Dünyaİklim KriziManşet

Küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlamak için kömürün yüzde 90’ı yer altında kalmalı

University College London araştırmacılarının yaptığı bir çalışma, küresel ısınmayı 1,5 santigrat derecenin altında tutmak için 2050 yılına kadar hem petrol hem de doğal gazının yaklaşık yüzde 60’ının ve kömürün yüzde 90’ının yerin altında kalması gerektiğini ortaya koydu.

Bahsi geçen bu hedefe ulaşmak için ise küresel petrol ve doğal gaz üretiminin 2050 yılına kadar yıllık yüzde 3 oranında azalması gerekli.

Birçok proje hedefleri karşılayamıyor

Ancak, birçok fosil yakıt çıkarma projesi uluslararası kabul görmüş hedefleri karşılamaya elverişli değil. Birçok bölge, şimdiden fosil yakıt üretiminde en üst noktaya ulaşmış durumda. Durum böyle olunca da belli bir yerdeki üretimde herhangi bir artış, başka bir yerdeki üretimde daha büyük düşüş ile dengelenmek zorunda.

Araştırmacılar, bölgesel ve küresel olarak yer üstüne çıkarılmadan bırakılması gereken fosil yakıt miktarını değerlendirmek için küresel bir enerji sistemi modeli kullandılar.

Çıkarılmaması gereken rezervler, 2018 yılı rezervleri baz alınarak yüzde olarak şöyle hesaplandı: 2050 yılına kadar bu oranın petrol için yüzde 58, doğal gaz için yüzde 59 ve kömür için yüzde 89 olması gerekli.

‘Ciddi kesintiler yapılmalı’

Araştırmanın baş yazarı UCL Sürdürülebilir Kaynaklar Enstitüsü’nden Dan Welsby, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

2015’te 196 taraf Paris İklim Anlaşması’nı imzaladı ve ortalama küresel sıcaklık artışını 2°C’nin oldukça altında ve tercihen 1,5°C’de tutmayı hedefliyor. O zamandan beri, 1,5°C ile ilgili IPCC Özel Raporu, birbirini takip eden Üretim Açığı Raporları ve IEA Net Sıfır Raporu, net sıfır emisyona doğru ilerlemek için fosil yakıt üretiminde hemen ciddi kesintiler yapılması gerektiğini ve mevcut ile planlanan fosil yakıt üretimi gidişatının bizi yanlış yöne götürdüğünü gösteriyor.”

‘Orta Doğu’daki petrol üretimi, yarıya inmeli’

Ülkeler bölgesel enerji sektörlerinin ayrıntılı bir karakterizasyonuna izin veren 16 bölge olarak temsil edildi. Çıkarılamayan fosil yakıt rezervlerinin bölgesel dağılımı açısından, araştırmacılar, Orta Doğu‘nun petrol ve gaz rezervlerinin yaklaşık yüzde 60’ının yerin altında bırakılması gerektiğini tespit etti.

Bu durum, rezerv tabanının büyüklüğü göz önüne alındığında, aynı zamanda çok büyük mutlak hacimler anlamına geliyor. Welsby, “Orta Doğu’daki petrol üretimi, 2020 ile 2050 arasında kabaca yarıya inmeli; bu da ekonomilerinin hidrokarbon gelirlerine bağımlılıktan uzaklaştırılmasının çok kritik olduğunu gösteriyor” dedi.

Buna ek olarak, Kanada‘daki petrol kumları (%83) ve Orta ve Güney Amerika‘daki ultra ağır petrol (%73) dahil olmak üzere, rezerv bazında nispeten yüksek maliyetli ve yüksek karbon yoğunluklu petrol yataklarının ciddi konsantrasyonlara sahip olduğu bölgeler, büyük oranda çıkarılamayacak rezervi işaret ediyor. Çıkarılmaması gereken fosil yakıtların oranındaki bölgesel farklılıklar, çıkarma maliyetleri, üretimde karbon yoğunluğu ve fosil yakıtlara alternatif teknolojilerin maliyetleri gibi faktörlerin bir kombinasyonuna bağlı olarak elde ediliyor.

‘Fosil yakıtların azaltılması mümkün’

Dan Welsby, fosil yakıtların azaltılmasının tamamen mümkün olduğunu ifade etti:

1,5°C’yi karşılama olasılığını yalnızca %50 olarak kabul ettiğimiz ve negatif emisyon teknolojilerinin yaygınlaştırılması konusundaki büyük belirsizlikleri dikkate alarak bir karbon bütçesi kullandığımız göz önüne alındığında, çıkarılamayan rezervler ve üretimdeki düşüş oranlarına ilişkin tahminlerimizin muhtemelen gerçek değerinden çok daha düşük olduğunu vurguluyoruz. Ancak, Paris’te verilen taahhütleri yerine getirmek için siyasi iradenin mevcut olduğunu varsayarsak, çalışmamızda önerdiğimiz şekilde fosil yakıtların azaltılması tamamen mümkündür.”

Kategori: Dünya