Ana Sayfa Blog Sayfa 2558

Katedral ayakta ama hasar büyük

Notre Dame Katedrali’nde dün gece çıkan yangında yapı büyük hasar gördü. Merkez çan kulesi ve 800 yıllık ahşap çatı çöktü, ünlü gül vitraylı pencerelerden en az biri patladı. Şimdi yaralarını saran Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron’un çağrısıyla büyük bir bağış kampanyası başlatıldı

Notre Dame, UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ndeydi.

Fransa’nın simgesi ve dünya mimari tarihinin en önemli yapılarından biri olan Notre Dame Katedrali’nde dün gece çıkan yangın, 9 saat sonra söndürüldü. Kilisenin çatısında çıktığı belirlenen yangının hızla bütün yapıyı sarması sonucu Notre Dame’ın merkez çan kulesi ve 800 yıllık ahşap çatısı çöktü. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde bulunan katedralin 1200’lü yıllarda yapılan meşhur gülbezek vitray pencerelerinden en az birinin ısıdan dolayı patladığı iddia ediliyor.

İçişleri Bakan Yardımcısı Laurent Nunez, katedralin iki ikonik kulesinin kurtarıldığını ve ana yapının ayakta kalacağını söyledi. Bir itfaiyecinin ise ağır yaralandığı açıklandı.

Cumhurbaşkanı Macron, eşiyle birlikte yanan katedralde incelemelerde bulundu, “Fransa tarihinin bir parçası olan katedrali yeniden inşa edeceğiz” dedi.

‘En kötüsü engellendi’

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise yangının kontrol altına alınması sonrası yaptığı açıklamada, “En kötüsü engellendi” dedi. Dumanların yükseldiği dakikalarda tarihi yapının önüne giden ve yangını “korkunç bir trajedi” olarak niteleyen Macron, “Cesur itfaiye ekiplerimiz katedralin ana taş yapısını kurtarmayı başardı. İçeri girmeseler kesinlikle çökecekti” diye konuştu.

Katedrali yeniden inşa etmek için uluslararası bir fon oluşturma çağrısı yapan Macron şunları söyledi: “Fransa’nın tarihinin parçası olan katedrali hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Önümüzdeki yıllarda tamamlayacağımız bir proje geliştireceğiz. Bu Fransa halkının beklediği ve tarihimizin hak ettiği şeydir.”

Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo da kilisenin içindeki bazı sanat eserlerinin kurtarıldığını bir tweet ile duyurdu.

Öte yandan, Notre Dame Katedrali Sözcüsü Andre Finot, “Her şey yanıyor, 19. yüzyıldan, 13. yüzyıldan kalan her yer yanıyor, hiçbir şey kalmayacak” dedi.

Yangının renovasyon sırasında kilisede tutulan kimyasallar yüzünden çıkmış olabileceği düşünülüyor. Sabotaj ihtimali üzerinde ise şimdilik durulmuyor.

Yangın neden çıktı?

Fransız polisi soruşturma başlatırken, yangının restorasyon için yapıda tutulan kimyasallar yüzünden çıkmış olabileceği iddia ediliyor. Soruşturmadan sızan ilk bilgilere göre sabotaj ihtimali üzerinde durulmuyor. Bununla birlikte, Fransa’da son haftalarda birçok kilisede küçük yangınlar çıktığında dikkat çekenler de eksik değil.

Bir süredir yaklaşık 6 milyon euroluk bir restorasyondan geçirilmekte olan katedralin bazı bölümlerinde son haftalarda iskeleler kurulmuştu. Katedralin bronz heykelleri geçen hafta restorasyon sırasında vinçlerle çıkarılmıştı.

Liberation: Bizim dramımız

Yangın, ülke basınında da geniş yer buldu. Libération, “Bizim Hanımımız” anlamına gelen Notre Dame’ın adına gönderme yaparak “Bizim Dramımız” (Notre Drame) manşetiyle çıktı.

