Ana Sayfa Blog Sayfa 2121

Dört bölge ‘hassas alan’ ilan edildi

 

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarıyla; bazı alanlar “kesin korunacak hassas alan”, ”Yaban Hayatı Geliştirme Sahası” “kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı” olarak tescil ve ilan edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla “kesin korunacak hassas alan” ilan edilen yerler şöyle:

  • Kayseri’nin Yeşilhisar, Yahyalı ve Develi ilçe sınırlarında bulunan Sultan Sazlığı Sit Alanı
  • Van’ın Edremit ve Gevaş ilçe sınırlarındaki Dönemeç Sazlıkları Potansiyel Doğal Sit Alanı
  • Sivas’ın Hafik ilçesindeki Hafik (Büyük) Gölü Potansiyel Doğal Sit Alanı
  • Giresun’un Yağlıdere ilçesindeki Gölyanı Yaylası Doğal Sit Alanı.

Şanlıurfa’nın Birecik ilçesindeki bazı alanlar ”Yaban Hayatı Geliştirme Sahası” olarak, Samsun’un Canik ilçesindeki bazı alanlar da “kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı” olarak belirlendi.

Giresun Gölyanı Yaylası.

Ayrıca, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın kapsadığı illere Amasya ve Çorum da eklendi.

Santraller için acele kamulaştırma

Kastamonu Cide’de Başak Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali’nin yapımı amacıyla Kapısuyu köyü sınırlarında yer alan bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. Resmi Gazete’de yer alan karara göre, Balıkesir’de inşa edilecek Tatlıpınar Rüzgar Enerji Santrali için Karesi ve Balya ilçelerindeki bazı taşınmazlar için de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca acele kamulaştırma kararı verildi.

24 Ocak 2020 tarihli Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ndeki bazı taşınmazların Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca acele kamulaştırılmasına yönelik karar ise yürürlükten kaldırıldı.

Soma’da hüküm giyen mühendis, ölümlü maden davasında bilirkişi oldu

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayla ilgili davada hapis cezası alan mühendis Fuat Ünal Aydın’ın Muğla’nın Milas ilçesinde üç işçinin yaşamını yitirdiği maden kazasıyla ilgili davada bilirkişi olarak atandığı ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Alican Uludağ‘ın aktardığına göre, Milas’a bağlı Sakarya Mahallesi Yumrataş mevkiinde, feldspat madeni çıkarılan ocakta, 18 Şubat günü meydana gelen göçükte üç işçi yaşamını yitirdi. Kazada ölen işçi Şükrü Otlak’ın ailesinin açtığı dava Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Mahkeme 4 Mayıs’ta Soma Asliye Ceza Mahkemesi’ne yazdığı talimatla, Urungu Erdal Özer, Serkan Kılınç, İlhan Çolak, Bilal İpekçi, Ahmet Haşim Demirler, Fuat Ünal Aydın ve Engin Kibar’ı bilirkişi olarak atadı.

Avukatlar: Hepsi iş kazaları olan şirketlerin personeli

Bilirkişi olarak tayin edilen kişilerden Fuat Ünal Aydın’ın altı yıl önceki Soma faciasıyla ilgili davada 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi. Hayatını kaybeden işçi Şükrü Otlak’ın ailesinin avukatları Can Atalay ve Ayvaz Demircan, dün mahkemeye dilekçe vererek, kendilerinden habersiz oluşturulan bilirkişi heyetine itiraz etti. 

Dilekçede Aydın’ın bir başka maden kazası dosyasında bilirkişi olarak tayin edilmesinin, hukuka aykırılığının ötesinde hukuk devleti ilkesini de temelinden sarstığı ifade edildi. Avukatların dilekçesinde ayrıca bilirkişilerin hiçbirinin akademik unvana sahip olmadığı, tümünün maden sektöründe, farklı kazalarla gündeme gelen şirketlerde çalışan kişiler olduğu belirtildi.

Türkiye’de koronavirüs: 53 kişi daha hayatını kaybetti, toplam can kaybı 3 bin 894

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle 53 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1704 yeni tanı konduğunu açıkladı. Böylece koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 894’e, vaka sayısı 141 bin 475’e yükseldi.

Bakanlığın paylaştığı bilgilere göre, 3 bin 109 kişinin daha hastalığı atlatmasıyla iyileşenlerin sayısı 98 bin 889 oldu. 37 bin 351 yeni testle birlikte toplam test sayısı da 1 milyon 440 bin 671’e ulaştı.

