YerelDoğa MücadelesiEditörün SeçtikleriManşet

Milas’ta yeni baraj projesi: Halk kuraklığa ve göçe mahkum ediliyor

Muğla Milas’ın Kayaderesi Mahallesi sınırları içerisinde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yapılması planlanan baraj için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlatıldı.

Barajın Beçin Dağı ve Kavak Dağı’nın yamaçlarının suyunu toplayarak oluşan ve Milas’ın güney batısında yer alan tarım alanlarını sulayarak, Güllük Körfezi’ne ulaşan Kayaderesi Çayı üzerine yapılması planlanıyor.

Eğer baraj yapılırsa, 83 milyon metreküp kapasitesiyle bölgedeki en büyük baraj olacak. Ancak Milas’ın çevre köylerinde büyük bir tahribata yol açacak barajın yalnızca Bodrum ilçesine su sağlaması planlanıyor.

‘Milas kurusun istiyorlar’

Proje dosyasında paylaşılan bilgilerde 2065’te Bodrum nüfusunun 730 bine ulaşacağının tahmin edildiği, bu sebeple bölgedeki su kıtlığının çok daha artacağı belirtiliyor.

Sunulan bu sebebin oldukça hatalı olduğunu belirten Muğla Çevre Platformu’ndan (MUÇEP) Umay Karabaş Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Bodrum’un nüfusunu durdurmayalım, havuzların sürekli doldurulup boşaltılmasına engel olmayalım, çimleri sulamaya, lüks tüketime devam edelim istiyorlar. Bunun yerine ise Milas’ın köylerinin ve doğasının kurumasını tercih ediyorlar” dedi.

‘Termik santral Milas’ın iki buçuk katı su tüketiyor’

Milas’ta yaşanan su sıkıntısının en büyük sebebinin termik santraller olduğunu hatırlatan Karabaş, “Hali hazırda su kullanım önceliği termik santral olmasa buradaki köylerin de suyu var. Yeniköy Termik Santrali soğutma tankı yüzde 90 dolacak diye insanlar İkizköy’de aylarca susuz kaldı” dedi.

MUÇEP’ten Deniz Gümüşel ise “Yeniköy Termik Santrali yeraltı sularını ve geyik barajı sularını kullanıyor. 15 yer altı kuyusundan su çekiyor. Bir yılda 135 bin nüfuslu Milas’ın iki buçuk katı su tüketiyor” bilgisini paylaştı.

Kayaderesi Mahallesi’nde toplantı

‘Bodrum’a su taşıyan ana boru sürekli patlıyor’

Bunun dışında mevcut su yönetiminin de oldukça hatalı olduğunu aktaran Gümüşel, DSİ aynı zamanda Bodrum’a su getiren 15 kilometrelik ana boru hattını yapan kuruluş. Bu boru işletmeye alındığından beri sürekli patlıyor. Sürekli bir zarar var. Arıtılmış su, patlayan boru sebebiyle sürekli akıyor. Bunu düzeltmek yerine başka bir baraj yapmaya kalkıyorlar” ifadesini kullandı.

Gümüşel açıklamasında “Bizim talebimiz alt yapı sorunlarını gidermeleri ve termik santraller için bunca su harcanmaması. Eğer bunlar yapılırsa buradaki su varlıkları oldukça yeterli olacak ve Milas’taki kırsal nüfusu göçe zorlayacak bir baraja ihtiyaç olmayacak” dedi.

Baraj yapılması planlanan bölgede anıt ağaçlar bulunuyor.

‘Haneler su altında kalacak’

Barajın yapılması durumunda su altında kalacak haneler olduğunu aktaran Gümüşel, “Çamlıca Köyü’nde 20 hane sular altında kalacak. Kayaderesi Mahallesi’nde de su altında kalacak yerler olacak” dedi.

Kayaderesi Mahallesi’ndeki insanların yeni bir yerleşim yerine geçmek için DSİ ile anlaşma yapmış olabileceğini belirten Gümüşel “Ancak Çamlıcı Köyü’ndekiler köylerini bırakmak istemiyor” ifadesini kullandı.

