Yeşeriyorum

Beni Kim Tiryaki Yaptı? – 1. Kısım

Ne zaman ki sigaraya karşı kampanyalar başlar bende bir samimiyetsizlik hissi alır başını gider. Gün gelir, uzun zamandır sorgulamadığım bu “hissiyatın” gerçek yüzünü kendimde başlattığım sigara mücadelesinde edindiğim bilgilerle ulaşıveririm.

ÖNCE BİRAZ TARİHSEL ANTREMAN

Tütün kullanımının tarihi Mayalara kadar uzanan bir süreç. Günümüz anlamıyla bildiğimiz sigaranın ortaya çıkışı ise 19. yy. Pek çoğumuzun sigara üzerine ilk savunmasıdır bu Maya gerçeği. Yüzyıllardır insanın yaşamı içinde deniliverir sigara için. Oysa ki, günümüz koşulları ile Maya ve diğer ilkel kabilelerin ( K. Amerika, Meksika, Haiti

yerlilerinin) tütün kullanımı arasında fazlaca fark bulunmakta. Öncelikli olarak eski dönemlerde dinsel ayinler içerisinde ve “şifa” amaçlı kullanılan “tütün” günümüzde, içerisine pek çok katkı maddesinin yer aldığı ve nerede başlayıp nerede sonlandığı bilinmeyen bir “bağımlılık” süreci ile bir söndürülüp bir yakılan, duygusal an’larımızı ifade etmeye yarayan bir araç haline gelmiştir. Nikotinin etkisi ise bizde şifadan çok cefaya neden olmaya başlamıştır. Öte yandan günümüzdeki kullanımında hiç de otantik bir yan kalmamıştır.

Tütünün keşfedilişindeki günah keçisi ise Coğrafi Keşifler’ dir. Çünkü ana yurdu Amerika’dır… Amerika’nın keşfinden sonra Kristof Kolomb ve arkadaşları 1511 yılında tütünü Tabaccos (Petrus) adıyla İspanya ve Portekiz’e sokmuşlardır. 1560 yılında da Fransa büyük elçisi Jean NİCOT Fransız sarayını şifa verici bitki olarak tütünle tanıştırmıştır. Tütün Fransa’dan sonra, Almanya’ya oradan da bütün dünyaya yayılmıştır. Bilim adamları Jean NICOT sebebiyle tütünün içindeki zehirli maddeye NİKOTİN adını verilmiştir.[1]

Diğer yandan tütün içiminin günümüze ulaşan mirası, geçirdiği evrimler kadar trajik olup 1856 yılında sona eren Kırım Savaşı ile başlar… İngiliz ve Fransız askerleri Türk tütünüyle tanışıp, onu Avrupa’ya götürmüşlerdir. Kısacası bugünün mirası geçmişin savaşında gizlidir.

1881, ABD’de, John Bonsack ilk sigara yapan makinenin patentini almasıyla sigara, ekonomideki yerini sağlamlaştırmaya başlamıştır. ABD, günde 120.000 sigara üretmeye başlar ( Bir makine 48 kişinin yaptığı işi yapıyordu). Üretim maliyeti düştü ve güvenli kibritin de icadıyla, sigara tüketimi bir anda patladı.[2] 1914 ve 1939’ daki dünya savaşları ile cephedeki askerlere tütün gönderme kampanyalarının başlaması o dönemdeki sigara karşıtı söylemlerin sesini kesmeye yeten bir sosyal olguydu artık.

GÜNÜMÜZDE SİGARA ENDÜSTRİSİ

Geçmişten aldığımız her şeyi günümüze uyarlamaya yatkın becerimizle, tütün kullanımı da en nihayetinde modern zamanın dev bir sektörü haline getirebildik.

Yıllık sigara üretiminden her birimize yaklaşık bin paket düşüyor. Bu da toplam altı trilyon paket sigara yapıyor! Bu rakam, sektörün para hacminin ne kadar büyük olduğuna dair bir fikir veriyor. Kısacası, sigara satışı, sektöre yaklaşık 200 milyar dolarlık (yaklaşık 1 Katrilyon 500 Trilyon Türk Lirası) bir gelir sağlıyor ve tabii parayı paylaşan dev sigara şirketleri, her yıl biraz daha devleşiyor.[3]

PEKİ BU VEFASIZLIK DA NEREDEN ÇIKTI?

Evet, sigara ekonomide dev bir yere sahip ama bu devleşmeye karşı gelişmiş ülkelerde sigara karşıtı kampanyalar görmek biraz çelişkili değil mi? Kapitalist sistemin gerçekten samimi bir şekilde sadece insan sağlığını düşünerek ekonomiye karşı bir iş yaptığını söylemek fazlaca saflık olur. İşte başta bahsetmiş olduğum bu kampanyaların samimiyetsizliği buradaki ince bir noktadan kaynaklanıyor. Çünkü bunca gelir dünyanın zenginleşmesine hiç de katkı sağlamıyor. 1993 yılında, Dünya Bankası sigaradan kaynaklanan hastalıkların maddi bedellerini, bu hastalıklar yüzünden oluşan iş kaybını, sigara tiryakilerinin kaybettiği iş gücünü, yangın kayıplarını ve sigaraya harcanın parayı hesaplayarak, tüm bunların dünya ekonomisine yılda net 200 milyar dolar kaybettirdiğini ortaya çıkardı. Ne yazık ki, bu kaybın yarısı gelişmekte olan ülkeleri kapsıyor.[4]

Bu nedenle büyük firmalar yeni pazar arayışları ile gelişmekte olan ülkelere yöneliyorlar. Tıpkı bizlere pazarladıkları pek çok çapurcu mal ve nükleer santraller gibi… İşte ülkemizdeki tekel özelleştirmesi de, bu yayılmacı yabancı şirketlere yapılan jestten başka bir şey değil. Özelleşen tekel ile sigara daha özenilen bir nesne haline döneceği açıktır.

Tekel’in özelleştirilmemesi için çok gerekçeler var. Bunların hepsini burada kısaca anlatamayız. Tümü tekellerin elinde olan bir sigara sanayinde sigara promosyonları insafsızca artacaktır. Sonuçta şurada hazineye girecek olan üç beş milyar doların bir kaç katı her sene toplumca sağlık harcaması olarak yapılacaktır. Bunu engelleriz diyecek olanlara bu güne kadar engelleyemediklerini hatırlatalım. Dava sonuçları dosyalarda duruyor. Üniversitelerde ve okul önlerinde bedava sigara dağıtmaktan, ilkokul çocuklarına sigara logoları içeren defterler ve marka sigaralarına benzeyen sakızlar üretmeye kadar neler var neler…[5]

[1] http://www.sigarabirakmamerkezi.com/list/list.asp?ktgr_id=394
[2] http://www.sigara.gen.tr/sigara_tarihi/index.html
[3] http://sigara.uzerine.com/index.jsp?objid=56
[4] http://sigara.uzerine.com/index.jsp?objid=56
[5] http://www.tayfunozkaya.com/panel/files/makaleler/japondevletiiyideturkiyemikotu.doc

Kategori: Yeşeriyorum