İfade ÖzgürlüğüLGBTİ+ManşetTürkiye

Onur Yürüyüşü davasında açıklamaya polis engeli: Hayatlarımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok

Geçen yıl Onur ayı olan Haziran’da gerçekleştirilen 19. LGBTİ+ Onur Yürüyüşü öncesi Mis Sokak’ta toplanan vatandaşlardan polis tarafından gözaltına alınan kişilerin davası bugün Çağlayan’da görüldü. Duruşma öncesi basın açıklaması yapmak isteyen LGBTİ+’lara polis müdahale etti.

Açıklama polis tarafından engellenirken adliye önünde gökkuşağı bayraklarıyla bir araya gelen LGBTİ+’lar polis tarafından çevrelendi.

Onur Yürüyüşü’ne katılmak üzere Mis Sokak’ta bulundukları için 46 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 41 kişi hakkında dava açılmıştı. Açılan altı ayrı davadan biri olan 19 kişinin yargılandığı onur yürüyüşü davası bugün görüldü.

Duruşma 10.00’da İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Onur Yürüyüşü’ne gelen yasaklamalara ve görülen davaya karşı kadın örgütleri de LGBTİ+ örgütlerinin yanında yer alıyor. Birçok kadın dayanışmasından söz konusu dava öncesi ve sonrası destek mesajları verildi.

Polisin engellediği basın açıklamasında ise davaya giden süreç ve LGBTİ+ haklarına karşı yapılan saldırılar şöyle anlatıldı:

“Geçtiğimiz yıl Haziran ayında 19. LGBTİ+ İstanbul Onur Yürüyüşü öncesi Mis Sokak’ta polis saldırısı gerçekleşmiş, gün boyu devam eden saldırıların ardından 46 kişi gözaltına alınmış, 41 kişiye dava açılmıştı.

Bugün burada, açılan altı ayrı davadan biri olan 19 kişinin yargılandığı onur yürüyüşü davası görülüyor. Gözaltına alınanlar hakkında hazırlanan iddianamede polis tarafından uygulanan işkence ve kötü muamele yer almazken özgürlük ve eşitlik talebi için sokağa çıkan LGBTİ+’lar cezalandırılmak isteniyor. Bu hukuksuzlukta ısrarcı olanlara tekrar hatırlatalım: basın açıklaması haktır, protesto haktır, örgütlenmek, itiraz ve mücadele etmek haktır.

Yıllardır kopyala yapıştır gerekçelerle yürüyüşümüzü yasaklayanların gerekçelerinden biri ise halkın huzur ve güvenliğini tehdit etmek. Halkın huzur ve güvenliğini tehdit eden Onur Yürüyüşleri değil, altı yıldır onur yürüyüşlerine saldıran kolluk ve LGBTİ+ düşmanlığını politikası haline getirmiş iktidardır. Bizi yargı taciziyle korkutmaya çalışanlar bilmelidirler ki toplumun huzuru Gezi Davası‘nda yargılananlar, politik tutsaklar, hayatını savunan ve müebbetle yargılanan kadınlar özgür kaldığında, LGBTİ+’lar dahil tüm ötekileştirilenler, düşmanlaştırılanlar, ezilenler haklarını aldığında ve yaşamları güvence altına alındığında sağlanacaktır. Eşitliğin, özgürlüğün olmadığı bir toplumda huzur da mümkün değildir!

Türkiye’nin en büyük yürüyüşlerinden birisi olan Onur Yürüyüşü’nü 2015’den beri yasaklayan erkek-devlet, LGBTİ+’lara yönelik hedef gösterme, nefret söylemleri ve özellikle trans kadınlara yönelik kamusal alanlardaki saldırılar yoluyla cezasızlıktan güç alan failler yaratmaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğine inanmayan iktidar İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıp bizleri şiddete açık hale getirirken söylemini de transfobi/homofobi üzerinden temellendirerek adeta şiddet faillerine arka çıktı.

