Ana Sayfa Blog Sayfa 2188

Bir ayda 22 gazeteci gözaltına alındı, dokuz tutuklama

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında mart ayı basın özgürlüğü raporunu açıkladı. Mart ayında da gazetecilerin adliye koridorlarında haberlerini savunmak zorunda bırakıldığını belirten Çakırözer, 20 gazetecinin hakim karşısına çıktığını, 22 gazetecinin gözaltına alındığını, 9 gazetecinin de tutuklandığını söyledi. Çakırözer, önümüzdeki hafta Meclis’e getirilmesi planlanan infaz düzenlemesinin düşüncesi ve yazısı nedeniyle cezaevinde tutulan gazetecilere ve siyasi tutuklulara özgürlük getirmesini istedi.

İnfaz düzenlemesinin tutukluları da kapsaması gerektiğini belirten Çakırözer, aralarında Odatv’den Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ve Hülya Kılınç ile Yeniçağ’dan Murat Ağırel, Yeni Yaşam’dan Ferhat Çelik ve Aydın Keser’in bulunduğu tutuklu gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını ve tutuksuz yargılanmasını istedi.

Rapordan bazı bölümler şöyle:

ODATV’ye sansür: Odatv genel yayın yönetmeni Barış Pehlivan, haber müdürü Barış Terkoğlu ve muhabir Hülya Kılınç’ın tutuklanmasının ardından “odatv.com” haber sitesinin tümü skandal bir kararla erişime engellendi.

Koronavirüs gözaltıları: Antalya’da yerel gazetede çalışan İdris Özyol ve Ebru Küçükaydın ile Ses Kocaeli Gazetesi genel yayın yönetmeni İsmet Çiğit, sorumlu yazı işleri müdürü Ahmet Seminer ve gazetenin yazar ve yöneticisi Güngör Aslan, koronavirüs haberleri nedeniyle gözaltına alındı, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Kanallara ceza: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Mart ayının sonundaki toplantısında ağırlıklı olarak yeni tip koronavirüse (Covid-19) ilişkin yayınları mercek altına aldı. RTÜK tarafından Tele1, Halk Tv ve Habertürk’e ceza yağdı.

Evrensel için yarın kritik: Evrensel Gazetesi’ne Eylül 2019’dan beri uygulanan ilan durdurma cezaları için kritik gün 28 Mart. Basın İlan Kurumu (BİK) düzenlemelerine göre; ilan durdurma cezasının altı ay boyunca sürmesi halinde, gazetelerin kamu ilan ve reklam yayınlama hakkı son eriyor. Uluslararası gazetecilik örgütlerinin çağrılarına karşın BİK tarafından adım atılmadı. AKP’nin yeni yargı paketindeki infaz düzenlemesi taslağında yer alan “basın ilân kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklam yayınlama hakkı bulunmayan gazeteler, ceza infaz kurumuna kabul edilmez” maddesi ise basın ve ifade özgürlüğüne yönelik endişeyi büyüttü.

Cumhuriyet’e soruşturma:  Aynı zamanda Odatv haber müdürü olan Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu tutuklanırken, Cumhuriyet Vakfı yöneticisi Alev Coşkun ve muhabir Hazal Ocak “boğaz manzaralı lüks müştemilat” haberi nedeniyle yargılandı. Cumhuriyet yazarı Işıl Özgentürk hakim karşısına çıktı. Cumhuriyet yazarı Enver Aysever hakkında sosyal medya paylaşımı nedeniyle soruşturma başlatıldı.

Sözcü’ye şeyhin yatı gözaltısı: Sözcü muhabiri Yaşar Anter, Dubai şeyhi Abdullah Al Futtaim‘e ait 110 metre uzunluğunda, 600 milyon euro değerindeki yatına ilişkin haberi nedeniyle gözaltına alındı.