Koca paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Yeni vaka sayısındaki artış öngörülebilir sınırlarda. TOPLAM VAKALARIN %70’İ İYİLEŞMİŞ DURUMDA. Yoğun bakım hasta sayımız azalmaya devam ediyor. Maske + sosyal mesafe: Virüse karşı gücümüz bu! Risk kalabalık ortamlarda. Uzak duralım” 

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O tarihten bu yana vaka ve ölüm sayıları şöyle: 

11 Mart: 1 vaka
13 Mart: 3 vaka
14 Mart: 6 vaka
15 Mart: 18 vaka
16 Mart: 29 vaka
17 Mart: 51 vaka, 1 ölüm
18 Mart: 93 vaka, 1 ölüm
19 Mart: 168 vaka, 2 ölüm (1.981 test)
20 Mart: 311 vaka, 5 ölüm (3.656 test)
21 Mart: 277 vaka, 12 ölüm (2.953 test)
22 Mart: 289 vaka, 9 ölüm
23 Mart: 293 vaka, 7 ölüm (3.672 test)
24 Mart: 343 vaka, 7 ölüm (3.952 test)
25 Mart: 561 vaka, 15 ölüm (5.035 test)
26 Mart: 1196 vaka, 16 ölüm (7.286 test)
27 Mart: 2069 vaka, 17 ölüm (7.533 test)
28 Mart: 1704 vaka, 16 ölüm (7.641 test)
29 Mart: 1815 vaka, 23 ölüm (9.982 test)
30 Mart: 1610 vaka, 37 ölüm (11.535 test)
31 Mart: 2704 vaka, 46 ölüm (15.422 test)

1 Nisan: 2148 vaka, 63 ölüm (14.396 test)
2 Nisan: 2456 vaka, 79 ölüm (18.757 test)
3 Nisan: 2786 vaka, 69 ölüm (16.160 test)
4 Nisan: 3012 vaka, 76 ölüm (19.664 test)
5 Nisan: 3015 vaka, 73 ölüm (20.065 test)
6 Nisan: 3148 vaka, 75 ölüm (21.400 test)
7 Nisan: 3892 vaka, 76 ölüm (20.023 test)
8 Nisan: 4117 vaka, 87 ölüm (24.900 test)
9 Nisan: 4056 vaka, 96 ölüm (28.578 test)
10 Nisan: 4747 vaka, 98 ölüm (30.864 test)
11 Nisan: 5138 vaka, 95 ölüm (33.170 test)
12 Nisan: 4789 vaka, 97 ölüm (35.720 test)
13 Nisan: 4093 vaka, 98 ölüm (34.456 test)
14 Nisan: 4062 vaka, 107 ölüm (33.070 test)
15 Nisan: 4281 vaka, 115 ölüm (34.090 test)
16 Nisan: 4801 vaka, 125 ölüm (40.427 test)
17 Nisan: 4353 vaka, 126 ölüm (40.270 test)
18 Nisan: 3783 vaka, 121 ölüm (40.520 test)
19 Nisan: 3977 vaka, 127 ölüm (35.344 test)
20 Nisan: 4674 vaka, 123 ölüm (39.703 test)
21 Nisan: 4611 vaka, 119 ölüm (39.429 test)
22 Nisan: 3083 vaka, 117 ölüm (37.535 test)
23 Nisan: 3116 vaka, 115 ölüm (40.962 test)
24 Nisan: 3122 vaka, 109 ölüm (38.351 test)
25 Nisan: 2861 vaka, 106 ölüm (38.308 test)
26 Nisan: 2357 vaka, 99 ölüm (30.177 test)
27 Nisan: 2131 vaka, 95 ölüm (20.143 test)
28 Nisan: 2392 vaka, 92 ölüm (29.230 test)
29 Nisan: 2936 vaka, 89 ölüm (43.498 test)
30 Nisan: 2615 vaka, 93 ölüm (42.004 test)

1 Mayıs: 2188 vaka, 84 ölüm (41.431 test)
2 Mayıs: 1983 vaka, 78 ölüm (36.318 test)
3 Mayıs: 1670 vaka, 61 ölüm (24.001 test)
4 Mayıs: 1614 vaka, 64 ölüm (35.771 test)
5 Mayıs: 1832 vaka, 59 ölüm (33.283 test)
6 Mayıs: 2253 vaka, 64 ölüm (30.303 test)
7 Mayıs: 1977 vaka, 57 ölüm (30.395 test)
8 Mayıs: 1848 vaka, 48 ölüm (33.687 test)
9 Mayıs: 1546 vaka, 50 ölüm (35. 605 test)
10 Mayıs: 1152 vaka, 47 ölüm (36.187 test)
11 Mayıs: 1114 vaka, 55 ölüm (32.722 test)
12 Mayıs: 1704 vaka, 53 ölüm (37.351 test)