1163’te inşaatına başlanan ve 182 yıl sonra 1345’te açılan katedralin adı Meryem Ana’ya ithaf edilmişti. 

Yapımı 182 yıl süren Notre Dame’ın yeniden inşasının uzun yıllar sürmesi bekleniyor.

Bağış yağıyor

Cumhurbaşkanı Macron’un uluslarası bağış kampanyası çağrısı üzerine şimdiden işinsanı ve kuruluşlardan yüz milyonlarca avro sözü geldi. Kering Group’un CEO’su Fransız milyarder François-Henri Pinault 100 milyon avroluk (yaklaşık 655 milyon lira) bir destek vereceklerini açıkladı. Louis Vuitton ve Sephora gibi ünlü markaları çatısında barındıran LVMH’nin sahibi Bernard Arnault ve ailesi de 200 milyon avro (yaklaşık 1.3 milyar lira) sözü verdi.

Fransız vakıf Fondation du Patrimoine de Unesco Kültür Mirası listesinde yer alan katedral için uluslararası fon oluşturacağını açıkladı.

Notre Dame’ın yeniden inşasının uzun yıllar sürmesi ve yüz milyonlarca euro’ya mal olması bekleniyor. Katedralin içindeki yüzlerce yıllık hazinelerin ne kadarının kurtarılabildiği ise hâlâ bilinmiyor.

Notre Dame Katedrali yanıyor

Paris’teki 850 yıllık tarihi Notre Dame Katedrali’nde yangın çıktı. Renovasyon çalışmalarının yapıldığı bölümde çıkan yangında çatı tamamen çöktü, kule yıkıldı 

Fransa’nın başkenti Paris’teki 850 yıllık tarihi Notre Dame Katedrali’nde, yerel saatle 18.30’da yangın çıktı. Yetkililer katedralin çatısının tamamı çöktüğü ve kulenin yıkıldığı açıkladı. Yangına yapılan bakım ve onarım çalışmalarının neden olduğu belirtiliyor. Katedral, bu hafta sonu kutlanacak paskalya için hazırlanıyordu.

Üzücü olay yüzünden Sarı Yelekliler ile ilgili konuşmasını iptal eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron, katedralde incelemede bulundu. Macron, bu akşam televizyonda halka da seslenecekti. Bu programını da erteleyen Fransa Cumhurbaşkanı, sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı:
“Notre Dame alevler içinde. Tüm ulus duygu yüklü. Düşüncelerim bütün Fransızlar ve Katolik dünyasıyla beraber. Tüm yurttaşlarımız gibi ben de parçamızın bu akşam yanmasından üzüntü duyuyorum.”

Bölgede geniş güvenlik önlemleri alan polis, katedralin olduğu alana giden bütün yolları trafiğe kapadı.

Fransa İçişleri Bakanlığı da bir açıklama yaparak yangında ölen ya da yaralanan olmadığını bildirdi. Paris Valiliği ise itfaiye ve ambulansların bölgeye rahat giriş çıkış yapabilmesi için Parislileri bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump da yaptığı açıklamada, “Notre Dame Katedrali’ndeki yangını izlemek çok korkunç” dedi.

Tarihi Notre Dame Katedrali’ni her yıl yaklaşık 13 milyon turist ziyaret ediyor.

İklim aktivistleri yolları kesti

0

Londra’da, Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) hareketi, hükümeti iklim kriziyle mücadeleye zorlamak için trafiği engelledi. Eylem 24 saat sürecek.

İngiltere’nin başkenti Londra’da Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) grubuna mensup iklim aktivistleri, hükümeti iklim değişikliğiyle mücadelede daha fazla çaba göstermeye zorlamak için kentin en işlek caddelerini trafiğe kapattı. Göstericiler,  yerel saatle 10.00’da (TSİ 12.00) Oxford Circus, Waterloo Köprüsü, Parlamento Meydanı ve Piccadilly Circus gibi merkezi yerlerde araç geçişini engellemeye başladı.