Salgın gazeteleri vurdu: Korona salgını nedeniyle “halka evde kalın” çağrılarının ardından ayın son bir haftasında gazete tirajları önceki haftaya göre 100 bin kadar azaldı. Ulusal düzeyde yayın yapan 29 gazetenin 9-15 Mart tirajı toplam 1 milyon 953 bin 357 iken 16-22 Mart arası 1 milyon 853 bin 172’ye geriledi. 25 Mart’ta Yeni Yaşam Gazetesi ve Yurt Gazetesi salgın riski geçinceye kadar matbaa basımın durdurarak yalnızca internet üzerinden yayın yapma kararı aldı.

 

Boris Johnson koronavirüse yakalandığını açıkladı

Yeni tip koronavirüs salgınına karşı etkili tedbirler almamasıyla sıklıkla eleştirilen Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson Covid-19 testinin pozitif çıktığını duyurdu.

Twitter hesabından paylaştığı videoda Johnson “Son 24 saatte orta derecede semptom gösterdim ve Koronavirüs testim pozitif çıktı. Şimdi kendimi izole ettim, hükûmeti video konferans yoluyla yönetmeye devam edeceğim” dedi. Johnson 55 yaşında.

Değişen strateji

Koronavirüsün ortaya çıkmasından bu yana Birleşik Krallık’ta toplamda 11 bin 658 vaka oldu, 578 kişi ise virüse bağlı olarak hayatını kaybetti.  Vakalar ülkede ilk ortaya çıktığında açıklama yapan Boris Johnson koronavirüs sebebiyle olağnüstü önlemler alınmayacağını duyurmuştu.

Tepki çeken açıklamasının ardından vaka sayılarının hızla artması ve ölenlerin sayısının ikiye katlanmasının sonucunda Johnson strateji değiştireceklerini söyleyerek evde kalınması çağrısı yapmıştı.

‘Salgın kadınlara ve kız çocuklarına şiddeti artırdı’

Covid -19 dünyada yayıldıkça insanlar ve topluluklar üzerinde büyük etkiler yarattı. Virüsün etkileri hakkındaki bulgular henüz sınırlı olsa da haberler, kadın örgütlerinden gelen bilgiler ve önceki salgınlar hakkındaki araştırmalar salgın döneminde erkek şiddetinin arttığını ve daha da artabileceğini gösteriyor.

Social Development Direct şirketinden uzman Dr. Erika Fraser’in Birleşik Krallık Uluslararası Kalkınma Departmanı için hazırladığı “COVID-19 Pandemiğinin Kadınlara ve Kız Çocuklarına Şiddete Etkisi” raporunu Bianet‘den Ege Öztokat çevirdi. Rapora göre, göre salgının kadın ve kız çocuklarına şiddeti artırdığı görülmeye başladı.

Ev içi şiddet Çin’de üçe katlandı

Dr. Fraser’in raporuna göre COVID-19’un kadınları ve kız çocuklarına yönelik erkek şiddetini şu şekillerde tetikliyor:

Ev içi şiddet riski artıyor: Çin’de adli raporlar ev içindeki erkek şiddetinin salgın sırasında üçe katlandığını gösteriyor. Ev içi şiddetle ilgilenen örgütler zorunlu olarak birlikte zaman geçirme, ekonomik sıkıntılar ve korkunun ev içinde gerilimi ve şiddeti tetiklediğini gözlemliyor.

Aynı zamanda şiddet görenler kadınların yardım alması zorlaşıyor. Salgın süresince kadınların yardım hizmetlerine, hastanelere, polise ya da savcılıklara başvurması zorlaşıyor.

Sağlık çalışanlarına şiddet riski artıyor: Salgının hastalar, hasta yakınları ve diğer sağlık çalışanlarında tetiklediği gerilim sağlık çalışanlarına şiddeti artırıyor.