AİHM, Osman Kavala kararına Türkiye’nin itirazını reddetti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık 2019’da tutuklu iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala için açıkladığı “hak ihlali ve derhal tahliye” kararına Türkiye‘nin yaptığı itirazı reddetti. Ancak, “Gezi olaylarını organize etmek suretiyle cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği” suçlamasıyla ilgili olan bu karar, daha sonra “casusluk” iddiasıyla tekrar tutuklanan Kavala’nın durumunda değişiklik yaratmayacak.

T24‘ün aktardığına göre, AİHM, geçen yıl 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü‘nde açıkladığı kararla, Kavala’nın Gezi Parkı süreci nedeniyle tutuklanması ve cezaevinde geçirdiği süreyle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) üç noktada ihlal edildiğine hükmetmişti.

Mahkeme; birinci “ihlal” kararında, AİHS’nin “Özgürlük ve Güvenlik Hakkı” başlığını taşıyan 5’inci maddesinin ihlal edildiğini belirterek, “Kavala’nın Gezi olaylarını organize etmek suretiyle cebir ve şiddet kullanarak hükûmeti devirme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ettiği yolunda ‘kuvvetli şüphe bulunmadığına” hükmetmişti.

AİHM, ikinci “ihlal” kararını, yine AİHS’nin 5’inci maddesine dayandırmış ve “Kavala’nın 16 ay iddianame olmaksızın tutuklu olarak alıkonması ve yargılamanın tutuklamadan 1 yıl 7 ay sonra başlaması”nı sözleşmein ihlali olarak değerlendirmişti.

AİHM’in dosyada Türkiye aleyhine verdiği üçüncü “ihlal” kararını da, “Anılan hak ve özgürlüklere bu Sözleşme hükümleri ile izin verilen kısıtlamalar öngörüldükleri amaç dışında uygulanamaz” düzenlemesini içeren AİHS’nin 18’inci maddesine dayanarak hükmetmişti.

İtirazın Büyük Daire’ye taşınmasına gerek görülmedi

Türkiye, üç aylık sürenin sonunda karara itiraz etti. Ancak AİHM’de üç yargıçtan oluşan panel, dosyayı Büyük Daire’ye götürmeye gerek görmeden itirazı reddederek kararı kesinleştirdi.

Bu karar sürecinin ardından Osman Kavala hakkında, 2 yıl 4 ay tutuklu kaldıktan sonra Gezi Parkı dosyasından tahliye kararı verildi. Ancak Kavala, henüz cezaevinden çıkarılmadan, aynı gerekçelerle ancak bu kez “casusluk” iddiasıyla bir kez daha tutuklandı. Osman Kavala 924 gündür Silivri Cezaevi‘nde tutuklu bulunuyor. 

Bartın doğası can çekişiyor

Doğal güzelliğiyle ünlü Bartın son günlerde şehir merkezinde ve ormanlık alanlarında gerçekleşen birden çok ekolojik yıkımın tehdidi altında.

Şehir içerisindeki tarihi ağaçlar ‘cami inşaatı’ ve ‘ağaçların polen yayması’ gerekçeleriyle ardı ardına kesilirken, endemik türlerin bulunduğu ormanlık arazilerdeki ağaçlar ise taş çıkartmak için yok edildi.

Evliya Çelebi’yi gören 500 yıllık ağaç kesildi

Bartın ilinde yer alan Gölbucağı Mahallesi’nde Tarım İl Müdürlüğü bitişiğindeki çocuk parkında bulunan 500 yıllık dişbudak ağacı Evliya Çelebi Camisi inşaatına yer açmak için kökünden kesildi.

Kesim işlemine tepki gösteren mahalle sakinlerinden Mehmet Kalafat yaptığı açıklamada “Yeni Evliya Çelebi Cami yapıyoruz diye Evliya Çelebi’yi görmüş bir ağaç cinayete kurban gitti” dedi.

‘Tarihe veya doğaya saygıları yok’

Yakın zamanda kalan üç tarihi ağaçtan ikisinin de kesileceğini belirten Kalafat, “Bu ağzı dili olmayan zenginliklerimizi koruyacak bir makam yok mudur? Vicdanlar bu kadar mı körelmiş ve kabuk bağlamıştır” diye sordu.