‘İnsanlar geçim kaynaklarını kaybedecek’

Kayaderesi Çayı üzerine kurulması planlanan barajın tek zararı sular altında kalacak bölgelerle de sınırlı değil. İkizköy Çevre Komitesi’nin yaptığı açıklamaya göre baraj yapılırsa Kayadere, İkizköy, Karacahisar, Çamköy, Çamovalı, Gökçeler, Yakaköy, Akyol ve Ekinanbarı köylerindeki su varlığı ve tarımsal üretim olumsuz etkilenecek.

Hat üzerinde yaşayanların geçimini tarım ve hayvancılık ile sağladığını belirten Gümüşel, “O dere ortadan kalkınca insanlar tarım yapamayacak, hayvanlarını besleyecek su bulamayacak” dedi.

Bunun dışında bölgede çam balı üretimi yapıldığını söyleyen Gümüşel, “Türkiye’nin dört bir yanından 500 tıra yakın kovan yazın buraya bırakılıyor. Yüzlerce arıcı işinden olacak” ifadelerini kullandı.

‘Çayın suyu yeterli değil’

Deniz Gümüşel bütün bu etkileri dışında da baraj projesinin akılcı bir yatırım olmadığını söyledi. Sebebi ise barajın kurulmak istediği çayın suyunun oldukça az olması.

Bölgedeki köylülerin çayın mevsimlik bir suyu olduğunu anlattığını aktaran Gümüşel, “Kasım’daki yağışlarla başlıyor, Mayıs ortasına kadar devam ediyor. 12 ay akan bir suyu yok. Hatta sürekli su olmadığı için köylü bile su ihtiyacını yüksek bir tepeden karşılıyor. Bu barajda nasıl su tutmayı düşünüyorlar? Akılcı bir yatırım gibi durmuyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘Havza Yönetim Planı yok’

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve MUSKİ tarafından Havza Yönetim Planı yapılması gerektiğini söyleyen Gümüşel, “İçme suyu havzalarının bir planı yapılmalı ki Bodrum’a böyle bir yatırım gerekli mi değil mi öğrenilsin. Eğer gerekliyse bunun ekosisteme en az zarar verecek şekilde nasıl yapılacağını öğrenmek için de plan gerekli” dedi.

Böyle bir planın yapılmadığını aktaran Gümüşel, “Belediye’nin burada öne çıkıp ‘Biz bir planlama oluşturmadan DSİ olarak böyle bir yatırıma girmeyin’ demesi gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘Halkın katılımı gözetilmedi’

4 Şubat Perşembe günü Çamköy Ortaokulu Konferans Salonu’nda Halkın Bilgilendirme Toplantısı yapıldı. Sonraki aşamada ise Bakanlığın buradaki itirazları da değerlendirerek ÇED raporunu açıklaması bekleniyor.

Bu toplantı düzenlenirken halkın katılımının gözetilmediğini öne süren Umay Karabaş, etkilenecek köylerde yaşayanların dahi toplantıdan son anda haberleri olduğunu söyledi.

Halkın Bilgilendirme Toplantısı

‘Siz hiç boğularak öldünüz mü?’

Halkın Bilgilendirme Toplantısı’nda söz alan MUÇEP Bodrum Meclisi üyesi Itri Levent Erkol, barajın bölgede koruma altındaki birçok hayvan türünün de yok olmasına sebep olacağını söyledi. Bu durumun Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirten Erkol konuşmasında şu soruyu sordu:

Proje dosyasında bölgede kaplumbağalar da olduğu belirtiliyor. Kaplumbağa zaten nesli yok olmak üzere olan bir tür. Ve dosyada diyor ki ‘Kaplumbağa zaten yavaş yürür ve sular altına kalacak.’ Siz hiç boğularak öldünüz mü hayatınızda? Veya bir canlının boğularak ölüşünü izlediniz mi?”

 

Kategori: Yerel