Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) çağrıda bulundu. Kılıçdaroğlu Twitter hesabından şu paylaşımı yaptı: “İstanbul halkı tercihini yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının bir an önce verilmesi gerektiğini hatırlatıyor ve bu sürecin sona erdirilmesinin, İstanbul’un ve ülkemizin yararına olacağının bilinmesini istiyorum” paylaşımı yaptı.
Kesin olmayan sonuçlara göre İBB Başkanlığı’nı kazanan İmamoğlu “Adalet istiyoruz. İBB’de neler olabileceğine dair duyumlar var” dedi. AKP Genel Başkan Yardımcısı Yavuz ise “Seçildiğine nereden kanaat getiriyorsun” diye sordu.
İmamoğlu basın toplantısında 1994 yerel seçimlerini kazanan Tayyip Erdoğan ve SHP’li Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in ellerini birlikte havaya kaldıran Necmettin Erbakan’ı örnek gösterdi; “Kazananın elini havaya kaldırmak bu kadar zor mu” diye sordu.
Ekrem İmamoğlu, toplumun vicdanının sarsılmaması için
kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) yetkisinin biran önce
kendisine verilmesini istedi. İBB’den belge ve evrak kaçırıldığına dair
duyumlara yeniden atıf yapan İmamoğlu, “Zaman kazanıyor olabilirler.
İstanbul’un kaybedecek tek bir dakikası yok. İBB içerisinde bu süreçte neler
olabileceğine dair duyumlar var” dedi. İmamoğlu, sürece katkı sunmaları için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da çağrıda bulundu.
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kesin olmayan sonuçlarına
göre İstanbul’da ipi göğüsleyen CHP’li
İmamoğlu, son duruma ilişkin şunları söyledi: Başka kavramlar sürecin içine
dahil edilmeye çalışıldı. Biz bu şehrin yönetimine talibiz dedik. Israrla
mesele başka boyuta evrilmek istendi. Çok net ifade edeyim, biz adalet
istiyoruz. Biz 16 milyon insanın vicdanının, oylarıyla beraber YSK’nın
açıkladığı oylarla beraber belli olan seçilmiş olduğumun sonucuyla beraber
mazbatamı talep ediyoruz. YSK’yı göreve davet ediyorum.
‘Digital
verilerin iptali için destek istediler’
Hükümet üyeleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
Türkiye’nin seçim mevzuatı konusunda en güvenilir ülke olduğuna dair
beyanatlarını hatırlatan İmamoğlu, “Ne oldu da bir anda bu seçim Türkiye’nin en
şaibeli seçimidir diyebilecek noktaya gelindi” diye sordu.
İBB seçiminde AKP teşkilatının başarısız olmuş
olabileceğini, yöneticilerin birbirini suçlayabileceğine dikkat çeken Ekrem
İmamoğlu, bu hesaplaşmanın kendileri ve İstanbul halkı üzerinden yapılmamasını
istedi. İmamoğlu, sadece kendi seçmenlerine değil, AKP’lilere de seslenenerek
şöyle konuştu: “Biz bu şehirde seçimin
kaybedeni yok diye en başta söyledik. Bugün aynı yaklaşımımız devam
etmektedir. Bir başka boyut zaman
kazanıyor olabilir. İstanbul’un kaybedecek tek bir dakikası yok. İBB içerisinde
bu süreçte neler olabileceğine dair duyumlarımız, tespitlerimiz var. Somut
tespitlerimiz de var. Bazı kurumlara gidip iptal edemedikleri digital verilerin
iptal edilmesi konusunda nasıl destek istediklerini de biliyoruz.”
CHP 13 ilçede daha itiraz etti
Bu arada CHP, 13
ilçede daha ilçe seçim kurullarının
verdiği oy sayım kararlarının kaldırılması için İl Seçim Kurulu’na başvurdu.
AKP’den tepki: Hayret verici
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, partisinin İstanbul İl
Başkanlığı’nda bugün yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun henüz süreçler
tamamlanmadan kendisini başkan ilan etmesinin hayret verici olduğunu söyledi.
