bu üreticilerin sahip olduğu arazinin toplam çay alanlarının yüzde 56’sını oluşturduğu’ belirtilmiş ve bu durum engel olarak görülerek ‘Uluslararası çay ticaretinde daha fazla yer alabilmek, marka ürünler oluşturarak dünya piyasasında rekabet edebilecek bir konuma gelebilmek’ asıl hedef olarak belirtilmiştir. Çayın üretimini ve pazarlanmasını şirketlerin kontrolüne vermeye yönelik bir yasa tasarısı artık meclistedir. Yasallaşırsa, ‘Tütün Yasası’nda, ‘Şeker Yasası’nda, Tekelin, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde olduğu gibi sadece Doğu Karadeniz halkının değil, çaya düşkün bütün Anadolu halkının yaşamını olumsuz etkileyecektir.”

Sözleşmeli üretim köleleştirmektir’

Söz konusu Çay Kanun Teklifi’nin ilk temellerinin 2009’da atıldığının belirtildiği açıklamada “ÇAYKUR’un da bir şirket olarak yer alacağı bir çay borsası önerilmiş, şirketlerin gıda sisteminin en önemli yöntemlerinden olan, çiftçilerin çiftçilik bilgisini yok sayan, tarlalarını, üretim araçlarını, ailelerinin ve kendilerinin emek güçlerini sosyal güvencesiz bir şekilde kiralamayı amaçlayan bir sistem olan ‘Sözleşmeli Üretim”i zorunlu kılma hedeflenmişti. Ancak 2009’daki tepkiler bu yasanın geriye çekilmesini sağlamıştı. Aradan geçen zamanı ve çay üreticilerinin örgütsüzlüğünü fırsat bilen AKP  iktidarı hazırladığı yasa tasarısı ile  yeniden çay üretiminde ‘Sözleşmeli Üretim’i zorunlu kılma hamlesi yapmaktadır. Teklifin 5’inci maddesi açıkça ‘Çay üreticileri borsada yer alan bir firma ile sözleşme yapacak, yapamazsa çay satamayacak’ demektedir. Yani çok yıllık bir bitkinin üretimini ve satışını yapabilme  koşulu üretici şirkete bağımlı hale gelirse mümkün kılınmaktadır. Yasaya göre üreticiler firmalarla sözleşme yapmadığı zaman çok yıllık bir bitki olan çay tarımını yapamayacak, çay bahçelerini sökmek zorunda kalacak, tarımsal üretimi bırakıp ‘ucuz ve güvencesiz işçi’ olarak çalışmak üzere  göçe zorlanacaktır” denildi.

‘Süreç Bakanlığın insafına bırakılıyor’

Sendika yasa tasarısındaki maddeleri ayrı ayrı değerlendirdi:

  • “3. maddede de; Yenilenecek çay bahçeleri olarak ilan edilen alanların da ‘fiziki büyüklük, coğrafi konum ve arazi ulaşım imkânları değerlendirilerek , Bakanlık tarafından belirleneceği  ve ilan edileceği hüküm altına alınmaktadır’ denilerek,  Bakanlığın; ‘çay tarım alanı’ olarak  belirlediği alanda olsa bile ‘fiziki büyüklük, coğrafi konum ve arazi ulaşım imkânları değerlendirilerek’ yenileme işlemine olur vermeyebileceği, bu nedenle de çay üreticilerinin üretim yapamayacağı, bu alanlardaki çay bahçelerini sökmek zorunda kalacakları ima edilmektedir. Süreç şirketlerin istemine göre Bakanlığın insafına bırakılmaktadır.
  • 4. maddede ‘üretimi standardize etme‘ adı altında ‘izlenebilirliğin sağlanması, kontrol ve denetimlerin etkin olarak yapılabilmesi ve fason üretimin önlenmesi için çay sektöründe faaliyet gösteren işletmeler A, B ve C grubu işletmeler olarak gruplandırılarak işletmelerin yapabilecekleri faaliyetler net bir şekilde ortaya konulmuş’, yaş çay alımını sadece A ve B lisanslı firmaların sözleşmeli üretimle yapabileceği  belirtilmiştir. Bu durumda ortaklarının yaş çayını işleyip satan kooperatiflerin durumunun ne olacağı belirsizdir. Çay Kanunu Teklifi’nde Çay üretici Kooperatiflerine dönük hüküm yoktur. Ancak şu bir gerçek ki; bazı sermaye gruplarına imtiyazlar tanınacağı aşikardır.
  •  5. madde ile ÇAYKUR’un yaş çay alım fiyatını belirleme işlevi ortadan kaldırılmış, yaş çay alım fiyatını belirleme  yetkisi 2008’de kurulan, sermaye gruplarını temsil eden, Ulusal Çay Konseyine verilmiştir. Ulusal Çay Konseyi Yönetim Kurulu toplamda 9 üyeden oluşmaktadır. Bu kurulda 1 bakanlık temsilcisi, 2 ÇAYKUR temsilcisi, Rize Ticaret ve Sanayi Odası, ÇAYSİAD, Rize Ticaret Borsası, Okumuş Çay ile birlikte Rize Pazar ve Güneysu Ziraat Odaları temsilcileri yer almaktadır. Ziraat Odası temsilcilerinin de çay üreticilerini temsil etmediğini, göstermelik olarak yer verildiğini düşündüğümüzde, bu madde ile kamu fiyat belirleme de tamamen devre dışı kalmış, örgütsüz çay üreticileriyle örgütlü sermaye kuruluşları baş başa bırakılmıştır. Böylelikle çay üreticileri yaş çayını istediği yere satabilecek bir konumdan çıkartılarak sermaye gruplarına tamamiyle bağımlı hale getirilmek istenmektedir.

‘Teklif hazırlanırken şeffaf olunmadı’

Çiftçi-SEN açıklamasında son olarak şunlara yer verildi:

“Çay Kanun Teklifi hazırlanırken şeffaf olunmamıştır. Teklifin hazırlanma sürecinde çay üreticilerinin ve tüketicilerinin görüşleri alınmamış, çay şirketlerinin istemlerine uygun davranılmıştır.Bu nedenle de bütün maddeler sermayeyi koruyan çay üreticilerini şirketlerin eline korumasız teslim eden, dünya çay tüketiminde birinci sırada yer alan halkının çaya erişim hakkını korumayan bir yasadır.

Gıda Egemenliği halkların kendi kültürüne uygun gıdayı üretme ve tüketme hakkının olmasının yanısıra, halkların; devletlerin tarım politikalarının oluşumunda,  neyin, nasıl üretileceğini ve tüketileceğini belirlemede, karar verme hakkıdır da. Ekonomik, sosyal, kültürel problemler yaşanmaması ve çay üretiminin devam edebilmesi için çay üreticileri ve tüketiciler dahil edilerek  demokratik katılımcı bir çay yasası hazırlanmalıdır. 

 Çay tarımının başlaması ve sanayisinin kurulmasıyla birlikte gelir kaynağı sınırlı olan Doğu Karadeniz Bölgesinin kaderi değişmiş, var olan sosyal ilişkilerin ve iş bölümünün değişmesine yol açmış, bölgede yaşanan işsizlik, göç ve ekonomik sorunlar çözüme  ulaşmıştır. Bu yasa tasarısı ise bu süreci tersine çevirmek hedeflenmektedir, derhal geri çekilmelidir.”

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.