Geçtiğimiz yıl, iklim krizine karşı hükümetlerin politikalarını etkilemek amacıyla kurulan grubun yaptığı  açıklamada, 24 saat boyunca trafiğin barışçıl bir şekilde engelleneceği belirtildi. Açıklamada ayrıca, gösterinin halk meclisleri, sanat etkinlikleri, sahne gösterileri, konuşmalar, atölye çalışmaları ile yemek ve aile alanlarını içeren “yaratıcı bir direniş festivali” olacağı kaydedildi.

Eylemlerin 5 gün sürebileceği ifade edilen açıklamada, hükümetten ekolojik acil durum ilan etmesini, 2025 yılına kadar sera gazı emisyonlarını sıfıra indirmesini ve iklim değişikliğiyle mücadele kararlarını almak için bir halk meclisi oluşturması istendi. Açıklamada, eylemlerin küresel bir harekete dönmesi temennisi dile getirilirken, polisin şimdiye dek herhangi bir müdahalede bulunmadığı öğrenildi.

Geçen yıl kasım ayında binlerce protestocu, aynı taleplerle Londra merkezindeki 5 köprüyü işgal etmişti. Eylemler sadece Londra’da değil, aralarında Türkiye’nin de olduğu pek çok merkezde eş zamanlı olarak yapıldı.

Finlandiya’da zafer, 20 yıl sonra sosyal demokratların

0

Seçim gündemine iklim değişikliği ve ‘temiz enerji’nin damgasını vurduğu Finlandiya’da Sosyal Demokrat Parti ipi ilk sırada göğüslerken, Yeşiller oylarını artırarak Meclis’e 20 vekil soktu. Aşırı Sağcı Gerçek Finler de güç kazandı.

SDP lideri Rinne, 1999’dan bu yana ilk kez elde ettikleri seçim başarısını eşi ve partilileriyle birlikte kutladı.

Finlandiya’da dün düzenlenen genel seçimde Sosyal Demokrat Parti (SDP) yüzde 17,7 oy alarak az farkla seçimi birinci sırada tamamladı. İkinci sırada yüzde 17,5 oyla aşırı sağcı Gerçek Finler, üçüncü sırada ise oyları üçte birine düşen Merkez Parti yer aldı. Yeşiller Ligi ise oylarını yüzde 5 artırarak, meclise 20 milletvekili sokmayı başardı. Partinin yeni vekillerinin 17’si kadın ve dördü de 30 yaşından genç.

SDP lideri Antti Rinne, seçim başarısından sonra yaptığı konuşmada, 1999’dan beri ilk defa Finlandiya’nın en büyük partisi olduklarını söyledi. Ülkede son yüz yılda ilk defa bir parti yüzde 20’den fazla oy almayı başaramadı.

Seçime katılım oranının yüzde 72’de kalırken, 200 sandalyeli parlamentoda SDP’nin 40, Gerçek Finler’in ise 39 sandalyesi olması bekleniyor. Aşırı sağcı parti bu sonuçla sandalye sayısını bir artırmış olacak.

Gündem iklim değişikliği

Finlandiya seçimlerinde öne çıkan en önemli konu iklim değişikliği oldu. Fin halkının yüzde 70’i, yeni hükümetin önceliğinin iklim değişikliği ile mücadele olmasını istiyor.

Yeşiller dışındaki partilerin de iklim değişikliği konusunu seçim vaatleri arasına aldığı ülkede meclis, geçtiğimiz ay kömüre dayalı enerji üretimine 2029 yılı itibarıyla son verme kararı almıştı.

Partilerin önerileri arasındaysa elektrikli araçların sayısının artırılması, sera gazı salımını tetikleyen et tüketimini vergi artışı ile düşürme ve okullar gibi devlet kurumlarında vejetaryen mutfağına ağırlık verme gibi teklifler bulunuyor. Ülke çapında yapılan yeni anket seçmenin yüzde 70’inin iklim değişikliği ile mücadele ve karbon ayakizinin azaltılmasının yeni hükümetin önceliği olmasını talep ediyor.

