Ana Sayfa Blog Sayfa 2221

‘Maden için nöbettekileri ve köylüleri yerinden etmeyin’

Her cumartesi maden şantiyesi ziyaretlerini sürdüren Su ve Vicdan Nöbeti bu Cumartesi de Kirazlı altın madeni şantiyesi önünde bir araya geldi. Burada bir basın açıklaması okuyan eylemciler, Orman Bölge Müdürlüğü’ne seslendi.

Açıklamada Kirazlı’da yapılması istenen altın madenine karşı çadırlı nöbet sürdüren eylemcilerin konakladığı binadan çıkartılmak istenmesine ve maden için yapılacak yol güzergahında kalan köylülerin meralarının boşaltılması için zorlanmasına tepki gösterildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

26 Temmuz’da başlayan Su ve Vicdan Nöbetimiz nöbetin ilerleyen sürecinde yerelde yaptığı toplantılar sonrasında ortak kararla çadırlı konaklamayı kaldırmıştır. Ancak Kirazlı’da konaklayarak nöbete devam etmek isteyen arkadaşlar olmuştur. Süreç hiç kimsenin hegemonyasında olmadığı için hiç kimse hiç kimsenin eylem tarzına müdahale edecek değildir. Kirazlı’da Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait olduğu bilinen harabe bina yıllardır var olduğu sahada atıl olarak durmaktadır. Belki nöbet başlamadan önce Orman Bölge Müdürlüğü bu binadan haberdar bile değildi.

‘Kullanılmayan bina birden değerli hale geldi’

Kirazlı’da kalmayı sürdüren arkadaşlar kış şartlarında kendilerini korumak adına bu binayı kendilerince onarıp kullanmışlardır. Kişisel bir çıkar ya da özel bir amaca hizmet etmeyen sadece  korunaklı barınma ortamı yaratma istekleri Orman Bölge Müdürlüğü’nün yıllardır göz ardı ettiği metruk binayı bir anda “değerli” bina konumuna getirmiştir. Tıpkı Kumarlar Köyü’nün yüzyıllardır kullandığı meralarının bir anda “Orman Bölge Müdürlüğü”nün alanında olduğunu anlaması gibi.

Fotoğraf: Kazdağları Kardeşliği

‘Köylü meralarını terk etmesi için zorlanıyor’

Kumarlar Köylüsü yüzyıllardır hayvanlarını beslemek için kullandıkları arazilerin bir kısmını RES lere , bir kısmı Orman işletmesine, bir kısmı da en nihayetinde Doğu Biga Madencilik’in inşa ettiği gölete kaptırmışlardır. Şimdi de kalan birkaç sayanın Orman Alanı İşgal Ettiği gerekçesiyle sahayı terk etmeleri, işgaliye ve mahkeme yoluna gidilmektedir. Oysa ki Aralık 2019’da köyü ziyarete gelen devlet erkanı meralarına giden yolun gölet inşaatında kaldığını söyleyen köylüye alternatif bir yol güzergahı yaratacakları konusunda söz vermiş ve köyü ziyaret eden Çanakkale Orman Bölge Müdürü yolu maden şirketine yaptıracağını sözlü olarak deklare etmişti. Şimdi gelinen noktada ise köylüyü tapusuz olduğu gerekçesi ile meralarını terk etmeleri bu konuda mahkemeye verileceklerini bildirmişlerdir.

‘Tehdit edilenlerle hukuk mücadelesine başlayacağız’

Buradan Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere tüm yetkili idari kurumlara sesleniyoruz, Çanakkale’nin birçok noktasında “ormanlar katledilirken” şirketler ihaleye giriyor, paraları var, parayı verince kesmek hakları diye savunanlar bir metruk binanın ve birkaç sayanın peşine düşmeyi “görev” sayıyor. Görev ahlakı konusunda kendilerini uyarmak, gerektiği takdirde görevi kötüye kullanmaktan ötürü hakkı yenilen ve tehdit edilen herkesle birlikte “hukuk mücadelesine” başlayacağımızı bildiriyoruz.