Yavuz şöyle konuştu:
“CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, özellikle bu
süreçlerin durdurulmasını talep ediyor ve bir an önce kendisini ‘başkan’ ilan
edelim diye istiyor. Hatta ‘Sayın Cumhurbaşkanımız gelsin, elimi kaldırsın’
şeklinde bir yaklaşım sergiliyor. Bunun üzerine hemen soruları sormak
istiyoruz: Diyoruz ki sen seçildiğine nereden, nasıl kanaat getiriyorsun? Bu
süreçlerin bitmesini hangi hakla istiyorsun? Dünyanın her yerinde hukuki süreç
var bildiğiniz üzere. Türkiye’de de yine seçimlerle ilgili hukuki süreç
işliyor, herkes bunu biliyor. Nasıl oluyor bu? Sandıktaki işlem biter, seçim
kurulundaki iş ve işlemlere sıra gelir. Sonra da seçim kurulunun iş ve
işlemleri üzerine yine seçim kurulları nezdinde önce ilçeden başlayarak itiraz
süreçleri işler. Bunlar tamamen yargı gözetiminde ve yargının yaptığı iş ve
işlemlerdir. Önce ilçe seçim kurulu gerekeni yapar, sonra bu beğenilmiyorsa
itiraz edenlerce yine il seçim kuruluna ki tamamen yargıdan bahsediyoruz,
itiraz edilir. En son da Yüksek Seçim Kurulu’na gitmek suretiyle mesele
kesinleşir. Ancak sonuç orada net bir şekilde ortaya çıkar.”
İmamoğlu’nun sokaklara çağrı yaptığını iddia eden Yavuz, “ Tehditvari
yaklaşımlarla sokağı işaret etmesi, başka imalarda bulunması bir devlet
adamına, bir siyasetçiye yakışmaz, sağduyulu olmak durumundayız” dedi. “Toplantıya,
AK Parti genel başkan yardımcıları Mahir Ünal ve Erkan Kandemir de katıldı.
Asya ülkesi Brunei’de şeriat kanunları yürürlüğe giriyor. Bugünden itibaren ülkedeki LGBTİ bireylere taşlanarak idam cezası verilecek. Hırsızlık yapanların da elleri kesilecek.
Brunei Sultanlığı’nda bugünden itibaren Şeriat kanunları yürürlüğe giriyor. Ülkede eşcinsel ilişki ve zinadan ‘suçlu bulunanlar’ taşlanarak idam (recm) edilecek. Yürürlüğe giren yeni yasa kapsamında hırsızlık yapanların da elleri kesilecek.
AFP’nin haberine göre çarşamba günü halka hitap eden Brunei Sultanı Hassanal Bolkiah “Bu ülkede İslami öğretilerin giderek güçlendiğini görmek istiyorum” dedi.
Yeni yasa uyarınca Brunei’de, yalnızca ilişkilerini
itiraf eden eşcinseller veya dört kişinin görgü tanıdığı olduğu eşcinsel
ilişkiye girenler suçlu bulunacak.
Brunei’de yasak olan eşcinselliğin cezası 10 yıla
kadar hapis cezasıydı. Yeni yasa kapsamında recm edilecekler.
Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Bruneili bir
eşcinsel BBC’ye, “Bir sabah uyanıyorsunuz ve artık komşularınızın,
ailenizin hatta köşe başında yemek satan yaşlı kadının bile artık sizin bir
insan olmadığınızı ve taşlanarak öldürülmenizin normal olduğunu düşündüğünü
görüyorsunuz” diye konuştu.
Boykot çağrıları
ABDli aktör George Clooney, Brunei’de LGBTİ bireylere
yönelik şiddeti meşrulaştıran yasal düzenlemeler nedeniyle Brunei Sultanı’nın
sahibi olduğu iki otel için boykot çağrısı yaptı. Beverly Hills Hotel ve Hotel
Bel-Air’i boykot çağrısının gerekçesini, “Brunei’deki LGBTİ bireylere yönelik
şiddeti legalize eden yasal düzenlemeler” olarak açıklayan Clooney ayrıca,
otellerin sadece zenginlerin erişimine açık olmasına rağmen, sinema stüdyoları
gibi şirketlerin de otellerle işlerini durdurmasını umduğunu belirtti. Ünlü
sunucu Ellen DeGeneres de uygulamalara karşı halkın sesini çıkarması çağrısında
bulundu.