Yokoluş İsyancıları: Biz dünyanın son şansıyız

Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi, İstanbul’da da bir araya gelen Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) aktivistleri,  iktidardan Paris Anlaşması’nı derhal onaylamasını ve iklim politikalarını yurttaş denetimine açmasını istedi.

Geçtiğimiz yıl İngiltere’de ortaya çıkan Extinction Rebellion’ın (Yokoluş İsyanı) çağrısı üzerine, yaşadığımız iklim krizine dikkat çekmek amacıyla dünyanın dört bir yanından aktivistler bugün eylemdeydi.Türkiye’de de İstanbul ’da gerçekleştirilen iklim eylemine hükümete yönelik talepler damgasını vurdu.

Beşiktaş’ta Kartal Heykeli’nin bulunduğu meydanda, “Yıkıcı iklim değişikliğini durdurabilecek son nesil biziz. Ancak bir an önce harekete geçmeliyiz” sloganıyla bir araya gelen aktivistlerin iktidardan talepleri şöyle:

-Gerçeği söyle: Hükümetten içinde bulunduğumuz iklim ve daha geniş olarak ekolojik kriz hakkında gerçeği söylemesini, tutarsız politikaları tersine çevirmesini ve vatandaşlarla iletişim kurmak için bu konuda medya ile birlikte çalışmasını,  

-#Parisionayla: Paris Anlaşması’nın bir an önce meclisin onayından geçip etkin bir biçimde uygulamaya konmasını ve hızlı karbonsuzlaşma için acilen harekete geçilmesini, geri dönüşü olmayacak sosyal, ekonomik, kültürel ve yaşamsal kayıpları engellemesini,

#YurttaşDenetlesin: Amaca uygun bir demokrasi yaratmanın bir parçası olarak değişiklikleri denetlemek için bir ulusal vatandaş denetleme kurulu kurulmasını istiyoruz.

‘Fosil yakıtlardan hemen vazgeçilmeli’

Eyleme katılan aktivistlerden Can Tonbil iklim konusunda artık bir değişiklikten değil, krizden söz etmek gerektiğini söyledi. Tonbil, önlem alınmadığı takdirde ortaya çıkabilecek korkutucu sonuçlara karşı, dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan öğrenci grevleri ve Extincion Rebellion gibi hareketlerin, doğasını şöyle anlattı: “Hindistan’dan İngiltere’ye, Almanya’dan Türkiye’ye kadar bir çok yerde iklim krizi kaygısıyla insanlar artık sokağa çıkıyor. Dünyanın dört bir yanındaki öğrenci grevleri, Extinction Rebellion gibi hareketler, 7’den 70’e herkesi sokaklara çağırıyor. Bu sivil itaatsizlik yoluyla insanlar bir an önce hükümetlerinden bu soruna bir çözüm bulmak üzere harekete geçmesini istiyor. “

Türkiye’nin geçtiğimiz yıl kömür ve otomobil üretim rekoru kırdığını anlatan Tonbil, 2030’a kadar saldığımız emisyonun devasa miktarda artacağını vurguladı: “Biz bu artışın önüne geçilmesini, çocuklar için ve yaşanabilir bir gelecek için, hemen fosil yakıtlardan vazgeçilmesini talep ediyoruz. “  

İnsanın sebep olduğu küresel ısınmanın tüm dünya için varoluşsal bir tehdit yarattığına ve  iklim felaketinden kaçınabilmek için sadece 12 yılımızın kaldığına vurgu yapan Türkiyeli Yokoluş İsyanı aktivistlerinin manifestoları şöyle:  

“İLAN-I İSYAN 

 “Hakikati hakikat olduğu için sevmek, bu dünyada

insanın mükemmeliyetinin başlıca unsuru, 

diğer bütün erdemlerin de fideliğidir” John Locke 

Bizler şu aşağıdakileri hakikatin ta kendisi sayıyoruz:

Bu bizim en karanlık ânımız.

