Ana Sayfa Blog Sayfa 2322

İklim mücadelesine bir destek de Massive Attack’den

Birleşik Krallık’taki Manchester Üniversitesi, müzisyenlerin dünyanın dört bir yanında iklim değişikliğini körüklemeden konser vermesi için çalışmalara başladı. Araştırma kapsamında, iklim kriziyle mücadelede yardımcı olmak isteyen İngiliz müzik grubu Massive Attack ile beraber çalışılacak. Grubun sağladığı veriler sayesinde müzik gruplarının, pop ve rock şarkıcılarının karbon salımını en aza indirecek şekilde konser düzenlemesine yardımcı olunacak.

BBC’nin aktardığına göre, Manchester Üniversitesi’ndeki Tyndall İklim Değişikliği Araştırma Merkezi, Massive Attack konserleri sayesinde elde ettikleri bulguları bütün müzik dünyası ile paylaşacak. İklim krizine karşı mücadele etmek isteyen Massive Attack, bu yıl Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) adlı iklim aktivisti gruba destek vererek Londra’daki bir eylemleri sırasında konser düzenlemişti.

Geçtiğimiz hafta da yine İngiliz rock grubu Coldplay ise yeni albümü Everyday Life’ın tanıtımını Ürdün’ün başkenti Amman’da seyircisiz olarak vereceğini; çevreyle ilgili kaygıları nedeniyle albüm için dünya turnesine çıkmayacağını duyurmuştu. Billie Eilish de hayranlarına iklim değişikliğine karşı savaşarak konserlerine bilet kazanma imkanı sağlamış ve her konserde Dünya’ya katkı sunmak için ne yapabileceklerini anlatan ekolojik köyler olacağını duyurmuştu.

Manchester Üniversitesi’nin yapacağı yeni araştırma, müzik gruplarının turları sırasında, müzisyenler, ekipleri ve ekipmanları farklı şehirler ve mekanlar arasında yer değiştirirken karbon izini en aza indirecek yolları bulmaya çalışacak.

NATO’da Türkiye krizi

NATO güvenlik ittifakından dört üst düzey kaynak, Suriye’nin kuzeyinde YPG’ye karşı yürüttüğü askeri harekata siyasi destek isteyen Türkiye’nin bu nedenle NATO’nun Baltık ülkeleri ve Polonya’yı savunma planına onay vermediğini öne sürdü.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Twitter’dan şu mesajı paylaştı: “Türkiye, içinde en büyük ikinci orduyla NATO’nun güçlü bir üyesi ve AB’ye tam üye olarak katılmak istiyor. Ancak müttefikler, Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik tehditleri ciddiye almalı ve üstesinden gelmek için ortaklaşa çalışmalıdır.”

Reuters’de yer alan habere göre, üye ülkelerin NATO temsilcileri, zirve öncesinde Polonya, Litvanya, Letonya ve Estonya’yı Rusya’dan gelebilecek bir saldırıya karşı savunma planına tüm üye ülkelerin onay vermesi için çalışma yürütüyor.

NATO’da kararlar üye ülkelerin oybirliğiyle alınıyor.

Türk kaynak NATO’nun Türkiye için, güneyinden saldırı olması durumu dahil olmak üzere Türkiye’nin savunması için ittifak planını desteklemeyi bu yıl kabul ettiğini belirtti.

Kaynağın yaptığı açıklamaya göre planda YPG’nin Türkiye’ye yönelik terör tehdidi olarak görülmesi de yer alıyor ancak Washington daha sonra desteğini geri çekti ve diğer ülkeler de karşı çıktı: “Bizimki (savunma planı) yayınlanmadıysa ötekine de izin vermeyiz diyoruz. O gün Dişişleri Bakanları toplantısında bizim Baltık ülkeleri için hazırlanan planı yayınlamamızı isteyenler bizimki için de aynı duyarlılığı göstersinler.”