LGBTİ+’ların temel haklarına ulaşmasına engel olan, LGBTİ+’ların taleplerine kulaklarını tıkayarak, bizleri yok saymaya çalışanlara inatla tekrar söylüyoruz: Bizler mücadele etmekte kararlıyız, hayatlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok. LGBTİ+’lar olarak yaşama, barınma, çalışma, eğitim ve sağlık gibi en temel haklarımızı geri almak; varoluşumuz baskılanmadan, rencide edilmeden, kınanmadan, aşağılanmadan yaşamak için verdiğimiz bu mücadelenin geri dönüşü yok.

Bizim geleceğe dair duyduğumuz umut, mücadelemizdeki inat ve ısrar, ufkumuz ve hayallerimiz sizin baskınızdan çok daha dirençli. Varoluş mücadelemizin dünü, bugünü ve yarını sizin yasaklarınızı aşar. Çünkü biz hep buradaydık, buradayız ve burada olacağız.

19 yıl olduğu gibi bu yılda bir araya geldiğimiz, birbirimizi bulduğumuz, varoluşumuzu, onurlu bir yaşam sürme mücadelemizi kutladığımız sokaklarda olmaya devam edeceğiz.”

Duruşma ertelendi

Yunus Emre Demir duruşmayı Kaos GL’de yayımlanan haberinde anlattı. Habere göre; davayı TİP Milletvekili Sera Kadıgil, TİP Parti Meclisi üyesi Meltem Kolgazi, Kaos GL, SPoD, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve Uluslararası Af Örgütü de takip etti.

Yaklaşık dört saat süren duruşma öncesi avukatların büyük salon talebi hakim tarafından dikkate alındı.

Sanık ve avukatların savunmalarının ardından hakim, savcının dosyadaki eksiklerin giderilmesi için ek süre talebini dikkate alarak duruşmayı 23 Aralık saat 10.00’a erteledi.

Beraat talebi

Avukat Umut Rojda Yıldırım beraat talebinde bulundu. Yıldırım talebinde soruşturma makamının yaptığı tek şeyin polis fezlekesini kopyalamak olduğunu ve iddianamenin özensizce hazırlandığını söyledi.

Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararının dahi dosyada olmadığını söyleyen Yıldırım, kaymakamlığın yasak kararını saat 17.00’de aldığını ancak müvekkillerin saat 15.00’te kolluk tarafından gözaltına alındığını ve bu yüzden yakalamaların hukuka aykırı olduğunu belirtti.

Savcı beraatin reddine ilişkin görüş bildirdi. Talep hakim tarafından reddedildi.

Polis: Vatan Emniyet’i kadınlar hamamına çevirdiniz

Yargılanan LGBTİ+ hak savunucularından Feride Eralp, polisin dağıldıkları esnada bir kişiyi enseden yakalayarak saldırdığını ve buna müdahale ederken gözaltına alındığını söyledi. Gözaltı aracında küfür ve hakaret edildiğini, şiddet uygulandığını, yüzüne vurulduğunu, pandeminin ortasında olunmasına rağmen maske verilmediğini, polislerin de maske takmayı reddettiğini söyleyen Eralp, Covid-19 ünitesinde saatlerce bekletildiklerini vurguladı. Eralp, polisin ayrımcı şiddetinin Vatan Emniyet’te de devam ettiğini ve polislerin “Vatan Emniyet’i kadınlar hamamına çevirdiniz” dediğini söyledi.

‘Direnmiyorum vurmayın artık’

LGBTİ+ hak savunucusu Ari Büyüktaş, “Polisler iki yönden zıt şeyler söyleyerek bizi sıkıştırdığı esnada bir polis memuru göğsüme vurarak beni darp etti. Darp edilen arkadaşıma yardım etmeye çalışırken polisler göğsüme ve sırtıma vurdu. Polise ‘direnmiyorum artık vurmayın’ dememe rağmen beni darp etmeye devam ettiler” dedi.

