EnerjiManşet

Avrupa Parlamentosu Yeşiller eş başkanından Akkuyu ÇED’i için mektup

Avrupa Parlamentosu Yeşiller/Özgür İttifak Grubu Eş Başkanı ve Milletvekili anti-nükleer aktivist Rebeca Harms,  Enerji Bakanı Taner Yıldız‘a 28 Ocak 2015 tarihinde bir mektup yazarak Akkuyu Nükleer santralinin  Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporu hakkında  itirazlara yol açan imza sahteciliği ve  inşaat izninin hemen verilmesine yönelik sorular sordu. Mektubu sizin için Türkçeleştirdik.

6

Avrupa Yeşiller Partisi Grup eşbaşkanı Rebecca Harms

 

 

Sayın Bakan Yıldız ,

Mersin Akkuyu’da yapılması planlanan Türkiye’nin ilk nükleer santralinin Çevre Etki Değerlendirme Raporu’ndaki (ÇED) bazı usülsüzlük iddialarına istinaden aşağıdaki sorularımı makamınıza yönlendirmek arzusundayım.

Bildiğiniz gibi 1 Aralık 2014 tarihinde Türkiye Çevre Bakanlığı, ÇED raporunu resmi olarak kabul etti ve Akkuyu inşaatına başlanabileceğinin işaretini verdi.

Ocak ayı başında Türkiye medyasında, ÇED raporunun içinde  imza sahteciliği yapıldığına ve ÇED’in meşruiyetine itirazlar olduğuna dair haberler çıktı. Türkiye Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği’nin talebiyle gerçekleştirilen uzman analizi gösterdi ki rapor sürecinin farklı aşamalarında iki imza sahteciliği yapılmış bulunuyor. Analiz, Çevre bakanlığı tarafından resmi olarak kabul edilen ÇED raporundaki sahte imzaların, rapor  imza tarihinde  kurum personeli olmayan iki çalışana ait olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye medyasındaki haberlerden, Çevre Bakanlığının   nükleer santral tesisini  kurmakla yetkilendirilmiş olan Rosatom’dan raporun kabul edilmesi yönünde  büyük baskı gördüğünü anlıyoruz.

Bu durum  raporun geneline yönelik şüphelerin yanısıra  ÇED onayına göre verilen inşaat izninin meşruiyetine yönelik şüpheleri de arttırmaktadır. Böylesine önemli bir belgenin bir uzman görüşü alınmadan hazırlanması ve tüm maliyetleriyle hayata geçirilmeye çalışılması tam bir skandal olurdu.

Bununla birlikte 3000 sayfalık rapor onaylanmadan  önce kamuoyuna gerekli tartışma, inceleme ve değerlendirmeleri yapması için sadece 10 gün verilmişti. Herşeyin ötesinde uzmanlar,  nükleer atıklar için geçici depolama alanı ile nihai depolamadan sorumlu olacak tarafı tanımlayan bir alt anlaşmanın bulunmaması ve herhangi bir nükleer kaza yaşanması halinde radyasyondan etkilenen bölgede uygulamaya konacak bir tahliye planının olmaması gibi 2 kilit unsurun eksikliğine vurgu yapıyor.  Akkuyu depremsellik niteliği olan bir sahadır: Ecemiş fay hattı tesisin kurulması planlanan sahaya sadece 25 kilometre mesafededir. Sizin daha iyi bileceğiniz gibi geçmişte bölge pek çok şiddetli deprem tecrübe etmiştir.

En son Fukuşima faciası, bir depremin nükleer santrallerde dolayısıyla da çevre ve insanda nasıl bir tahribata yol açtığını gösterdi. Ne var ki hükümetiniz bu koşullarda nükleer santral tesisi girişiminde hâlâ ısrarcı.

Yukarıda bahsi geçen hususların ışığında Akkuyu girişimine hız verilmesine istinaden  sizden aşağıdaki soruların üzerinde durmanızı rica ediyoruz :

Projeye yönelik yukarıda bahsi geçen iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz? İddiaları göz önüne alacak mısınız?

Türkiye Hükümeti sınır ötesi etki yapabilecek Akkuyu girişimi hakkında komşularının bilgilenmesini nasıl sağlayacak? Türkiye Hükümeti  Espoo* Kongresinde taraflardan biri olmak niyeti taşıyor mu?

Akkuyu’da bir nükleer kaza olursa Kıbrıs ve Yunanistan gibi komşu ülkelerin etkileneceği çok açıktır. Yunan ve Kıbrıs hükümetleri ile bir istişarede bulunmayı ve onları süreçteki gelişmeler hakkında mütemadiyen bilgilendirmeyi öngörüyor musunuz?

Çok Teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Rebecca Harms

Yeşiller/Avrupa Parlementosu EFA Başkanı

*ESPOO (Sınıraşan Çevresel Etki Değerlendirme Sözleşmesi) uluslararası anlaşma

Rebecca Harms kimdir? 1956’da doğdu. 2010 yılından itibaren Avrupa Parlamentosu Yeşiller Özgür İttifak Grubu Eş Başkanıdır. 

Almanya’nın nükleer atık sahasının bulunduğu Gorleben bölgesinde yaşamış biri olarak nükleer enerji üretimine karşıtlığını ilan etti. 2005 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) hazırladığı Çernobilin Sonuçları raporuna karşılık 2006’da 2 ingiliz bilim insanıyla alternatif olarak TORCH adında bir raporun hazırlanmasında işbirliği yapmıştır. 2011’de Fukuşima nükleer faciasının sonucunda  oluşan radyoaktif sızıntıların devam etmesine karşı aksiyon olarakAvrupa Birliği bünyesindeki liderler, 27 Avrupa Birliği üyesi ülkede nükleer güvenlik testlerine başlanması gerektiğine karar vermesini Harms “Bu testlerle nükleer enerji üretiminin değerlendirilmesine yeni kriterler gertirilmiş izlenimi vermeye çalışılıyor oysa amaç  aslında nükleer enerji için yeni bir kabul ortamı hazırlamaktır” diye eleştirmiştir.

Harms Türkiye’ye en son  6 Kasım 2014 tarihinde Yeşil Düşünce Derneği, Kıbrıslılar Bilim, Eğitim Sağlık ve Dayanışma Derneği (KİBES), nükleersiz.org ile birlikte çağrıcılarından olduğu “Nükleer Tehdit ve Akdeniz Havzasında Ortak Mücadele” panelin için konuşmacı olarak gelmişti. 

Haber ve çeviri: Pınar Demircan (Yeşil Gazete)

Kategori: Enerji