Stoltenberg: Bütün müttefikleri koruyacak planlarımız var

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg konu hakkında soru üzerine görüşmelerin ayrıntılarını vermedi ancak“Bütün müttefikleri savunmak ve korumak için planlarımız var ve toplu savunmaya olan bağlılığımız çok yüksek” dedi. Stoltenberg“Yalnızca planlarımız değil, aynı zamanda onlarca yıldır sahip olduğumuz daha fazla hazır gücümüz, modern komuta yapımız ve daha fazla kapasitemiz var” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye ‘tekliflere hazır’

Türkiye, ABD’nin 1000 adet birliğini bölgeden geri çekme kararının ardından ekim ayında Suriye’nin kuzeydoğusuna operasyonu başlatmıştı. Ankara’nın NATO müttefikleri, operasyonun İŞİD’le savaşı olumsuz etkileyeceğini düşünüyorlar.

Stoltenberg’in bu konuda NATO müttefikleri arasında ortak bir dil bulmaya çalıştığını söyleyen kaynak, Türkiye’nin de ‘tekliflere hazır’ olduğunu belirtti.

Yine Alevi evi yine çarpı işareti

Alevilere ait evlerin duvarına yazı yazılması ve çarpı işareti konulması saldırılarına İzmir’de bir yenisi eklendi. Gaziemir ilçesine bağlı Yeşil Mahallesi’nde oturan Alevi ailenin evinin duvarına ‘Defol Alevi’ yazılarak, çarpı işareti konuldu.

Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) haberine göre baba Bayram Şenal, 25 yıldır bulundukları mahallede kimseyle husumetlerinin olmadığını belirterek, “Polis geldi, resimleri çekti. Önce dediler ki ‘Sarhoşların işidir’. Sonra oğlum derneği arayınca polis ‘Bir yeri aradınız mı, kimseye haber verdiniz mi? Vermeyin’ dedi. Ondan sonra bizi karakola götürdüler, ifade verdik” dedi.

‘Belediye Başkan yardımcısı tehdit etti’

Belediye başkan yardımcısının daha önce “Elimde olsa hepinizin evlerini yıktırırız” dediğini anlatan Şenal, “İkinci dönemde de 10-15 kişiyle oğlum ve benim üzerime saldırdılar, bizi darp ettiler. Rapor da var, karakoldan tutanağımız da var. Tek şüphelendiğim kişi o. Belediyeyle tartışmamızdan sonra bu olay oldu” diye konuştu.

Şenal’ın oğlu Eren ise daha önce de benzer durumların yaşandığını hatırlatarak, bu işaretlemenin çocukların işi olamayacağını kaydetti.

Çelik: Hassasiyetle takip ediliyor

AKPi Sözcüsü Ömer Çelik, konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Gerek bizlere ulaşarak gerek sosyal medyada hassasiyet gösteren vatandaşlarımız müsterih olsunlar. İlgililer konuyu hassasiyetle takip ediyorlar. Her şey açığa çıkarılacaktır. Herhangi bir vatandaşımızın etnik, mezhebi, sosyal ya da siyasal kimliğine yapılan saldırıyı hepimize yapılmış sayarız.”

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal da, sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı: “Bu toprakların kadim hikayesinin bazen hüzünlü bazen neşeli türküleriyiz hepimiz. Aleviyim , Sünniyim, Kürdüm, Türküm, Lazım, Çerkez’im, hep birlikte Türkiyeyim.”

Vali: Mezhepsel durum değil

İzmir Valisi Erol Ayyıldız ise polisin yaptığı araştırmaya göre söz konusu yazının herhangi bir mezhepsel durum sebebiyle olmadığını öne sürerek, “Kavga nedeniyle asayiş olayına dayandığı değerlendirilmektedir” açıklamasını yaptı. Ayyıldız, polisin çalışmasının devam ettiğini söyledi.

CHP’nin RTÜK için yine Faruk Bildirici’yi aday gösterdi

CHP, RTÜK üyeliği düşürülen Faruk Bildirici’yi tekrar RTÜK üyesi adayı olarak TBMM Başkanlığı’na bildirdi. Cumhuriyet’in haberine göre, RTÜK üyeliği için TBMM’de önümüzdeki hafta oylama yapılması bekleniyor.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in üç farklı kurumda çalışıp maaş aldığını  duyuran CHP kontenjanından üye Faruk Bildirici’nin üyeliği, bu nedenle ikiye karşı altı oyla 31 Ekim’de düşürülmüştü. Bildirici, karar hakkında yürütmenin durdurulması ve sonrasında iptal edilmesi için mahkemeye başvurmuştu.