Bartın’da, Endüstri Meslek Lisesi olarak kullanılan 120 yıllık tarihi binanın da geçtiğimiz yıl külliyeli cami yapılmak üzere yıkıldığını hatırlatan Kalafat, yetkililerin tarihe veya doğaya bir saygı duymamasını eleştirdi. Yeni yapılması planlanan cami ise tarihi bina yerine yapılan caminin bir kilometreden daha az bir mesafesinde yer alıyor.

40 yıllık kavak ağaçları kesildi

Öte yandan Bartın Atatürk Stadyumu’nun arka tarafında yer alan çocuk parkında başka bir ağaç kesimi daha gerçekleşti. Bartın Belediyesi tarafından gerçekleştirilen kesimin gerekçesi ise bu sefer kavak ağaçlarının polen yayması oldu.

Avukat Diren Cevahir Şen Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Lise dönemimden beri orada büyüyen 40 senelik kavak ağaçları birdenbire Belediye yetkilileri tarafından kesildi. Kesimlerin neden yapıldığı sorulduğunda ise ‘emir öyle geldi’ cevabı verildi” dedi.

Fotoğraf: Gökhan Başoğlu

Gerekçe ağaçların polen yayması

Yaklaşık 10 ağacın kesildiğini belirten avukat, konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne bilgilendirme başvurusunda bulunulduğunu belirtti. Gelen cevapta ise şu ifadeler yer aldı:

Kavak ağaçlarının bahar aylarında üretmiş olduğu polenden dolayı solunum sorunu ve alerjik reaksiyonu bulunan vatandaşlarımızın sağlığını olumsuz etkilediği ve boyları 12 ile 13 metreyi bulan ağaçların yerleşim ve yaşam alanlarına yakınlığı da göz önünde bulundurularak oluşabilecek can ve mal kaybını önlemek için kesildi.

Fotoğraf: Gökhan Başoğlu

‘Baraj için ormanlık alanda taş kırıyorlar’

Bartın’daki başka bir ekoloji katliamının ise ormanlık arazilerde yapıldığını söyleyen Şen, Ulus ilçesine bağlı Kumluca Beldesi’nde Küre Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan ormanda taş kırmak için birçok ağaç kesildiğini belirtti.

Yerel muhabir Ayhan Acar tarafından görüntülenen olayı değerlendiren Şen “Oradaki endemik bitkiler ve orman katledilmiş. Gerekçe olarak ise Kozcağız’daki baraj için taş gerekli olması gösterildi” dedi.

‘Kesim için izinleri yok’

Şen, kendisinin de bu sefer başka bir lokasyonda taş çıkartmak için yapılan orman kesimlerini görüntülediğini söyledi. Gürgenpınarı mevkiinde yapılan taş ocağındaki işlemleri görüntülediğini söyleyen Şen kesimlerin yolun karşı tarafında da devam ettiğini söyledi ve “Bildiğimiz kadarıyla bu işlemler için herhangi bir izinleri yok” dedi.

Ormanlık arazilerin ve tarihi ağaçların bu şekilde kesilmesine sessiz kalamayacaklarını belirten Şen, konuyla ilgili bölgede bulunan Bartın Kültür ve Çevre Varlıklarını Koruma, Bartın Tel Kırma Derneği, Halkevleri gibi oluşumlar ile iletişime geçtiğini söyledi.

Ekip, konuyla ilgili bilgilendirme başvurularını tamamladıktan sonra, ağaç kesimlerinin durdurulması için yasal başvuruda bulunacak.

Hentbol ligleri de iptal

Türkiye Hentbol Federasyonu, tüm hentbol liglerinin normal sezon sıralamasına göre tescil edildiğini bildirdi. Federasyondan yapılan açıklamada, “Hiçbir ligimizde ve Türkiye Kupası’nda şampiyon ilan edilmeyecektir. Sezon öncesi ilan edilen statülerde yer alan ligden düşme uygulanmayacaktır” denildi. 