İnsanlık, kendi tarihinde daha önce benzerine rastlanmamış bir olayın girdabına kapılmış gidiyor. Bu öyle bir olay ki, derhal üstüne gidilmezse, bizi, el üstünde tutuğumuz ne varsa hepsini: yani bu ülkeyi, bu ülke insanlarını, ekosistemlerimizi ve gelecek nesillerin geleceğini daha da fazla yakıp yıkmaya doğru sürükleyecektir.

Bilim billur gibi berrak – altıncı kitlesel yokoluş olayının içindeyiz ve eğer derhal, güçlü bir şekilde harekete geçmezsek felaketin ta kendisiyle yüzyüze geleceğiz.

 Biyolojik çeşitlilik dünyanın dört bir yanında imha edilmekte. Denizlerimiz zehirlenmiş, asitlenmiş halde ve kabarmakta. Sel basmaları ve çölleşmeler, uçsuz bucaksız arazileri üzerlerinde yaşanmaz hale getirecek ve insanları kitleler halinde göçe zorlayacak.  

Havamız o kadar zehirli ki hükümetler artık kanunları çiğniyor. Kirli hava onbinlerce insanın ölmesine sebep olurken, henüz doğmamış bebeklere bile zarar veriyor. İklimimiz çöküşe geçti. Bundan böyle daha fazla orman yangınları, öngörülemeyen süper fırtınalar, artan kıtlıklar ve tarifsiz kuraklıklar yaşanırken, bir yandan da gıda stokları ve içme suları ortadan kaybolacak.

Bu ülkeyi, hatta bu gezegeni ve üstündeki yaban yaşamını vuran ekolojik krizler artık ne görmezden gelinebilir, ne inkâr götürür, ne de sağlam muhakeme yürütebilen, etik vicdana, ahlaki kaygılara ya da ruhani inançlara sahip olan herhangi biri tarafından karşılıksız bırakılabilir.

Bu değerlere, doğruluğun erdemine ve bilimsel kanıtların ağırlığına uygun olarak, çocuklarımızın, içinde yaşadığımız toplulukların ve bizatihi gezegenin geleceğinin güvenlik ve esenliği adına harekete geçmenin ödevimiz olduğunu şimdi buradan ilan ediyoruz.

Bizler, vicdanlarımız ve muhakeme gücümüz doğrultusunda hareket ediyor, geleceğimizi tehlikeye sokan iktidara ve o çürümüş, beceriksiz kurumlara karşı isyan konumuna geçtiğimizi buradan ilan ediyoruz. 

Hükûmetlerin sergilediği kasıtlı suç ortaklığı, anlamlı demokrasiyi tuzla buz ettiği gibi, kamu yararını da kısa vadeli kazançlar ve özel kârlar uğruna hiçe saydı.

Hükûmetler ve yasalar, halkına yeterli koruma için herhangi bir teminat vermekten, halkının esenliği ve ülkenin geleceği için herhangi bir güvence sağlamaktan âciz kaldığında, sorumlu bir demokrasiyi geri getirmek, felaketi önleyip geleceği koruma altına almak için gerekli çözümleri  sağlama almak üzere çareler arayıp bulmak, yurttaşların hakkıdır. İsyan etmek, yalnızca hakkımız olmakla kalmaz, aynı zamanda kutsal görevimiz halini de alır.

Derhal harekete geçmekten kaçınarak, gelecek kuşaklara can çekişen bir gezegeni miras bırakmayı reddediyoruz.

Barış içinde hareket ediyoruz, kalplerimizde bu topraklara duyduğumuz müthiş aşkla. Biz hayat adına hareket ediyoruz.

Gezegen selameti ve ülkemizin çocukları için buradan ilk isteğimizi açıklıyoruz: 

Türkiye Hükümeti bilimsel gerçeklere uysun. Gerçeğe kulaklarını kapatmasın, 2015’te Paris’te imzaladığı İklim Antlaşmasını meclisinde kabul etsin ve bu utanç bitsin.” 