Ülke Mayıs 2014’te şeriat kanunlarını benimsemişti.
İslami hukuk sistemi kapsamındaki yasalar aşamalı olarak hayata geçiriliyordu.
31 Mart yerel seçimlerinin geçici
sonuçlarına göre yarışı kazanan 1389 belediye başkanının sadece 37’si, başka
bir ifadeyle yüzde 2.66’sı kadın.
Bilecik’in Pazaryeri ilçesinde sekreter olarak girdiği belediyeye başkan olan Zekiye Tekin.
Kadın başkanlarla ilgili tasnifi, Altınbaş Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet
Eşitliği ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi (TOKAMER) yaptı. Araştırmadan
diğer satırbaşları şöyle:
-Büyükşehir belediye başkanlığını kazanan 30 kişi arasından ise sadece 3’ü
kadın. Bu da yüzde 2.66’lık genel orana karşılık yüzde 10’luk orana denk
geliyor.
-Büyükşehirler dışında 50 İl belediye başkanının sadece biri kadın. Oran
1,196
– 920 İlçe belediye başkanından 29’u kadın; bu da yüzde 3,15 e tekabül
ediyor.
– 386 belde belediye başkanının sadece 4’ü kadın. Toplamdaki oranı 1,04.
‘Seçilebilecekleri yerden gösterilmediler’
TOKAMER Başkanı Sosyolog Zeynep Banu Dalaman, kadın adaylar konusunda seçim
sonuçlarının çok olumsuz olduğunun açıkça gözlendiğini belirterek şöyle
konuştu: “Maalesef kadın adayların seçilmesi konusunda siyasi partiler
yine sınıfta kaldı. Kadın adaylara seçilebilecekleri yerlerden pek şans
verilmediğini hep söylüyorduk. Şimdi seçim sonuçlarına baktığımızda kadınların
yerel yönetimlerde temsili açısından çok kötü bir tabloyla karşı karşıyayız.
Siyasi partilerin kadın kotaları olsa bile kadın adaylara çok şans vermiyor.
Bunun temel sebebi erkeklerin daha çok siyasette olma talepleriyle ilgili.
Kadınları teşvik etmiyorlar, onları desteklemiyorlar. Kadının olduğu her yerde
bir erkeğin gözünün olması bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi.”
İngiliz Yüksek Mahkemesi Yargıcı Hayden, akıl sağlığı yerinde olmayan bir kadın için açılan koruma davasında, kocanın eşiyle ilişkiye girmesinin temel insan hakkı olduğunu söyledi. Yargıcı eleştiren İşçi Partisi milletvekili Debbonaire’ye göre “rıza yoksa tecavüzdür.”
İngiltere Yüksek Mahkemesi yargıcı Anthony Hayden,
erkeklerin eşleriyle cinsel ilişkiye girmesinin ‘temel bir insan hakkı’
olduğunu söyledi. Hayden, bu görüşünü akıl sağlığı zayıfladığı için kendi
başına karar veremeyecek durumda olduğu belirtilen bir kadın adına Koruma
Mahkemesi tarafından açılan davada dile getirdi.
Bbc Türkçe’nin haberine göre, Sosyal Hizmetler
Dairesi’nin talebiyle Koruma Mahkemesi, yargıçtan adı açıklanmayan koca için,
tedbir kararı çıkarmasını istedi.Mahkeme buna gerekçe olarak adamın 20 yıllık
eşinin artık cinsel ilişkide rıza göstermek istemeyebileceğini, aksi halde
bunun tecavüze gireceğini belirtti.
Yargıç Hayden ön duruşmada, kararını vermeden önce
davayı ayrıntılı olarak incelemek istedi. Tedbir kararını hemen vermesi halinde
adamın eşiyle cinsel ilişkiye girmesi durumunda mahkeme kararına aykırı
davrandığı için hapse girebileceğini, ayrıca bunu denetlemenin zor olacağını
belirten Hayden şöyle konuştu:”Bir erkeğin karısıyla cinsel ilişkiye
girmesinden daha bariz bir temel insan hakkı düşünemiyorum. Bu yüzden meselenin
etraflı bir şekilde tartışılması gerekir”
Hayden, davanın ileri bir tarihte görülmesine karar
verdi ve çiftin adının açıklanmasını yasakladı.
