Doğa MücadelesiManşetTürkiye

Sulak alanların yapılaşmaya açılmasına TMMOB tepkili: Ekolojik dengeleri bozacak bu rant sürecinin takipçisiyiz

Cuma günü Resmi Gazete‘de yayımlanan, sulak alanların yapılaşmaya açılmasıyla ilgili karara ilişkin, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) bir açıklama yaptı.

Açıklamada, ekolojik dengeleri ve ekosistemi bozacak bu sürecin toplum yararı adına takipçisi olunacağı kaydedildi.

Tesis yaptırılabilecek

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, “Sulak alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te yapılan iki değişikliğe göre, artık sulak alanlarda baraj, gölet gibi zorunlu altyapılar dışındaki projelere de kamu yararı kararı bulunması durumunda izin verilecek.

Bakanlık, sulak alanlarda eğlenme, dinlenme için tesisler de yaptırabilecek. Bu tesislerin işletmeleri şirketlere verilebilecek.

Yönetmelik’te yer alan birinci değişiklik şu şekilde ifade edildi:

Zorunlu altyapı projeleri haricinde, kamu yararı kararı bulunan altyapı projelerine, hazırlanacak “Ekosistem Değerlendirme Raporu” doğrultusunda, ekosistem bütünlüğünü telafi edici tedbirlerin alınması şartıyla Bakanlıkça izin verilecektir.”

İkinci değişiklik için ise şu açıklama yapıldı:

Sulak alanlarda, Bakanlığa tahsis edilen yerlerde koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme, dinlenme ve benzeri hizmetler için gerekli altyapı, üstyapı ve diğer tesisler Genel Müdürlükçe yapılır veya yaptırılır. Söz konusu tesislerin işletilmesi ve/veya işlettirilmesi Genel Müdürlükçe yapılır veya yaptırılır.”

‘Ulusal güvenlik konusu’

TMMOB, konuyla ilgili bugün yaptığı basın açıklamasında, küresel ısınma ve iklim krizi sebebiyle mevcut tatlı su kaynaklarının hızla tükenmesinin en önemli gündem maddesi olduğu bugünlerde, sulak alanların korunması ve geleceğe aktarılmasının ulusal bir güvenlik konusu olduğunu vurguladı:

Sulak alanlar, sahip oldukları biyolojik çeşitlilik nedeniyle ülkemizin doğal zenginlik müzeleri olarak kabul edilen, doğal ve ekonomik işlevleriyle ekosistem açısından en değerli varlıklarıdır. Sulak alanlar, tabii filtre görevi görerek temizlenen su ile yeraltı su kaynaklarının yenilenmesini ve tekrar kullanıma hazır hale gelmesini sağlamakta, taban suyunu dengeleyerek ve sel sularını depolayarak taşkınları kontrol etmektedir. Ayrıca kıyılarda deniz suyunun girişini önleyerek, bölgenin su rejimini düzenleyen, kuşlar, balıklar, memeliler gibi yüzlerce hayvan türüne ev sahipliği yapan ve yaban hayat için hayati öneme sahip alanlardır.

Küresel ısınma ve iklim krizi nedeniyle mevcut tatlı su kaynaklarının hızla tükenmesinin, su ve su ürünleri ile sucul ekosistemlerin korunmasının en önemli gündem maddesi olduğu günümüzde, sulak alanların bilimsel yöntemlerle korunması ve geleceğe sağlıklı şekliyle aktarılabilmesi ulusal bir güvenlik konusu olmaktadır.

Ülkemizde sulak alanlar, kurutma, taşkın önleme, doğal su rejimine müdahale gibi birçok nedenle hızla yitirilmektedir. Bu olumsuz sürece karşın, Resmi Gazetede 19.Mart.2021 tarihinde yayımlanan “Sulak Alanları Koruma Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikle sulak alanlarda ve sürdürülebilir kullanım bölgelerinde yapılaşmanın önü açılmaktadır.”

‘Ortak gelecek açısından kabul edilemez’

Açıklamada, iklim krizinin yaşandığı bu dönemde gelecek için hayati öneme sahip orman, tarım, mera ve sulak alanlara rant aracı olarak bakılmasının ortak gelecek açısından kabul edilemez olduğu kaydedildi:

Yapılan birinci değişiklikle, zorunlu altyapı projeleri haricinde, kamu yararı kararı bulunan altyapı projelerine, hazırlanacak “Ekosistem Değerlendirme Raporu” doğrultusunda, ekosistem bütünlüğünü telafi edici tedbirlerin alınması şartıyla Bakanlıkça izin verilecektir.

Yapılan ikinci değişiklikte ise, “sulak alanlarda, Bakanlığa tahsis edilen yerlerde koruma, yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme, dinlenme ve benzeri hizmetler için gerekli altyapı, üstyapı ve diğer tesisler Genel Müdürlükçe yapılır veya yaptırılır” denilmektedir. Sulak alanlarda yapılacak söz konusu tesislerin işletilmesi ve/veya işlettirilmesi Genel Müdürlük tarafından gerçekleştirilecektir.

Söz konusu değişikliklerle tanımlanan “sulak alanlar” bütün sulak koruma bölgelerini kapsamaktadır. Sulak koruma alanlarında yönetim, işletme, tanıtım, sportif, eğlenme, dinlenme ve benzeri tesislerin yapılması, sulak alanların yapıya açılmasını, doğal varlıkların talan edilmesini ve bu alanlarda yağmanın önünün açılmasını beraberinde getirecektir.

İklim krizinin dünya ölçeğinde sinyal verdiği ve geri dönülemez noktalara vardığı günümüzde, geleceğimiz açısından hayati öneme sahip olan orman ve tarım alanlarına, sulak alanlara, meralara rant aracı olarak bakılması, bu değerli doğal varlıkların yapılaşmaya açılması ortak geleceğimiz açısından kabul edilemez.

Ekolojik dengeleri ve ekosistemi bozacak olan bu rant sürecinin toplum yararı adına takipçisi olacağımızı değerli kamuoyu ile paylaşırız.”