Bildirici dilekçesinde, “Kararının Üst Kurul’da alınması; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetkilerinin gaspı niteliğinde olup Anayasa ve kanunlara açıkça aykırıdır” ifadelerini kullanmıştı.

‘Dünya birkaç taşma noktasını çoktan aştı’

Bilim insanları iklim krizinin vardığı boyutlarla ilgili olarak, dünyanın birden çok taşma noktasını çoktan aştığı uyarısını yaptı. Journal Nature dergisinde yayımlanan ortak makalede, iklim krizinin insan medeniyetine varoşsal bir tehdit oluşturmaya başladığı kaydedildi.

The Guardian’da yer alan habere göre, küresel ısınmanın, buzulların erimesi ve ormanların yok olması gibi bazı etkileri durdurulamaz hale geldi. Geçmişte 5 derecelik aşırı ısınmanın dünyayı ‘taşma noktasına’ getireceği düşünülürken yeni araştırmalar 1 ya da 2 derecenin de aynı derecede tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor. Bunun nedeni de karbon ve sera gazı emisyonunun hâlâ artıyor oluşu.

Dünya için belirlenen ‘taşma noktalarının’ ciddi sonuçlar doğurabileceğini ve harekete geçmek için zamanın daraldığını belirten araştırmacıların makalesinde “Gezegenimizin istikrarı ve direnci tehlike altında” ifadeleri yer aldı.

‘Kontrolü çoktan kaybetmiş olabiliriz’

Makaleyi yazan bilim insanlarından Exeter Üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Tim Lenton şunları söyledi: “Çalışmamızın basit versiyonu iklim grevi yapan okul öğrencilerinin söylediğiyle açıklanabilir: İklim sistemimizde dönüşümü olmayacak potansiyel değişimler görmeye başlıyoruz. Bir bilim insanı olarak telaşlandıran kişi olmak istemiyorum fakat bütün iklim değikliği sorununa bir risk yönetimi problemi olarak yaklaşmak istiyorum.”

Makalede yer almasa da çalışmayı destekleyen başka bir profesör Phil Williamson ise “Dünya ikliminin kontrolünü çoktan kaybetmiş olabiliriz” dedi. Birleşmiş Milletler geçen hafta küresel ısınmayı durdurmak için beklenen noktadan çok uzak olunduğu uyarısını yapmıştı.

Bilim insanlarının hazırladığı makalede küresel ısınmanın sonucu olan dokuz ‘taşma noktası’ belirtildi:

  • -Grönland hızla buzul örtüsünü kaybediyor.
  • -Kutup Denizi buzullarını kaybediyor.
  • -Asya’da toprağın altında bulunan buzullar hızla eriyor.
  • -Tayga Ormanları’nda yangınlar artıyor.
  • -Amazon Yağmur Ormanları kuraklıkla mücadele ediyor.
  • -Batı Antartika buzul örtüsü küçülüyor.
  • -Doğu Antartika’da bulunan Wilkes Havzası buzullarını kaybediyor.
  • -Avustralya’da mercan kayalıkları hızla yok oluyor.
  • -Atlantik’te su dolaşımı 1950’den beri yavaşladı.

AKP kurucularından Ünsal: Yeni partiler büyük kopuşa neden olacak

AKP’nin kurucularından Fatma Bostan Ünsal, partiden istifa eden eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın yeni parti çalışmalarını değerlendirdi. Ünsal, yeni partilerin AKP’den kopuşa neden olacağını söyledi.

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra AKP içerisinde ciddi görüş ayrılıklarının başladığını ifade eden Ünsal, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun seçimin hemen ardından Meclis’te olan partilerle koalisyon hükûmeti kurmak istediğini, ancak ona izin verilmediğini hatırlattı; “O dönemde hoşnutsuzluklar olmasına rağmen hep sustular. Seçimlerden önce Gezi Direnişi olayları sonrası Bülent Arınç’ın bireysel bir çıkışı oldu. Ama en önemli çıkışlar 7 Haziran seçimleri sonrasında oldu. Bu hoşnutsuzlar ve ses çıkarmalarda kamuoyundan uzak ve AKP içerisinde gerçekleşti” diye konuştu.