El ele nöbeti yedinci haftasında

Çanakkale’deki maden projelerine tepki olarak başlatılan el ele eylemleri ise yedinci haftasına geldi. İskele Meydanı’nda buluşan eylemciler insan zinciri oluşturdu. Eylemciler “Kazdağları’nın geleceği için el ele tutuştuk” dedi.

Fotoğraf: Kazdağları Kardeşliği

Mülteci botlarında dört ölüm

Türkiye‘nin Idlib‘teki asker kayıpları nedeniyle, ülkedeki sığınmacılara sınır kapılarını açması sonucunda korkulan başa geldi. Derme çatma botlarla denize açılanlardan, üçü çocuk dört kişi Ege Denizi‘nde hayatını kaybetti.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi, Yunanistan’a geçmek isteyen göçmenlerin uğrak duraklarından biri. Çoğunluğunu Afganların oluşturduğu göçmenler, kaçakçılar aracılığıyla ayarladıkları botlarla Midilli Adası‘na doğru sabahın erken saatlerinde açılıyor. Ancak Midilli Adası’na sağ salim varmak her zaman mümkün değil.

DW Türkçe‘den Burcu Karakaş‘ın aktardığına göre,  Türkiye’nin perşembe gecesi Avrupa’ya geçmek isteyenleri engellemeyeceğini açıklamasından bu yana dört göçmen Yunanistan tarafına geçmeye çalışırken boğularak hayatını kaybetti.

Çanakkale Barosu’ndan avukat Burcu Özaydın Kahveci, pazar sabaha karşı yaklaşık 35 kişinin bulunduğu bir bottan dumanlar yükseldiğini, Sahil Güvenlik’in müdahalesiyle botun kıyıya çıkarıldığını ancak botta bulunan iki çocuk ve bir kadının hayatını kaybettiğini söyledi. Özaydın Kahveci, “Ayvacık Jandarma Komutanlığı’ndan bir görevli ölüm olaylarını doğruladı ve botta iki çocuk ve bir kadın olmak üzere üç kişinin öldüğü bilgisini verdi” dedi.

Bir çocuk daha boğuldu

Bu sabah saatlerinde de 48 göçmeni taşıyan bir botun Midilli sahiline yakın bir noktada alabora olması sonucu bir göçmen çocuğun daha boğularak hayatını kaybettiği öğrenildi. Yunan Sahil Güvenlik yetkilileri, 47 kişinin ise kurtarıldığını açıkladı.

AFP’ye konuşan bir Yunan polis sözcüsü, botun alabora olması sonucu hayatını kaybeden çocuğun yanı sıra bir çocuğun daha baygın halde bulunduğunu ve hastaneye kaldırıldığını söyledi. Hayatını kaybeden çocuğun milliyeti ya da yaşı hakkında bir açıklama yapılmadı.

‘Araca zorla bindirilerek Edirneye gönderilenler var’

Avukat Özaydın Kahveci, bottan kurtarılan diğer göçmenlerin nerede olduğu konusunda kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.  Bu olay esnasında sahilde bekleyen diğer göçmenlerin bir minibüse zorla bindirilerek Edirne’ye gönderildiğini anlatan Özaydın Kahveci “Bazı göçmenlerin araca binmek istemediğini ancak minibüstekilerin artık sahil geçişlerine izin verilmeyeceği ısrarıyla araca bindirildiğini öğrendik” dedi. Ayvacık halkı da Yunanistan’a geçmek için ilçeye gelenlerin Jandarma tarafından ayarlanan araçlara bindirilerek Edirne’ye gönderildiğini anlattı.

Ayvacık Geri Gönderme Merkezi bomboş’

Avukatlara bilgi veren Jandarma yetkilileri ayrıca, yakalanan göçmenlerin geri gönderme merkezlerine gönderilmelerinin söz konusu olmadığını da aktardı. Avukat Özaydın, “Göç İdaresi Müdürlüğü Ayvacık Geri Gönderme Merkezi görevlileri merkezin tamamen boşaltıldığını ve bırakılan göçmenlerin Edirne’ye gittiği bilgisini verdi. Ancak gidişlerin Göç İdaresi tarafından değil, göçmenler tarafından organize edildiğini söylediler” diye konuştu.