Türkiye’de ve tüm dünyada Covid-19 salgınının neden olduğu belirsizlikle mücadelede, federasyonun üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalıştığının kaydedildiği açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Mehmet Kasapoğlu ile birlikte hentbol faaliyetleri ile ilgili olarak izlenecek yol, federasyonumuz tarafından büyük bir titizlikle yürütülmeye çalışılmıştır. Oluşan durum ile yaşanan belirsizliğin lig faaliyetlerimiz ve Türkiye Kupası müsabakalarımıza olumsuz etkiler vermemesi adına yönetim kurulumuz telekonferans yöntemi ile bir toplantı gerçekleştirmiştir. Türk hentbolunun içerisinde yer alan sporcu, antrenör, hakem, idareci kısaca hentbol ailesinin sağlığını korumak amacıyla, Türkiye Hentbol Federasyonu Yönetim Kurulu, kulüplerin Avrupa kupalarındaki temsil hakları liglerin sıralaması göre yönetim kurulumuz tarafından belirlenecektir. Gelecek sezonun lig yapıları, takım sayıları, ilgili mevzuat hükümlerine göre yönetim kurulumuz tarafından oluşturulacaktır.”

TFF yalnız kaldı

Basketbol ve voleybol federasyonları da dün yaptıkları açıklamada  ligi olduğu gibi tescil ederek şampiyon çıkarmadıklarını ve küme düşmenin uygulanmayacağını açıklamıştı.

Öte yandan TFF yönetimi, liglerin 12 Haziran’da başlaması kararından henüz geri adım atmadı

Brezilya hükümeti binlerce askeri Amazonlar’ı korumak için görevlendirdi

Brezilya hükümeti, orman yangınları sezonunun başlaması öncesinde Amazon yağmur ormanlarını ormansızlaşmadan korumak için binlerce askeri görevlendirdi.

Reuters’dan Jake Spring’in haberine göre Başkan Yardımcısı Hamilton Mourao, konuyla ilgili bir basın açıklaması düzenledi. Mouro, silahlı kuvvetler, çevre yetkilileri, polis ve diğer hükümet kurumlarının yer aldığı bir grubun Pazartesi günü Bolivya sınırına yakın Rondonia eyaletinde operasyona başladığını duyurdu.

Ormansızlaşma 11 yılın en yüksek seviyesinde

Cuma günü yayınlanan hükümet verilerine göre Amazonlar’daki ormansızlaşma yılın ilk dört ayında 2019 yılının aynı dönemine göre yüzde 55 arttı. Ekolojik yıkım geçtiğimiz 11 yılın en yüksek seviyesi olarak kaydedildi. Veriler Brezilya’nın dünyanın en büyük yağmur ormanını korumak için yeterince çaba göstermediğini ortaya koyuyordu.

Mourao yaptığı konuşmada “Dünyanın geri kalanı tarafından çevre düşmanı olarak adlandırılmak istemeyiz” ifadelerini kullandı. Başkan Jair Bolsonaro, ekibi yangınların tüm dünya gündemine oturduğu 2019 yılından üç ay önce yetkilendirerek alana gönderdi.

Savunma Bakanı Fernando Azevedo, silahlı kuvvetlerin üç Amazon şehrinde üsler kurduklarını, 3 bin 800 askerin yasadışı tomrukçuluk ve diğer suçlara karşı harekete geçtiğini ve ilk operasyonel maliyetlerinin 10 milyar doları bulduğunu söyledi.

 

İmamoğlu’ndan Kültür Bakanı’na: Galata Kulesi’ne el koymanız hukuksuz

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, belediye mülkiyetinde bulunan Galata Kulesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devir kararı alınmasıyla ilgili mektup yayımladı.

Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a hitaben yazılan mektupta, tarihi yapının 1855 yılından beri İstanbul Belediyesi tüzel kişiliğinin mülkü olduğu ve kararın milletin yüzlerce yıllık vakıflar geleneği ile bağdaşmadığını vurgulandı. 

Hukuki süreç sürüyor

Bakanlığın, belediyenin on farklı mülkiyetine daha el koyma girişiminde bulunduğunu, birlikte çalışma yoluna da başvurmadığını ifade eden İmamoğlu, “Bu hukuksuz ve hakkaniyetsiz girişimlerinizi kamuoyuyla paylaşacak ve bakanlığınızın tutumlarının İstanbul haklı tarafından bilinmesini sağlayacağız” dedi. İmamoğlu, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın tahliye kararının da hukuka aykırı olduğunu, mahkeme sürecinin devam ettiğini anımsattı.

İmamoğlu’nun  Ersoy’a yazdığı açık mektup özetle şöyle:

“Sayın Mehmet Ersoy

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı olarak başta Galata Kulesi olmak üzere şehrimizdeki kültürel ve anıtsal varlıkların kullanımı ve işletilmesi konusunda belediyemizle bakanlığınız arasında kapsamlı bir mutabakat ve iş birliği zeminini geliştirmek adına uzun süredir yürütmekte olduğumuz çabalarımız ne yazık ki, kamu yararına bir sonuç üretememiştir.

