İklim KriziManşet

Paris iklim taahhütlerini gerçekleştirmek için karbonu toprağa gömmek

0

ThNature‘da Cornelia Rumpel imzasıyla yayınlanan makaleyi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni İdil Akdos‘un çevirisi ile paylaşıyoruz.

***

Toprağı kuraklığa dayanıklı kılmak, daha fazla gıda üretmek ve atmosferden emisyonları uzaklaştırmak için bu sekiz adımı takip edin, diye belirtiyor Cornelia Rumpel ve meslektaşları.


Palm yağı plantasyonu kurmak için yakılan turbalıklar ve oluşan hava kirliliği, Sumatra 2013. Kredi: Ulet Infansasti/Greenpeace

Toprak, iklim değişikliği ile mücadelede kritik bir yere sahiptir. Depoladığı karbon miktarı, atmosferdekinin iki-üç katıdır. Hava ile toprak arasındaki karbon dioksit dolaşımını sağlayan bitkiler aynı zamanda insanların ürettiği CO2’nin üçte birini de tüketirler. Bunun %10-15 kadarı ise toprakta kalır.

Karbon, toprak verimliliği ve tarım için temel unsurdur. Çürüyen bitkiler, bakteriler, mantarlar ve toprak faunası, örneğin toprak solucanları, ortaklaşa çalışarak bitkilerin büyümesi için gerekli olan organik maddeyi ve azot, fosfor gibi besin maddelerini açığa çıkarırlar. Bu, toprağa yapısını verir, böylelikle erozyona dayanıklı kılar ve su tutma kabiliyetini artırır. Genellikle, üst toprak yapısının küçük bir yüzdesini organik madde oluşturur.

Dünyadaki toprakların karbon içeriğini her sene binde 4 oranında (% 0,4) artırmak yoluyla atmosferden, Avrupa Birliği’nin fosil yakıt emisyonlarına denk oranda CO2 uzaklaştırabilir (yaklaşık 3-4 gigaton). Bunun toprak sağlığına da katkısı vardır: Afrika, Asya ve Latin Amerika’da yürütülen çalışmalar, topraktaki karbonun senede %0,4 kadar artırılmasının verimliliği %1,3 kadar artırdığını göstermektedir.

Fakat, dünyadaki toprağın üçte biri çoraklaştı. Toprağı yoran tarım faaliyetleri, sanayi ve kentleşme bunun sebeplerinden sadece birkaç tanesidir. İnsanlık tarihi boyunca, topraktan 133 Gt karbon eksilmiş, 500 Gt CO2 atmosfere eklenmiştir. Adeta bir kısır döngü içerisinde, topraktaki organik madde azaldıkça, erozyon, sıcaklık dalgaları ve kuraklığın yarattığı hasar da artıyor. En kötü senaryo ise hiçbir şeyin yetişmemesi. 1930’lar boyunca ABD’nin güneyini süpüren ‘toz çanağı’ (dust bowl) olayı bunun bir örneği olarak kendini hatırlatıyor.

Bu sıralar, toprak karbonunu artırmak politik gündemin üst sıralarında. 2015 Paris İklim Zirvesi’nde Fransa’nın başlattığı 4p1000 girişimi, toprak karbon stoklarını her sene binde 4 oranında artırmaya yönelik küresel araştırma ve faaliyetleri destekliyor. Biz de bu girişimin bilimsel ve teknik komisyonunun üyeleriyiz.

Kasım 2017’de Almanya’nın Bonn kentinde gerçekleşen iklim konferansında, Koronivia Tarım Üzerine Ortak Çalışma programı oluşturuldu. Değişen iklim koşullarında tarım üreticilerine gıda güvenliğinden ödün vermeyerek emisyonlarını azaltma konusunda yardım etmeyi görev edinen program, bu sene Polonya’nın Katowice kentindeki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi toplantısının ilk haftasında ilk atölyelerini gerçekleştirecek. – Ç.N. Bu atölye, çeviri yapılmadan önce gerçekleşmiştir.

Tarım alanlarındaki toprak karbonunu takip etmek, değişikleri kaydetmek ve bozulmuş toprakları tamir etmek üzere bir kurul oluşturmak için Koronivia sürecine dahil olan ülkelere çağrıda bulunuyoruz. Tüm müdahil taraflar, aşağıdaki 8 adımları odağına almalı.