 

İran ruhani lideri danışmanı koronavirüsten öldü

Yeni tip Koronavirüs’ün (kovid-19) ortaya çıktığı Çin’den sonra en fazla ölüm haberinin geldiği İran’da en son ruhani lider Ayetullah Ali Hamaney’e danışmanlık yapan konsey üyesi Muhammed Mirmuhammedi öldü.

Konsey, hükümetle olan anlaşmazlıkları çözüyor ve ülkenin genel siyasetini belirliyor. Mirmuhammedi, yönetimi de etkileyen salgın nedeniyle hayatını kaybeden ilk üst düzey yetkili oldu.

Virüs hükümet kanadında yayıldı

Ülke genelinde vaka sayısı 970’in üzerine çıkarken, 54 kişi ise hayatını kaybetti.  Salgına yakalananlar arasında İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politikalar Komisyonu Başkanı Mücteba Zünnur’un da olduğu beş milletvekili, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Masume İbtikar, Sağlık Bakan Yardımcısı İreç Herirçi ve Kum Tıp Üniversitesi Rektörü Muhammed Rıza Kadir de yer alıyor. İran’ın önde gelen din adamlarından ve eski Vatikan Büyükelçisi Hüccetülislam Hadi Hüsrevşahi de virüs nedeniyle öldü.

Toplam ölü sayısı 3bin 44

Koronavirüsün gözlemlendiği vaka sayısı dünya genelinde 89 bini aştı. Bununla birlikte ölü sayısı ise dünya genelinden 3 bin 44’e yükseldi. Çin ana karasında 2 bin 912, Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde 2, İran’da 54, İtalya’da 34, Güney Kore’de 22, Japonya’da 12, Fransa’da 2, ABD’de 2, Avustralya, Tayland, Tayvan ve Filipinler’de de 1’er kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Güney Kore tarikat lideri diz çökerek özür diledi

Çin’den sonra en çok koronavirüs vakası görülen ülke olan Güney Kore’de virüsün yayılmasının odağında görünen Şinçeonci adlı Hristiyan tarikatının lideri Lee Man-hee, diz çökerek ulustan özür diledi. 88 yaşındaki tarikat lideri “İsteyerek olmadıysa da çok sayıda insan hastalandı. Bütün gayretimizle engellemeye çalıştık ama başaramadık” dedi.

Ülkede, tarikat mensuplarının virüsü birbirlerine geçirdiği ve ülkenin farklı yerlerine seyahat ederek yayılmasına yol açtıkları düşünülüyor. Tarikat üyelerinin kimliklerinin gizli tutulmasının da önlem alınmasını engellediği iddia ediliyor. Man-hee, üyelerin bilgilerini teslim ettiğini de duyurdu.

İtalya, Güney Kore ve İran sınırları kapatıldı

Virüs, Türkiye’nin sınır komşuları arasında da hızla yayılmaya devam ediyor.  Son olarak Ermenistan’da bir hastaya koronavirüs teşhisi konuldu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca İtalya, Güney Kore ve İran ile uçuşların geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Koca açıklamasında şunları söyledi:

Bilim Kurulumuzun önerileri doğrultusunda Ulaştırma ve Altyapı, Dışişleri, İçişleri ve Ticaret Bakanlıklarımızla koordinasyon halinde yeni bir tedbir daha uygulamaya konuldu. Bu gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere, Türkiye ile İtalya, Türkiye ile Güney Kore, Türkiye ile Irak arasında gidiş-geliş tüm yolcu uçuşları tedbiren durdurulmuştur. Ayrıca Irak ile kara sınırlarımız da araç ve yolcu geçişine kapatılmıştır. Uygulama mevcut koşullara bağlı ve geçicidir. Ülkemizde bugüne dek endişe verici bir durum ortaya çıkmamıştır.

