Ana Sayfa Blog Sayfa 2345

Kraliçe, kıyafetlerinde gerçek kürk kullanmayı bırakıyor

Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth bu kıştan itibaren yeni dikilecek kıyafetlerinde gerçek kürk kullanımına son verme kararı aldı. Buckingham Sarayı‘ndan yapılan açıklamada, “Kraliçe için tasarlanan kıyafetlerde kullanılan kürkler sahte olacak” denildi. Öte yandan kararın eski giysileri kapsamadığı, “Kraliçe’nin gardırobundaki mevcut kıyafetleri giymeye devam edeceği” belirtildi.

Kraliyetin diğer üyelerinden de aynı adım bekleniyor

Uluslararası Hümanist Toplum Derneği Başkanı Claire Bass ise açıklamasında, Kraliçe’nin kararının İngiliz halkının görüşlerini yansıttığını belirtti. Bass açıklamasında “İngiltere neredeyse yirmi yıl önce kürk için hayvan beslenmesini yasakladı, çünkü çok acımasızdı. Şimdi de işi bitirmek için kürk satışlarını yasaklamamız gerekiyor” diye konuştu. Hayvan hakları savunucuları karardan memnun olduklarını açıklarken Kraliyetin diğer üyelerinden de aynı adımı atmasını istedi.

Paşabahçe Vapuru yeniden İstanbul Boğazı’na dönüyor

İstanbul Boğazı’nda 58 yıl görev yaptıktan sonra seferden çekilen tarihi Paşabahçe vapuru tekrar denizle buluşuyor. Geçen ay sökülmek üzere ihaleye çıkarılan 67 yaşındaki vapur, İBB’nin girişimleriyle hurdaya çıkmaktan kurtarılmıştı. İBB’nin gemiyi Boğaziçi’ne yeniden kazandırmak üzere geri istemesi üzerine ihale iptal edilmişti. Vapurun yeniden kullanıma açılmasıyla ilgili karar AKP, CHP ve MHP’li üyelerin oy birliğiyle belediye meclisinde alındı.

Karara göre Beykoz sahilinde 10 yıl boyunca terk edilmiş bir şekilde bırakılan vapurun restorasyonu Beykoz Belediyesi tarafından iki yıl içerisinde yaptırılacak. Sonrasında ise toplu ulaşım hizmetleri haricinde kullanılmaması şartıyla İstanbul Büyükşehir Belediye Belediyesi’ne (İBB) bedelsiz olarak devredilmesi planlanıyor.

İstanbul Boğazı’nda geçen 58 yıl

Paşabahçe Vapuru 1952 yılında İtalya‘da inşa edildi. Savaş gemisi formunda dizayn edilen vapur Türkiye’den gelen talep üzerine Şehir Hatları Vapuru formuna çevrildi. 17 Ekim 1952’de yolcu taşımacılığına başlayan vapur Adalar ve Yalova hattında yolcu taşımacılığı yaptı.

İstanbul Boğazı’nda 58 yıl görev yaptıktan sonra 2009’da Beykoz Belediyesi’ne devredilen vapur daha sonra 2011’de Beykoz Belediyesi’nce nikah salonu olarak hizmet vermeye başladı. Tarihi geminin daha önce bakım masrafları karşılanamadığı gerekçesiyle sualtı canlılarına yuva olması için batırılması düşünülmüştü. İstanbul Liman Başkanlığı ise geminin satılarak, söküm işleminin gerçekleştirilmesini kararlaştırmıştı. 24 Ekim’de ihaleye çıkan geminin 4 Kasım’da açık teklif usulü ile ihalesi yapılması planlanıyordu.

 

İnsanla balina top oynarsa…

Kuzey kutup bölgesinde kaydedilen videoda, bir balinanın okyanusta seyreden bir kişi ile top oynadığı anlar görülüyor. 1 dakikalık videoda, gruptan biri topu tekneden açığa doğru fırlatıyor, bunun üzerine Beluga balinası topu takip edip yeniden teknenin yanına getiriyor.

 

Görüntüler, sosyal medyada viral oldu.