İtalya’da ulusal sağlık çalışanları birliği kaynaklar azaldıkça ve hasta yakınlarının kaygıları arttıkça doktor ve hemşirelere yapılan saldırıların arttığını belirtti. Singapur’da üniformalı sağlık çalışanları kamusal alanlarda ve toplu taşımada taciz edildi. Bu yalnızca kadın sağlık çalışanlarını etkilemiyor, ancak önceki araştırmalar acilde çalışan kadın hemşirelerin sağlık çalışanlarına şiddette en yüksek risk gruplarından olduğunu gösteriyor.

Irkçı ve cinsiyetçi taciz

Irkçı ve cinsiyetçi taciz riski artıyor: Dünyada Doğu Asyalı kadınları hedefleyen cinsel şiddet vakaları görüldü. Örneğin Delhi’de bir grup, kuzey doğu Hindistanlı kadın öğrencileri sözlü taciz etti ve “koronavirüslü” olduklarını söyleyerek cinsel organlarına nesneler fırlattı.

Korumasız kadın çalışanların istismar ve sömürü tehlikesi artıyor: ABD’de salgının başından itibaren sokakta çalışan seks işçilerine tecavüz ve şiddet arttı. Hong Kong’da ise sokağa çıkamayan göçmen kadın işçilerin boş günlerinde çalıştırıldığı bulgulandı.

Olağanüstü durumlardaki kadın ve kız çocuklarına şiddet riski artıyor: Mülteci kamplarında kalanlar, ülke içinde yeri değiştirilmiş kadınlar farklı şiddet türlerine karşı daha korumasız kalıyor. Yunanistan’da yardım kuruluşları sağlık hizmetlerine erişimi zaten kısıtlı olan kadınların cinsel şiddete daha çok maruz kaldığını söylüyor.

Devlet çalışanları ve silahlı güvenlik görevlilerinin cinsel şiddet uygulama riski artıyor: Çin ve İran’da yetkililerin güçlerini kötüye kullandığı bilgileri yansıdı. Ancak konuda güncel ve istatistiki bir veri henüz yok

Cuma namazı saraya sünnet, halka yasak

Beştepe Millet Camisi‘nde bugün, Diyanet İşleri Başkanlığı‘nca belirlenen az sayıda katılımla, salgına karşı tedbirler alınarak cuma namazı kılındı. Diyanet İşleri Başkanlığı, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle camilerde alınan önlemlerin tam olarak alınamadığından ötürü, il müftülüklerine cuma günü ve kandil gecesi camilerin kapalı tutulması ve cuma namazı için sala okunmaması talimatını vermişti.

Başkan Prof. Dr. Ali Erbaş‘ın okuduğu hutbe de televizyonlar aracılığıyla yayımlandı.

‘Milletin yaşadığı üzüntünün giderilmesi adına..’

Konuyla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı‘ndan yapılan açıklamada uygulamanın gerekçesi olarak “İslam medeniyetinin en önemli coğrafyalarından olan cennet vatanımızda, İslam toplumun şiarlarından biri olan bu ibadetin devam etmesi ve cuma namazına gidemediği için milletimizin yaşadığı üzüntünün bir nebze giderilebilmesi adına” ifadeleri kullanıldı.

Cuma günleri camiler kapalı

Diyanet İşleri Başkanlığı, 19 Mart’ta koronavirüs önlemleri kapsamında bir açıklama yaparak, Cuma günleri camilerin kapatılması ve sela okunmaması kararı almıştı.

Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığı açıklamada “Yaşanan olağanüstü durum dikkate alındığında cami ve mescitlerde namazların cemaatle beraber kılınmasına devam edilmesi halinde virüsün yayılma tehlikesi vardır. Bu amaçla İslam dini insan hayatını tehlikeye atacak uygulamalara cevaz vermez” ifadelerini kullanmıştı.

2020 ÖSYM Sınav Takvimi güncellendi

ÖSYM Başkanı Halis Aygün, koronavirüs önlemleri kapsamında 2020 ÖSYM Sınav Takvimi’nin güncellendiğini duyurdu. Aygün, sosyal medya hesabından gözden geçirilerek yeniden belirlenen sınav tarihlerini paylaştı. ÖSYM’nin sınav duyurusu için tıklayın.