Eylemler hafta boyunca devam edecek. İstanbul’da perşembe günü Norveç Konsolosluğu önünde bir araya gelecek Yokoluş İsyanı grupları, cumartesi günü de saat 15.00’de Kadıköy’de olacak. Burada bir performans gösterisi de sergilenecek.

Türk ve Altındağ mazbatalarını aldı

HDP’li Mardin Büyükşehir Belediye Eş başkanları Ahmet Türk ve Figen Altındağ, mazbatalarını alarak göreve başladı. Türk, “Yapılan işlemleri halkımızla paylaşacağız. Şeffaf ve adil bir yönetim olacak” dedi.

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde yüzde 56.24 oy alarak Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanan Eş başkanlar HDP’li Ahmet Türk ve Figen Altındağ mazbatalarını aldı.

Çıkışta gazetecilere kısa bir açıklama yapan Türk, halkın iradesiyle seçildiğini belirterek, şunları söyledi: “Bu hizmeti en doğru şekilde yapmak için bütün gücümüzle çaba içerisinde olacağız. Yaptığımız her çalışmayı şeffaf bir şekilde halkımızla paylaşacağız. Halka layık olmak için hep birlikte büyük bir heyecanla çalışacağız.”

Türk, daha sonra Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne geçti. Ahmet Türk’e seçimlerin üzerinden 15 gün geçmesine karşın mazbatası verilmemiş, AKP İl Başkanlığı da Mardin İl Seçim Kurulu’na başvurarak, Türk’ün “yaşlı ve hasta olduğu” gerekçesiyle mazbatanın ona değil, seçimi kaybeden AKP’li adaya verilmesini istemişti.

Hava kirliliğini ölçmeyerek ‘çözüyorlarmış’

Türkiye’nin hava kirliliği haritasını çıkaran Toraks Derneği’nin raporuna göre, kirlilik sorunu ölçüm yapılan istasyon ve kirlilik takibi yapılan gün sayısı azaltılarak ‘çözülmeye çalışılıyor.

Türk Toraks Derneği’nin hava kirliliği konusunda son raporu ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sınır değerlerine göre hızarladığı partikül madde haritası basınla paylaşıldı. Raporda, Türkiye’de hava kirliliği sorununun “ölçüm yapılan istasyon ve kirlilik takibi yapılan gün sayısını azaltarak” çözülmeye çalışıldığı uyarısında bulunuldu. 

bianet.org’un haberine göre, rapordan notlar ve Türkiye’deki hava kirliliğinin son durumu hakkında bilgiler şöyle: 

Yetersiz Ölçüm

Son birkaç yıldır kamuoyunun gündemine daha sık gelen ülkemizin hava kirliliği sorunu, 2018 yılında ölçüm yapılan istasyon ve kirlilik takibi yapılan gün sayısı azaltılarak “çözülmüştür”.

  • 2017 yılında yetersiz ölçüm yapılan istasyon sayısı 26 iken, bu değer 2018 yılında 48’e yükselmiştir.
  • Başka bir ifadeyle; 2018 yılında Türkiye genelinde bulunan her dört istasyondan birisi yeterli düzeyde ölçüm yapmamıştı
  • Ölçüm yapmayan istasyonların hava kirliliğinin yoğun olduğu bölge ve dönemlerde ölçüm yapmaması dikkat çekicidir. Kuşkusuz bu durum, Türkiye’nin gerçek hava kirliliğinin izlenmediğine ve ülkemizin havasının sunacağımız verilerden aslında daha da kötü olduğuna işaret etmektedir.

Türkiye’de Hava Kirliliği (Ulusal Mevzuat Yönünden)

Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği sınır değerlerine göre daha yüksek değerleri partiküler madde (PM10) yönünden “temiz” kabul eden ulusal mevuzata göre dahi sadece 27 ilimizin (%33) havası “temiz”dir.