 

Rusya’da ayılar aşırı sıcaklıklar sebebiyle kış uykusuna yatamadı

İki aydır iklim krizi sebebiyle mevsim normallerinin üstünde sıcaklıklar yaşayan Rusya’da hayvanlar ve bitkiler de bu durumdan etkilendi. Sıcaklık seviyeleriyle hala sonbaharda olduğunu düşünen ayılar ve kirpiler kış uykusuna yatamadı.

Tavşanlar sonbaharda beyaza dönerek, neredeyse iki ay boyunca avcılar ve yırtıcılar için kolay hedef oldu. Kuşlar göç mevsimi geldiğinin farkına varmazken, hanımeli ise bu yıl içerisinde üçüncü kez çiçek açıyor.

Russia Beyon’da yer alan habere göre Rusya Devlet Üniversitesi’nden Prof. Yevgeniy Yeskov, “İlk karlar gelene kadar, tavşanlar avcılar için kolay bir avdı ancak birçoğunun öldüğünü doğrulayan herhangi bir verimiz yok. Sonuçta hayvanlar insanlar gibi: kendilerini sıcak tutmak için ne kadar az enerji harcarlarsa, o kadar cesur ve neşeli olurlar” dedi.

Kuşlar göç etmedi

Sıcak geçen kış aylarından etkilen türlerden birinin ise kuşlar olduğunu söyleyen Yeskov “Sadece kasabalarda yaşayan ördekler değil, aynı zamanda vahşi doğada yaşayanlar, sıcak havalarda uçuş yapmamayı tercih eder. Sonuçta, yaban kuşları için daha sıcak iklimlere yönelme sinyali, nehirlerin ve göllerin donmasıdır. Ancak buz yoksa uçmak için bir sebep yok ”dedi.

Aralık ve Ocak’ta ayılar ormanda

Ayı ve kirpi gibi kış uykusuna yatmak için kar yağışını bekleyen hayvanlar ise yıllık döngülerini tamamlayamadı. Aralık ve Ocak aylarında canlıların hala ormanda dolaştığını Yeskov, “kış uykusu iki numaralı öncelik, yiyecek ise bir numaralı. Bol miktarda yiyecek varsa, ayıların kış uykusuna yatması için de bir sebep olmaz” dedi.

Barolar: Mülteciler açık arazide yağmur altında, hak ihlali yaşanıyor

Ankara ve İstanbul baroları, sınır kapılarına sıkışmış mültecilere dair birer açıklama yayımladı. Mültecilerin otobüslerle bırakıldığı ancak Yunanistan kapısı kapalı olduğu için beklemeye başladığı Pazarkule sınır kapısına giden İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi, Merkezi Mülteci Hakları Alt Çalışma Grubu’ndan bir grup avukat, hazırladıkları Pazarkule Sınır Kapısı Ziyareti Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı.

Bianet’in aktardığı raporda, mültecilerin bekletildiği alanda özellikle gıda, hijyen malzemesi, tıbbi maske, mobil tuvalet, battaniye, kıyafet, çocuk maması ve çocuk bezinin acil ihtiyaçlardan olduğu ifade edildi.

‘Yunanistan polisi ses bombası ve biber gazıyla saldırıyor’

Pazarkule’yi dün ziyaret eden avukatların tespitleri şöyle:

  • Pazarkule sınır kapısı ve civar arazide farklı uyruklardan kadınların, çocukların ve yaşlıların da bulunduğu 2 bin civarında kişiden oluşan grup Yunanistan’a geçmek üzere üç gündür bekliyor.
  • Bekleyenlerin çoğunluğu Afganistan, Iran ve Pakistan vatandaşı ancak grupta Suriye, Nijerya, Kamerun’dan gelenler de var.
  • Sınır kapısı Yunanistan tarafından kapalı ve Yunanistan tarafında bekleyen polisler yoğun bir şekilde biber gazı, ses bombası atarak ve tazyikli su sıkarak bekleyen gruba saldırıyor.
  • Aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu insanlar üzerlerini kapatacak bir şey olmadan nemli ve soğuk zeminde oturuyor ve uyuyor. Isınmak için etraftan topladıkları odunlar ile ateş yakıyorlar.