Buna göre, KPSS Alan Bilgisi Testi 12-13 Eylül’de, Genel Yetenek-Genel Kültür-Eğitim Bilimleri oturumları 6 Eylül‘de yapılacak. KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi 20 Eylül‘de, Dikey Geçiş Sınavı 9 Ağustos’ta uygulanacak.

KPSS, önlisans düzeyinde 25 Ekim’de, ortaöğretim düzeyinde ise 22 Kasım‘da yapılacak.

 

İmamoğlu: Sokağa çıkma konusunda radikal olunmalı, sahra hastanelerimiz hazır

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadele için devletin sokağa çıkmama konusunda daha radikal kararlar alması gerektiğini yineledi. İBB’ye ait mekanların gerekli hallerde sahra hastanesi olarak kullanılabilmesi için hazırlıkların yapıldığını kaydeden İmamoğlu, Atatürk Havalimanı‘nın Koronavirüs hastanesi olarak kullanılmasını önerdi.

İmamoğlu, “Zor günlerin henüz başındayız. Bu mücadele tek başına bir hükûmetin altından kalkabileceği mücadele değildir, herkes bu ortak mücadelenin parçası olmakla yükümlüdür. İBB olarak onlarca yeni uygulamayı hayata geçirdik.Temel önceliğimiz sorumluluğumuz olan kamu hizmetlerinin sağlamak” diye konuştu.

Belediye Başkanı, İBB’nin aldığı eylemleri şöyle açıkladı:

Temel gıda ve temizlik malzemelerine erişim sıkıntısı olmayacak

“Gıda ve perakende sektöründekilerle acil toplantı yaptık. Bu toplantılar neticesinde bu şehirde yaşayan herkes emin olsun ki 16 milyon temel gıda ve temizlik malzemelerine erişimde sıkıntı olmayacak. İhtiyaç fazlası gıda ve hijyen malzemesi lütfen stoklamayalım. Yurt, misafirhane gibi yerleri tespit edip bakanlıkla paylaşıyoruz.”

Otel sahipleriyle anlaşıldı

“İstanbul’daki otel sahipleriyle 2 bin odanın sağlıkçılara ayrılması konusunda mutabakata vardık. Evde kalma sürecinde yalnız yaşayan 65 yaş üstü vatandaşlarımız var. Ortak dayanışmayla İBB olarak destek oluyoruz, valiliğin gıda yardımına da lojistik desteği sağladığımızı duyurmak isterim.

Sahra hastaneleri için teknik çalışma yapıldı

“Kriz ilerledikçe uygulamalar burada geliştirilecek. İstanbul’un gönüllülerini koordine edeceğiz. Koordinasyon merkezinde salgınla ilgili her şey takip edilecek, alınacak önlemlere karar verilecek. Salgının yayılması ve ihtiyaç halinde bazı mekanlarımızı sahra hastanesi olarak kullanılması için teknik çalışmamızı yaptık. Yenikapı, Maltepe miting alanlardan bazılarıdır.

Daha radikal kararlar alınmalı

Maltepe dolgu alanı da ihtiyaç halinde merkeze dönüştürecek durumda olduğumuzu paylaştık. İstanbul genelinde belediyemize ait 19 spor salonu da geçici hastane olarak kullanılabilir. Toplam 1983 yatak kapasitesinin mümkün olacağını bildirdik. Bu dönemde başta yöneticiler olmak üzere hepimizin sorumluluk alması gerekir. Türkiye’deki koronavirüs süreci henüz başlangıç. 22 bin olan ölüm sayısı 24 bine ulaştı dünyada, süreç hızlı işliyor. Sokağa çıkmamayla ilgili kararlar daha radikal alınmalı.

