ManşetSivil Toplum

Af Örgütü 2021 İnsan Hakları Raporu: Türkiye, kadınları hayati bir sözleşmeden yoksun bıraktı

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), 2021 yılında insan hakları konusunda 154 ülkedeki gelişmeleri derlediği “Dünyada İnsan Haklarının Durumu” başlıklı raporunu yayımladı.

Pandemi sürecindeki adaletsizliklerin 2021 yılında perçinlendiğini kaydeden raporda, “Aşı stoklama ve iklim krizini çözmeye yönelik isteksizlik, küresel işbirliği umutlarını söndürdü. Ekonomik toparlanma vaatleri yerleşik gelir eşitsizliği nedeniyle yetersiz kaldı” açıklaması yapıldı.

Raporun Türkiye‘ye ilişkin bölümünde, Boğaziçi Üniversitesi‘ndeki kayyım protestolarından, İstanbul Sözleşmesi‘nden çıkılmasına; HDP‘yi kapatma davasından işkence ve zorla kaybetmelere kadar pek çok gelişme konu edildi.

Af Örgütü, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını şu sözlerle değerlendirdi:

“Türkiye, Cumhurbaşkanı kararı ile Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden (İstanbul Sözleşmesi) çekilerek kadınları ve kız çocukları ayrım gözetmeksizin tüm şiddet biçimlerine karşı koruyan hayati önemdeki bir sözleşmeden yoksun bıraktı.

Karar, Covid-19 pandemisi sürecinde ev içi şiddet vakalarının arttığı bir dönemde açıklandı ve ülke çapında protestolara yol açtı.

Bağımsız kadın hakları örgütlerinin bildirdiğine göre yıl boyunca 280 kadın toplumsal cinsiyete dayalı şiddet sonucunda öldürüldü, 217 kadının ölümü ise şüpheli bulundu.”

Raporda, Türkiye’deki insan hakkı ihlallerine ilişkin şunlar kaydedildi:

  • Yargı sistemindeki derin kusurlar giderilmedi.
  • Muhalif siyasetçiler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve diğer kişiler temelsiz soruşturmalar, yargılamalar ve mahkumiyet kararlarıyla karşı karşıya kalmaya devam etti.
  • Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Hükümet yetkilileri LGBTİ+’ları homofobik söylemlerle hedef aldı.
  • Barışçıl toplanma özgürlüğü sert bir biçimde sınırlandırıldı.
  • Yeni bir yasa, sivil toplum örgütlerinin örgütlenme özgürlüğünü aşırı derecede kısıtladı.
  • İşkence ve diğer türde kötü muameleye ilişkin ciddi ve güvenilir iddialarda bulunuldu.
  • 5 milyon 200 bin göçmen ve mülteciye barınma sağladı ancak binlerce sığınmacının ülkeye girişi engellendi. Mülteci karşıtı söylemin yükselişiyle mültecilere ve göçmenlere yönelik fiziksel saldırılar arttı.

Devletler, şirketlerle açgözlülük oyunu oynadı

Raporun sonunda, “Bilim ve teknolojideki gelişmeler, şirketlerin açgözlülüğü hükümetlerin suç ortaklığıyla baltalandı” ifadelerine yer verildi.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, açıklamasında şunları söyledi:

“Liderler, pandeminin etkilerini ağırlaştıran köklü eşitsizliklere dair ‘daha iyisini inşa etme’ vaatlerini sıraladı. Ama gerçekte dev şirketlerle işbirliği içinde trajik bir ihanet ve açgözlülük oyunu oynadılar.

2021 bir iyileşme ve toparlanma yılı olmalıydı. Ama aksine, daha derin eşitsizliklerin ve daha büyük bir istikrarsızlığın kaynağı oldu ve gelecek yıllara yakıcı bir miras bıraktı.

Bu tüm dünyada böyle olsa da en çok zarar görenler, kalıcı yoksulluğun ön saflarında olanlar dahil en şiddetli biçimde ötekileştirilen topluluklar oldu.”

Hükümetlerin gittikçe çeşitlenen yöntemleri ve taktikleri devreye sokmasıyla birlikte 2021’de bağımsız ve eleştirel sesleri susturmaya yönelik küresel eğilimin huz kazandığını belirten Callamard, dünya çapındaki çatışmalara dair “Çok az durumda gereken uluslararası tepki verildi ve çok az vakada adalet ve hesap verebilirlik sağlandı” dedi.

2021’de en az 67 ülke ifade, örgütlenme veya toplanma özgürlüğünü kısıtlamak için yeni yasalar çıkardı. Çin‘de yetkililer internet servis sağlayıcılara, “ulusal güvenliği tehlikeye atan” web sitelerine erişimi engelleme talimatı verdi ve Sincan ve Hong Kong gibi tartışmalı konuların konuşulduğu uygulamaları engelledi.

Dünyanın dört bir yanında genç ve yerli aktivistleri, iklim krizine müdahale etmedikleri için liderlere meydan okudu.

Pek çok sivil toplum örgütünün de temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkının tanınması için başarılı lobi faaliyetleri yürüttüğü belirtildi.

Dünya genelindeki hareketlerin sergilediği somut ve kararlı direnç bir umut ışığıdır. Bu insanlar korkmadan ve yılmadan, daha eşit bir dünya çağrısı yapıyor diye sözlerini noktalayan Callamard, “Ülke liderleri yapmasa da bizler küresel dayanışmayı inşa etmek ve büyütmek zorundayız” dedi.

Kategori: Manşet