İstanbul şehrinin kültürel ve anıtsal varlıkları ile ilgili geleceğe ilişkin bir master plan hazırlamak, bu plan doğrultusunda bakanlığınızla her alanda iş birliği yapmak ve neticede hem İstanbul’un hem de Türkiye’nin turizm sektörünün yeniden hareketleneceği günler için omuz omuza çalışmak yerine, bakanlığınızın tarihi gerçeklere, hukukun evrensel ilkelerine ve vakıf anlayışının özüne aykırı kararı ve müdahalesi nedeniyle kaynaklarımızı ve değerlerimizi heba eden bir noktaya gelinmiştir.

Bakanlığınızın Galata Kulesi’nin kullanımına ilişkin tavrı üç temel nedenden dolayı yanlıştır.

1-Bakanlığınızın girişimleri ile gelinen nokta, tarihi olarak yanlış ve hakkaniyetsizdir: Çünkü, Galata Kulesi inşa edildiği VI. Yüzyıldan itibaren İstanbul’u başkent olarak kabul eden Roma, Doğu Roma (Bizans), Latin ve Osmanlı İmparatorlukları dönemlerinden beri bu şehrin en önemli ikonik varlıklarından biridir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, İstanbul’un kültürel ve turistik varlıklarına birlikte sahip çıkmaları ve müşterek projeler uygulamaları yerine, tek taraflı bir irade ile varlıklara el koymak, hem bu aziz şehrin geleceğine, hem devletimizin geleneklerine ve hem de söz konusu tarihi miras – anıtsal yapılara zarar verecektir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 2017 yılında hazırlanmış ve kurul tarafından onaylanmış restorasyon ve müzeye dönüştürme projeleri kamuoyunca bilinirken ve Koruma Kurulu kararlarıyla da varlığı aleni ve resmi bir hal almış iken, müzenin İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmasına müsaade edilmemiş, Koruma Kurulu onaylı İBB projeleri, ihtilaflı mülkiyet davaları ve tahliye işlemleri çerçevesinde engellenmiştir.

Galata Kulesi ve civarında bir müze ve kültür rotası çıkarılması düşünülüyorsa bu projenin detayları, Anıtlar Kurulu tarafından onaylanmış olup olmadığı, ne olduğu kamuoyuna açıklanmayan projenin muhteviyatının neden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden gizlendiği ve ortak akıl masasında değerlendirmeye neden açılmadığı merak konusudur. Galata Kulesi gibi tarihi miras niteliğinde bir eserin, plansız-programsız bir yatırıma konu edilmesi, hem esere, hem eserin fonksiyonuna zarar vererek telafi edilmesi imkansız sonuçlara yol açacak hem de kamu kaynaklarının akıbeti belirsiz şekilde harcanması nedeniyle kamu zararlarının doğmasına sebep olabilecektir.

2-Bakanlığınızın girişimleri ile gelinen nokta, hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinden yanlış ve hakkaniyetsizdir: Çünkü Galata Kulesi, İstanbul’da modern anlamda belediyenin resmen kurulduğu 1855 yılından beri İstanbul Belediyesi tüzel kişiliğinin mülküdür ve bu süre boyunca İstanbul Belediyesi tüzel kişiliği veya iştirakleri tarafından işletilmiştir. 2008’de çıkan Vakıflar Kanunu’nun, tarihi vakıf kültür varlıklarını korumak yerine mülk devşirme gerekçesi gibi kullanılan 30. Maddesinin, hukukun evrensel ilkelerinin mesnetsiz bir yorumuna dayanarak; ve herhangi bir mahkeme kararı dahi söz konusu olmadan 2019 yılı Mayıs ayında Galata Kulesi’nin mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş, bu hukuka aykırı süreç bakanlığınızın vaki taleplerine dayanak yapılmıştır. İstanbul’un kent kimliğinin mütemmim cüzü durumunda bulunan Galata Kulesi’nin tapu tescili, tarihi belgelere aykırı biçimde ve hukuk katledilerek yapılamaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda açmış olduğu dava henüz sonuçlanmamıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eski yönetimi döneminde yapılmadığı halde, Galata Kulesi’nin mülkiyetine hukukun temel prensiplerine aykırı şekilde Tapu Müdürlüğü üzerinden el konulmasının kamuoyu tarafından, yeni yönetimin hareket alanlarını kısıtlamak amacıyla bakanlığınız tarafından yürütülmekte olan ve devletin birliği anlayışına sığmayan bir siyasi manevra olarak görüleceği tabiidir.

