Doğa MücadelesiDünyaManşet

Kazma Bırak: Kirli enerji projeleri yürüten devletlere karşı birlikte mücadele edelim

Kazma Bırak Kampanyası‘nın her bir ülkede oluşturulmuş uluslararası koordinasyonları, 26 Ocak 1996 tarihinde Türkiye ve Yunanistan arasında meydana gelen Kardak/Imia Krizi‘nin yıl dönümünde tüm bölge haklarını barış ve iklim adaleti için mücadeleye etmeye çağıran geniş katılımlı ortak bir basın açıklaması düzenledi.

Kampanya bileşenleri, yaklaşık beş yıl aradan sonra 25 Ocak’ta Yunanistan ve Türkiye arasında başlayan istikşafi görüşmelerinin hemen ardından bu toplantıyı düzenledi.

Bileşenler, basın açıklamasında halklar arasında kışkırtılan milliyetçilik, yıkıcı kapitalist madencilik, iklim krizi, savaş ve bölgesel siyaset konularında ortak tutumlarını vurguladılar.

‘Enternasyonal mücadele zorunlu’

İlk olarak Türkiye’den Onur Yılmaz ülkenin bileşenleri adına açıklamayı yaptı. Yılmaz, eko-kırım projelerine karşı enternasyonal bir mücadelenin zorunlu olduğunu belirtti:

Ekonomik, politik, ideolojik, toplumsal, sebepleri ve sonuçları iç içe geçmiş tüm bu derin krizlerin belki de en keskin ve belirleyici olanını ise, şu an için günlük yaşam pratiklerimizi kökten değiştiren koronavirüs salgınının da bir sonucu olduğu küresel ekolojik çöküş oluşturuyor.

Yok olan canlılar, tahrip edilen deniz tabanı, ısınan hava, kirlenen su, artık daha az ürün veren topraklar işte bu sınır tanımaz eko-kırım projelerine karşı enternasyonal bir mücadeleyi zorunlu kılıyor.

AB bir yandan sahte azaltım planlarıyla dolu bir yeşil yıkama programı olan Yeşil Mutabakatı kabul etmiş, diğer yandan ise fosil yakıt boru hattı EastMed projesine kaynak ayırmaya devam etmektedir. Kazma Bırak kampanyası sermayenin kurallarına göre işleyen bu uluslararası emperyalist patronajı ve siyaseti reddederek doğanın ve onun bir parçası olan toplumun hakkını savunuyor.”

‘Temiz bir gezegende barış içinde yaşamak’

Yunanistan bileşenleri adına açıklama yapan Emmanuela Terzopoulou, Türkiye ve Yunanistan hükümetlerini kastederek şunları söyledi:

En büyük deniz altı doğal gaz boru hattı olan EastMed’den kar payı almaya çalışıyorlar.
Münhasır Ekonomik Bölgelerin kontrolü, yani Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerini işletmek için neredeyse bir savaş çıkartıyorlardı!
Bizleri bilinen ve henüz bilinmeyen rezervlerin işletilmesinin Akdeniz’deki halkların refahını sağlayacağına ikna etmeye çalışıyorlar. Bizleri bu rezervlerin kontrol edilip işletilmesinin her ülkenin “ulusal çıkarı” olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Yalan söylüyorlar. Petrol hiçbir petrol üreten ülkenin halkına refah getirmemiştir. Tersine çevresel felaketlere, yolsuzluklara ve otoriter yönetimlere neden olmuştur.
Akdeniz halkları olarak hidrokarbonların çıkartılmasından kazanacağımız hiçbir şey yok. Çıkarımız temiz bir gezegende barış içerisinde bir arada yaşamaktır. Çıkarımız çevrenin korunması, insana ve doğadaki tüm canlılara karşı saygı, aramıza inşa edilmeye çalışılan milliyetçilik duvarlarını yıkmak, dayanışma ve barışın savunulmasıdır.”

‘Doğal gaz çevresel bir fayda sağlamaz’

Kıbrıs için ise açıklamaları Myrto Skouroupathi ve Murat Kanatlı yaptı. İlk sözü alan Myrto Skouroupathi, doğal gazın daha çevreci bir fosil yakıt olarak sunulduğunu ancak durumun hiç de öyle olmadığını anlattı:

Kıbrıs’ta, enerji açısından izole bir ada olduğu için fosil gazı, teorik olarak daha kirletici ağır petrol ithalatına olan bağımlılığımızdan kurtulmanın ve böylece aynı zamanda emisyonlarımızı azaltmanın bir yolu olarak sunuluyor.
Oysa teorik olarak daha kirletici çünkü hükümetler çok rahatlıkla fosil gazı emisyonlarını yalnızca yanma sırasında hesaplamayı seçiyorlar. Gerçekte, gazın %5’inden fazlası çıkarma ve nakliye sırasında sızabilir. Sızan metan elbette karbondioksitten çok daha güçlü bir sera gazıdır. Bu nedenle, yaşam döngüsü boyunca doğal gaz herhangi bir çevresel fayda sağlamaz.”

‘Barış için gaz illüzyondur’

Murat Kanatlı ise açıklamasında şunları söyledi:

Yeni doğal gaz yataklarının keşfi ile beraber, bazı kesimler buradan elde edilecek finans ile çözüm sürecinin mali olarak desteklenebileceğini iddia etmektedir. Barış için gaz tamamıyla bir illüzyondur… Doğal gaz aramalarındaki süreç askeri gerginliği artırmakta, artan gerginlik de milliyetçiliği büyütmekte, toplumlararası güveni ortadan kaldırmaktadır, diğer birçok gerekçe yanında bu nedenle de doğal gaz aramalarına son verilmelidir.
Bu bir slogan veya basit bir kaygıya dayanan altı boş talep değildir.

Konuşmacılar, tüm bölge halklarını kirli enerji projeleri yürüten devlet ve şirketlere karşı birlikte mücadele etmeye ve kampanyayı büyütmeye çağırdı. Bir sonraki sempozyum ise şubat ayında düzenlenecek.

Kazma Bırak Kampanyası nedir?

Kazma Bırak Kampanyası 2020 yılında Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de fosil yakıt arayışının sonlanması talebiyle 25 Eylül’de 6. Uluslararası İklim Grevi gününde başladı.

Kısa sürede Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs’ın politik yapıları ve çevre örgütlerinin desteğini kazandı. Eylül ayından beri kampanyanın çevrimiçi etkinlikleri devam ediyor.