EkonomiManşet

Mit 2 – Bütçe açıklarını azaltma bataktan çıkmanın tek yolu

0

David Ransom tarafından New Internationalist Magazine‘de yayınlanan haberi Yeşil Gazete yazarı Ali Serdar Gültekin‘in çevirisiyle paylaşıyoruz.

***

Nisan 2009’da BBC News Channel’a davet edildim. Zengin ülkelerin grubu G20 Londra’da bir zirve düzenliyordu. Dünya liderleri finansal krizden ötürü gizli bir panik havasındaydılar. Hiçbiri gerçekten ne olmakta olduğuna dair bir fikre sahip görünmüyordu. BBC sunucu bana şunu sordu: “Bildiğimiz anlamda kapitalizmin sonu mu bu?” Bir sefer için sorulması mantıklı bir soru gibi görünüyordu, BBC News yapımcıları için bile.

DebtCrisis
O zamanda, sınırsız miktarda kamu serveti çökmüş finansal mimariye saçılıyordu. Bununla birlikte daha fazla kamu serveti de mali teşvik olarak reel ekonomiyi kurtarmaya harcanıyordu. Eski taşıtlar satın alınıp hurdaya çıkarılıyordu ki yeni olanları satılsın ve daha az iş kaybedilsin. Bir zamanlar dünyadaki en büyük şirket olan General Motors iflastan kurtarılmak zorundaydı.

O zamanda, kimse bir şey önermeye cesaret edemiyordu. Neoliberal ekonomistler bile. Devlet politikalarını yöneten bir nesil boyunca, pazar her zaman kendini düzeltir anlayışı yerleşmişti. Bunların hiçbirinin olmaması gerekiyordu. Bir sefer için konuşacak söz bulamadılar. Tüm para nereden gelmişti? Nereye gitmişti? Neden kimse bunun geldiğini görememişti? Bundan sonra ne olacaktı? Kimse bir şey söyleyemiyordu. Özel sektörün borçlarının halk üzerine yıkılacağını anlamak için bir ekonomi dâhisi olmaya gerek yoktu, sadece 1980’lerde “Üçüncü Dünya” finansal krizlerinden itibaren bir seri finansal krizi ötelemekteydiler.

Fakat aynı yılın sonunda neoliberallerin tekrar koltuklarında oturacaklarını ve yüzsüz bir şekilde bu felaketin “yüksek kamu harcamaları” olduğunu söyleyeceklerini öngörebilmek için dünyanın genelinde “yapısal ayarlamalar”ın tecrübesini yaşamış olmanız gerekmekteydi. Finansal pazarların kefaleti ödenir ödenmez real ekonomi için mali teşvikler kesildi. Bunun yerine gerçekte devletlerin birer yaratıkları olan güya bağımsız olan merkez bankaları özel bankalara ve finansal pazarlara ücretsiz “helikopter” para dağıtmaya başladı ve onların bu para ile ne yapacaklarına karar vermelerine izin verdiler. Başka bir değişle Büyük Buhran’a sebep olan kurumlar bunun sona ereceğine güvenmekteydiler. Kayıtlara geçmiş en uzun süreli en düşük faiz oranlarıyla niceliksel gevşeme 5 trilyon ABD Dolarına yükseldi, ve yükselmeye devam ediyor. [1]

Bu her zaman becerikli bir muhasebe hilesi olarak kaldı. Niceliksel gevşeme merkez bankasının kayıtlarında yer alır, devletlerin değil. Artık bankalar devletlerin mali kaynaklarına ihtiyaç duymadıklarına göre öncelikler hükümet bütçelerinin, kamu personelinin ve hizmetlerin kırpılması oldu. Tabii ki “yüksek kamu harcamaları” kavramını da “yüksek kamu, nokta” olarak kırpmak.

Tüm bunlar gerçek temellere dayanmayan tek bir şeyden kaynaklanıyordu – devletlerin “çok fazla borçlandıkları”. Uluslararası Para Fonu gerçekte bunun tersinin olduğunu gösteriyordu.

Kamusal Borçler ve Bütçe

Kamusal Borçler ve Bütçe

2007’deki “Kredi Krizi”nden önce, kamu borçları ve bütçe açıkları hızla azalıyordu. İkisi de yüksekti ve neoliberal ekonomik politikaların etkilerinin hissedildiği 1980’lerin sonuna doğru hızla artıyorlardı. İkisi de iki Dünya Savaşı sırasında çok yüksektiler, ikincisi Büyük Buhran kadar bir servete mâl olmuştu. [2]

Fark İkinci Dünya Savaşı sırasındaki büyük çaplı kamu borçlanması ve bütçe açıklarının aslında gerçek silahlar, tanklar, ölüm ve yıkım anlamına gelse bile reel ekonomiye ve istihdama harcanmış olmasıydı. Bu en nihayetinde 1930’lardaki sürüncemeli Buhran’a son vermişti. 1950’ler ve 1960’larda borçları ve bütçe açıklarını azaltan kapitalist refahın “Altın Çağı” geldi.

2008’den beri, karşılaştırma olarak, kamu fonları reel ekonomi ve istihdama değil finansal pazarlara aktarıldı. Bundan ötürü büyük durgunluk Buhran’daki gibi devam etti. Büyük Durgunluk’un sona ermesi için daha büyük savaşlara ihtiyaç duyar halde kalmış olabiliriz. Dünya bir bütün olarak asla borç veya bütçe açığına sahip değil: Her borçlanan için bir de borç veren bulunmaktadır, her bütçe açığı için bütçe fazlası. Goldman Sachs baş ekonomistinin, finansal krizin merkezinde bulunan “vampir kamalar”, söylediği üzere kamu borçları her zaman özel tasarruflara eşittir. [3] Krizler yaşanır, 2007’de olduğu gibi, özel tasarruflar arttığında, reel ekonomiden çekildiğinde. Kamu borçları bununla birlikte artar. Eğer bu reel ekonomide kişisel borçlara karşılık harcanmazsa, kriz devam eder.

Gerçekte, ‘Büyük Daralma’nın zirvesinde bir “likidite tuzağı” yer alır – real ekonomiyi kişisel birikimlerin harcanması için sağlıklı hale getirmek için çok kısıtlı bir gelirle çok sayıda insan. [4] Bu devam ettikçe Büyük Daralma da devam edecektir.

Eğer politikanın belirli bir alına merakınız varsa, bu uygulama büyük bir başarı olur. Bir ekonomi miti gerçek üzerinde galiptir.

[2] Martin Wolf, The Shifts and the Shocks – what we’ve learned from the financial crisis, Penguin, 2014
[4] Paul Krugman, End This Depression Now, WW Norton, 2013

Haberin İngilizce orjinali

Haber: David Ransom

Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil GazeteNew Internationalist blog )

Kategori: Ekonomi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.