‘Kadın düşmanlığı
meşrulaştırılıyor’
İşçi Partisi milletvekili Thangam Debbonaire Twitter
mesajında yargıcın kararına tepki gösterdi. Debbonaire şöyle konuştu: “Bu
karar, kadın düşmanlığını, kadına nefreti meşrulaştırıyor. Bir yargıç ‘Bir
erkeğin karısıyla cinsel ilişkiye girmesi temel insan hakkıdır’ diyor.
İngiltere’de hiçbir erkeğin böyle bir hukuki hakkı yoktur. Rızanın olmaması
eşittir tecavüz.”
YSK’nın
kesinleşmemiş sonularına göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı
kazanan İmamoğlu “Zaman kazanıyor olabilirler. Adalet istiyoruz. İBB’de
neler olabileceğine dair duyumlar var” dedi
1994 yerel seçimlerinde seçimi kazanan Tayyip Erdoğan ve SHP’li belediye başkanı Nurettin Sözen’in ikisinin birden ellerini havaya kaldıran Necmemettin erbakan’ı örnek gösterdi; “Kazananın elini havaya kaldırmak bu kadar zor mu” diye sordu.
Ekrem İmamoğlu, toplumun vicdanının sarsılmaması için
kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) yetkisinin biran önce
kendisine verilmesini istedi. İBB’den belge ve evrak kaçırıldığına dair
duyumlara yeniden atıf yapan İmamoğlu, “Zaman kazanıyor olabilirler.
İstanbul’un kaybedecek tek bir dakikası yok. İBB içerisinde bu süreçte neler
olabileceğine dair duyumlar var” dedi. İmamoğlu, sürece katkı sunmaları için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da çağrıda bulundu.
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) kesin olmayan sonuçlarına
göre İstanbul’da ipi göğüsleyen CHP’li İmamoğlu,
son duruma ilişkin şunları söyledi: Başka kavramlar sürecin içine dahil
edilmeye çalışıldı. Biz bu şehrin yönetimine talibiz dedik. Israrla mesele
başka boyuta evrilmek istendi. Çok net ifade edeyim, biz adalet istiyoruz. Biz
16 milyon insanın vicdanının, oylarıyla beraber YSK’nın açıkladığı oylarla
beraber belli olan seçilmiş olduğumun sonucuyla beraber mazbatamı talep
ediyoruz. YSK’yı göreve davet ediyorum.
‘Digital
verilerin iptali için destek istediler’
Hükümet üyeleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın
Türkiye’nin seçim mevzuatı konusunda en güvenilir ülke olduğuna dair beyanatlarını
hatırlatan İmamoğlu, “Ne oldu da bir anda bu seçim Türkiye’nin en şaibeli
seçimidir diyebilecek noktaya gelindi” diye sordu.
İBB seçiminde AKP teşkilatının başarısız olmuş
olabileceğini, yöneticilerin birbirini suçlayabileceğine dikkat çeken Ekrem
İmamoğlu, bu hesaplaşmanın kendileri ve İstanbul halkı üzerinden yapılmamasını
istedi. İmamoğlu, sadece kendi seçmenlerine değil, AKP’lilere de seslenenerek şöyle
konuştu: “Biz bu şehirde seçimin
kaybedeni yok diye en başta söyledik. Bugün aynı yaklaşımımız devam
etmektedir. Bir başka boyut zaman
kazanıyor olabilir. İstanbul’un kaybedecek tek bir dakikası yok. İBB içerisinde
bu süreçte neler olabileceğine dair duyumlarımız, tespitlerimiz var. Somut
tespitlerimiz de var. Bazı kurumlara gidip iptal edemedikleri digital verilerin
iptal edilmesi konusunda nasıl destek istediklerini de biliyoruz.”
CHP 13 ilçede daha itiraz etti
Bu arada CHP, 13 ilçede daha ilçe seçim kurullarının verdiği oy sayım kararlarının kaldırılması için İl Seçim Kurulu’na başvurdu.