‘Yeni partiler çözümsüzlükten doğdu’

Mezopatamya Ajansı’ndan Naci Kaya ve Erdoğan Alayumat’a konuşan Ünsal, yeni kurulacak olan partilerin çözümsüzlükten doğduğunu kaydederek şunları söyledi: “AKP’de var olan sıkıntıları milletvekilleri kendi aralarında dillendiriyorlar ama sadece kendi aralarında. Özellikle OHAL’le başlayan hukuksuzluktan çok hoşnutsuz olduklarını biliyorum. Var olan sıkıntılar dillendirildiğinde bir zeminde politika haline getirilmeyince kopuşlara neden oluyor. Son olarak istifa eden Mustafa Yeneroğlu da bu nedenlerle istifa etti. Ama bu kopuşlar hiç sürpriz olmadı, zamanı gelip geçiyordu.”

Ünsal şöyle konuştu: “Davutoğlu partinin 2’nci Genel Başkanı ve Başbakanlık görevini yapmış. Ali Babacan ise AKP hükümetinin en başarılı bakanlığını yapmış. Son derece güçlü kişilerin bu yeni oluşum girişimleri çok önemlidir. Kamuoyu araştırmalarında görüldüğü gibi söz konusu bu iki hareketinde belirli bir tabanı var. Kurulacak iki parti ile birlikte AKP’deki kopuşlar çokta sürpriz olmaz. Mevcut ve eski milletvekillerinin yeni olacak partilerde yer alması sürpriz olmayacaktır. Bu söylediklerimi de kamuoyu araştırmalara dayandırarak söylüyorum”.

‘İki partinin yüzde 10 oy alması bekleniyor’

Fatma Bostan Ünsal, bu durumun AKP’nin giderek zayıflamasına neden olacağını ve iki partinin alacağı oy oranlarının önemli sonuçlar yaratacağını ifade etti: “Barış sürecinin sonlandırılmasının sebebi de AKP’nin tek başına iktidarlığını kaybetmesiydi. Bu kaybetmenin milliyetçi oylarının barış sürecinden dolayı AKP’ye oy vermediğine yorumlandı. Kurulacak bu iki parti sinerji yaratmazsa bile toplamda yüzde 10 oy alması bekleniyor. Bu yüzde 10’luk oy büyük sonuçlara neden olacaktır. Çünkü bu oranın çoğunluğu AKP kitlesinden gidecektir ve AKP’nin iktidar olamadığını gören milletvekilleri ve seçmenlerde büyük kopuşlara neden olacaktır. İktidar partilerine bakıldığında hep böyle olmuştur; iktidarlığını kaybettiğini anlaşıldığı zaman etrafı hızla boşalmaya başlar.”

Ünsal, Barış Akademisyenleri’nin ‘barış bildirisi’ni imzaladığı gerekçesiyle AKP’den ihraç edilmişti.

 

 

Iraklı göstericiler İran Konsolosluğu’nu ateşe verdi

Irak’ta yaklaşık iki aydır yolsuzluk, işsizlik ve kamu hizmeti yoksunluğu gibi nedenlerle hükümet karşıtı protestolar gerçekleştiren eylemciler dün gece Necef kentindeki İran Konsolosluğu’nu ateşe verdi. Irak hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamaya göre güvenlik güçleri, konsolosluğu ateşe veren göstericilere ateş açtı. Alandaki 6 protestocu hayatını kaybederken, en az 80 kişi de yaralandı.

Sokağa çıkma yasağı

Protestocular, konsolosluk binasındaki İran bayrağını aşağı indirerek yerine göndere Irak bayrağı çekti. Konsolosluk çalışanlarının arka kapıdan güvenli bir şekilde çıkarıldığı ve kimsenin yara almadığı belirtildi. Olaylardan sonra Necef’te sokağa çıkma yasağı ilân edildi.

