Editörün Seçtikleriİklim KriziManşetYeşillerden

Yeşiller Partisi Eş Sözcüleri: Mücadele asıl şimdi başlıyor

0

Türkiye, altı yıldır onaylamamak için büyük bir direnç ortaya koyduğu Paris Anlaşması’nın onaylanmasına dair kanun teklifini TBMM Genel Kurulu’nda oy birliğiyle onayladı.

Anlaşma temel olarak küresel ısıtmayı endüstri öncesi döneme kıyasla “en az 2 dereceyle, mümkünse 1,5 derece ile sınırlamak için” ülkelerin ortak çalışmasını öngörüyor.

‘Tarihi bir an yaşadık’

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Emine Özkan, anlaşmanın onaylanmasını “Tarihi bir an yaşadık dün akşam” sözleriyle yorumladı.

Yeşil Gazete’ye konuşan Özkan, “Tarihiydi çünkü Türkiye altı yılın sonunda iklim kriziyle küresel mücadelenin parçası olmak adına bir irade ortaya koydu. Bu Türkiye siyasetinin merkezine iklim politikalarının oturacağının da apaçık göstergesi” dedi.

‘Altı sene kaybettik’

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı ise onaylanma kararının altı yıl gecikmeli bir şekilde alınmasını eleştirerek “Olması gereken Paris İklim Anlaşması imzaya açıldıktan hemen sonra buna dahil olmak ve yol almaya başlamaktı” dedi.

Türkiye’nin bunu yapmadığını belirten Urbarlı, “Altı sene kaybettik. Sadece biz kaybetmedik. Dünya da altı sene kaybetti aslında. Bu yüzden tarihi ama gecikmiş an” ifadelerini kullandı.

‘Mecliste şaşkınlık hakimdi’

Anlaşma’nın onaylanmasına dair teklifin görüşüldüğü Meclis oturumunda oylama öncesinde milletvekilleri de iklim krizine ilişkin konuşmalar yaptı.

Meclis’teki genel atmosferi yorumlayan Urbarlı, “Önemli bir konuyla karşılaşan ama bu önemli konu üzerinde çok kafa yormamış ve bir taraftan da bu konunun nasıl bir anda bu önemli hale geldiğinin şaşkınlığını yaşayan bir meclis. Çevre konusu her zaman vardı. Fakat bu boyutta, bir ülkenin her şeyini değiştirmesini gerektirecek bir boyutta, karşılarına çıkmasının şaşkınlığını yaşıyordu vekiller. Tam hakim olmadıkları kavramlar ile iç politika, dış politika, eleştiri, destek hepsi biraz karıştı” dedi.

‘Temel muhatabı Yeşiller Partisi’

Muhalefet partilerinin söylem düzeyinde iklim siyasetini ve yükselen iklim rejimini yakaladıklarını ifade eden Emine Özkan ise altı yıldır anlaşmanın onaylanmasına karşı çıkan AKP’li vekillerin dahi seçmenleriyle ‘hayırlı olsun’ mesajları paylaştığını söyledi.

Öte yandan iklim siyasetinin dünyada olduğu gibi Türkiye’de de temel muhatabının Yeşiller Partisi olduğunu belirten Özkan, “Ancak ve ancak yeşil politikaları hayata geçirerek köklü onarıcı sonuçlar elde edebiliriz. Oysa bir yılı aşkın süredir tamamıyla keyfi uygulamalar neticesinde tüzel kişiliğimizi kazanamıyoruz” tepkisini gösterdi.

Yeşiller Partisi de gündeme getirildi

HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un Genel Kurul’da bunu açıklıkla dile getirerek esas iklim siyasetini yapacak partinin Yeşiller Partisi olduğunu söylediğini hatırlatan Özkan şu yorumu yaptı:

“Muhalefet kanadından bu desteği aldığımız için mutluyuz. Çünkü partimizin kuruluş gayeleri arasında iklim meselesini siyasetin ana gündemlerinden biri haline getirmek var. Evimiz yanıyor ve bu yangını söndürmek zorundayız.”

Yeşiller Partisi’nin kuruluşları İçişleri Bakanlığı gerekli evrakları teslim etmediği için yaklaşık bir yıldır engelleniyor.

‘Kendimize sormalıyız: Evet, nasıl başlıyoruz?’

Ancak Koray Doğan Urbarlı, Paris Anlaşması’nın konuşulduğu Meclis oturumunda bulunsaydı ne söyleyeceğini şu sözlerle anlattı:

“Herhalde şöyle bir konuşma yapardım: Bugün biraz sonra onaylayacağımız Paris İklim Anlaşması bizim bir yere varmamızın değil; yola çıkacak olmamızın haberini veriyor. Hepimizin onaylayacağı, Türkiye’nin altına imza atacağı bu anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirmek kendimize, ülkemize, dünyaya ve geleceğimize karşı bir sorumluluğumuzdur. Artık iş kolaya kaçmadan, yan yollar aramadan gereklilikleri yerine getirmek ve Türkiye’nin Yeşil Dönüşümü’nü başlatmakta. Onay kararı çıktıktan hemen sonra kendimize sormalıyız: Evet! Nasıl başlıyoruz?”

‘Topyekûn bir dönüşüm yolculuğu’

Mücadelenin asıl şimdi başladığının altını çizen Emine Özkan da Meclis’te yapacağı konuşmayı şu sözlerle ifade etti:

“Önümüzde uzun, zorlu ve en önemlisi istikrarla, kararlılıkla hareket etmemiz gereken bir süreç var. Bir yandan 2053’te karbon nötr Türkiye hedefinden bahsederken diğer yandan doğalgaz aramaya, nükleer santralleri tartışmaya, Kanal İstanbul gibi bir ekokırım projesinde inat etmeye devam edemeyiz. Ve özellikle dikkat çekmek gereken bir konu var ki o da iklim politikalarının eğitimden sağlığa, gıdadan, insan haklarına bütün politika ve hak alanlarını doğrudan etkilediği. Dolayısıyla çıktığımız yolculuk topyekün bir dönüşüm yolculuğu. Bu dönüşümün herkes için adil olması ise şart.”

You may also like

Comments

Comments are closed.