AKP ’den tepki: Kendini başkan ilan etmesi hayret verici
AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, partisinin İstanbul İl
Başkanlığı’nda bugün yaptığı açıklamada, İmamoğlu’nun henüz süreçler
tamamlanmadan kendisini başkan ilan etmesinin hayret verici olduğunu söyledi.
Yavuz şöyle konuştu:
“CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı, özellikle bu süreçlerin
durdurulmasını talep ediyor ve bir an önce kendisini ‘başkan’ ilan edelim diye
istiyor. Hatta ‘Sayın Cumhurbaşkanımız gelsin, elimi kaldırsın’ şeklinde bir
yaklaşım sergiliyor. Bunun üzerine hemen soruları sormak istiyoruz: Diyoruz ki
sen seçildiğine nereden, nasıl kanaat getiriyorsun? Bu süreçlerin bitmesini
hangi hakla istiyorsun? Dünyanın her yerinde hukuki süreç var bildiğiniz üzere.
Türkiye’de de yine seçimlerle ilgili hukuki süreç işliyor, herkes bunu biliyor.
Nasıl oluyor bu? Sandıktaki işlem biter, seçim kurulundaki iş ve işlemlere sıra
gelir. Sonra da seçim kurulunun iş ve işlemleri üzerine yine seçim kurulları
nezdinde önce ilçeden başlayarak itiraz süreçleri işler. Bunlar tamamen yargı
gözetiminde ve yargının yaptığı iş ve işlemlerdir. Önce ilçe seçim kurulu
gerekeni yapar, sonra bu beğenilmiyorsa itiraz edenlerce yine il seçim kuruluna
ki tamamen yargıdan bahsediyoruz, itiraz edilir. En son da Yüksek Seçim
Kurulu’na gitmek suretiyle mesele kesinleşir. Ancak sonuç orada net bir şekilde
ortaya çıkar.”
İmamoğlu’nun sokaklara çağrı yaptığını iddia eden Yavuz, “ Tehditvari
yaklaşımlarla sokağı işaret etmesi, başka imalarda bulunması bir devlet
adamına, bir siyasetçiye yakışmaz, sağduyulu olmak durumundayız” dedi. “Toplantıya,
AK Parti genel başkan yardımcıları Mahir Ünal ve Erkan Kandemir de katıldı.
Başkentin en uzun soluklu uluslararası etkinliği olan 36. Uluslararası Ankara Müzik Festivali 4-25 Nisan 2019 tarihlerinde gerçekleştiriliyor.
Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın 35 yıldır düzenlediği Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nde bu yıl Türkiye, Almanya, Brezilya, Estonya, Fransa, Gürcistan, İspanya, İtalya ve Ukrayna’dan klasik müzik, dans ve cazın seçkin örneklerini sunacak 400’e yakın sanatçı ve topluluk yer alacak.
Festival programına buradan ulaşabilirsiniz. (Yeşil Gazete)
Bilsart, 3 – 27 Nisan 2019 tarihlerinde, küratörlüğünü Naz Kocadere’nin üstlendiği “Hemhâl” üzerine denemeler isimli sergiye sahipliği yapıyor. Sergide, Dila Yumurtacı ve Özden Demir’in eserleri yer alıyor.
Dila Yumurtacı’nın “Hamur işi” 3 – 13 Nisan tarihlerinde ve Özden Demir’in “Otoportre Diğer Portreler Ve Şeyler” işi ise 16 – 27 Nisan tarihlerinde görülebilir.
Serginin küratörü Naz Kocadere serginin oluşum hikâyesinden şöyle bahsediyor: “Bilsart mekânının konuşlandığı garaj alanı, ne zamandır bana içe bakan bir tavırla ortaya çıkan bireysel üretimlere ya da kolektif bir araya geliş denemelerine açık bir mekânı düşündürür. Bu sergi vesilesiyle baktığımda, alanın, içerde olanı sarmalayan, kendi ışığıyla var eden ve dış etkenleri kesen sığınak hissi, “hemhâl” kelimesine tekabül etti. Artık pek sık kullanmadığımız bu kelime, Farsçada “beraberlik” anlamındaki “he’m” ile “vaziyet, tutum” manasındaki Arapça kökenli “hâl”in birleşiminden oluşuyor. “Bütünleşip, birliktelik özelliği göstermek” ya da “aynı durumda olmak” anlamlarına karşılık gelen hemhâl, iki ayrı parçayı birbirine bağlayan ve anlamını pekiştiren kökleriyle şahsi olan ile birlikte olanı zihnimde kesiştirdi.
