Editörün SeçtikleriEkolojik YaşamManşetTürkiye

[3 Haziran Dünya Bisiklet Günü] Temiz bir dünya ve sağlıklı insanlar için haydi gidon üstüne

Haber: Havva Cuştan

*

Bisiklet, büyükkentlerde hem trafik yoğunluğuna alternatif oluşu hem de iklim krizi çağında çevre ve insan sağlığına büyük katkısı sebebiyle özellikle kısa mesafelerde, giderek artan sayıda insanın rağbet ettiği bir ulaşım aracı. Özellikle de Covid-19 pandemisi sırasında, temas gerektirmediği için tüm dünya çapında kullanımının artmış olması da sevindirici.

Yaklaşık 200 yıldır insanın hayatında olan bisikletin basit, uygun fiyatlı, güvenilir, temiz, çevreyle uyumlu ve sürdürülebilirlik özelliklerine vurgu yapmak, insanları bisiklet kullanmaya daha fazla özendirmek üzere Birleşmiş Milletler (BM),  3 Haziran’ı Dünya Bisiklet Günü ilan etti. Biz de, Yeşil Gazete için bisikletli yaşamı Arup Türkiye Çevre Grup lideri Evrim Atalasve Bisikletli Kadın İnisiyatifi’nden Zeynep Arapoğlu ile konuştuk.

‘Bisiklet sevdalısı Sibilski’nin armağanı’

Atalas, bisiklet gününün BM tarafından kabul edilme sürecine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Süreç, spor bilimleri eğitimi alıp, sosyal kapsayıcılık ve sosyal hareketlilik üzerine doktora yapmış olan bisiklet sevdalısı Leszek Sibilski‘nin girişimleri ile başladı. Sibilski, 1976 yılında Polonya Olimpiyat Komitesi tarafından yılın bisikletçisi seçildi ve sonrasında 2015 yılında yayınlanan ‘Bisiklet herkesin işidir’ makalesi ile bisiklet gününün tohumlarını ekmeye başladı. Polonyalı sosyal bilimci,sosyoloji sınıfı öğrencileriyle birlikte BM’nin Dünya Bisiklet Günü’nü kutlaması için geniş katılımlı bir kampanya başlattı; öncelikle Türkmenistan’ın ve diğer 56 ülkenin desteğini aldı.  Örgüt, bu çabalara seyirci kalmadı ve çevre dostu ve sağlıklı ulaşım aracı olarak bisiklet kullanımını teşvik etmek amacıyla 2018’de, 3 Haziran’ı ‘Dünya Bisiklet Günü’ ilan etti.”

BM’nin bisiklet günüyle, toplumda bisiklet kültürünün gelişmesini destekleyecek uluslararası ve yerel etkinliklerin düzenlenmesi teşvik ettiğini belirten Atalas, “Ayrıca üye devletlere, yol güvenliğinin iyileştirilmesi, yaya ve bisikletlilerin güvenliğini sağlayacak önlemlerin alınması, ulaşım altyapılarının planlanması için çağrıda bulunur” dedi.

‘Kapsayıcı ve sağlıklı bir ulaşım aracı’

Evrim Atalas, bisikletin her yaştan ve sosyal gruptan bireyler için ulaşılabilir, kapsayıcı ve sağlıklı bir ulaşım aracı olduğuna dikkat çekerek, “Çevreye zarar vermeyen yapısı, kullanım alanı ihtiyacının motorlu taşıtlara göre çok daha az olması, toplumun çoğu kesimi tarafından satın alınabilecek derecede maliyetlerinin düşük olması hem kullanıcısına hem kente hem de ülke ekonomisine yarar sağladığına” dikkat çekti:

“Bisiklet kullanımını mümkün kılacak altyapı ve imkanların sağlanması BM Sürdürülebilirlik ilkelerinden SDG 11 ‘Sürdürebilir şehirler ve yaşam alanları’ ve SDG 9 ‘sanayii, yenilikçilik ve altyapı’ ilkelerine doğrudan hizmet etmekte ve kadınlar, çocuklar, düşük gelir grubunda olanlar, yaşlılar ve diğer dezavantajlı grupların da ekonomik ve sosyal fırsatlara erişimini kolaylaştırmaktadır.”