3 köprü göstericilerin kontrolünde

Güvenlik güçleri ve hastane yetkililerinden yapılan açıklamada Bağdat’taki tarihi El Raşid Caddesi’nde ise güvenlik güçlerinin açtığı ateşte en az iki protestocu öldü 35 kişi ise yaralandı. Stratejik konumdaki Ahrar köprüsünün bitişiğindeki caddede hafta boyunca birçok şiddet olayı yaşanmıştı. Bağdat’taki merkezi öneme sahip üç köprü göstericilerin kontrolünde bulunuyor. Göstericiler Çarşamba günü güvenlik güçlerini durdurmak için Ahrar köprüsünde otomobil lastiklerini ateşe vermişti.

En az 350 kişi öldü

Yolsuzluk, yüksek orandaki işsizlik ve kamu hizmeti yoksunluğu gibi sebeplerle sokağa çıkan halk 1 Ekim tarihinden bu yana ülkenin birçok yerinde hükümet karşıtı protestolar gerçekleştiriyor. Irak hükümeti tarafından işsizliğe dair getirilen çözüm önerileri bir işe yaramamış göstericiler “Başbakan ve yozlaşmış parti sistemi devrilmedikçe protestolara devam” açıklamasını yapmıştı.  İki aydır süregelen gösterilerde en az 350 kişi öldü, binlerce kişi ise yaralandı.

 

 

 

Hazine aramaya ÇED şartı geldi

Dipsiz Göl’ün ‘hazine’ söylentisi ile yasal izin ile boşaltılıp daha sonra define bulunamayınca da üzeri toprakla doldurulup terk edilmesinin ardından define arama projelerinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) kriterlerine tabi olması kararlaştırıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı inceleyecek

Resmi Gazete’de bugün yayınlanan karara göre define arama projeleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından incelenecek. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çevresel etki değerlendirmesi yönetmeliğinde değişiklik yapan yönetmeliğine göre define arama projeleri, yönetmelik kapsamında seçme, eleme kriterine tabi olacak.

Yönetmelik hükümlerine göre, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu projeleri seçme ve eleme kriterlerine tabi tutarak ilgili kriterler çerçevesinde değerlendirecek. Gerekli görülmesi halinde bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilecek.

Resmi heyet huzurunda kazı

Fatih Sözen ile Ahmet Canbakkal isimlerindeki iki iş insanı ‘define’ söylentisi üzerine kazı için başvuruda bulunmuş, Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü‘nün olumlu görüşleri üzerine Gümüşhane Müze Müdürlüğünce ilgili kişilere define arama ruhsatı verilmişti.

Kazı çalışması öncesi ve sonrası

Şahıslar göldeki kazıyı, 6 Kasım’da Gümüşhane Valiliği ile Kültür ve Turizm Müdürlüğü‘nün onayı ile resmi heyet huzurunda yapmıştı. Dipsiz Göl’de tüm suyun tahliye edildikten sonra gerçekleştirilen kazı çalışmaları, define bulunamayınca sonlandırılmıştı.

4 maddelik eylem planı

12 bin yıllık gölün kurutulmasının ardından gelen kamuoyunun tepkisi üzerine, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum açıklama yaparak gölün eski haline dönmesi için dört maddelik eylem planı hazırladıklarını duyurmuştu. Maddeler arasında bundan sonra izinsiz kazıların yapılmaması amacıyla da ÇED yönetmenliğinde değişikliğe gidileceği de yer alıyordu.

 

Suriyeliler ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

Mülteciler Derneği, sosyal medyada Suriyelilerle ilgili ortaya atılan iddiaları inceleyerek doğru bilinen 43 yanlış bilgiyi derlediği kitapçığı yayınladı. Kitapçıkta “Suriyeli esnaf vergi ödemiyor”, “Suriyeliler devletten maaş alıyor”, “Suriyeliler istediği üniversiteye sınavsız giriyor” gibi iddiaların yanında sosyal medyada dolaşan çokça yanıltıcı fotoğraf da yer alıyor.