Başka bir ifadeyle; ulusal mevzuatımızın kabul edilemeyecek düzeydeki bilimsel olmayan kriterlerine göre dahi her üç ilimizden sadece birisinin havası sınır değerlerini aşmamaktadır.

Türkiye’de Hava Kirliliği (Dünya Sağlık Örgütü Mevzuatı Yönünden):

Partikül madde açısından 2018 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün izin verdiği sınır değerleri aşmayan yegâne ilimiz Ardahan’dır. En temiz beş ilimizin dördünde sırasıyla Tunceli (21 µg/m3) ve Hakkâri (21 µg/m3), Rize (23 µg/m3) ve Artvin (25 µg/m3)’in partikül madde düzeyleri (PM10) Dünya Sağlık Örgütü sınır değerlerine göre kirli olarak kabul edilmektedir.

Büyükşehirlerin durumu kötü

İstanbul’da, 2018 yılında her üç istasyondan ikisinde yeterli ölçüm yapılmazken, bunların ağırlıkla Aksaray, Esenler, Göztepe, Kadıköy, Yenibosna gibi geçmiş yıllarda yüksek hava kirliliği yaşanan ilçeler olduğu görülmüştür. Gerek ulusal mevzuat, gerekse Dünya Sağlık Örgütü sınır değerleri açısından Ankara’nın havası ise partikül madde yönünden kirlidir.Başkent’te de kirlilik açısından sorunlu olduğu bilinen Bahçelievler ve Sıhhiye ilçelerinde 2018 yılında yeterli ölçüm yapılmamış olması dikkat çekici. İzmir ise diğerlerinden farklı olarak her üç yılda tüm istasyonlarda yeterli ölçümün yapıldığı yegâne kent. Ancak Alsancak dışında İzmir’in hiçbir ilçesinde istikrarlı bir kirlilik azalması yok. Ayrıca ölçüm yapılan yerlere bakıldığında ölçüm hava kirliliğin oldukça yoğun olduğu Aliağa’da yeterli ölçüm yapılmamış.

Türkiye’nin En Kirli İstasyonları (2016 – 2018):

Ağrı – Doğubeyazıt, Iğdır ve Bursa illerinin en az iki yılda partikül madde kirliliği açısından ilk on istasyon arasında bulunduğu dikkate alınırsa bu bölgelerin kirlilik bakımından istikrar kazandığı ifade edilebilir.

Öte yandan Iğdır, Bursa, Manisa, Erzincan ve Afyon illerinde, 2016 – 2018 yılları arasında en yüksek partikül madde kirliliği yaşadığı görülmektedir

Yıl Boyu Kirlilik (2016 – 2018):

Avrupa Birliği ölçülerine göre 50 µg/m3 sınır değerinin aşıldığı gün sayısı bir yılda en fazla 35 gün olması gerekmesine rağmen, Amasya (Şehzade), Bursa, Denizli (Bayramyeri), Iğdır, Manisa ve Niğde istasyonlarında sınır değerinin 2016, 2017 ve 2018 yıllarında aşım gün sayıları, ortalama sırasıyla 283, 299 ve 293 gündür. Yani bu bölgelerde yaşayan insanlar son üç yılda yılın 292 gününde (yılın %80’i) 50 µg/m3 değerinden daha fazla oranda partikül madde soluyarak geçirdi. .

Nerede Yaşayalım?

Türkiye’de ölçüm yapan 211 istasyondan sadece 5’i (%2) 2016 – 2018 yılları arasında sağlıklı hava solumaya izin verecek ölçüm sonuçlarına sahiptir: Ardahan, Erzurum Pasinler, Tunceli, Çanakkale- Biga İçtaş, Artvin.