İklim krizinde de anahtar

Günümüzün en önemli sorunlarından birisi iklim değişikliği. Ulaşımda bisiklet kullanımının bu sorunda en büyük paya sahip olan motorlu ulaşımın etkisini azaltacağına vurgu yapan Atalas şöyle konuştu:

“Küresel ölçekte CO2 gazı emisyonlarının %24’ü ulaşım kaynaklıdır. Yapılan araştırmalar, motorlu araç kullananların sadece küçük bir yüzdesinin bisiklet kullanıma geçmesinin bile iklim değişikliği üzerinde önemli ölçüde pozitif katkı sağlayacağını göstermektedir.”

Evrim Atalas, iklim değişikliğinin sebep olduğu sağlık sorunlarının yanı sıra trafikte geçirilen uzun zamanların da insan sağlığını etkilediğine dikkat çekti; “Bisiklet kullanımı ile kalp rahatsızlıkları, kanser, diyabet gibi hastalıkların riskinin azalmasının yanı sıra kaslarımızın güçlenmesini ve mental açıdan da daha sağlıklı olmamızı sağlar” dedi.

Türkiye bisiklet kullanımının yaygın olduğu bir toplum değil, ancak Atalas’a göre, ülkenin genç ve dinamik nüfusunun da sayesinde yavaş yavaş artıyor. Bisiklet Endüstrisi Derneği ve Cyclist Türkiye’nin yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 20 yaş altındakilerin bisiklet kullanım oranı yüzde 14’ken bu rakam 20-34 yaş arasında ise yüzde 38’e yükseliyor. 35-44 yaş arasında bisiklet kullanım oranı yüzde 24, 45-54 yaş arasında yüzde 16, 55 yaş üstünde ise yüzde 8.

‘Yollar bisiklet kullanımına uygun hale getirilmeli’

Bireylerin bisiklet kullanabilecekleri güvenli ortamın yaratılmasının kullanımın yaygınlaşması için temel şartlar arasında olduğuna dikkat çeken Atalas, şunları anlattı:

“Ölümlü ve yaralanmalı trafik çarpışmasına karışan araçların %4’ünü bisikletliler teşkil ediyor. Toplam oranda %4 düşük gözükmekle birlikte, Türkiye’de bisikletin türel dağılımdaki yerinin ağırlıklı olarak %1 bile olmadığı göz önüne bulundurulduğunda, bisikletlilerin trafikte ne kadar savunmasız olduğu dikkat çekmekte.

Bisikletli ulaşım için güvenli bir altyapı oluşturulmasının yanı sıra önemli adımların biri de caddelerin, yolların sadece motorlu araçlara değil, bisiklet kullanıcılarına ve yayalara da ait olduğunu anlatmak, bu doğrultuda özellikle de motorlu araç kullanıcılarını ikna etmek, eğitmek gerekiyor.”

‘Bisikletlilere teşvik stratejileri izlenmeli’

Türkiye’de bisikletin eğlence için ya da oyuncak olarak değil, bir ulaşım aracı olarak algılanmasını sağlamak için öncelikle bu konuda farkındalığı yükseltmek, küçük yaşlardan itibaren okullarda bisiklet kullanımı ile ilgili teorik ve pratik eğitimler vermek ve dolayısıyla davranışı değiştirmek gerektiğine dikkat çeken Atalas, sözlerini şöyle sonlandırdı:

İnsanları, bisiklet sürmeleri yönünde teşvik etmek, cesaretlendirmek için davranışlarında değişimi tetiklemek gerekir. Yeni bir alışkanlığı başlatmak ya da var olan davranış biçimini değiştirmek kolay bir iş değildir. İnsanların süre gelen inanç ve alışkanlıklarından vazgeçmesi için kararlı ve istikrarlı stratejiler uygulamak önemli.

Bu stratejilerin hayata geçirilmesinde, merkezi ve yerel yönetimlerin aktif rol alması ve çeşitli teşvik mekanizmalarını işletiyor olması en önemli katalizör olacaktır. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sivil toplum kuruluşları ve bisiklet gönüllüleri ile el ele yürütülen çalışmalar ile bu davranış değişikliğinin gerçekleşmesi mümkün olacaktır.”

