ManşetSivil Toplum

Sivil Toplum nereye doğru gidiyor ?

0

Guardian’da Dhananjayan Sriskandarajah imzasıyla yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Ayşe Koçak‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

* * *

Sivil toplum örgütleri artık sosyal değişimin sürücüleri değiller, birçoğu için dünyayı kurtarmak büyük bir iş haline dönüştü. Nasıl oldu da yolumuzu kaybettik?

Son 40 yılda sivil toplum örgütleri sayısında büyük bir patlamaya şahit olduk. Şu anda Hindistan’da 4 milyon, Birleşik Devletleri’nde 1.5 milyon ve yüzde 90’ı 1975’ten sonra kurulmuş olan 81,000 tane ulusları sivil toplum örgütü ve ağ var.

"Daha fazla Arap Baharı’na ve yeni Arap Baharlarının dirençli olmasına ihtiyacımız var" Foto: Zohra Bensemra/REUTERS

“Daha fazla Arap Baharı’na ve yeni Arap Baharlarının dirençli olmasına ihtiyacımız var” Foto: Zohra Bensemra/REUTERS

Bu, benim kulağıma müzik gibi gelmeli. Benim yönettiğim örgüt, sivil toplum ve toplum hareketini desteklemek için var. Öyleyse neden endişeleniyorum? Çünkü bu inanılmaz büyüme, kurumsallaşma ve profesyonelleşmenin bazı ciddi dezavantajları var.

Tabii ki yer yer kazanımlarımız oluyor, fakat fakirlik, eşitsizlik, dışlanma ve iklim değişikliği ile olan savaşımızı kaybediyoruz. Organize sivil toplum örgütlerinde çalısan birçoğumuz-kendim de dahil- sosyal değişikliği yürüten güçlerden, bize illham veren amaçlardan uzaklaştık. Bütün enerjimizi donorlere raporlar hazırlamaya vererek, bürokratik işlerde tıkanıp kaldık.

Büyük sivil toplum örgütleri artık uluslararası şirketler gibi gözüküyor ve davranıyorlar. En büyükleri dünya üzerinde yüzbinlerce isçi çalıştırıyor ve yıllık bütçeleri yüzlerce milyonu buluyor. Kurumsal şirket tarzı hiyerarşileri var ve markaları milyonlar değerinde. Dünyayı kurtarmak büyük bir iş haline dönüştü.

Büyük her zaman kötü demek değil tabii ki, tıpkı küçüğün illa ki iyi olmadığı gibi. Ama bu trendlerin global hareketler üzerindeki etkisi bizi endişelendiriyor olmalı. Neyin mümkün olabileceği konusunda algımız daraldı. Artık en az parayla en fazla işi başarmak önemli hale geldiği için, artık sadece sonuçları kolaylıkla ölçülebilir işlere yönelmeye başladık. Fona bağlı olduğumuz için markamızı yada donorlerimizi kızdırabilecek yaklaşımlardan ve sorunlardan uzak durmaya başladık.

Kendimizi sosyal, ekonomik ve politik sistemleri destekler bulduk. Çözüm yerine, problemin bir parçası haline geldik. Şirketlerimiz bizi hafif-aktivizme doğru yöneltti. Bu yaklaşım, güç sahiplerini tehdit etmedi, fakat aktivizmi büyük ölçüde bastırdı.

Siyasi değişiklik için bazı şeyleri kökten inşa etmemiz lazım. Toplumları, değişimi organize etme ve sürdürme konusunda desteklememiz lazım. Daha fazla Arap Baharı’na ve yeni Arap Baharlarının dirençli olmasına ihtiyacımız var. Organize sivil toplum aniden ortaya çıkan sosyal enerji patlamalarını onları boğmadan yararlı hale getirmeye öncelik vermeli. Sivil protestolar uzun vadeli eylemlerle birleştiği zaman, geçici güçlerin demokrasi, eşitlik ve özgürlük adına kalıcı kazanımlar elde etme şansı daha yükselir.

Sivil toplum bu durumdan başarıyla çıkmak için nasıl reformlar yapmalı? 6 Ağustosta sivil toplumun önde gelen kişileri tarafından desteklenen, bu sektörde çalışma ayrıcalığına sahip kişileri bu tartışmaya çağıran, bir açık mektup yazdık.

İnsanların seslerini ve eylemlerini işimizin merkezine koymanın daha iyi yollarını bulmamız gerektiğine inanıyoruz. Bizim esas sorumluluğumuz donorlerimize değil, sosyal adalet için savaşanlara olmalı. Kurumsallaşmayla savaşmalı, sıradan ağların gücünü fark etmeli, sokağın bilgeliğini anlamalı ve kaynaklarımızı yeniden dengelemeliyiz. Sivil alanları desteklemeli ve korumalıyız ve global bir dayanışma yaratmalıyız. Ve bu, yarattığımız sivil toplumları terk ederek değil, tam aksine hizmet etmek istediklerimize karşı daha açık ve sorumlu olarak olmalı.

Bunu yapmak kolay olmayacak, özellikle bu zamana kadar donorlerle yakından çalışmış olanlar için. Ama kesinlikle değecek. Sivil toplum yeni global prensipler organize etmeli, yeni bir alternatif model bulmalı. Ve eğer bizi bunaltan kurumsallaşma ve teknokratik yönetimi değişterebilirsek, sivil toplumu yeniden sosyal ilişkileri güçlendirici, insani bir yapı olarak keşfedeceğiz. Ve tarihin bize öğrettiği gibi, bu ilişkiler dünyayı gerçek anlamda değişterecek.

Dhananjayan Sriskandarajah, küresel çapta faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve aktivistleri networkü Civicus’un Genel Sekreteri’dir. Networkün çalışmalarını twitter adresi @civicussg üzerinden takip edebilirsiniz

Yazının ingilizce orjinal metni

Yeşil Gazete için çeviren: Ayşe Koçak

(Guardian, Yeşil Gazete)

 

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.