Bir süredir sanat üretiminin işlevsel ya da yararlı olabileceği ihtimaller üzerine araştırıyorum. Sanat üretimi günlük yaşamın özünde var olabilir mi? İşlevsel bir hâle ulaşabilir mi? Zihinsel süreçleri, çağrışımları, hatıraları ve ilişkileri içeren döngülerden sıyrılıp dış dünyayla buluşmak mümkün mü? “
Simon Sheikh’in “her serginin kendi seyircisini ve kendi dünyasını yarattığı” düşüncesinden hareketle bu sergide, kendi iç dünyasından hareketle sanat üretiminde insanlık hallerini araştıran sanatçılar yer alıyor. Bu sergideki sanatçılar üretimlerini kendi zihinsel ve bedensel çağrışımlarla otobiyografik bir anlatıyla yansıtıyor. Sergiye eşlik eden ve zaman zaman yol gösteren “hemhâl” kelimesi iki sanatçının öz araştırmalarını pekiştiriyor. Sanatçılar, gündelik hayat pratiklerinden anlatılar, sembolik malzemeler veya edebi ögelerle kişisel deneylerini farklı performatif kurgularla belgeliyorlar.
Beden ve Zihin
Dila Yumurtacı’nın “Hamur” adlı çalışması, sanatçının yüzünün önce bir yarısını sonra da diğer yarısını bir un tepesine buladığı bir sahneyle açılır. Çevresi siyah kumaş ve muşambayla örtülü sonsuzluk hissi veren bir alanda sanatçı, vücudunu un ile kaplar. Videonun odağında, performansı gerçekleştiren sanatçının bedeni ve malzemeyle hemhal olan hareketleri yer alır. Una su katıp hamura dönüştürmesini izlerken sanatçının nefesindeki değişimlere ve hamuru yoğururken zorlandığı anlara tanık oluruz. Hareketli çekim seyrinde, görüntüler malzeme ve beden arasında paslaşır ve hamurda kavuşur. Öz, asıl ve maya anlamlarına da denk gelen hamur kelimesi, sanatçının bireyselliğini temsil eden bedeniyle biçimlendirilir ve bu performans eşliğinde dış dünyayla buluşur. Video, önceden kurgulanmış, arşiv maksatlı bir belgeleme sunmaktan ziyade, insanın daima değişip dönüşen halini, otobiyografik ve doğaçlama bir anlatıyla araştırır.
“Otoportre, Diğer Portreler ve Şeyler” sanatçının sesinden dinlediğimiz birkaç dize ile başlar ve devamındaki 17 dakikanın kendi anlatımıyla, şiirle içe içe devam edeceğinin ipuçlarını verir. Video sanatçının büyüdüğü evin penceresinden görünen bir apartmanın aylar süren yıkımını izleyen bir içe bakma sürecine dönüşür ve yıkımın çağrıştırdığı anılardan beslenir. Yıkım süreci devam ederken zihindeki çağrışımlar hafızayı parçalara ayırır ve anlatım, Merdiven, Asansör, Kalp, Güneş ve Ay ve Ciğer gibi alt hikâyelere bölünür. Video, kentsel ve toplumsal dönüşümlerin izini, otobiyografik etkileşimler üzerinden sürer ve geçmişle veya kendiyle hemhal olma ve bir tür otoanaliz halini tetikler. (Yeşil Gazete)
Dün gece olağanüstü toplanan YSK, İstanbul’un
7 ilçesinde ilçe seçim kurullarının sayımı durdurma kararını kaldırdı
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), İstanbul’da 7 ilçede oy
sayımının durdurulmasını görüşmek üzere dün gece yarısı olağanüstü toplandı.
Sadi Güven başkanlığında toplanan kurula parti temsilcileri de katıldı.