 

Finlandiya’da plaj, yumurta şeklinde buz toplarıyla kaplandı

Finlandiya’nın Hailuoto adasının plajında yumurta şeklinde buz topları oluştu. Marjaniemi plajında 30 metre genişliğinde bir alan irili ufaklı binlerce buz kütlesiyle kaplandı. Finlandiya Meteoroloji Enstitüsü’nden buz uzmanı Jouni Vainio, bunun çok sık rastlanmayan bir doğa olayı olduğunu söyledi.

BBC’ye konuşan Vanio, “Bu durum, uygun hava koşullarında senede sadece bir kez görülebilir. Bunun için hava sıcaklığının sıfırın biraz altında, suyun donma derecesinde, kumlu plajın hafif eğimli, dalgaların da biraz kabarık olması gerekiyor” diye konuştu.

Juoni Vanio, buz toplarının oluşum süreci için de, “Ayrıca nüve işlevi görecek bir şey lazım. Etrafındaki buzları toplamaya başlayan bu nüve, dalgalarla ileri geri kıyıya taşınır. Küçük topun yüzeyi ıslanınca donar ve giderek büyür” dedi.

Illinois Eyalet Üniversitesi coğrafya ve jeoloji bölümünden Dr. James Carter da bu olayın sonbaharda görüldüğünü belirterek su yüzeyinde oluşan buzun dalgaların yardımıyla şekil aldığını söyledi. Dr. Carter, “Fotoğrafı çeken kişi sayesinde dünya, çoğumuzun asla göremeyeceği bir şeyi görme şansına sahip oldu” diye konuştu.

Özdemir Nutku yaşamını yitirdi

Tiyatrobilimci, yazar, yönetmen, çevirmen, eleştirmen ve oyuncu Prof. Dr. Özdemir Nutku hayatını kaybetti. Bir süredir yoğun bakımda olan Nutku, bu sabah kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

10 Kasım Pazar günü Konak Sabancı Kültür Sarayı‘nda uğurlama töreni düzenlenecek sanatçının cenazesi aynı gün, Bostanlı Beşikçioğlu Camii‘nde kılınacak ikindi namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı‘nda toprağa verilecek.

Özdemir Nutku hakkında

Sanatçının Tiyatrohane.net’de yer alan özgeçmişi şöyle: 1931’de İstanbul’da dünyaya geldi. İlkokuldan sonra 1942’de Robert Kolej’e girdi. 1946’de Kadıköy Süreyya Sinemasında sahnelenen Franz Lehar’ın “Tarla Kuşu” operetinde ilk kez profesyonel oldu. 1952 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsüne yazıldı. 1956’da mezun oldu. Aynı yıl Almanya’ya gitti. Göttingen’de Georg-August Üniversitesi Tiyatro Bölümüne alındı. Burada Göttingen Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetmeni Heinz Hilpert’in üç yıl boyunca asistanlığını yaptı. Almanya’daki çeşitli özel tiyatrolarda oyunlar sahneye koydu. 1959’da Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Enstitüsü’ne asistan oldu. 1961’de Doktor, 1967’de Doçent, 1974’te de Profesör oldu. 1976’da Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde Tiyatro Bölümünü kurdu. Daha sonra Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlanan ve Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü adını alan bölümün başkanı olarak uzun yıllar çalıştı.

Bugüne kadar basılmış ve basılmamış 66’sı telif, 61’ı çeviri, 4’ü şiir, 16’sı oyun ve uyarlama, 2’si senaryo, l’i çocuk olmak üzere 150 kitap yazdı ve yayımladı. 1953 yılından beri çeşitli sanat ve edebiyat dergilerinde 1,800’ün üstünde araştırma, inceleme, eleştiri ve deneme yazdı. 

 

Hasankeyf çarşısında yıkım da sürüyor direniş de

12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf‘te, 610 yıllık Er-Rızk Camii’nin “taşınması” için tarihi çarşının esnafına verilen süre 3 Kasım 2019 Pazar günü doldu. Tarihi çarşı kepçe ve dozerlerle yıkımına başlandı. Yıkımı kaydeden esnaf “Hasankeyf’i koruyoruz dedikleri budur” diye tepki gösterdi.

