SağlıkKoronavirüs SalgınıManşet

‘Salgın sürecinde yakın mesafede yürüyüş-koşu-bisiklet aktiviteleri yapmayın’

0

Yazan: Jurgen Thoelen

Yeşil Gazete için çeviren: Hande Yetkin

*

COVID-19 sürecinde koşu, bisiklet ve yürüyüş için güvenli mesafe nedir? Pek çok ülkede tipik olarak bir ila iki metre olarak tabir edilenden çok daha fazlası!

Birçok ülke COVID-19 döneminde yürüyüş, bisiklet ve koşuyu olumlu karşılıyor, ancak bu tarz aktiviteler esnasında başkalarının kişisel alanlarından uzak durulması gerektiğini aklınızda bulundurmanız önem arz ediyor. Belçika’daki KU Leuven Üniversitesi ve Hollanda’daki TU Eindhoven Üniversitesi‘nin araştırmaları bu uyarıyı destekliyor.

Çoğu ülkenin genel itibarıyla bir ila iki metre olarak belirlediği sosyal mesafelenme kurallarının ancak hane içinde veya rüzgar şiddetinin az olduğu dış ortamlarda işlevsel olduğu düşünülüyor. Koşarken nefes alan, hapşıran veya öksüren kişilerin yaydığı partiküller havada asılı kalmaya devam ettiğinden ötürü yürüyüş, koşu veya bisiklet sürmek amacıyla dışarı çıktığınızda çok daha dikkatli olmanız öneriliyor. Benzer şekilde arkanızdan koşan kişi de koşarken yarattığınız esintinin içinden geçtiğinde bu partiküllerin içinden geçmiş oluyor. Araştırmacılar kişilerin koşu ve yürüyüş aktiviteleri esnasında farklı konumlarda (örneğin, birbirinin yanında, çaprazında, direkt olarak arkasında) ortaya çıkan salya partiküllerini modelleyerek bu sonuca vardılar. Normalde bu tarz modellemeler, birbirlerinin hava akımlarının yarattığı pozitif etkiden dolayı, sporcuların performans seviyesini geliştirme amacıyla kullanılıyor, fakat COVID-19 özelinde bu hava akımının dışında kalınması tavsiye ediliyor.

Birtakım animasyon ve görsellerle sunulan test sonuçlarına bakıldığında bir kişinin ardında bıraktığı hava akımının içerisindeki damlacıklar açıkça görüntülenebiliyor: “Hapşıran veya öksüren kişilerin damlacıkların yayılımına katkısı büyük, ancak yalnızca nefes alanlar dahi partikül oluşumuna neden oluyorlar.”

Görseldeki kırmızı noktalar daha büyük olan partikülleri temsil ediyor. Her ne kadar en yüksek bulaşma riskini barındırsalar da kısa sürede yok oluyorlar. Profesör Bert Blocken’e göre söz konusu hava akımının içerisine doğru koştuğunuzda partiküller yok olmadan önce kıyafetlerinize yapışabiliyor.

Simülasyonların haricinde, kuvvetli rüzgar mevcut olmayan bir ortamda koşan veya yürüyen iki kişi için sosyal mesafelenmenin oynadığı rol pek de belirleyici değil. Damlacıklar, bu iki kişinin arasına düşüyor ve arkada kalan kişinin çapraz bir şekilde pozisyon alması durumunda öndeki kişinin sebep olduğu damlacıklara temas etme riski düşük oluyor. Direkt olarak arka arkaya koşulduğundaysa risk çok daha fazla.

Bu sonuçları baz alan bilim insanları, tek bir hat üzerinde yürüyen kişiler arasındaki mesafenin en az dört ila beş metre; koşan veya düşük hızda bisiklet süren kişiler arasında en az on metre, yüksek hızda bisiklet kullananlar içinse en az yirmi metre olması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, iki kişiden birinin diğerinin yanından geçmek istemesi halinde araya birkaç metre koyacak şekilde farklı hatlar üzerinde bu işlemi gerçekleştirmeleri öneriliyor. Örneğin, bisiklet aktivitesi için bu mesafe yirmi metre.

Çalışma aynı zamanda park gibi kalabalık alanların çıkışlarında benimsenmesi gereken kuralları da içermekte ve benim kişisel olarak kesinlikle dikkate alacağım önermeler ortaya koyuyor. Muhtemelen yapılabilecek en iyi şey tek başına veya arada tatmin edici bir mesafe olmak suretiyle caddede koşmak olacak. Kendinize iyi bakın…

Makalenin İngilizce orijinali

Kategori: Sağlık

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.