Sekiz adım

Aşağıdaki uygulamalar, toprakta depolanan küresel karbon miktarını artırmak için yardımcı olabilir:  

Karbon kaybına son. Topraktaki mevcut karbonu tutmaya devam etmek için ilk öncelik turbalıkları korunmak olmalıdır. Turbalıklar, Brezilya’nın yarısı kadar geniş bir alanda yayılım göstermekte ve dünya topraklarının tüm karbonunun %32-46’sını tutmaktadır. Turbalıklar her sene insan kaynaklı karbon dioksit salınımlarının %1’ini uzaklaştırırlar.

Buna rağmen, özellikle tropik bölgelerde, turbalıkların %10-20’si kadarı tarım alanına dönüştürülmüş, yakılmış veya drenaj yoluyla kurutulmuştur. 2015 senesinin Eylül ve Ekim aylarında Güneydoğu Asya’da arazi açmak için başlatılan yangınlardan ötürü, Endonezya’nın büyük bir bölümü zehirli sarı bir pus etkisi altında kaldı. Bu turbalık yangınları, Avrupa Birliği’nin günlük karbon dioksit emisyonlarından daha fazla emisyon yarattı. Bu gibi felaketler, Paris hedefleri içerisinde kalabilmek için gerekli olan emisyon bütçesinden senede 1-2 Gt CO2 harcıyor. Turbalıkları korumak için, hükümetler bu kaynağın yakılmasını yasaklamalı, tarım alanına dönüştürülmesini durdurmalı ve turbanın sulak alan olarak kalmasını sağlayacak koşulları planlamalı ve uygulamaya sokmalıdır.

Bozulmuş topraklar, kontrollü otlatma ile, yeşil gübre uygulayarak veya örtü bitkileri yetiştirmek yoluyla restore edilebilir. Dünyanın karasal alanlarının neredeyse %40’ının, yani 10-50 milyon kilometrekare kadar toprağın bozulduğu biliniyor. Bu toprakları restore ederek, senede 3-7 Gt CO2 oranında küresel karbondioksit emisyonlarının %9-19 kadarı 25-50 senede atmosferden uzaklaştırılabilir.

Küresel bir teşebbüse ihtiyacımız var. Örneğin Bonn Girişimi, 2020 yılına kadar kadar 150 milyon hektar alanda koruma, gençleştirme ve sürdürülebilir yönetim çalışmalarıyla bozulmuş ve ormansızlaştırılmış toprakları iyileştirmeyi amaçlıyor. Bu girişim, Orman Peyzajı Restorasyonu Küresel İşbirliği tarafından denetlenecek ve Dünya Doğayı Koruma Birliği tarafından yönetilecektir.

Toprağa karbon göm. Araştırmacılar, toprağa daha fazla karbon depolamak için en iyi uygulamaların ne olduğunu belirlemeli. Yıl boyunca toprağı ekili tutmak, toprağa malç ve tarımsal artıklar veya kompost eklemek, toprak sürme işlemlerini azaltmak halihazırda ispatlanmış yöntemler arasındadır. Erozyon riski yüksek olan bölgelerde, kontur işleme, teraslama yöntemleri uygulanabilir. Ayrıca tarımsal ormancılık sistemleri, alternatif bitki şeritleri ve sulak alanlar sayesinde biyoçeşitlilik ve toprak karbonu artırılabilir. Baklagil, yonca gibi azot bağlayıcı bitkiler kullanmak, CO2’den 300 kat kuvvetli bir sera gazı olan azot oksit emisyonuna sebep olan suni gübrelere ihtiyacı azaltır (ref).  

Toprağın düzenli olarak organik maddeye ihtiyacı vardır. Tarımsal atıklarının yem, gübrenin de ısıtma gibi çeşitli kullanım alanının bulunması tarlada kalacak organik madde miktarı kısıtlayan bir etkendir. Topraktaki besin maddelerinin eksik olması, bitkilerin toprağı restore etmesi için yeterli miktarda organik madde oluşturma kapasitesini azaltır.

Topraktaki karbon miktarını artırmak için, yerel toprak tiplerini, iklim değişikliğinin etkilerini ve sosyoekonomik koşulları dikkate alan bölgesel stratejiler geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu stratejiler bir takım bitki türlerinin yetiştirilmesi destekleyecek, ancak bazı uygulamaları da kısıtlayacaktır. Örneğin, Asya ve Güney Amerika’da arazi açmak için anız yakılması önlenmelidir. Aynı şekilde, Afrika’da ormanlık alanların tarım alanı olarak kullanması için yakılması engellenmelidir. Avrupa’da ise, suni gübrelerin kullanımının kısıtlanması ve agroekolojik uygulamaların yaygınlaşması etkili olabilir.  