‘Bazı esnafa yeni yerleşim alanında yer verilmedi’

Bölgede yaşayan gazeteci Mehmet Kızmaz, bianet’e şu bilgileri verdi: “Şu an bölgede yıkım da devam ediyor, esnafın direnişi de. Yaklaşık 50 dükkânı bulunan tarihi çarşı da gidenler oldu ancak yeni yerleşim alanında yer verilmediği için kalanlar da var. Kalanlar son ana kadar direneceklerini söylüyorlar. Bazı esnaf, Hasankeyf’te yaşamış olmasına rağmen sanırım evli olmadıkları için bölgeden sayılmadılar ve onlara yeri alanda yer verilmedi, dükkân verilmedi. Bu esnaflar da direniyor.

‘Medya manipülasyon yapıyor’

“Yıkıma kamuoyundan yoğun bir tepki geldi.  Bunun üzerine, zaten tarihi nokta olan bir alanda daha önce bulunmuş  olan Selçuklu eserlerini yeni bulunmuş gibi lanse ettiler. Oysa bu eserler zaten vardı. Sanki yıkımla ortaya çıkmış gibi yaydılar.

“Bir de kütüphane yapıyoruz diye yayılıyorlar. İnsan sayısı az yine de bölgeye kütüphaneye yapıyoruz diye duyuruyorlar. Oysa bölge insanı bu politikalarla göç ettirdiler. Sonra da insan yok yine de kütüphane yapıyoruz diyorlar. Medyanın yoğun bir manipülasyonu altındayız. Bu nedenle doğru bilgilerin yayılmasına önem veriyoruz.”

Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a ödeyeceği ‘Man Adası’ tazminatı istinaftan döndü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Man Adası” iddiaları nedeniyle Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’na tazminat ödenmesine yönelik kararı bozuldu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun avukat Celal Çelik alınan kararla ilgili olarak, “Haklılığımız, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 4. Daire Mahkemesi’nce tespit edilerek hukuksuz mahkeme kararları ortadan kaldırılmıştır” dedi.

Çelik’in açıklaması şöyle:

“Bilindiği üzere; MAN Adası özelinde Genel Başkanımız tarafından yapılan açıklamalar sonrasında Genel Başkanımız aleyhine Erdoğan tarafından davalar açılmıştır! Ne var ki açtıkları davaların haksız olduğunu, diğer bir söyleyişle Genel Başkan açıklamalarının doğru olduğu bilen davacı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatları hukuksuz ve meşru olmayan yollara başvurarak mahkeme hâkimlerinin tamamını değiştirtmiş ve kendi talepleri doğrultusunda hukuksuz karar verecek hakimlerine kavuşmuşlardır! O süreçte tüm taleplerimiz o hâkimlerce reddedilip 1 milyon lirayı aşan tazminat kararlarına karar verilmiştir! Ancak o aşamada dahi o hukuksuz kararların yok hükmünde olduğunu, nihayetinde bunun ve haklılığımızın açığa çıkacağını ifade etmiştik. Gelinen süreçte de haklılığımız, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 4. Daire Mahkemesi’nce tespit edilerek hukuksuz Mahkeme kararları ortadan kaldırılmıştır. Açıkçası baskı altındaki Türk Yargısı, Erdoğan’a iyi bir ders vermiştir. Dileriz ki bundan sonra Erdoğan, gerekli dersi çıkarır ve yargıyı emellerine alet etmekten kaçınır!”

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakınlarının “vergi cenneti” olarak nitelendirilen Man Adası’ndaki şirkete 2011 yılında gönderdiğini söylediği milyonlarca dolarla ilgili swift mesajları ve dekontları göstermişti. Kılıçdaroğlu’nun grup bu konuşması ve daha sonra aynı içerikte yaptığı diğer konuşmalara 6 ayrı dava açılmıştı.

Söz konusu davaların tamamında benzer sonuçlar beklendiği öğrenildi.