3-Bakanlığınızın girişimleri ile gelinen nokta, milletimizin yüzlerce yıllık vakıflar geleneğine aykırı, vakıf mevzuatı açısından yanlış ve hakkaniyetsizdir: Çünkü Galata Kulesi vakıf yoluyla meydana gelmemiştir ve asla bir vakıf kültür varlığı değildir. Tüm tarihi kaynaklardan ve belgelerden net olarak 6. yüzyılda yapıldığı bilindiği halde, Galata Kulesi’ne ait İBB mülkiyetinin defter üzerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi işlemi her türlü mevzuata, teamüllere; vakıf fikrine ve değerlerine aykırıdır. Doğaldır ki, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Galata Kulesi’nin vakıf yoluyla meydana geldiği hiçbir biçimde ispatlanmamıştır. Geçerli ve hakiki bir belgeye dayanmadan kulenin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi akıl dışıdır, hukuk dışıdır. Bu nedenle Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesine dayanarak işlem yapılması abestir, akıl tutulmasıdır. Çünkü 30. Madde tamamen vakıf yolu ile meydana gelen ve vakıf kültür varlığı olan eserleri kapsamaktadır. 2008’den bu yana dile getirilmeyen kulenin sözde vakıf kültür varlığı olduğu iddiası, her ne hikmetse göreve başladığımızdan 1 ay sonra devreye sokulmuştur. Hukukun işleyeceğine ve mahkeme sürecinin Galata Kulesi mülkünün tekrar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne tescili ile sonlanacağına inancımız tamdır.”

Soma iş cinayetinin altıncı yılı: Bizi tekmelediğinizi unutmayacağız

Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği, Manisa’nın Soma ilçesinde 301 işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetinin altıncı yılında yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle yapamayacakları basın açıklamasını yazılı olarak paylaştı.

13 Mayıs 2014’te meydana gelen iş cinayetinin ardından başlayan yargı sürecinin sonunda, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıklardan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik ve Maden Mühendisi Ertan Ersoy hakkında 15 ile 22 yıl 6 ay arasında hapis cezasına hükmetti.

Tutuksuz sanıklardan dokuz kişi için de hapis cezası kararı veren heyet, şirket sahibi Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında ise beraat kararı verdi.

Temyiz başvurusunu inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, 19 Nisan 2019 tarihli kararında beş tutuklu sanığa verilen 15 ila 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarını yerinde bulurken Soma’daki madenin patronu Can Gürkan’ı tahliye etti. Dosya Yargıtay’da.

Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin açıklamasında, yerel mahkemenin Can Gürkan’a verdiği hapis cezasının ölen her işçi için 6 gün hapis yatacağı anlamına geldiği vurgulanarak “6 gün biçtiğiniz cezayı bile çok görüp bu kararı bozdunuz. Çıkardınız evlatlarımızın katillerini” denildi.

“Acımız ilk günkü gibi taze”

Açıklamada özetle şu ifadelere yer verildi:

“Evlatlarımızın hayatını altı günle sınırlıyorlar. 301 evladın yaşamının bedelini 6 günle biçiyorlar. Evlatlarımızın son sözlerinin bile ne olduğunu bilemedik biz. Çocukken ateşlendiklerinde 6gün gözlerimizi kırpmadık biz.

Okula başlayacakları zaman heyecandan 6 gün uyuyamadık biz. Şimdiyse, evlatlarımızın elimizden alınmasına sebep olanlara 6 gün biçtiniz siz. Biliyor musunuz 6  yıl geçti 2014’ün üzerinden? Biz hala ilk günkü gibiyiz, acımız hala ilk günkü gibi taze.

“Bizleri tekmelediniz”

“Tekmelediniz bizleri sonraysa kendinize seçim yatırımı yapmak için bir özür dilettirdiniz. Kuru bir özür müydü o tekmenin acısını bizim yüreğimizden sökecek olan? O tekmeyi her gün attınız yüreklerimize her gün… Mahkeme salonlarında verdiğiniz kararlarla tekmelediniz. HSK önüne evlatlarımızın toprağını götürürken bizlere biber gazı sıkarak tekmelediniz. Avukatlarımıza şiddet gösterilmesine göz yumarak tekmelediniz.