‘Yeterli gıda ve tuvalet yok’

  • Sivil toplum kuruluşları yiyecek dağıtımı yapmaktadır fakat alanda yeterli gıdanın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca alan hijyen açısından kötü durumda ve güvenlik riskleri taşıyor.
  • Alana mobil tuvalet getirilmiştir fakat bu tuvalet yetersiz ve önünde uzun kuyruklar oluşuyor.
  • Alanda iki ambulans bekliyor ve yaralananlara destek sağlıyor. İhtiyaç durumunda alana dışarıdan da ambulans desteği sağlanıyor.

‘Yakalananlar dövülerek geri gönderildi’

  • Görüşülen yaklaşık 40 kişi sınırı geçecekleri yönünde beklentileri olduğunu ve alanda beklemeye devam edeceklerini belirtti. Konuştuğumuz kişilerin asıl amacı Yunanistan’dan ziyade Almanya ya da Fransa’ya gitmek.
  • Halihazırda Türkiye’de kayıtlı olan sığınmacılar özellikle Türkiye’de çalışma iznine erişimde yaşadıkları sorunlar sebebiyle ülkeden gitmek istediklerini ifade ettiler. Yunanistan tarafından yapılan saldırılarda özellikle çocukların ezilme tehlikesi geçirdiği ve birçok kişinin gaz fişekleri ile yaralandığı aktarıldı.
  • Ayrıca kara sınırından geçiş yapmayı başaran ve Yunanistan polisi tarafından yakalanan 200-250 civarında kişinin sopalarla dövülerek, paraları, telefonları ve ayakkabı bağcıklarını alınarak araçlarla Türkiye tarafına geri itildiği anlatıldı.”

‘Tarihi bir insan hakkı ihlali’

Ankara Barosu Mülteci Hakları Merkezi de açıklamasında, “İnsan hayatı diplomatik bir koz değildir ve kitlelerin trajedisi, dünyanın bir kısmına verilen resmi bir gözdağı olamaz” dedi:

Şişme botlar karaya vurduğunda, gaz bombaları dağıldığında kaç bebek cesedi sayacağız? Transit ya da hedef Avrupa ülkeleri ile resmi olarak görüşülmeden ve uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde yerleştirme garantisi alınmadan sığınmacılara sınır kapılarını açıp meçhule göndermek tarihi bir insan hakkı ihlalidir.

Yetkilileri; iki sınır arasında silahlar, gaz bombaları ve Ege Denizi’nin soğuk sularında sıkışmış mültecilerin yaşadığı krize müdahale etmeye ve onların birer sayı, alelade bir istatistiki veri olmadıklarını fark etmeye davet ediyoruz.”

 

İHA’dan utandıran başlık: Meteoroloji’den mülteciye sevindirici haber

Suriye’nin İdlib bölgesinde 34 askerin hava saldırısında öldürülmesinin ardından Türkiye sınırlarını açtığını duyurmasıyla birlikte, sığınmacıların sınır hatlarına hareketi devam ediyor. Ajans, haberinde hava durumundaki gelişmelerin Yunanistan sınırına yığılan mültecileri sevindireceğini yazdı. 

“Meteorolojiden mültecilere sevindiren haber” başlıklı haber şöyle:

Koronavirüs Çin’deki hava kirliliğinin azalmasına yol açtı

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından yayınlanan uydu görüntüleri Koronavirüs sebebiyle haftalar süren karantinanın ardından Çin’deki hava kirliliğinin kayda değer ölçüde azaldığını gözler önüne serdi. Görüntülerde 1-20 Ocak ile 10-25 Şubat tarihleri karşılaştırılıyor.