Hong Konglu eylemcilerden yaratıcı taktikler

Haber: Elif Ünal

Hong Kong’ta bazı zanlıların belli koşullarda Çin‘e iade edilmesine izin verecek yasa tasarısının sebep olduğu hükümet karşıtı protestolar 23’üncü haftasına girdi. Çin’in özerk parçası olan Hong Kong’daki göstericiler, tasarının Hong Kong’un özerk yönetim yapısını ve yargı bağımsızlığını zedeleyerek kenti Çin merkezi yönetiminin güdümüne sokacağını söylüyordu.

Haziran ayında başlayan gösterilerin şiddetlenmesi üzerine, Hong Kong Baş Yöneticisi Carrie Lam, temmuzda tasarının “öldüğünü” açıklamış, gösterilerin kesilmemesi üzerine 4 Eylül‘de tasarının geri çekileceğini duyurmuştu. Tasarı 23 Ekim‘de resmen geri çekildi.

Hükümetin geri adım atmasına rağmen protestocular herkes için oy hakkı, polislerin protestoculara karşı işlediği suçlara dair bağımsız bir soruşturma ve gözaltına alınan yüzlerce protestocunun serbest bırakılması gibi talepler ile eylemlerine devam ediyor.

Gösteriler yeni taktiklerle evriliyor

Gösterilerin başlangıcından itibaren yaklaşık 3 bin kişi gözaltına alındı, yüzlerce kişi yaralandı. Eylemlerde her geçen gün polis müdahalesi daha da şiddetlenirken göstericiler de bununla baş etmek için yeni yollar keşfediyor. İşte Hong Konglular tarafından kullanılan ve diğer ülkelerde de örnek alınan taktiklerden bazıları:

1- Hızlı iletişim ve işaret dili

Hızlı mobilize olma taktikleri sayesinde bir anda binlerce kişiye ulaşılabilen gösterilerde eylemcilerin en önem verdikleri nokta grup içi iletişim. Binlerce kişinin katıldığı eylemlerde ön saflarda bulunan kişilerin uyarılarını ve isteklerini hızlıca arka tarafa iletmek için işaret diline başvuruluyor. Böylece polis müdahalelerini arka tarafa iletebiliyor, ne zaman toplanıp ne zaman dağılacaklarının sinyalini verebiliyorlar.

Ön saflarda solüsyon ve makas gibi malzemelere ihtiyaç duyulduğunda ihtiyacı anlatan hareket dalga halinde arka tarafa yayılıyor. Gerekli malzeme bulunduğunda ise insan zinciri vasıtasıyla malzeme ön tarafa iletiliyor.

2- Su gibi olmak

Polisin izlemesini ve müdahale etmesini zorlaştırmak için uyguladıkları en etkili taktik ise ünlü oyuncu Bruce Lee’den geliyor: Su gibi olmak. Bu yöntemde eylemciler koordine bir şekilde anlık eylemler yapıp polis geldiği anda başka bir lokasyona dağılıp orada birleşiyorlar. Böylece bir anda hükümet binalarına sızarak bir anda meydanları kapatıp polisi şaşkına çevirebiliyorlar. Aynı zamanda yürüyüş yaparken de anlık olarak rotalarını değiştirip farklı kollardan dağılabiliyorlar

Hızlı iletişim kurmak için kullanılan yöntemlerden biri de Apple Airdrop uygulaması. Bu sayede eylemciler bir sonraki buluşma noktalarını birbirlerine aktarabiliyor.

3- Biber gazını etkisiz hale getirme

Polisin de tüm şehre yayılan yeni protesto taktiğine cevabı şehrin birçok noktasında polis bekleme noktaları oluşturmak ve daha sert müdahaleler oluyor. Burada da eylemcilerin polisin yoğun miktarda kullandığı biber gazlarıyla mücadele etmek için kullandığı yeni taktikler devreye giriyor. Göstericiler göz yaşartıcı bomba atıldığında üstünü yol kenarlarındaki VLC Player’lar ile kapatıp su ile anında etkisiz hale getiriyor.