Avukatlarımızı tutuklatarak tekmelediniz. Dava karar aşamasına gelmişken, hakimi değiştirerek tekmelediniz. En önemlisi de bizden öte kendinizi tekmelediniz. Onurunuzu tekmelediniz. Kamu vicdanını böylesine sarsan bir olayda onurunuzu bıraktınız o mahkeme koridorlarında. Adaleti ve bizleri katlettiğiniz yetmezmiş gibi kendi onurunuzu da katlettiniz. Aslolan yaşamaktan ziyade onurlu yaşamaktı oysa, unuttunuz.

Keşke bu kadarla sınırlı kalsaydı her şey ama tekmelemeye ve katletmeye doymayan siz ‘infaz yasası’ adı altında 6 gün biçtiğiniz cezayı bile çok görüp bu kararı bozdunuz. Çıkardınız evlatlarımızın katillerini…

‘Yeni Soma’lar yaşanmasın’

Şimdi soruyoruz size dilediğiniz hangi özür söndürür içimizdeki ateşi? Hangi örtü örter yüzünüze nakşolacak olan utancı? Sahi hiç utandınız mı siz? Hiç acımızı hissettiniz mi? Hiç kendi evlatlarınızın yüzüne bakarken içiniz cız etti mi? Babasına sarılabilen torunlarınızı görünce bir yerlerde babasına sarılamayan çocuklar olduğunu bildiniz mi?

Biz yitirdik evlatlarımızı, kardeşimizi, eşimizi, babamızı ancak mücadelemiz yeni Soma’lar yaşanmasın diyedir. Soma’dan sonra yüzlerce işçi kaybettik. Hepsinin ailelerinin yanındaydık. Acılarımız ortak, söylemlerimiz ortaktı: ‘Bir evladı daha kaybetmeyelim’.

Biz yaşatmak ve onları korumak için yola çıktıkça başka haberlerle yıkıldık. Ne olursa olsun biz evlatlarımız için mücadelemizi sürdüreceğiz. Onurumuzu yaşatmaya devam edeceğiz. Adaleti bu ülkede herkes için aramaya devam edeceğiz.” 

 

Fauci’den koronavirüs uyarısı: Erken normalleşme gereksiz acı ve ölüme sebep olacak

Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü‘nün direktörü ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hükümetin koronavirüse verdiği yanıtta merkezi bir figür olan Dr. Anthony Fauci, bugün senato karşısında erken normalleşme planlarının risklerine dair bir açıklama gerçekleştirecek.

New York Times, bugün Sağlık Eğitimi, Çalışma ve Emeklilik Komitesi‘ndeki yüksek profilli duruşmada gerçekleşecek konuşmayla ilgili “Fauci, ekonominin yeniden açılmasının gereksiz acı ve ölümlere sebep olacağını söyleyecek” dedi.

‘Salgını tetikleyecek’

Bu, önde gelen bulaşıcı hastalık uzmanının Başkan Donald Trump’ın Mart ayında ilan ettiği ulusal acil durum sonrasında milletvekillerine ve kamuoyuna sesleneceği ve yanında Trump olmadan yapacağı ilk açıklama olacak.  Oturumun öncesinde açıklama yapan Fauci, “Yarın Senato’da iletmek istediğim en önemli mesaj, ülkeyi erken açmaya çalışmanın tehlikesi” dedi.

Koronavirüs tedbirlerinin azaltılmasının kontrolsüz bir şekilde yapılmasının ülkedeki salgını tetikleyeceğini belirten Fauci, “Bu sadece gereksiz acı ve ölüme neden olmakla kalmayacak, aynı zamanda bizi normale dönme arayışımızın gerisine atacak” uyarısında bulundu.

Fotoğraf: Reuters

‘Vaka sayısında iki hafta boyunca düşüş olmalı’

Beyaz Saray tarafından hazırlanan üç aşamalı “Amerika’yı Yeniden Açıyoruz” isimli planı yorumlayan uzman, bu planın ekonomilerini hızlı bir şekilde açmayı önceleyen hükümet yetkililerine ait olduğunu söyledi.

Normalleşme süreci öncesinde iki hafta boyunca koronavirüs vaka sayısında azalma ve temasların takibinin yapılması gibi önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Fauci, birçok ülkenin bunları göz önüne almadan davrandığını ve yalnızca ekonomik durumu düşündüğünü söyledi.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri eski direktörü Dr. Thomas R. Frieden ise “Bilime dayalı olarak yeniden açılmıyoruz. Politika, ideoloji ve kamuoyu baskısına dayanarak yeniden açıyoruz. Ve bence kötü bir şekilde bitecek” değerlendirmesinde bulundu.