‘Türkiye’de kadın bisikletli olmak da kolay değil’

Bisikletli Kadın İnisiyatifi üyesi Zeynep Arapoğlu da Türkiye’de bisikletli yaşamın kolay olmadığına dikkat çekti:

“Hele kadın sürücüyseniz, var olan zorluklara pekçok yenisi ekleniyor. Bisiklet ekipmanlarını kullanıyorsanız, bu ekipmanlar çoğunlukla cinsiyet belirtmediği için kadın olduğunuz fark edildiğinde toplumsal basınç olabiliyor bazen. Fakat; bisikletli olmanın özellikle kadınlar için, genel sağlık ve kolaylık dışında bazı avantajları da mevcut. Biliyorsunuz ki; bu ülkede kadınlar birçok şiddete maruz bırakılıyor. Böyle tehlikeli bir durumla karşılaştığınızda hızlıca o ortamdan uzaklaşabilmenize olanak sağlıyor.”

‘Aile içi basınç kadınların bisiklet kullanımına engel’

Arapoğlu Bisikletli Kadın İnisiyatifi’nin kurulma sebepleri hakkında da şunları kaydetti:

“İnisiyatifimizin kurulma sebeplerinden biri aile içindeki ayrımların, kadınların bisiklet kullanımına engel olması. Örneğin, çocukken oğlan çocuğuna bisiklet alınırken, kız çocuklarına alanların sayısı çok daha azdır, ya da kız çocuklarına bisiklet kullanmak öğretilmez. Dolayısıyla azımsanmayacak oranda yetişkin kadın, bisiklet kullanımını bilmiyor. Daha fazla kadının ve kız çocuğunun şehirde bisiklet kullanabilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Kadınların çocuklarıyla da, işe giderken de bisiklet kullanmasını teşvik etmeye çalışıyoruz.”

Zeynep Arapoğlu.

Bisiklet yarışlarında, etkinliklerinde de çok az kadın olduğunu ifade eden Arapoğlu, kadınlara kendi deneyimlerini aktarmaya çalıştıklarını belirtti:

“Birçok kadın bize bisiklete binmeyi bilmediklerini belirterek, öğrenmek istediğine dair dair taleplerle geliyor. Dolayısıyla ana eğitimimiz bu oldu. Eğitici eğitimleri de veriyoruz”.

Kadınların sosyal çevre tarafından trafik konusunda çok daha fazla uyarıldığını kaydeden Zeynep Arapoğlu, “Kadınlar erkeklerden çok daha fazla ‘Başka işin mi yok, çok tehlikeli, bu kadınlara göre değil’ sözleri duyuyorlar. Bunun için de kadınlara özel sürüş , bir yerden bir yere giderken rota belirlemek, bisiklet tamir eğitimleri gibi pek çok eğitim veriyoruz. Birlikte olmak, hem bize hem kadınlara cesaret veriyor ve her geçen gün daha fazla kadın, bisikletli yaşama katılmak için girişimde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Güvenli bisiklet kullanımı için esas iş yerel yönetimlerde’

Arapoğlu, başlarda etkinliklerini sadece İstanbul’da yaparken aldıkları destekler sayesinde birçok şehirdeki kadınlara ulaştıklarını kaydetti:

“Gittiğimiz şehirlerde yaptığımız etkinlikleri videoya alıp, ‘Benim Bisikletim Benim Şehrim’ filmini ortaya çıkardık. Bir de internet sitemizde de bulabileceğiniz ‘Kadınlar için Bisiklet’ kılavuzumuz var. Etkinliklerimizi daha çok Facebook üzerinden organize edip duyurusunu yapıyoruz, tüm kadınları sayfamızı takip etmeye davet ediyorum. Güvenli bisiklet kullanımı içinse yerel yönetimlere esas iş düşüyor ve güvenli bir ortamı sağlayacak çalışmalar yapmaları gerekiyor.”

Türkiye’de de  2018’den beri dünyanın birçok yerinde olduğu gibi 3 Haziran’dan birçok etkinlik gerçekleştiriliyordu. Fakat; pandemi dolayısıyla bu yıl bu etkinlikler çok daha sınırlı. Gerçekleşecek etkinliklerden bazıları şu şekilde:

https://twitter.com/izmir_ulas/status/1399060932492414988?s=09
https://twitter.com/TuranHancerli/status/1398623871805296641?s=09
https://twitter.com/BezmialemSKS/status/1398284452091019266?s=09
https://twitter.com/PeyzajBartinUni/status/1398301355190755328?s=09
Bartın Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü
#ÇarşambaSöyleşileri ‘nde 3 Haziran “Dünya Bisiklet Günü” kapsamında konuk, @istanbulbld@isbiketr Sürdürülebilir Ulaşım Projeleri Koordinatörü…