Kültür-SanatManşet

Selim Işık ile ‘Sahne Senin’ son kez – Emrah Pelvanoğlu

0

Müzikal eğilimler değişken, beğeni yoğunlukları inişli çıkışlıdır ve hâkim medya araçlarının biçimselliğinden doğrudan etkilenir. Bir albümü oturup baştan sonra dinlemenizi talep eden LP / plak ya da kaset dünyasında müzik üretmek ile şarkıların yüzde 21’nin ilk beş saniyede atlandığı (2014 verisi) Spotify akışkanlığı / uçuculuğunda müzik yapmak elbet farklı olacaktır.

Bununla ilgili olarak şunu söyleyebiliriz belki; popüler müzik sahnesini enstrüman icracıları ile bestekârların işgal ettiği dönemlerden elektronik ritim ve hazır sample döngülerine (loop) dayalı, müzikal mühendisliğin (engineering) ve prodüktörlerin imzalarının daha baskın olduğu dönemlere geçiyoruz. Örneğin rock soundunun temel olduğu farklı türlerdeki gitar müziğinin bir dönem olduğu kadar talep edildiğini söylemek zor artık. Ama bütün değişkenliklere ve iniş çıkışlara rağmen, orada bir yerde, sevdiği müziğe tutku ile bağlı, dinleyiciliğinden taşan heves ile icracılığa da yönelmiş insanlar hep olagelmiştir. Bugün ürettikleri ile hayranlıklarımızı kazanmış ve trendlerin çok ötesinden bütün zamanlara seslenen müzisyenlerin başlangıç hikâyelerinde bu durum, adeta bir leitmotif gibi tekrar tekrar karşımıza çıkar. Galiba iyi müzik için, bu insanların talebine yine bu insanların sunduğu arzdır demek çok da yanlış olmaz ve şanslıysak bu arzın kitselleştiği dönemlere ya da müzisyen varlıklarına da şahit olabiliriz, ama çoğu zaman onlar bizi biz de onları ararız.

‘Gitar emekçisi’

İşte bu yazı da bu insanlar arasından çok özel birisi için yazılıyor, Selim Işık. Türkiye’de yaşıyor, iyi gitar müzikleri dinliyor ve bu hevesle gitar da çalmak istiyorsanız bu ismi duymamış olamazsınız. Arayışınız muhakkak bir yerde onun ismiyle de kesişmiştir. Selim Işık’ı Türkiye’de gitar müziği icra eden yüzlerce nitelikli müzisyen arasından ayrıştıran, onun çok yönlü müzisyen kimliğinin ötesinde, bir gitar kamusu oluşturma yani bu arayış süreçlerini bir arada ve diri tutma çabası olmuştur.

Burada yüzlerce diğer gitar emekçisi gibi geçimini sağlamak için eğitmenlik de yapan çalışkan bir müzisyenden bahsetmiyorum sadece. Kendi müzisyen kimliğini yıllardır gösterdiği gayret, öz veri ve dayanışma ile yükselttiği bir gitar kamusunun ayrılmaz parçası kılmış ve her türlü üretimini bu kamuya karşı sorumlu olduğunu düşünerek tasarlamış toplumsal bir figürden, nevi şahsına münhasır bir müzik insanından bahsediyorum.

Youtube’a girip “Selim Işık gitar dersi” yazar ya da doğrudan kanalına giderseniz ilk seti 100, ikincisi ise 34 videoluk iki playlist ile karşılaşırsınız. 100 videoluk ilk playlistin kökleri Youtube’un bir açık kaynak akademi hüviyeti kazanmasından çok öncesine, gitar kamusuna özel bir açık kaynak yaratmak arzusu ile kurulmuş gitardersivideo.com sitesine uzanır. Nitekim artık pek aktif olmasa da bu site gitardersivideo.net adresinde ve hâlâ açık.

