Doğa MücadelesiManşetYerel

Korkuteli’de kömür ocağına verilen izin yargıya taşındı

Türkiye’de meyve üretiminin önemli bölgelerinden Antalya‘nın Korkuteli ilçesi Dereköy Mahallesi‘nde bir firmanın kömür ocağı açmak için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü‘ne yaptığı başvuruda, Toprak Koruma Kurulu‘nun kararı Tarım ve Orman Bakanlığı‘nca onaylanmadan ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verildi.

Kararın durdurulması ve iptali istemiyle Antalya Nöbetçi İdare Mahkemesi‘nde dava açıldı.

3 bin 700 dönüm tarım arazisi var

Antalya Nöbetçi İdare Mahkemesi‘ne 116 köylü ve Dereköy Toprak Sulama Kooperatifi tarafından, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü‘nün 1972 hektarlık alanın ilk etapta 40.69 hektarlık kısmı için bir firmaya kömür ocağı faaliyeti için verilen ÇED Gerekli Değildir kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açıldı.

Dava dilekçesinde, Dereköy ile yakınındaki Başpınar köylerinin meyve-sebze üretimi ve hayvancılıkla geçimini sağladığı, köyün yaylasında 3 bin 700 dönüm tarım arazisi bulunduğu belirtildi.

8 bin ton meyve üretiliyor

ÇED Gerekli Değildir kararı proje tanıtım dosyasının, gayet sıradan ve bölgenin özelliklerine hiç yer vermediği belirtilerek, bölgede 8 bin ton meyvecilik üretimi olduğu ve 3 bin küçükbaş hayvan bulunduğunun dosyada hiç geçmediği kaydedildi.

Önemli bir meyvecilik bölgesi olan Dereköy’de her yıl üretilen 8 bin ton meyvenin yüzde 80’inin ihraç edildiği de belirtilerek, 80-100 ton kiraz-vişne, 100 ton kayısı, 100 ton papaz eriğinin birinci kalite ihraç ürünü olduğu ve dosyada bu bilgilerin bulunmadığı dile getirildi.

Yılda 309 bin ton kömür çıkacak

Proje tanıtım dosyasının yasa ve mevzuata aykırı olduğuna işaret edilen dilekçede, alanda 4 yıl boyunca yılda 309 bin ton linyit kömürü çıkarılacağı, bölgedeki Menevişli Deresi’nin yatağını değiştireceği, arkeolojik kültürel varlıklarla ilgili bir koruma alanı oluşturulmadığı vurgulandı.

Bölgenin özellikleri, dere ve su yapısı, tarımı ve arkeolojik sahaları için önceden hiçbir araştırma yapılmadığı ve ÇED Gerekli Değildir kararının Danıştay kararlarına da açıkça aykırı olduğu kaydedildi.

Toprak Koruma Kurulu önce ‘olumsuz’ vermişti

Alanın 33.95 hektarının sulu mutlak tarım arazisi, 5.48 hektarının da dikili tarım arazisi olduğu vurgulandı. Toprak Koruma Kurulu’nun 16 Haziran 2020 tarihli kararı olumsuz iken, 16 Ekim 2020’de tarım sahalarının biraz küçültülmesi koşuluyla olumsuz görüşün ‘olur’a çevrildiği açıklandı.

Hukuka aykırı olduğu belirtilen bu kararın iptali için de dava açıldığı ifade edildi.

Yerleşim yerine 141 metre uzaklıkta

Ocağa en yakın yerleşim yerinin kuş uçuşu 141 metre olduğuna dikkat çekilen dilekçede, “Kömür ocağı sahasının hepsi tarım toprağıdır. Kömür ocaklarının tozuma ve yol kullanımıyla köy yollarını bozduğu, bitkilerin fotosentez yapmasını engellediği ve bu nedenle tarımsal verimin düştüğü bilinmektedir.  Yılda 309 bin ton kömür çıkarılacak, bunun da 40 ton taşıyan kamyonlarla yılda 7 bin 725 sefer, günde geliş-gidiş 50 sefer yapmaktadır ve ana yolu da bozacak bir etkiye sahiptir. Yılda 309 bin ton kömür işlemek için yaklaşık 2,5 milyon ton atık malzeme oluşacaktır” denildi.

Tozumanın insan ve çevre sağlığına etkileri

Tozumanın bölgedeki insan sağlığına etkilerine de dikkat çekilen dilekçede, şöyle denildi:

“Hesaplamaya göre dekapaj sırasında 9.42 kg/toz/saat, nakliye sırasında 0.66 /kg/toz/saat, yükleme sırasında 3.77 kg/toz/saat bulunmuştur. Ancak bu tozumanın çevrede insan sağlığı, tarım arazilerine ve dikili ağaçlara ne gibi zararları olduğu ortaya konulmamıştır. Kömür madeni kaynaklı tozlar nedeniyle kanser ve kronikleşen birçok akciğer hastalıklarının, sadece çalışanlarda değil çevresel atmosferi soluyan insanlarda da oluştuğu kanıtlanmıştır. Ayrıca böbrek hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları ölümlerini artırmaktadır.”

Kurul kararı onaylanmadan karar verildi

Kömür ocağına ilişkin açılan dava kapsamında önceki gün bilirkişi heyeti tarafından bölgede keşif yapıldığını belirten köylülerin avukatı Tuncay Koç, DHA’nın aktardığına göre “Toprak Koruma Kurulu önce buranın tarım vasfının değişmesine izin vermiyor, hatta önce konuyu görüşmeden geri yolluyor. Sonra ’60 hektar alanı düşürün’ diye reddediyor, alan 40.69 hektara düşürülerek geliyor. Toprak Koruma Kurulu’nda bazı üyeler katılmıyor, bazı üyeler ret oyu veriyor ve oy çokluğuyla karar çıkıyor. Alanın 33 hektarı birinci sınıf mutlak tarım arazisi, 5 hektarı dikili tarım arazisi. Karar onaylanması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na gönderildi, ancak daha bakanlık onaylamadan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verdi” dedi.