Toplantıda İstanbul İl Seçim Kurulu’nun aldığı tedbir kararı kaldırıldı.
YSK Başkanı Sadi Güven dün geceki olağanüstü toplantının ardından bugün kameraların karşısına geçerek, geçersiz oyların sayılmasına karar verdiklerini anlattı.
Çoğunlukla
geçersiz oylar sayılacak
Güven bu sabah da İstanbul’da oyların tekrar sayılmasıyla ilgili
açıklama yaptı. “Geçersiz oyların yeniden sayılması istenmiş, bu ilk kez alınan
bir karar değil” diyen YSK Başkanı, çoğunlukla geçersiz oyların sayılacağını
belirtti. YSK’nın sayma başlamaşsı bunun kesilemeyeceğine karar verdiğini
kaydeden Güven, “ Yeniden sayım sonucunu tüm adaylar v epartiler açısından
geçerli olmasına karar verdik. Bunlar geçici sonuuçlar ve mazbataları vermek
için itiraz sürecinin sonucunu bekliyoruz” diye konuştu.
Gece ne
oldu?
İl Seçim Kurulu’na başvuran Cumhuriyet Halk Partisi
(CHP), Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) başvuru üzerine Şile, Bayrampaşa 1.
İlçe Seçim Kurulu, Ataşehir 2. İlçe Seçim Kurulu, Ümraniye 3. İlçe Seçim
Kurulu, Beykoz İlçe Seçim Kurulu, Fatih 1., 2. ve 3. İlçe Seçim Kurulu ve
Gaziosmanpaşa 1. İlçe Seçim Kurullarınca geçersiz oyların sayımına karar
verildiğini belirterek, hukuksuz olduğu iddiasıyla bu kararların kaldırılmasını
ve incelemenin durdurulmasını talep etti.
İstanbul İl Seçim Kurulu da CHP’nin talebini kabul
ederek söz konusu bölgelerde sayıma başlanmış ise sayımının tedbiren
durdurulmasına hükmetti. Kurulun kararında Şile İlçe Seçim Kurulu’nun kararına
yapılan itirazın ekinde yazılı kararın olmadığı, bunun üzerine ilçe seçim
kurulu başkanının arandığı ve kararın istenildiği ancak bu yapılmadan geçersiz
oyların sayımına geçildiğinin anlaşıldığı belirtildi. İl Seçim Kurulu, Şile ve
diğer ilçelere yönelik tüm itirazların incelendiğini belirterek, “yeniden sayım
yapılıp yapılmaması, sadece geçersiz oyların ya da sayım sırasında yapılan
itirazla geçerli sayılan oyların sayılması” kararları verildiğini anımsattı.
Tüm sayımlar durduruldu
Bu işlemlerin ancak ilçe seçim kurulu kararlarının
kesinleşmesinden sonra yapılabileceğini vurgulayan kurul, bu kararlar
kesinleşmeden yapılan sayımlar için “tedbiren durdurma” kararını verdi. Buna
göre yeniden inceleme kararının kesinleşmesi beklenecekti.
YSK
olağanüstü toplandı
Ancak İstanbul İl Seçim Kurulu’nun kararı üzerine
Yüksek Seçim Kurulu saat 22:30’da olağanüstü toplandı. Sadi Güven
Başkanlığı’nda gerçekleşen ve parti temsilcilerinin de katıldığı toplantıda İl
Seçim Kurulu’nun tebir kararının kaldırılmasına hükmedildi. Böylece 7 ilçedeki
geçersiz oyların yeniden sayılması işlemine yeniden başlandı.
YSK tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin
gerekçesinde “298 sayılı kanunun 118. maddesi gereğince İlçe Seçim Kurulu
kararının uygulanması için kararın kesinleşmesi geremediğini” ifade etti.
YSK’nın bu kararı oy birliğiyle kabul edildi. Sayıma başlanan yerlerde sayımın
sonuçlandırılması gerektiğine ise oy çokluğuyla karar verildi.
Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, bu yıl 3 – 10 Nisan 2019 tarihlerinde 18. kez NG Afyon’un desteğiyle gerçekleştirilecek.