4- Polis kameralarından kaçma

Polisin yüz tanıma sistemleri ile eylemcileri tanımasının önüne geçmek için de birçok taktik kullanılıyor. Bunlardan bir tanesi lazer ışıkları yansıtarak görüntü alınmasının önüne geçmek.

Bir diğer yöntem ise 2014 yılında yaşanan ve gösterilere ismini veren şemsiyeleri kullanmak. Şemsiyeler bir yandan kameralardan kaçınma fırsatı tanırken bir yandan da atılan biber gazlarından da koruma sağlıyor.

Hong Konglular tarafından geliştirilen taktikler, başta Katalanlar olmak üzere Şili ve Lübnan gibi diğer ülkelerdeki eylemciler tarafından da kullanılmaya başladı.

 

HDP’li eşbaşkanlar ve HDK eşsözcüsü gözaltına alındı

31 Mart’ta yapılan seçimlerde yüzde 54,47 oy alarak İpekyolu Belediyesi’nde göreve başlayan HDP’li eşbaşkanlar Azim Yacan ve Şehsade Kurt gözaltına alındı. Van’da ev baskını sonucu gözaltına alınan siyasetçiler İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Gözaltı gerekçesi olarak ise haklarındaki “PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapma” suçlaması gösterildi. Gözaltı sonrasında belediye binasına giren polis giriş çıkışları kapatarak, binada arama yaptı.

HDK eşsözcüsü de gözaltında

Aynı gün içerisinde Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu’nun da evine sabah polis baskını düzenlendi. Diyarbakır’da yürütülen bir soruşturma kapsamında evinde arama yapılan Şenoğlu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmek üzere gözaltına alındı.

Şenoğlu’nun gözaltına alınmasına ilişkin HDK Genel Merkezi‘nde bir basın açıklaması düzenleyen HDK, “Yaşadığımız ülkede eşitlikçi özgürlükçü onurlu bir yaşamı inşa etmek için çalışıyoruz. Hükümeti ne yaparsa yapsın biz bu mücadeleyi sürdüreceğiz” dedi.

 

‘İklim grevi’ yılın kelimesi seçildi

Her yıl Kasım ayında yılın kelimesini duyuran Birleşik Krallık merkezli Collins Dictionary bu yılın kelimesinin “iklim grevi” olduğunu duyurdu. 2018 yılında seçilen yılın kelimesi ise “tek kullanımlık” (single use) olmuştu.

Kısa sürede ‘Brexit’ kelimesinin önüne geçti

Sözlük her yıl, 9 milyarın üstünde sözcüğü analiz ediyor ve insanlar tarafından en çok gündeme getirilen sözcükler arasından seçim yapıyor. Sözlüğün dil içeriği danışmanı Helen Newstead yaptığı açıklamada “İklim grevi kelimesi kaçınılmaz bir şekilde yılın sözcüğü oldu. Hatta yılın başında aday gösterdiğimiz Brexit kelimesinin dahi kısa sürede  önüne geçerek dünya gündemine oturdu” diye konuştu.

Sözlükte iklim grevi “insanların iklim değişikliğiyle mücadelede harekete geçme talebiyle kendilerini eğitimlerinden ve işlerinden yoksun bırakarak katıldıkları gösterileri ifade eden bir çeşit eylem” olarak tanımlanıyor.

Collins Dictionary’in iklim aktivisti Greta Thunberg’in animasyonu ile paylaştığı duyurusunda şu ifadelere yer verildi:

“Bir yıldan fazla bir süre önce İsveçli kız öğrenci Greta Thunberg’in eylemleriyle başlayan ve dünya çapında bir hareket haline gelen bir protesto şekli olan iklim grevi Collins tarafından ‘2019 Yılının Kelimesi’ olarak seçildi.

İklim grevi’ Kasım 2015’te Paris’teki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesinde girdi ancak, kelime son bir yıl içinde tüm dünya tarafından aranmaya başladı. Kelime 2013’teki BBC’nin Blue Planet II adlı belgeselinde de geçmişti.”