Gitar çalmak isteyen herhangi birinin hevesi ölçüsünde çalışarak hızlıca ilerleyebileceği, müzik teorisi hakkında hayli önemli bilgilere kolay anlaşılır bir şekilde ulaşabileceği hayli sağlam bir yol haritası sunar bu videolar. Ben müzik eğitmenliğini bu derece kamulaştırmış, bunu bila bedel yapan değil Türkiye’de, en azından İngilizce içerik üretilen dünyada da çok insan bilmiyorum. Bence Selim Işık’ın bu çerçevedeki imza işi ise yıllardır aynı bilinç ve dirayetle sürdürdüğü ve artık sonuncusu yapacağını ilan ettiği “Sahne Senin” konserleri…

Çünkü bir müzisyen için sahnenin, yani icranın dinleyici ile paylaşıldığı o mekânsal deneyimin çok özel bir anlamı vardır. Performansın izleyici katılıma açık olduğu türlerde bu deneyim hem müzisyen hem de dinleyici için çoğu zaman hatırlanası izler bırakır. Selim Işık, Metallica ya da hafta bir sahne alan tuhaf isimli bir bar grubu olsun fark etmez, bütün icracılar sahnelerini olabildiğince seyirci ile bir ve bütünleşik kılmaya çalışırken, dinleyici de kendini sahnedeymiş gibi hayal ettiği bir coşkunluk ve esrime anı içinde farklı bir var oluşun imkânına şahit olur.

Ustalar, öğrenciler ve dinleyicilerin şimdilik ‘son’ birlikteliği

Şimdi bir de dinleyicilerin önemli bir kısmının gerçekten de icracı olduğu bir konser organizasyonu düşünün. Öyle ki bu konserlerin bazılarında sahne Selim Işık’ın yanında Metin Türkcan, Gür Akad, Cenk Eroğlu, Nurkan Renda ya da Tuncer Tunceli gibi usta gitaristlerle paylaşılsın ve vokallerde ise her daim müthiş sesler Hidayet Can Özcan, Deniz Tuzcuoğlu ya da Merve Kazanç olsun. Çok komik fiyatlara satılan bu konserlerin biletlerine gece boyunca yapılan çekilişlerle bazıları gerçekten çok kıymetli (gitar, bas gitar, gitar amfisi vb.) onlarca hediye verilsin. Hem iyi müzik dinlensin, hem de farklı bir dayanışma ruhu yaşatılsın.

Ve bütün bunlar için gerekli sponsorluk arayışları, sahne organizasyonu ve sürecin yönetimi tek bir insanın gayreti ve marifetiyle mümkün olsun. Evet Selim Işık’ı anlatmaya devam ediyoruz ki daha halihazırda Kurtalan Express’in ve 80 Kalibre’nin gitaristi olduğundan, dört solo albümünden, onlarca düzenleme / coverından ve geçtiğimiz mayıs ayında yayımlanan harikulade albümü Mohikan’dan bahsetmedim bile…

 

İşte bu pazar (18 Haziran) Beşiktaş’taki If Performance Hall’da bu konserlerin maalesef sonuncusu yapılacak. Selim Işık’ın öğrencileri, dinleyicileri ve iyi müzik heveslisi onlarca gitarist bir araya gelip Selim Işık’ın bestelerini ve düzenlemelerini çalacak, söyleyecek, dinleyecek; çalacak, söyleyecek dinleyeceğiz. Mesela ben bu yazıyı yazarken o, pazar günü sahneye çıkacak müzisyenler için yaptığı Youtube canlı yayınları ile tek tek şarkıları açıklamaya, sahneye çıkacak “dinleyiciler” için önemli noktaları anlatmaya devam ediyordu. İnanmıyorsanız girin bakın, her şey elinizin altında! Müthiş bir emek ve her daim takdir edilmesi gereken kamusal bir duyarlılık Selim Işık’ınki… Gönül isterdi ki maddi hiçbir karşılık ile ödenemeyecek bu emek ve dayanışma azmi, gerçekten bir kamu sorumluluğu haline gelsin ve 18 yaş altı dinleyicilerin katılabileceği tam bir müzik şölenine çevrilmesi için Selim Işık’a gerekli salon ve organizasyon desteği kamu ve kültür idarecilerinin marifetiyle sağlanmaya devam etsin.

Ancak o gün gelene kadar bizler de bu dayanışmanın bir parçası olabilir ve İstanbul’da isek en azından sevdiğimiz bir arkadaşımız ile birlikte Pazar günü (18 Haziran) saat 20’de bu çok sıra dışı müzik olayını yaşamaya gelebiliriz. Peki bu neden sonuncu “sahne senin” sorusunu boşa düşürmenin de başka yolu yok! Unutmayalım, iltifat marifete tabidir!

You may also like

Comments

Comments are closed.