NASA bu değişikliğin koronovirüsün yayılmasının önüne geçmek amacıyla alınan önlemlerin neden olduğu ekonomik yavaşlama ve fabrikaların kapatılmasıyla bağlantılı olduğunu söyledi.

‘İlk kez bu kadar keskin bir düşüş yaşandı’

NASA’nın Goddard Uzay Uçuşları Merkezi’nde (Goddard Space Flight Center) çalışan hava kalitesi araştırmacısı Fei Liu, “Belirli bir olayın ardından geniş bir alanda azot dioksit seviyesinde böylesi keskin bir düşüş yaşandığına ilk kez tanık oldum” diye konuştu.

Daha önce Çin’de, 2008 krizi ve Pekin’deki Yaz Olimpiyatları sırasında hava kirliliğinde önemli düşüş kaydedilmişti. Ancak bu düşüş sadece Pekin için geçerliydi, Olimpiyat oyunları biter bitmez hava kirliliği oranı tekrar yükselmişti.

Azot dioksit araçlar, enerji santralleri ve fabrikalardan çıkan zehirli bir gaz. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, azot dioksitin solunum yolu enfeksiyonları ile akciğer rahatsızlıklarının yanı sıra bronşit ve astım belirtilerini artırdığına ilişkin çok sayıda kanıt bulunuyor.

Fotoğraf: AFP

Karbon emisyonları 100 milyon ton azaldı

Daha önce Carbon Brief tarafından yayınlanan raporda ise koronavirüs sebebiyle Çin’in karbon emisyonlarını 100 milyon ton azalttığı açıklanmıştı. Bu miktar, Şili’nin bir yıllık karbon emisyonuna denk geliyor.

İki haftalık karantina sürecindeki ölçümlere dayanan araştırmada geçtiğimiz yıl aynı dönemlerdeki karbon salımı 400 milyon ton olan ülkenin bu yıl salımlarını 300 milyon tona düşürdüğü belirtilmişti.

 

Rusya: Türk uçaklarının güvenliğini garanti edemeyiz

Suriye yönetiminin, İdlib’deki hava sahasını kapatmasının ardından, Rusya Savunma Bakanlığı, Türk uçaklarının bu bölgedeki güvenliğiyle ilgili uyarıda bulundu.

Rusya’nın Suriye’deki Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkanı Oleg Juravlyov, “Suriye hükümeti, İdlib bölgesi üzerindeki hava sahasındaki durumun aniden kötüleşmesi bağlamında, bu hava sahasının kapatıldığını duyurmak zorunda kaldı” dedi ve ekledi: “Bu koşullarda, Rusya’nın Suriye’deki ordu grubu komutanlığı, Türk savaş uçaklarının Suriye semalarındaki uçuşlarının güvenliğini garanti edemez.”

Suriye ordusu, İdlib üzerindeki hava sahasının kapatıldığını, bölgede görülecek tüm hedeflerin düşman olarak algılanıp hava savunma sistemleri tarafından vurulacağını duyurmuştu.

Putin: Savaşa girme niyetimiz yok

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 20 Şubat’ta çekilen Rus devlet ajansı TASS‘la yaptığı söyleşisinde ise “Rusya’nın savaşa girme gibi bir niyeti olmadığını” söylediği aktarıldı. Putin, ‘Kimsenin aklına savaş fikrinin gelmemesi için elinden geleni yaptığını’ ifade etti.

Rus Haber Ajansı, Rusya liderinin verdiği röportajdan alıntılar şeklinde bu ifadeleri paylaştı. Röportajın tamamı henüz yayınlanmadı.

Suriye’de sahada artan tansiyon nedeniyle Rusya lideri, 5 Mart günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelecek.

Türkiye’deki göllerin yüzde 60’ı kurudu

Su Politikaları Derneği‘nin hazırladığı “Doğal Göller ve Sulak Alanlardaki Su Yönetimi Sorunlarımız ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda, 300’e yakın irili ufaklı gölün yüzde 60’ının kuruduğunu açıkladı.