Araştırmacılar toprağın hacimsel yoğunluğu ölçmek üzere organik bir çiftlikten numune toplarken. Kredi: Patrice Latron/Eurelios/Look at Sciences/SPL 

İzle, raporla, etkileri doğrula. Araştırmacıların ve arazi yöneticilerinin bu müdahaleleri izleyerek değerlendirmesi gerekmektedir. Ancak, büyük ölçekli, uzun vadeli, sık aralıklı takip süreçleri masraflıdır. Saha çalışmaları hektar başına yüzlerce numunenin toplanmasını gerektirir, bir adet numunenin laboratuvar analizi 10 $ kadar tutabilir. Topraktaki organik karbonun zaman içerisindeki küçük değişimlerini kaydetmek üzere yeterli miktarda coğrafi yeri tanımlanmış veriyi toplamak için bir çalışma en az 10 sene devam etmelidir. Özel arazilere erişim ve özellikle gelişen ülkelerdeki teknik uzmanlık ve bilgi noksanlığı, diğer zorluklardır.  

Küresel Toprak Laboratuvarı Ağı (GLOSOLAN) protokol ve standartları uyumlaştırarak ve toprak analizi için küresel eğitim programları kurarak bu durumu iyileştirmeye çalışıyor. GLOSOLAN, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından yürütülen Küresel Toprak Ortaklığı’nın bir parçasıdır.  

Teknolojiden faydalan. Gelişmiş cihazlar, daha ucuz, hızlı ve hassas toprak ölçümleri yapmayı mümkün kılıyor. Yakında taşınabilir kızılötesi spektroskoplar ile numune başına 1 $’dan daha düşük bir masrafa karbon dahil olmak üzere topraktaki çeşitli kimyasal bileşenler takip edilebilecek. Bu gibi cihazların tümünde uyumlaştırılmış metodolojilere, doğrulama standartlarına ve ortak kılavuzlara ihtiyaç olacak. Geniş alanları taramak için temel teknik uydu görüntüleridir. Uzaydan toprak karbon miktarını belirleyebilecek veya bitki örtüsünün özelliklerinden değerlendirmede bulunabilenecek otomatik prosedürler ve algoritmaların geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu yöntemler, toprak ıslak veya kuru iken ve yüzeyler engebeli ya da düz olsa bile çalışabilmelidir. Bunun için karada yerleşik ve çok kesin doğrulama sistemlerine ihtiyaç olacak.  

Stratejileri sına. Bilgisayar modelleri geliştirerek ve çalışma sahalarını bir ağda toplayarak toprak sürmenin etkinliği gibi süreçler test edilebilir. Çiftlikler faaliyetlerini raporlarken, bunlar rastgele kontroller, arazi çalışmaları veya uzaktan algılama yöntemleri tarafından doğrulanabilir. Diğer yandan toprak tipleri ve meteorolojik değişkenler ile ilgili verilerin toplanması gerekmektedir. Bununla ilgili açık araştırma veritabanlarına ihtiyaç vardır. Örnek olarak, Entegre Karbon Gözlem Sistemi (ICOS), Avrupa’da 120 deney noktasında sera gazı emisyonlarını ölçüyor. Ancak toprak verilerinin daha şeffaf ve ulaşılır olması gerekmektedir.

Toplulukları dahil et. Kamunun toprak karbonun önemi ile tarım arazileri, bahçeler ve kamu alanları iyileştirme kapasitesi hakkındaki farkındalığı artırılmalıdır. Şehir planlamasında yaygın olarak kullanılan vatandaş bilimi yaklaşımları topraklardaki kullanım alanlarını da kapsamalıdır. Bunun iyi bir örneği, ekilebilir topraklardaki biyoçeşitliliği incelemek üzere İngiltere’de çiftçiler tarafından 1300 hektarlık bir bölgede yürütülen toprak solucanı araştırmasıdır (bakınız J. L. Stroud Nature 562, 344; 2018).  

Toprak karbon verilerini toplamaya ve paylaşmaya yönelik küresel, açık ve çevrimiçi bir platform kurulması şarttır. Bu platform, 2009’da oluşturulan GlobalSoilMap örneğini esas alabilir. Coğrafi Bilgi Sistemi gibi yaygın olarak kullanılan bir teknolojiyi esas almak, erişim kapsamını genişletirken eğitim gerekliliğini de azaltır. Bu gibi açık platformlar, kaynaklara erişimin kısıtlı olduğu gelişen ülkeler için özellikle önemlidir.  