‘Çok paylaşılması doğru olduğu anlamına gelmez’

Yanlış bir bilginin sürekli olarak tekrar edilmesinin onun doğru bilgi olarak kabul edilmesine yol açtığını söyleyen dernek “Oysa sosyal medyanın bizi yanılttığına her zaman şahit oluyoruz. Buna rağmen karşımıza çıkan bilgilere koşulsuz bir şekilde inanmaya devam ediyor ve hiç sorgulamadan paylaşıyoruz” diyor.

Kitapçıkta düzeltmesi yapılan bilgilerden bazıları şu şekilde yer alıyor:

 

Türk Toraks Derneği: Öldürme izni iptal edilsin

Türkiye’nin çeşitli illerine dağılmış 15 kömürlü termik santrale dördüncü kez havayı 2.5 yıl daha kirletme izni verilen yasanın meclisten geçmesinin ardından Türk Toraks Derneği tarafından bir açıklama yayınlandı. Açıklamada termik santrallerin yol açacağı hava kirliliği ve hastalıklara değinildi.

Madde 50

Meclisteki tüm partilerin ortak kararıyla 14 Şubat 2019’da geri çekilen yasal düzenleme, yeniden getirildiği meclis gündeminde AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) ve MHP (Milli Hareket Partisi) oyları ile kabul edilmişti.

Yasayla birlikte 2013 yılından bu yana, baca gazı kükürt giderim tesisi, filtre sistemleri veya kül barajı gibi çevre ve halk sağlığının korunması için gerekli yatırımları yapmayan şirketlerin 2022 yılına kadar böyle devam etmesi sağlanmış oldu.

‘Hava kirliliğinin çözümü fosil yakıtları durdurmak’

Fosil yakıtların hava kirliliği ve iklim krizinin başlıca sebepleri olduğunun altının çizen Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Fosil yakıtlardan açığa çıkan kirleticiler bir yandan hava kirli­liğine yol açarken, diğer yandan da atmosferdeki sera gazını ar­tırmaktadır; bu da küresel ısın­ma ve ‘iklim krizinin’ en önemli nedenlerindendir.

Dünyada ar­tık birçok ülke fosil yakıtları terk ederek, doğaya dost, güneş enerjisi gibi yenilenebilir ener­ji kaynaklarına yönelmektedir. Hava kirliliği sorunu ancak fo­sil yakıtlara yatırımı durdurarak yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmakla çözülebilir.

‘Santraller hastalık ve ölümlere yol açacak’

Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Aykaç ise, “Termik santrallere ‘kirletme iz­ni’nin verildiği bölgelerin 2019 yılındaki hava kalite verileri ince­lendiğinde, bu bölgelerin tama­mında hava kirliliğinin sınır de­ğerleri aştığı, ayrıca bölgelerde yaşayan insanların mevcut ha­liyle dahi yılın hemen her günü hastalık ve ölümlere yol açacak düzeyde kirli hava soluduğu gö­rülmektedir” dedi.

“Avrupa Birliği ölçüleri gereğin­ce yılda en fazla 35 gün sınır değerlerin aşılmasına izin veril­diği hatırlandığında, Türkiye’nin bugün itibariyle yaşadığı kirlilik düzeyinin ne kadar yüksek ve ürkütücü olduğu anlaşılabilir” diyen Aykaç, şöyle devam etti:

TBMM Genel Kurulu’na sunulan öneri ile şimdiye kadar binlerce insanın ölümüne neden olmuş santrallerin havayı kirleterek insanları öldürmesine izin veril­miştir. Bu kabul edilemez. İnsan için sigara ne kadar zarar­lıysa, ülke için fosil yakıtlar ve kömürlü termik santraller o ka­dar zararlıdır.

Türk Toraks Derneği, fosil ya­kıtların doğaya, çevreye, canlı­ların sağlığına olumsuz etkileri ve iklim krizini artırarak gelecek kuşaklara da etkisi nedeniyle terk edilmesini savunmaktadır. Türk Toraks Derneği olarak, fo­sil yakıtlardan vazgeçmek yeri­ne, termik santrallere kirletme izninin verilmesi tutumunu kabul edilmez bulmaktayız. Termik santrallere verilen bu ‘öldürme izni’nin acilen iptal edilmesini talep ediyoruz.