İfade ÖzgürlüğüManşetTürkiye

Abdi İpekçi mezarı başında anıldı: Yok etmek isteyenler acaba kimlerdi?

Şişli Nişantaşı’ndaki evinin önünde tetikçi Mehmet Ali Ağca tarafından düzenlenen suikast sonucu öldürülen Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürü ve Başyazarı Abdi İpekçi mezarı başında anıldı.

Abdi İpekçi’nin İstanbul Zincirlikuyu‘daki kabri başında düzenlenen törene kızı Nükhet İpekçi İzet, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Eski İstanbul Baro Başkanı Turgut Kazan , Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mete Belovacıklı, Milliyet Gazetesi Okur Temsilcisi Belma Akçura, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Gökhan Durmuş ve Abdi İpekçi’nin meslektaşları ve sevenleri katıldı.

‘Kurbanın yakınlarına, gelecek kuşaklara bir açıklama gerekiyor’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ve İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi konuşma yaptı. “Bütün bu cinayetlerde insana, insanlığa kurbanın yakınlarına, topluma gelecek kuşaklara bir açıklama gerekiyor” diyen İpekçi İzet şöyle konuştu:

“Babamın Milliyet Gazetesi’ndeki varlığı 30 yılı bile bulamamıştı ama Milliyet Gazetesi onu sonradan 43 yıl daha yaşattı. Yakın dostları, sevgili çalışma arkadaşları teker teker hayatını kaybedene kadar hep buradaydılar. Milliyet’ten Sami Kohen, Galatasaray‘dan Selahattin Beyazıt ve ilk avukatlarımızdan Uğur Alacakaplan bu yılın çok sayıdaki acı kayıpları arasındalar. Onların her biriyle birlikte babamdan bir parçanın biraz daha uzaklaştığını hissediyorum.

Bu yıl da onun çocukluğuna gidelim. İkinci Dünya Savaşı yıllarında 12 yaşındaki Abdi İpekçi’ye bakalım. İlkokulu bitirdiği yıl, bir okul defterine yazdığı romanda ‘Bir Türk hiçbir zaman başka birinin yamağı olamaz’. Romanda bir Türk üsteğmeni güçlü bir uçak modeli geliştiriyor ve ABD bu modeli satın almaya talip oluyor. Romanında böyle bir cümle kuran 12 yaşındaki Abdi İpekçi’nin bu türden hayalleri vardı. Görevleri can almak olan tetikçilerin kurdukları pusuda son nefesini verene kadar da hep böyle hayaller kurdu.

Her konuda gelişmiş bir Türkiye hayali besleyen o Abdi’yi yok etmek isteyenler acaba kimlerdi? Biti, pireyi, keneyi, sineği çat diye öldürmemizi biz nasıl bir çerçeveye sığdırabiliyorsak onlar da nefret söylemleri algı yanılsamalarıyla zararlı diye işaretledikleri kurbanlarını öyle yok ettiler. Defalarca söylediğim gibi kin gütmüyorum. Zaten kişinin kendi farkındalığı olmadıkça hangi ceza kime nereye kadar yeter? Bütün bu cinayetlerde insana, insanlığa kurbanın yakınlarına, topluma gelecek kuşaklara bir açıklama gerekiyor. Bunun da resmi bir açıklama olması ve tarihe bütün bağlantıları içerisinde geçmesi gerekiyor.”

‘Neden öldürüldü sorusunu sormaya devam edeceğiz’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ise, “Genç meslektaşlarım özellikle bu sürecin nasıl aktığını detaylı olarak mutlaka takip etsinler. Eğer Abdi İpekçi cinayetini gerçekleştiren anlayışı biz anlatabilseydik, daha sonraki dönemde ne faili meçhul cinayetler olurdu ne gazetecilere olan fiziksel saldırılar, gazeteci cinayetleri cezasızlıkla ödüllendirilmezdi” diyerek konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Abdi İpekçi yazılarında üzerinde durduğu en önemli şeyler; bu ülkenin bölünmez bütünlüğü, demokrasi ve barış. Gazetecilikten ödün vermemesi de en önemli özelliklerinden birisi. Abdi İpekçi gazeteciliğine hala çok ihtiyacımız var. Kendisini her zaman sevgi ve özlemle anıyoruz. Abdi İpekçi cinayetinin nasıl gerçekleştirildiği, Abdi İpekçi cinayetinin davasının hem iletişim fakültelerinde hem de hukuk fakültelerinde ders olarak okutulmasına çok ihtiyaç var. Genç meslektaşlarım özellikle bu sürecin nasıl aktığını detaylı olarak mutlaka takip etsinler. Eğer Abdi İpekçi cinayetini gerçekleştiren anlayışı biz anlatabilseydik, daha sonraki dönemde ne faili meçhul cinayetler olurdu ne gazetecilere olan fiziksel saldırılar, gazeteci cinayetleri cezasızlıkla ödüllendirilmezdi. Her 1 Şubat’ta buraya geleceğiz ve Abdi İpekçi neden öldürüldü sorusunu sormaya devam edeceğiz. Abdi İpekçi gazeteciliği bitti diyenlere de bitmediğini ve bu ülkenin ancak Abdi İpekçi gazeteciliği anlayışıyla biz mesleğimizi yapabilirsek daha aydınlık yarınlara çıkacağını söyleyeceğiz.”

43 yıldır gerçek failleri bulunmadı

Gazeteci Abdi İpekçi’nin tetikçisi Mehmet Ali Ağaca, suikastten beş ay sonra yakalanmış ve tutuklanarak Maltepe Askeri Cezaevine gönderilmişti. Mehmet Ali Ağca Abdi İpekçi’yi öldürdüğü gün 21 yaşındaydı. Malatyalı yoksul bir ailenin oğluydu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi. Polis’in yaptığı araştırmalara göre suikastta tetikçi olarak kullanılmıştı. Cezaevinde altıncı ayında beklenmeyen bir açıklama yaparak tüm suçlamaları reddetti. Eğer mahkemeye çıkarsa her şeyi açıklayacağını deklare etti. Bu açıklama bazı çevrelere mesaj olarak algılanırken çok geçmeden Mehmet Ali Ağca Maltepe Askeri Cezaevinden üzerinde asker elbisesi ile firar etti.

Bu firar ile ilgili yıllar sonra açıklama yapan Mehmet Ali Ağca “Eğer içeride kalsaydım bu durum bazı çevreler için yenilgi olacaktı. Bu nedenle firar ettirildim” dedi.

Ağaca daha sonra İtalya’da Papa suikast girişiminde bulundu. Papa yaralı şekilde kurtulurken Mehmet Ali Ağca ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Uzunca bir süre İtalya’da ceza evinde kalan Ağca daha sonra Türkiye’ye iade edildi. Burada cezasının kalanı çektikten sonra 18 Ocak 2010 tarihinde tahliye edildi.

Abdi İpekçi suikastinin emrini kim ya da kimlerin verdiği halen ortaya çıkarılmadı.