Hande Kader ve Ahmet Yıldız…

Yürüyüşe katılmak için Taksim’de bulunan Hande Sakarya, “Onur Yürüyüşü’ndeydim çünkü bu ülkede Hande Kader yakılarak öldürüldü, Ahmet Yıldız 13 yıl önce babası tarafından öldürüldü” dedi.

‘Hangisi ahlak?’

Sanık Saadet Selin Top ise “‘Toplum ahlakı’ denilerek yürüyüşlerimiz, kamusal alanı kullanma hakkımız şiddetle engellenirken sormadan edemiyoruz: Bu toplum kim, bu ahlak kimin ahlakı? Her yıl yüzlerce kadının ölümüne sessiz kalan toplumun ahlakı mı? Çocuk istismarını ‘çocuk gelin’ diyerek yasalaştırmaya çalışanların ahlakı mı? Savaşa bütçe ayıranların ahlakı mı? Göçmen işçileri üç kuruşa çalıştırıp o parayı da vermeyen, göçmen kadınları ve çocukları istismar edenlerin mi? Tüm bunlar ahlak olarak görülürken bizim varoluşumuz mu ahlaksızlık, sevdiğimiz kişinin kim olduğu mu?’ diye sordu.

Yargılanan hak savunucularından Aylin Çankaya ise şunları aktardı:

“Polisler çok saldırgandı. O esnada erkek bir polis beni kadın polislere doğru fırlattı ve ben de canım yandığı için bağırdım. Kadın polis boynumdan tutarak beni çekiştirmeye devam etti. Polis beni tehdit eden bir kişiyle şakalaştı. Tuvalete gitmek istediğimde şişeye işemem söylendi. Bu sene de benzer müdahaleler olacağını biliyorum. Ancak varoluşumuza engel olunamaz. Birileri yok olun diyince yok olmuyoruz.”

Gazeteci Bülent Kılıç 2021 Onur Yürüyüşü’nü izlerken gözaltına alınıyor, Kılıç sert müdahaleye karşı şunları söylemişti: Nefes alamıyorum
Fotoğraf: Hacı Bişkin / Gazete Duvar

‘Yargılanması gereken bizler değiliz kolluk ve nefreti körükleyen siyasilerdir’

Yürüyüş günü gözaltına alınan Hüsnü Beha Yıldız da şunları söyledi:

“Bir polis üstüme oturdu. Diğer polisler de kollarımdan ve bacaklarımdan tuttu. Ters kelepçe yaptılar. Gözlüğüm kırıldı ve üstüm yırtıldı. Ters kelepçeye itiraz ettiğimde ise susmam söylendi. Yargılanması gereken bizler değiliz kolluk ve nefreti körükleyen siyasilerdir.”

‘İddianame hukuka aykırı’

Avukat Hatice Tuğba Yılmaz, iddianamenin hukuka aykırı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Dosya kapsamı ve özensiz bir şekilde hazırlanan, yargılanan 19 kişiye karşı kişiselleştirilmiş hiçbir somut delilin mevcut olmadığı göz önünde bulundurulduğunda kovuşturma mecburiyetini gerektirecek bir durumun olmadığı da açıktır. Bu aleni durum ise, bu davayı, dilekçemizin başında açıklamış olduğumuz, LGBTİ+ bireylere genel ayrımcı bir tutumun sonucu haline getirmektedir.”

‘Eşitlik ilkesine aykırı’

Avukat Fulya Dağlı, yürüyüşe siyasi saiklerle müdahale edildiğini söyleyerek “Bu yapılan eşitlik ilkesine aykırıdır” dedi.

Avukat Ece Zelal Alma, polis tarafından barlarda kafelerde oturan LGBTİ+ hak savunucularına hukuksuz bir müdahale yapıldığını söyledi ve ekledi:

“Müvekkillerimiz ve diğer katılımcılara dair hiçbir şekilde dağılma anonsu yapılmadı, sağılma yeri gösterilmedi ve dağılmak için gereken süre tanınmadı.”