Doğa MücadelesiEditörün SeçtikleriEkolojiManşetYerel

MUÇEV’in kıyılara zulmü bitmiyor, göstermelik ihaleler ile sahilleri ele geçiriyor

Türkiye’de yer alan sahiller, plajlar, yat bağlama tesisleri, iskeleler ve koyların devlet eliyle özelleştirilmesi hız kesmeden devam ediyor.

Muğla Valiliği ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı‘nın iştiraki MUÇEV Turizm Ticaret Ltd. Şirketi (MUÇEV) birçok noktada ihalesiz bir şekilde kıyıların işletmesini üstleniyor.

25 dönümlük ormanlık alan kiralandı

Şirket son olarak Muğla’nın Menteşe ilçesinde yer alan 25 dönümlük ormanlık alanın 20 yıllık işletmesini üstlendi. Ancak düzenlendiği iddia edilen ihaleye başka bir şirket katılmadı.

Konuyla ilgili Yeşil Gazete’ye değerlendirmede bulunan Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Eş Sözcüsü Avukat Güngör Erçil, ihalenin duyurusunu AKP Menteşe İlçe Başkanı tarafından yapıldığını söyledi. Kamuya ilişkin bir haberin parti temsilcisi tarafından duyurulmasını yorumlayan Erçil “Parti-devlet özdeşleşmesinin çok belirgin örneklerinden birisini görüyoruz” dedi.

Aysultan Kadınlar Plajı 10 yıllığına devredildi

Şirket 7 Ağustos’ta tarihinde de Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından üç yıl boyunca işletilen ve 3’üncü derece doğal sit alanı olan Aysultan Kadınlar Plajı’nın işletmesini kiralamıştı.

Belediye’nin de başvuruda bulunduğu ancak başvurusunun reddedildiği plajı MUÇEV 10 yıl boyunca işletme hakkı kazandı.

Muğla’da 14 kıyı alanını işgal etti

Avukat Erçil şirkete kiralanan alanların bunlarla sınırlı olmadığını söylüyor. Muğla’da toplam 14 kıyı alanında MUÇEV’in varlığı söz konusu. Şirketin ‘ihalesini’ kazandığı bölgeler arasında Datça, Gökova, Akbük, Sarıgerme, Köyceğiz ve Akyaka gibi turizm ve doğal güzellikleri açısından önemli birçok yer bulunuyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da şirkete verilen ihaleler konusunda şeffaf bir şekilde hareket etmediğini belirten Erçil, sayının çok daha fazla olabileceğinin de altını çiziyor. Erçil “Kamuya şeffaflığı önemsemiyorlar. Bilgi edinmelere cevap vermiyorlar. Sözleşmelerinin yenilenip yenilenmediği bilgisini bile çok sonra kent konseyinde öğrendik” ifadelerini kullandı.

‘Kıyıları korumuyor’

Şirketin 2014 ile 2018 yılları arasındaki net kârının 18 milyon 532 bin TL olarak belirtiliyor. Şirketin internet sitesinde verilen bilgilerde ise bu paranın ‘Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Muğla Valiliği’nin uygun gördüğü yerlerde çevrenin kirlenmesi ve korunması için harcandığı’ öne sürülüyor.

MUÇEV’in kıyıları korumadığını belirten Erçil, “Şirket temelde Bakanlık’tan kiraladığı yerleri daha pahalı bir şekilde kıyıdaki işletmelere kiralıyor veya işletmesini kendi üstleniyor. Kıyıları korumak için bir kaygı duymuyorlar. En azından Datça’da bu konuda hiçbir şey yapmadıklarını gözlemledik” dedi.

‘Yapılan ihaleler yok hükmünde’

Şirkete yönelik eleştirilerinin 2014 yılından beri devam ettiğini söyleyen Erçil, “MUÇEV 2014 Nisan ayında kuruldu. Muğla, 2014’teki yerel seçimlerin ardından Büyükşehir Belediyesi olunca kıyıların kontrolü de özel idarenin kontrolünden çıktı” dedi.

Üç yıl boyunca kıyıların ihalesiz bir şekilde şirkete devredildiğini belirten Erçil, “2015 yılında dava açarak kiralamanın ihalesiz bir şekilde yapılamayacağını söyledik. Belediyelerin açtığı davalarda mahkemeler ve Danıştay tarafından karara bağlandı. Kararlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine çıkınca da ihale düzenlenmeye başladı. Ancak sonrasında da pazarlık usulü kimseye haber vermeden yapılan ihaleler yapılmaya başlandı” bilgisini paylaştı.

Yapılan ihalelerin de yok hükmünde olduğunu söyleyen Erçil “İhale dosyalarını inceledik. İhale hatalı değil açıkça yok hükmünde. Göstermelik oldukları belli” değerlendirmesinde bulundu.

Toplu dava açılamıyor

Avukat Erçil yapılan yok hükmündeki ihalelere karşı da yargı sürecini sürdürdüklerini belirtti. Ancak burada da Ankara ve Muğla İdare Mahkemeleri arasında gidip gelen dava dosyasında yetkisizlik kararları verilirken, esasa dair bir karar verilemedi.

Mahkemenin her  ihale için ayrı dava açılması gerektiğine hükmettiğine de değinen Erçil “Bu durum yurttaşları çok sayıda dava açmaya zorluyor. Hukukun uygulanmasını zorlaştırıyor” dedi.

‘Kıyılar özel mülk olarak kullanılamaz’

Kıyıların metalaştırılmasının mümkün olmadığını belirten Avukat Erçil, “Anayasa 43’üncü maddesi ve Kıyı Kanunu’nun 5’inci maddesi kıyıların özel mülk olarak kullanılamayacağını, kiralanmasının mümkün olmadığını gösteriyor. Devletin kamu yararını gözeterek düzenleme yapmaktan başka çaresi yok” ifadelerini kullandı.

Anayasa’nın 43’üncü maddesinde “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” ibaresi yer alıyor.

3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 5’inci maddesinde de kıyıların müşterekliği “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır, Kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” şeklinde belirtiliyor.

‘Devlet görevini şirkete devredemez’

Şu anda kıyıların MUÇEV’e kiralanmasını değerlendiren Erçil son olarak “Bu gördüğümüz özelleştirme ve devleti şirket gibi yönetme mantığının ürünü. Devlete yüklenen bir görev var. Devlet sahip çıkamadığını söyleyerek özel şirkete devrediyor. Devletin görevini kenara bırakıp ihale yapması asla söz konusu olmaz” ifadelerini kullandı.