Politikaları koordine et. Toprak ile iklim değişikliğine dair politika çerçeveleri birlikte işlemelidir. Bunların kapsamında, Hedef 15 (2030 senesine kadar karasal bozulmanın durdurulması ve iyileştirilmesini amaçlayan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi) ile ormansızlaşmayı ve sürdürülebilir orman yönetimini hedefleyen ve aynı zamanda da fonlayan Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi tarafları bulunmaktadır. Bilim insanları, ülkelerin Paris Sözleşmesi’nde verdikleri emisyon azaltım taahhütlerine, toprak karbonu hedeflerini eklemeleri konusunda destek olabilirler. Diğer yandan, Koronivia programı, toprakta karbon depolamaya yönelik tamamlayıcı hedefler belirlemelidir.

Dünya çapında bir tarım reformu belirli hedefler ve politikalar çerçevesinde gerçekleşebilir. Bu da seneler alabilir. Tarım üreticilerinin yöntemlerini dönüştürmek için teşviklere ihtiyacı olacak. Bu masraflar ve beraberinde gelen riskler, finansal olarak karşılanabilmeli. Araştırmacıların, özellikle zor iklim koşulları ile kırılgan popülasyonları bir araya getiren biyolojik sıcak noktalar da dahil olmak üzere coğrafi öncelikler hakkında daha fazla bilgi sahibi olması gerekmektedir.

Destekte bulun. Politika yapıcılar, emisyon ticareti ve karbon vergi sistemlerine toprak karbonunu da dahil etmelidir. Toprak karbonunun dağılımı düzensizdir, kalıcılığı kısadır ve ölçümü zordur, dolayısıyla sisteme dahil edilmesi zahmetli olabilir. Topraktaki karbon miktarını iyileştiren çiftçilere tarım sigortaları veya diğer hizmetler yoluyla prim dağıtılabilir. Topraktan karbon kaybı riski taşıyan araziler için ise karbon kredisi veya karbon indirimleri verilebilir.

Bazı hükümetler harekete geçmeye başladı bile. Hindistan 100 milyon kadar çiftçiye toprak sağlığı kartı dağıttı. Bu kartlar topraktaki besin maddelerinin nasıl test edileceğini ve nasıl gübre seçileceğini tarif ediyor. Çin, anız yakmayı yasakladı ve arazide bırakan çiftçilere hibe vermeye başladı. ABD ise tarlalarını üretimden çekerek karbondan zengin çayırlara dönüştüren çiftçilere finansal yardımda bulunuyor.   

Kalkınma bankaları ve yatırımcıları, toprak karbonunu artırmaya yönelik uygulamaları destekleyecek küresel yatırım fonları oluşturmalılar. Bunun için, Latin Amerika ve Sahra-altı Afrika ülkelerindeki tarımsal ormancılık projelerini destekleyen Moringa fonu örnek alınabilir.

Sırada ne var?

Öncelikle araştırmacılar, politika belirleyiciler ve arazi yöneticileri, Paris anlaşması iklim hedeflerine ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine erişmek için toprakta karbon depolamanın ve karbondan zengin toprakları korumanın kritik bir öneme sahip olduğu anlamalılar. Politika-odaklı örgütler, ortak bir forum oluşturmalı ve koordine olmalılar. 4p1000 girişimi böyle bir foruma ev sahipliği yapabilir. Komşu ülkeler deneyimlerini paylaşabilir, ortak yönetim stratejileri geliştirebilir ve iklim değişikliği ile mücadele ve adaptasyon ile toprak bozulması meselelerine dair ortak kararlar alabilirler.

İkinci olarak, uluslararası fon ajansları literatürdeki açıkları kapatmak üzere bir para havuzu kurmalıdır. 4p1000 tarafından tespit edilen konular arasında, toprağın karbon depolama potansiyeli; hedef ve yönetim uygulamaları geliştirme; izleme, raporlama ve doğrulama stratejisi tasarımı; temel toprak-bitki süreçleri gibi konular bulunuyor.

Koronovia zirvesi başlarken, hükümetler, toprak uzmanlarını, donörleri ve politika belirleyicilerini toprakta karbon depolama konusunda hareket etmek üzere bir araya getirecek fonları sağlamalıdır.

.

Makalenin İngilizce Orijinali

Yeşil Gazete için çeviren: İdil Akdos

(Yeşil Gazete, Nature)

Kategori: İklim Krizi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.