Festival, alanında değerli sanatçıları ve genç yetenekleri müzik tutkunlarıyla
buluşturmaya hazırlanıyor. Sekiz gün boyunca devam eden festivalde, dünyaca
ünlü sanatçılar, klasik müzik dehaları, edebiyat ve sanat dünyasının önemli
isimleri müzik severlerle bir araya gelecek. Çocuk edebiyatının büyük ismi
Yalvaç Ural, Yazar Ahmet Örs, Edebiyat Çevirmeni Regaib Minareci, gazeteci
yazar Faruk Şuyun gibi edebiyat dünyasının önde gelen isimleri festivalde
konuşmacı olarak yer alacak.
Afyonkarahisar ve Prag arasındaki sanat birliğinin 14. yılını
kutlayan festival, İngiltere, Belgrad ve Fransa’dan pek çok ünlü sanatçıyı
konuk olarak ağırlayacak. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’ne konaklama desteğinin yanı
sıra, festival kapsamındaki sergi ve konserlere de ev sahipliği yapacak olan NG
Afyon, bölge turizmine ve tanıtılmasına değer katacak.
Festivalde Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Genel Müdürlüğünün proje desteği ve Yapı Kredi Bankası’nın da özel desteği ayrıca yer almakta. Afyon Valiliği ve Afyon Belediyesi de festivalin diğer paydaşlarından.
Programda Neler Var?
Hüseyin Başkadem’in genel sanat yönetmenliğini üstlendiği Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali, her sene olduğu gibi bu sene de dopdolu bir programla sanatseverlerin karşısında. 3 Nisan Çarşamba günü, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası 1. Kemanı Jülide Yalçın ve piyanist Elif Önal’la perdeyi açan festival, bir sonraki gün Rusya’da Türk yılı olması nedeniyle Rus piyanist Swetlana Meerman-Müret ile devam edecek. Festivalde piyanist Natasha Mitrovic ile birlikte dört el piyano konseri verecekler. Geçtiğimiz sene de beğeniyle dinlenen ve “En İyi Çek kemancılarından kabul edilen David, Çekya’dan katılan Danel aile fertlerinden kurulu ‘’Danel Yaylı Çalgılar Dörtlüsü‘’ ile iki konser gerçekleştirecek.
Bu yılın sürprizlerinden biri de, Şef Orhan Şallıel yönetimindeki Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın 6 Nisan Cumartesi akşamı NG Afyon’da vereceği, ülkemizin en önemli tanbur sanatçılarından Murat Salim Tokaç’ın özel konseri olacak. Bu konser Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile Afyon festivalinin ortak destek projesi olarak festivalde yer alacak.
Anadolu Nefesli Beşlisi
Ülkemizin Türk Klasik Müziği’nin son yıllarında en önemli Klasik Kemençe Sanatçısı Aslı Özel ve
Tanbur sanatçısı büyük tanbur Özer Özel’in ve kadife sesli diye tabir edilen
ses sanatçısı Doçent Özgül Turgay’ın verecekleri iki ayrı konulu konserler ile
devam eden festivalde, ülkemizin önemli nefesli sazlılar ensamble’ı Anadolu Nefesli Beşlisi’nin de yer alacağı festivalde Türk edebiyatı ve sanatının çok özel isimleri de okul söyleşileri
için geliyorlar.
Baksı müzesi kurucusu Ressam Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, yayıncılar birliği başkanlarından yazar Metin Celal, Edebiyat çevirmeni Regaib Minareci, çocuk edebiyatının büyük ismi Yalvaç Ural, Yazar Ahmet Örs, Ney Ustası Ali Yılmaz, fotoğraf sanatçısı Gülhan Kırdı ve fotoğrafın ustalarından Orhan Cem Çetin, gazeteci yazar Faruk Şuyun ve ünlü besteci Hasan Uçarsu da konuşmalarıyla katılıyorlar. Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali kapsamında, şehrin kültür ve sanat yaşamına ışık tutan söyleşiler ve konserlerin dışında festivalde ‘’Güçlü Kadınlar’’ isimli fotoğraflarıyla sanatçı Gülhan Kırdı’da özel bir etkinliğe imza atacak. Sergi bir ay boyunca NG Afyon’da sanatseverlere ve konuklara açık olacak.