Büyük ve tartışmalı yatırımları erteleyin

İnsani ve ekonomik önceliği bulunmayan büyük ve tartışmalı yatırımları lütfen iptal edin. Hukuki mücadelemizi ve bu süreci yakından takip edeceğimizi buradan duyurmak istiyorum. Şu zor günlerde insan hayatından daha önemli hiçbir şey olmadığını vatandaşımızı hissettirmek için hassas olalım. 16 milyonluk İstanbul olmak üzere yerel yönetimler desteklenmelidir.

Belediyelerin bütçesi arttırılmalı

“Belediyelerin bütçeden aldığı tutar arttırılmalıdır. Belediyelerin vergi, sigorta gibi borçları ertelenmelidir. Bağış toplama konusunda da kolaylıklar sağlanmalıdır.

Atatürk Havalimanı koronavirüs hastanesine dönüştürülebilir

“Hasta sayısının hızla artacağı göz önünde bulundurulduğunda hava, kara, metro ile ulaşılabilecek Atatürk Havalimanı koronavirüs’le mücadele edilen hastaneye dönüştürülebilir. Asla panik yapmayacağız. En umutsuz zamanlarda bile birlikte mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bugünleri mahkûmiyet zamanı olarak görmeyeceğiz bu günleri, zamanı değerlendireceğiz.

Sağlığımızla ilgili yetkili kişilerden yapılan açıklamalara mutlaka kulak vereceğiz. Birlikte mücadele edeceğimizi unutmayın.”

Ordu İlkevüz’de çöp tesisine karşı çıktığı için tutuklanan Emine Elik tahliye oldu

Ordu İlküvez’de katı atık bertaraf tesislerinin çevreye verdiği zarara karşı üç ayı aşkın çadırlı nöbet tutan ve çöp dökülmesini engelleyen eylemcilerden Emine Elik tutuklu bulunduğu üç günün sonunda tahliye oldu.

Koronavirüs salgınının ardından eylemciler çadırda 3-5 kişiyle nöbet tutmaya devam ediyordu. 24 Mart Salı günü çadırın yıkılacağı duyumu üzerine İlkevüz Mahallesi halkı alana toplandı. Aralarından aynı zamanda arazinin de sahibi olan Emine Elik tutuklandı.

 

Gerekçe 300 metre yaklaşmama cezasını bozmak

Evrensel Ordu’da yer alan habere göre Emine Elik hakkında daha önce mahkeme tarafından tesisse 300 metreden fazla yaklaşmama cezası verilmişti. Tutuklanma gerekçesi de “mahkeme kararını ihlal” olarak gösterildi.

Karara göre Emine Elik, iş ve çalışma hürriyetini ihlal, hakaret ve daha önce verilen çöp tesisine 300 metre yaklaşmama cezasını 10 metre yaklaşarak ihlal ettiği suçlarından tutuklanmıştı. Çöp tesisinin bitişiği arazinin Emine Elik’e ait olmasına rağmen, Elik’in köyden olmadığı iddia edilmekte. Elik, verilen itiraz dilekcesi sonrasında 26 Mart günü tahliye oldu.

 

Dr. John Murray, koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti

Akciğer hastalıkları üzerinde çalışmalarıyla bilinen Dr. John Murray koronavirüsün (Covid-19) yol açtığı akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) sebebiyle hayatını kaybetti. Murray, ironik bir şekilde ARDS tanısını ilk kez koyan bilim insanıydı.

San Francisco Hastanesi‘nde emekli akciğer ve yoğun bakım şefi olan Dr. John F. Murray, 24 Mart’ta Ekim ayından bu yana yaşadığı Paris’te hayatını kaybetti. Murray, öldüğünde 93 yaşındaydı.

San Francisco Chronicle’da yer alan habere göre açıklama yapan oğlu Doug Murray, annesinin ve kız kardeşinin de koronavirüs şüphesiyle kendilerini karantina altına aldığını duyurdu.

