ManşetTarım-Gıda

Sorgül buğdayında üçüncü hasat: Üretim 400 tonu aştı

Mardin‘de “Topraktan Tabağa: Yaşayan Toprak, Yerel Tohum Projesi” kapsamında ekilen, Mezopotamya’nın en eski buğday tohumlarından biri olarak bilinen Sorgül’ün üçüncü kez hasadı gerçekleşti. 2017 yılında 2 ton buğdayın ekimiyle başlayan projenin ilk yılında 35’i mülteci olmak üzere 70 kadın yer almış, 102 dönüm arazide 20 ton rekolte elde edilmişti. Bu yıl üçüncüsü gerçekleşen hasatta ise 17 gönüllü çiftinin bin 400 dönümlük arazisinde yapılan ekimde rekolte 400 tonu aştı. Projede 310 kadın çiftçi ve 24 kadın mühendis istihdam edildi.

Susuz tarım maliyetleri de düşürüyor

Her yıl hasat şenliği kapsamında, halkın da yoğun katılımı ile gerçekleşen Sorgül buğdayı hasadı, bu yıl koronavirüs önlemleri nedeniyle projenin yürütücüsü Ebru Baybara Demir ve çiftçi kadınların katılımı ile gerçekleşti. Her geçen gün büyüyen üretim ile sürdürülebilir bir ekosistem sağladıklarını söyleyen Şef Baybara Demir, “Yerel tohumlarla doğaya, insana saygılı tarımın mümkün olabileceğini, susuz tarımın su kaynaklarını korumada ve tarım girdi maliyetlerini azaltmada ne kadar önemli olduğunu Sorgül buğdayı ile deneyimlemeye devam ediyoruz” dedi.

‘Hayatın devamı için tarımın önemini anladık’

Hasatta proje hakkında bilgi veren Demir şunları söyledi:

“2017 yılında Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile başladığımız  ve Ekonomik Tarımsal Kalkınmayı ve Sosyal Gelişimi Destekleme Derneği olarak yürüttüğümüz projede amacımız her türlü doğa koşuluna ve hastalıklara dayanıklı olan bu tohumları ekerek, kuraklık başta olmak üzere bizi bekleyen tehlikelere karşı önlem almanın önemini göstermekti. Projemizde toprağın korunması, iyi tarım uygulamaları, yerel tohumların bulunması, çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılması için bölgedeki toprak sahipleri, iyi tarım uygulamalarını deneyimleyerek projeye destek vermeye devam ediyor.

Projemizde geleneksel tarım yönetmeleriyle başladığımız ekimde bir yandan yerel tohumların korunmasını sağlarken, bir yandan da kadın istihdamını arttırmaya çalışıyoruz. Kültürel bilgi ve becerinin gücüyle başlatmış olduğumuz entegrasyon sürecinde Suriyeli mülteci kadınların bize öğretmiş olduğu geleneksel tarım tekniklerinden de faydalandık. Bu yıl da elde ettiğimiz buğdayı tohumluk olarak sağlayıp yeniden ekimini gerçekleştireceğiz.”

Proje ile tohum ve toprağa sahip çıktıkları kadar topraktan düzenli gelir elde etmeye başlayan kadınları da desteklediklerini anlatan Baybara Demir, salgın döneminde Mardin’de duran üretim sırasında kadınların tarlada çalışmaya devam ettiğini ve istihdamı koruduklarına dikkat çekti.

13 bin yıllık tohum

Anadolu’da tarihi 13 bin yıl öncesine dayandığı bilinen buğday tarımının anavatanı Mezopotamya. Sorgül ise Mezopotamya ovasında yetişen, bilinen en eski buğday türü. Adını kehribar sarısından kırmızıyı yansıtan renginden alan Sorgül, tane yapısı camsı, kırmızıya dönen sarı renkte, mükemmel bir koku ve aromaya sahip. 140 cm’e ulaşan boyu ile yüksek saman verimine de sahip Sorgül’ün kimyasal gübreye ve sulamaya tepkisi de düşük. Kök yapısı derin ve kuvvetli olduğu için yağışa dayalı şartlarda ve organik yetiştirilmeye uygun olan Sorgül, gelecekte kuraklık tehlikesine karşı susuz tarıma da elverişli.

Kategori: Manşet