Maltepe’de oy sayımı yeniden başladı

Maltepe 1. ve 2. ilçe seçim kurulları tarafından bugüne kadar yapılan tüm sayımların iptal edilmesinin ardından bu sabah yeniden oy sayımına başlandı. YSK, CHP’nin itirazını öğleden sonra görüşecek.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) talebi üzerine oyların yeniden sayılmasına karar verilen Maltepe’de, 1. ve 2. ilçe seçim kurullarının yaptığı sayımların iptal edilmesinin ardından sayıma yeniden başlatıldı. AKP ve Milliyetçi Hareket Partili (MHP) sandık görevlilerinin dün tutanakları imzalamayı reddetmesi üzerine iptal edilen 400 sandık ile kalan 170 sandıktaki sayım devam ediyor. 10 sandıktaki sayım tamamlandı.

İlçe seçim kurulları tarafından bizzat yapılan sayımların geçerli olduğu ve yeniden sayımın yeni terminal kurulmadan ilçe seçim kurulları tarafından bizzat yapılmasının kararlaştırılması sonrasında oy sayımı iki kurul tarafından yeniden başlatıldı.

Maltepe 1. ve 2. ilçe seçim kurullarınca terminallerde bugüne kadar yapılan tüm sayımlar (400 sandık) oy çokluğuyla iptal edilmiş, CHP ise karara itiraz ederek, Maltepe 1. ve 2. ilçe seçim kurullarının aldığı kararların tümden kaldırılmasını isteyerek sayım işlemi yapabilecek 100 ayrı terminal kurulmasını talep etmişti.

Maltepe’de oy sayımı yeniden başlarken, CHP’nin itiraz dilekçesi, Maltepe İlçe Seçimi Kurulu aracılığıyla YSK Başkanlığına gönderildi. Dilekçede, ilçe seçim kurullarının, yeniden sayım yapılan terminallerdeki sayımları iptal etmesi, terminallerin kapatılması ve yenisinin kurulmaması kararının hukuken yanlış olduğu belirtildi.

YSK, CHP’nin başvurusunu öğleden sonra görüşecek. 

SPoD LGBTİ+ Danışma Hattı Yeni Gönüllülerini Arıyor

Nisan 2017’de insiyet kimliği ve cinsel yönelim odaklı sorular için doğru ve güvenilir bilgiyi aktarmak amacıyla Nisan 2017’de kurulan SPoD LGBTİ+ Danışma Hattı, yeni gönüllüleri için dördüncü eğitimi vermeye hazırlanıyor! Danışma hattı, LGBTİ+’ların sosyal, psikolojik, hukuki ve siyasi sorunlarını azaltmayı amaçlıyor. 

İlgilenenler için bilgi:
http://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/spod-lgbti-danisma-hatti-yeni-gonullulerini-ariyor-2/

Hrant Dink Vakfı’ndan Tebliğ Çağrısı: Kayseri ve Çevresi Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi Konferansı

Hrant Dink Vakfı, 18-19 Ekim 2019 tarihlerinde ‘Kayseri ve Çevresi Toplumsal, Kültürel ve Ekonomik Tarihi Konferansı’ başlıklı bilimsel bir toplantı düzenleyecek.  Konferans, 1850 – 1950 yıllarında Kayseri ve çevresindeki yerleşim birimlerinde yaşanan toplumsal, ekonomik, kültürel, kentsel ve mimari değişimlerin daha ayrıntılı bir biçimde anlaşılması ve bu konuda yapılan uluslararası yeni çalışmaların akademik dünyaya tanıtılmasını amaçlıyor. Vakıftan yapılan açıklamada, konferansta Kayseri ve çevresinin yaşadığı ‘travmatik’ dönüşümlerin kapsamlı ve eleştirel perspektifle ele alınabilmesinin önünü açan, ‘disiplinler arası’ niteliği ağır basan uluslararası akademik çalışmaların yer bulmasını tercih ettikleri belirtiliyor.

Konferansa katılmak isteyenler, vakfın https://hrantdink.org/tr/duyurular/1871-kayseri-ve-cevresi-toplumsal-kulturel-ve-ekonomik-tarihi-konferansi-teblig-cagrisi adresindeki ayrıntılı açıklamayı okuyabilirler.