İlk yoğun bakım ünitesini kurdu

Murray, hastanede geçirdiği 23 yıl boyunca ilk yoğun bakım ünitesini kurdu ve 1994’te emekli olana kadar birkaç nesil tıp stajyerini eğitti. Ayrıca, UC San Francisco Üniversitesi’nde tıp profesörü olarak görev yaptı. Emekli olduktan sonra da San Francisco Hastanesi yoğun bakım ünitesinde eğitim vermek için her yaz Paris’ten buraya gelip gitmeye devam etti.

Murray’in yenilikleri arasında, bireylerin tedavi edilirken ilgilenen hekimin, hemşireler, sosyal hizmet uzmanları ve aile ile iletişimde olacağı bir takım yaklaşımını geliştirmek vardı. Bu süreç, özellikle AIDS krizi patladığında çokça kullanılmaya başlandı ve en kritik vakalar tedavi için San Francisco Hastanesi’ne getirilmeye başlandı.

Trajik ve ironik bir ölüm

AIDS tanısının konulmasından da önce Murray, dünyanın dört bir yanından akciğer uzmanlarını bir araya getirerek uygun tanı ve tedavi belirleme çalışmalarına öncülük etti.

Ayrıca Covid-19 salgınının sebep olduğu ARDS olarak bilinen akciğer hastalığını tanımlayan öncü isimlerden oldu.  Oğlu Douglas Murray “ARDS’si olan insanlar için tedavi planları geliştirdi ve sonunda trajik ve ironik olarak ARDS’den öldü” dedi.

Kitapları okullarda öğretiliyor

Murray, akciğer doktorları için eğitim programının geliştirilmesine de yardımcı oldu ve 1976’da yayınlanan “Normal Akciğer: Akciğer Hastalığının Teşhisi ve Tedavisi için Temel” adlı temel ders kitabını yazdı. Daha sonra kaleme aldığı “Murray & Nadel’in Solunum Tıbbı”, şimdi altıncı baskısında ve 2021’e geldiğimizde çok satan tıbbi yayınlar listesinin yedinci sırasında yer alıyordu.

Ayrıca genel okuyucuya hitap eden kitaplar da yazan Murray 2000 yılında “Yoğun Bakım: Bir Doktor Dergisi” ve 2015 yılında da “Yaşlanmanın İşleyişi: Bilim Ne Yapabilir?” isimli kitapları kaleme aldı.

 

 

Gezi’de atılan gaz fişeğine 10 bin TL tazminat

Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaralanan Melih Dalbudak‘a yaşam hakkının ihlal edildiği ve polisler hakkında inceleme raporu hazırlanmasına karşın soruşturma izni verilmediği gerekçesiyle 10 bin tazminat ödenmesine hükmetti.

Olay, 10 Eylül 2013 tarihinde Beyoğlu Büyükparmakkapı Sokak’ta meydana geldi. Melih Dalbudak, polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucunda yaralandı. Dalbudak hastaneden rapor alarak savcılığa şikayet etti. Bölgedeki iş yerlerinin kamera kayıtlarının izlenerek olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Kamera kayıtlarında tespit edilen polis memurları E.D. ve F.D. hakkında soruşturma izni istedi. İncelemeler sonrasında iki polisin görev sırasında Büyükparmakkapı sokakta bulunmadığı, olay günü eylemcilerin barikatlar kurduğu ve kolluk kuvvetlerine taşlı sopalı saldırılarda bulunulduğu ve zor kullanmanın kaçınılmaz olduğu gerekçesiyle müdahalenin hukuk çerçevesinde yapıldığı belirtildi. İncelemede iddianın ötesine geçilemediği ve herhangi bir personel tespit edilemediği için polisler hakkında soruşturmaya izin verilmedi.

Dalbudak, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’ne maddi ve manevi tazminat davası açtı. İdare mahkemesi tarafından maddi zararın tespit edilmediği gerekçesiyle maddi tazminat istemi reddedildi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Dalbudak’ın dosyası incelemeye alındı.