Daha önce Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan  “Göller ve Sulak Alanlar Eylem Planı”nda Van, Tuz, Manyas, Mogan, Sapanca göllerindeki tahribata dikkati çekilmişti.

Akşehir Gölü

‘Akşehir Gölü tamamen kurudu’

Dernek tarafından hazırlanan raporda kirlilik nedeniyle neredeyse tüm göl alanlarının doğal dokusunun kaybettiği belirtilirken, birçok gölde ise kritik seviyede kuraklık görüldüğü belirtildi. Raporda özetle şu ifadeler kullanıldı:

Türkiye’nin bir zamanlar beşinci büyük tatlı su gölü olan Akşehir Gölü tamamen kurumuş, doğal göl özelliklerini kaybetmiş, kış aylarında su birikintisi haline gelmiştir. Beyşehir gölü 26 metreden 6 metreye, Eğirdir gölü 14 metreden 5 metreye düşmüştür. Avlan, Seyfe, Kulu, Sarıgöl, Yarışlı, Kurugöl, Kırkpınar, Acıgöl, Uyuz, Suğla, Meke, Güvenç, Sasam, Kocagöl, Karagöl, Hotamış Sazlığı ve Küçük Göl’de ise su seviyeleri çok azalmıştır.

Beyşehir Gölü

‘Yasal mevzuat düzenlenmeli’

Ülkemizdeki doğal göller ve sulak alanlarda karşılaşılan başlıca problemler su miktarındaki azalmalar, biyolojik çeşitliliklerin tehdit altında olması ve su kalitesindeki bozulmalardır. Tescilli olarak 76 adet sulak alan bulunmasına rağmen sadece 24’ünün sulak alan su yönetim planı mevcuttur. Göllerin izinsiz kullanımını ve kirletilmesini önlemeye yönelik yasal mevzuat düzenlenmeli.

İklim krizi ve kirlilik

Türkiye’deki iklim krizi ve kirlilik sebebiyle olumsuz etkilere maruz kalan doğal göl ve sulak alanların sayısının her gün arttığına vurgu yapılan raporda, “Göllerdeki nitelik ve nicel olarak koşulların bozulması, ağırlıkla iklim değişimine bağlı olarak meteorolojiktir. Diğer bir ifade ile sıcaklığın buna bağlı olarak da buharlaşmanın artması, yağışın düşmesi ile göllerin hidrolojik dengesi giderek bozulmaktadır” denildi.

Gümrük müdürlüğü aracına roketli saldırı: Bir kişi hayatını kaybetti

Ağrı’da Gürbulak Gümrük Müdürlüğü’ne ait araca roketli saldırı düzenlendi. Bir personel yaşamını yitirdi. Doğubeyazıt’ta, İran sınırındaki Gürbulak Sınır Kapısı’na üç kilometre mesafedeki TIR parkı yakınlarında, personeli taşıyan zırhlı araca atılan roket, aracın ön tekerine isabet etti.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, bir güvenlik personelinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bölgeye çok sayıda ambulans, itfaiye, arama kurtarma personeli ile jandarma ekibi sevk edilirken saldırıda yaralananlar da Doğubayazıt Devlet Hastanesi‘nde tedavi altına alındı. 

Operasyon başlatıldı

Olayın ardından jandarma personelince bölgede operasyon başlatılırken sınır kapısına giden yol güvenlik gerekçesiyle ulaşıma kapatıldı.

Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamada, “Aracın kara yolundan çıkması sonucu trafik kazası meydana gelmiştir. Meydana gelen kaza sonucu yaralanan personellerin Doğubayazıt Devlet Hastanesinde tedavilerine devam edilmektedir” denildi.

Soylu: Çatışma devam ediyor

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise olayla ilgili Twitter hesabından bir açıklama yaptı: “Bu sabah 08.50’de Ağrı Gürbulak Gümrük Müdürlüğü personelini taşıyan zırhlı araca atılan roket aracın ön tekerine isabet etti. Çarpmadan dolayı yaralanmalar var. Teröristler takip edilip kıstırıldı. Şu an çatışma devam ediyor.”