Dosyayı inceleyen AYM şu tespitlerde bulundu:

Güç kullanımı mutlak zorunlu değildi

 Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklarda olaydaki gaz fişeklerini atan silahların kim tarafından, nerede, nasıl, neden kullanıldığına ve başvurucunun nasıl yaralandığına dair bir açıklama yer almamıştır. Ayrıca olay hakkında yürütülen soruşturma da bahse konu silahların mutlak zorunlu bir durumda kullanıldığını ortaya koyamamıştır. Bu nedenle başvurucunun ciddi biçimde yaralanmasına neden olan güç kullanımı mutlak zorunlu bir durumda gerçekleşmemiştir.

Eğitim verildi mi?

 Başvuruda incelenmesi gereken ikinci husus, gaz silahı kullanan kolluk görevlilerinin bu konuda bir eğitim almış olup olmadığı ile operasyonun planlama ve kontrolü kapsamında yürütülen işlemlerin ve alınan tedbirlerin neler olduğu, kolluk görevlilerinin zor kullanma yetkisini düzenleyen mevzuatın bu silahların keyfî ve aşırı kullanımına engel olacak ve kişiyi istenmeyen kazalara karşı koruyacak güvenceleri içerip içermediğidir. Ancak Başsavcılığın yürüttüğü soruşturmadaki eksiklikler bu hususta bir değerlendirme yapılmasına imkân vermemiştir.

Kontrolsüz müdahale

Sonuç olarak, müdahaleyi gerektiren bir duruma sebep olan kişilerden olduğu ortaya konulamayan başvurucunun bu müdahaleden etkilenmemesi için kolluk görevlilerinin gerekli tedbirleri almadıkları ve olaya müdahaleleri sırasında kontrolsüz bir şekilde gaz fişeği kullanarak başvurucunun yaralanmasına sebep oldukları kanaatine varılmıştır. Bu nedenle olayda yaşam hakkının maddi boyutu ihlal edilmiştir.

3 yıl sonra arama kararı

 Diğer yandan olayı aydınlatabilecek ve başvurucunun yaralanmasının sorumlusunun belirlenmesini sağlayabilecek delillerin toplanmasında; kamera kayıtlarının elde edilmesinde özen gösterilmemesi, olay anında hangi kolluk görevlilerinin nerede ve nasıl gaz silahı kullandığı, görevlendirilenler ve gaz silahı kullanma konusunda eğitim almış kişiler dışında gaz silahı kullanan kolluk görevlisi olup olmadığının tespit edilmesi konusunda gerekli çabanın gösterilmemesi gibi önemli eksiklikler vardır. Ayrıca daimi arama kararı soruşturmanın başlamasından ancak 3 yıl 1 ay sonra verilmiştir. Bu bakımdan yürütülen soruşturma Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği özen ve süratten yoksundur.”

AYM, bu gerekçelerle Dalbudak’ın yaşam hakkının ihlal edildiği için 10 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Korona pozitif hasta eve gönderildi, bütün apartmana bulaştırdı

İstanbul Avcılar’da oturan 46 yaşındaki M.U’ya, öksürük, nefes darlığı ve ateş şikayetiyle gittiği hastanede test yapılmayıp eve gönderildiği iddia edildi. Uluç’un ailesinin anlattığına göre, ertesi gün durumu ağırlaşınca yapılan testte virüs teşhis edildi, bu kez de hastanede yer yok dendi. Eve dönmek zorunda kalan adamın ailesinde ve komşularında da korona semptomları görünüyor.

DW’den Tunca Öğreten’in haberine göre M.U’nun yaşadığı ihmaller zinciri şöyle gerçekleşti:

E.U 24 yaşında. Namık Kemal Üniversitesi Veteriner Fakültesi beşinci sınıf öğrencisi. Babası, annesi ve büyükannesi ile birlikte İstanbul Avcılar’da bir apartman dairesinde yaşıyor.

46 yaşındaki emekli babası M.U, geçen pazar gecesi rahatsızlanır. E.  ve 43 yaşındaki annesi A.U. öksürük, yüksek ateş ve nefes darlığı gibi semptomlar nedeniyle Covid-19’dan şüphelenir ve M.U’yu Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi’ne götürürler. Hastanenin acil servisinde muayene edilen M.U, görevli doktorların semptomları yetersiz bulması nedeniyle Covid-19 testi yapılmaksızın eve gönderilir.

Ailesiyle birlikte eve dönen M.U, bir sonraki gece daha da ağırlaşır. Aile bu kez Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yolunu tutar. Burada semptomları Covid-19 için yeterli görülen M.U’nun tomografisi çekilir, test yapılır. Testin sonucu pozitif çıkar. Ancak bu defa da yetkililer aileye hastanede boş oda olmadığı için yatışını sağlayamayacaklarını, arzu ederlerse hastanede bekleyebileceklerini söyler. Doktorların sunduğu ikinci alternatif ise M.U’nun kendini evde karantinaya alabileceği yönünde olur. Aile bir süre hastane koridorlarında bekler. Saatler ilerledikçe M.U, bu duruma dayanamaz ve evine dönmeye razı olur.

Üniversitesi öğrencisi E.U, doktorlar tarafından yazılan reçeteyi ve Covid-19 pozitif babasını alarak çaresiz bir şekilde gece 2.30’da eve döner. Sabah olduğunda reçetedeki ilaçları temin etmek için soluğu eczanede alan anne, Sosyal Güvenlik Kurumu sistemine ait kayıtlarda eşi M.U’un hastanede yattığını görür. Öyle ki sabaha karşı eve gönderilen M.U, hastane kayıtlarına yatan hasta olarak geçirilmiştir.

‘Kediye, köpeğe bile böyle yapmıyoruz’

E.U, test neticesinde babasında Covid-19 virüsü tespit edilmesine karşın eve gönderilmelerine anlam veremediğini söylüyor. E.U, sözlerine şöyle devam ediyor: “Biz veterinerlik fakültesinde böyle bir ihmal ve hatayı kediye, köpeğe dahi yapmıyoruz.”

Takvim 25 Mart Çarşamba akşamını gösterdiğinde M.U’un durumu daha da ağırlaşır. Nefes alamaz, durmaksızın öksürür. Daha da kötüsü evin 70 yaşındaki büyükannesi A.U’da da Covid-19 semptomları gözükmeye başlar. Yaşlı kadın nefes darlığı çekmektedir. E.U, 112 Acil Servis’i arayıp durumu anlatır. Ekipler kısa süre sonra kapıdadır. M.U ve A.U, ambulansla Esenyurt Devlet Hastanesi’ne götürülür. Yapılan tetkiklerin ardından M.U’nun  derhal hastaneye yatışı sağlanır. Benzer semptomlar görülmesi nedeniyle büyükanneye de Covid-19 testi yapılır. Sonuç ise pozitiftir. O da bir başka odaya yatırılır ve tedavisine başlanır.

E.U, yaşadıklarını anlatırken konuşması sık sık öksürük nedeniyle kesiliyor ve “Sağlığınız nasıl?” sorumuza şu yanıtı veriyor: “Annemde de, bende de Covid-19 semptomları var. Sadece bizde değil. Oturduğumuz apartmanda dokuz kişi yaşıyor ve herkeste benzer rahatsızlıklar var. Büyük ihtimalle hepimiz virüsü kaptık, pozitifiz.”

E.U’nun anlattıklarına göre sağlık görevlileri Avcılar’daki apartmana gelerek tüm sakinlere test yapacaklar. Belki de hastanenin ihmali nedeniyle dokuz kişinin daha testi pozitif çıkacak.

26 Mart’ta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı son rakamlara göre Türkiye’deki vaka sayısı 3 bin 629. Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısıysa 75. Son 24 saatte 7 bin 286 kişiye test yapıldıysa da uzmanlar bugüne dek yapılan test sayısının yetersiz ve virüsle mücadelede büyük bir eksik olduğu görüşünde. “